BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 06 Mart, 2005 - TSİ 17:49
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
6 Mart 2005 Basın Özeti
"Irak Savaşının Gerçek Hikayesi" adlı kitabın yazarı Dilip Hiro, Observer gazetesindeki yazısında, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimlerin ardından tüm Orta Doğu'ya demokrasi getirebilececek bir hareketlenme başladığını belirtiyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Yazar, Irak'ta şiddete hedef olma pahasına milyonlarca kişinin büyük bir cesaret örneği göstererek sandık başına gittiğini, Filistin'de liderlik seçimlerini Temmuz ayında genel seçimlerin izleyeceğini, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in bu yıl sonlarında yapılacak başkanlık seçimlerine birden fazla partinin katılmasına izin verdiğini anımsatıyor.

Yazar ayrıca Lübnan'da halkın Suriye birliklerinin ülkeden çekilmesi için sokaklara dökülmesinden sonra Başbakan'ın istifa ettiğini belirtiyor ve "Tüm bunlar bir devrimdir" diyor.

Dilip Hiro'ya göre, 20'nci yüzyılın son çeyreğinden itibaren Arap dünyasında sosyal ve ekonomik bir dönüşüm süreci başladı. Özellikle iletişim alanındaki yenilikler bunda önemli rol oynadı.

1996'da kurulan El Cezire televizyonu birçok tabuyu yıktı. Arap ülkelerindeki otokratik rejimlerin engelleyemediği internet de değişim sürecine önemli katkıda bulundu.

Arap ülkelerinde işsizlik oranı yüzde 25 civarında. Halk, petrolden elde edilen onmilyarlarca doların nasıl çarçur edildiğini görmeye başladı.

Yazar Dilip Hiro'ya göre bu durum, kemikleşmiş sosyo-politik yapıyı değiştirme çabalarının itici gücü oldu. Mevcut yapıdan iktidarı elden bırakmayan Arap liderler kadar, kendisini insan hakları ve demokrasi şampiyonu ilan eden Amerika da sorumlu.

Amerika, Arap rejimlerinin demokratikleştirilmesini kendi ekonomik askeri ve stratejik çıkarlarına tercih etti.

Amerika seçici davrandı ve çıkar ilişkisine girdiği, üs bulundurduğu ülkelerde yaşananlara göz yumdu.

'İngiltere'de 200 El Kaide militanı var'

Sunday Times gazetesi, Ocak sonunda emekliye ayrılan Londra Emniyet Müdürü'ne dayanarak İngiltere'de 200 El Kaide üyesinin bulunduğunu öne sürüyor.

Emekli polis müdürü Sir John Stevens "New York'ta 11 Eylül'dekine ya da Geçen yıl Madrid'deki benzer saldırılar yapabilecek kapasitedeki bu kişiler, İngiltere caddelerinde ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar" diyor.

Sir Stevens Sunday Times'a demecinde bu nedenle hükümetin Lordlar Kamarası'nın onayını beklediği tartışmalı terörle mücadele yasasının yaşamsal önem taşıdığını söylüyor.

Stevens, "Yasaya muhalefet edenler, karşı karşıya olduğumuz tehlikenin boyutlarını bilmiyorlar" diyor ve bu yasa kapsamında, halkın can güvenliğini sağlamak için bazı kişilerin özgürlüklerinin sınırlandırılmasının doğal olduğunu öne sürüyor.

İngiltere Başbakanı Tony Blair de geçtiğimiz hafta ülkede saldırı düzenlemeye hazır yüzlerce teröristin bulunduğunu öne sürmüştü. Tony Blair, bu kişilerin Afganistan savaşı sırasında bombalanan El Kaide kamplarında eğitim görmüş militanlar olduğunu söylemişti.

Independent on Sunday gazetesi ise, Blair'in bu görüşünü, kendi güvenlik yetkililerinin paylaşmadığını belirtiyor.

"Hükümet seçimler öncesinde korkutma siyaseti mi izliyor?" diye soran gazeteye göre, İngiltere topraklarında gerçek terör tehdidi oluşturan 20-30 kişinin varlığından söz edilebileceğini belirtiyor.

Hükümete terör zanlılarını yargısız gözaltında tutma yetkisi veren 'terörizmin önlenmesi yasası' geçen hafta Avam Kamarası'nda kabul edilmişti.

İşçi Parti'den 60 milletvekilinin muhalefet saflarında oy vermesi ile, sadece 14 oy farkla geçen tasarı yasalaşırsa İçişleri Bakanlığı bireylerin telefon ve internet kullanımı gibi haklarını sınırlayabilecek, ya da istihbarat doğrultusunda istediği kişileri ev hapsine alabilecek.

Kuş gribi salgını uyarısı

Independent On Sunday gazetesi, İngiltere'yi bekleyen başka bir tehlikeden söz eden haberinde ülkede yaşanabilecek bir kuş gribi salgınında en az yarım milyon kişinin ölebileceğini belirtiyor.

Gazeteye göre Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünyayı saracak bir kuş gribi salgınının kapıda olduğu uyarısında bulunuyor.

İngiltere Sağlık Bakanlığı böyle bir salgına hazır olduğunu öne sürüyor.

Fakat Independent on Sunday'e göre, Amerika, İtalya ve Fransa gibi ülkeler bu konuda gerekli hazırlıkları yapmasına rağmen İngiltere'nin gerekli aşı stoğunu oluşturması 2-3 yıl alacak.

İnsanların bağışıklı olmadığı kuş gribi virüsü Güney Asya'da kümes hayvanlarını vurdu.

Bu virüs bazı kişilerin de ölümüne yol açtı. Fakat uluslararası sağlık kuruluşları büyük bir salgının başlamasının an meselesi olduğunu söylüyorlar.

Bilimadamlarına göre böyle bir salgın hızla dünyaya yayılabilir ve 1918-19 yılları arasında yaşanandan daha fazla sayıda insanın ölümüne yol açabilir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki salgında 50 milyon kişi ölmüştü.

Mevcut aşılar virüse karşı koruma sağlamıyor. Aşının ancak salgının başlamasından sonra üretilebileceği belirtiliyor.

Bu durumda dünyanın önünde sadece iki seçenek var. Birincisi kümes hayvanlarını vuran kuş gribi türüne karşı geliştirilen aşıları kullanmak.

Bu aşı, insanların hastalığa yakalanmasını önlemiyor fakat, ölümleri engelleyebileceği söyleniyor. İkinci seçenek ise Roche şirketinin geliştirdiği
Tamiflu adlı aşı.

Bu aşı da insanların hastalığa yakalanmasını önleyemiyor fakat hastalığın tahribatını önemli ölçüde azaltıyor.

Şimdiye kadar 12 ülke Roche'a aşı siparişi verdi. Nüfusunun dörtte biri için aşı siparişi veren İngiltere, sipariş kuyruğunda arka sıralarda bulunuyor.

Hong Kong'da nüfusu artırma çabası

Sunday Telegraph'a göre, nüfusu bir milyar 300 milyona çıkan Çin, tek çocuk politikasının başarılı olması için çaba harcarken, bu ülkenin bir parçası olan Hong Kong'da yönetim aileleri daha fazla çocuk yapmaya teşvik ediyor.

Çin'e bağlı olmasına rağmen özel bir statüsü bulunan 7 milyon nüfuslu Hong Kong'un yöneticileri ailelerden en az üç çocuk yapmalarını istiyor.

Dünyada doğum oranının en düşük bölgesi olan Hong Kong'da bu çağrıya uyan aileler binlerce dolarlık vergi indiriminden yararlanacak.

Ancak gazeteye göre, pahalılık, eğitim, sağlık ve konut sorunları yüzünden ailelerin yüzde 90'ı bu çağrıya uymayacaklarını söylüyor. 1997'de İngiltere Hong Kong'un yönetimini Çin'e devretmişti.

Hong Kong yöneticileri o dönemde Çin'den yaşanabilecek göçmen akınına karşı Pekin'den önlem almasını istemişti. Şimdi Hong Kong yönetimi, nüfusu artırmak için Çin'den buraya gelenlerin ülkeye yerleşmelerini kolaylaştıracak yasal düzenlemeler yapmaya hazırlanıyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik