|
11 Mart 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Times gazetesinin iç sayfalarında yer alan bir haberde Hollanda'da, 1 Haziran'da yapılacak referandum öncesi, hükümetin Avrupa anayasasına "hayır" oyu çıkmasından endişe ettiğine dikkat çekiliyor.
Maastricht kentinden izlenimlerini yazan gazetenin muhabiri Anthony Browne, Hollanda'nın, Avrupa Birliği'nin kurucu üyelerinden olduğunu ve kamuoyunun birliğe desteğinin de geçmişte her zaman yüksek düzeyde seyrettiğini anımsatıyor. Ancak, Browne, kimi Hollandalıların Avrupa konusunda kuşkucu olmaya başladıklarını aktarıyor. Haberde görüşlerine yer verilen bir Hollandalı, Euro nedeniyle fiyatların iki katına çıkmasından yakınırken, bir diğeri de, Avrupa Birliği'nin standartlarının çeşitliliği azaltmasından şikayet ediyor. Times muhabiri, Hollanda kamuoyunun Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle müzakerelere başlama konusundaki kararına geniş ölçüde tepkili oldukları gözlemine de haberinde yer veriyor. Haberde yer alan bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre, Hollandalıların yüzde 42'si anayasaya hayır, yüzde 28'i de evet oyu kullanacağını beyan etmiş. Times muhabiri, hükümetin ümidini Hollanda'da yapılacak referandumdan önce Fransız ve Almanlar'ın anayasayı onaylamalarına, böylece kendisini izole edilmiş hissetmek istemeyen Hollandalıların da, referandumda "evet" oyu kullanmalarına bağladığını da aktarıyor. Habere göre, Hollanda hükümeti anayasanın kabulünü sağlamak için yoğun televizyon kampanyaları başlatmış. Ancak haberde görüşlerine yer verilen, Hollanda'nın önde gelen kamuoyu araştırma uzmanlarından Maurice de Hond, referandum kampanyası sırasında halkın dikkatinin anayasa dışındaki konulara yoğunlaştığına işaret ediyor ve şöyle devam ediyor: ''İnsanlar oy kullanırken zihinlerinde Euro konusu, 10 yeni üye, Türkiye ve hükümet olacak. Türkiye, halkın kafasında, hiç okumadıkları anayasadan, daha büyük ve daha net bir konu.'' 'Irak savaşının hukuki gerekçesi bir sayfa' Independent gazetesinde yer alan haberde, İngiliz hükümetini Irak savaşına taşıyan ve şimdiya kadar kamuoyuna açıklanmaması büyük tartışmalar yaratan "resmi hukuki görüş"ün tek sayfalık bir belge olduğunun ortaya çıktığı belirtiliyor. Bilginin kaynağı ise, parlamentoda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan hükümet sekreteri Andrew Turnbull. Adalet Bakanı tarafından hazırlanarak Başbakana sunulan hukuki değerlendirmeye ilişkin şunları aktarıyor Turnbull... ''Bu tavsiyenin daha uzun bir şekli yok. Bu, Adalet Bakanı'nın görüşlerinin nihai hali. Adalet Bakanı, kabine arkadaşlarının, askeri bir harekatın, kendi yorumuna göre, yasal temelleri olduğundan emin olmaları için bu belgenin kafi olduğunu düşünüyordu. Bu, belgenin, sunduğu görüşün özeti olduğu manasına gelmez. Belge, Adalet Bakanı'nın nihai tavsiyesiydi.'' 'İspanya'yı değiştiren katliam' İspanya'da yayımlanan El Mundo gazetesi, ''11 Mart, İspanya tarihinin en korkunç saldırısıydı'' diyerek, ülkenin çalkantılı gidişatında bir dönemeç olarak nitelediği olayların, İspanya'yı değiştiren katliam olarak hatırlanacağını vurguluyor. Avusturya'da yayımlanan Der Standard gazetesi, Avrupa'nın terör eylemlerine pek hedef olmadığı düşüncesinin bir kaç açıdan yanıltıcı olduğunu savunuyor ve kendi ifadesiyle, İslamcı teröristlerin Avrupa dışında saldırılarına devam ettiklerini ve kıtada da bunun yansımalarının olduğuna dikkat çekiyor. Gazete şöyle devam ediyor: ''Avrupa Birliği hükümetlerinin Rusya Federasyonu Başkanı'nın Çeçenistan'daki savaşına sessiz durmaları nedeniyle, Çeçen asilerin aşırı kanadının terörü Avrupa'ya taşıması an meselesi.'' İsviçre'de yayımlanan Tribune de Geneve gazetesi ise, Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik 11 Eylül saldırılarıyla Madrid saldırılarını her iki ülkenin ve halkların tepkileri bağlamında karşılaştırıyor. Gazete benzerliğin halkın sokaklara dökülüp eylemleri protesto etmesi ve şüpheli göçmenlerin tutuklanması olduğunun altını çiziyor. Gazeteye göre, farklılık ise; İspanyadaki şokun, ırkçı saldırılara, coşkulu vatansever tavırlara ve bunların da ötesinde olağanüstü bir yargılama sistemine yol açmamasıydı. Gazete, İspanya'da yapılan terörle mücadele konferansında İspanya Başbakanı Zapatero'nun, teröre karşı, Bush yönetiminin, gazetenin ifadesiyle, ''ne pahasına olursa olsun güvenlik kartını öne çıkaran'' yaklaşımının tersine ''uygarlıkların ittifakı'' çağrısı yapmasının katılımcılarının övgüsüne neden olduğunu yazıyor. Fransa'daki eylemlere yüzbinler katıldı Le Monde gazetesi, ücret zammı, haftalık çalışma süresinin 35 saat olarak kalması ve işçi çıkarmalara son verilmesi talepleriyle hem kamuda hem de özel sektörde çalışan yaklaşık bir milyon kişinin sokaklara döküldüğünü yazıyor. Gazete, polisin hesaplamalarına göre bu sayının 570 bin olduğuna dikkat çekiyor. Le Nouvel Observateur 'da bir yorum yazısında ise ''Ücretleri artırın, değişiklik olsun!'' deniyor ve devam ediliyor: ''Bize yıllarca, işsizlik sorununun çözümü için, emek maliyetlerinin azaltılmasının gerektiği söylendi. Peki şimdi ne görüyoruz? 25 yıllık ücret sınırlamasının ardından işsizlik oranının yüzde 10'un üzerine çıktığını; öte yandan, Fransa'nın en büyük üç bankasının rekor düzeyde kâr ettiklerini, büyük şirketlerin de son 15 yılda en kârlı dönemlerini yaşadıklarını ve yöneticilerin de kendilerini maaşlarında büyük artışlar yaparak ödüllendirdiklerini görüyoruz.'' 'Çıta yükseltiliyor' Financial Times gazetesinin iç sayfalarında yer alan bir haberde, İngiltere hükümetinin desteğiyle kurulan Afrika komisyonun çalışmalarını tamamladığı ve raporunu hazırladığı vurgulanıyor. Raporda, Afrika'ya yardımların iki, hatta üç katına çıkarılması, ticari engellerinin kaldırılması, kapasite arttırımı politikalarında yeni düzenlemelere gidilmesi ve bölgeye silah satışının kontrol altına alınması konularında 2006 yılına kadar görüşmelere başlanması öneriliyor. Independent gazetesi de, başyazısında raporda ''tutulmayan sözler'' bölümünün çarpıcı olduğuna dikkat çekerek, şu görüşleri dile getiriyor. ''Bu bölümde, zengin ülkelerin Afrika'ya yardım konusundaki vaadlerini yerine getirmekte ardarda yaşadığı başarısızlıklar sıralanıyor. Dünyanın artık yardımseverlik zihniyetinden, adalet anlaşıyına doğru ilerlemesi gerektiğinde ısrar eden bu rapor, bir eylem çağrısıdır. Üstelik zengin ülkelerin önündeki çıta iyice yüksek tutuluyor. Şimdi siyasetçilerin önündeki zorlu iş bu çıtayı aşmak.'' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||