|
AB'nin zor kararı Türkiye | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupalılar'ı Türkiye hakkında olduğu kadar ikiye bölen çok fazla konu yok.
AB'nin en büyük ve en yoksul, aynı zamanda da Müslüman olan bu aday ülkesiyle ilişkilerinde gerçekleri söyleme vakti yaklaştıkça, bu bölünme daha da gözle görülür hale geliyor. 14-15 Aralık tarihlerinde Brüksel'de biraraya gelecek olan AB liderleri, Rumlara liman ve havaalanlarını açmaması durumunda Türkiye'ye ne gibi bir ceza verilmesi gerektiğini tartışacak. Ankara, bir yıl önce AB'yle müzakerelerini başlatmak için liman ve havaalanlarını açacağı taahhüdünde bulunmuştu. Bu hafta, Avrupa Komisyonu'nun bazı üyeleri, Türkiye'nin taahhüdünü yerine getirmemesinin sonuçlarının ne olabileceği üzerine İlerleme Raporu'nda bazı ifadeler yer almasını istedi. Yetkililere göre, Kıbrıs'tan Markos Kyprianou, Yunanistan'dan Stavros Dimas ve Fransa'dan Jacques Barrot bu yönde talepte bulundu. Lüksemburg'dan Viviane Reding, Belçika'dan Louis Michel ve Slovakya'dan Jan Figel ise Türkiye'yi entegre etmenin maliyeti ve insan haklarının durumu hakkındaki kaygılarını dile getirdi. Komisyon'da Türkiye'nin en yılmaz savunuculuğunu İngiltere'den Peter Mandelson ve İrlanda'dan Charlie McCreevy yaptı. Almanya'nın Komisyon'daki üyesi Günter Verheugen de, Türkiye'nin özel bir şekilde ele alınması gerektiğini söyledi. Bunun aslında Alman hükümetinin resmi çizgisi olduğunu söylemek zor. Ancak Komisyon'un eskiden genişlemeden sorumlu üyesi olan Verheugen, Kıbrıs'ın AB üyesi olmasına sayılı gün kala, adanın birleşmesi için 2004 yılında yapılan referanduma Rumlar'ın 'hayır' demesinden büyük hayal kırıklığı duymuştu. Sonuçta, Avrupa Komisyonu'nun Başkanı Jose Manuel Barroso, diplomasiye bir şans daha vermeye ve Türkiye hakkında alınacak tavsiye kararını beş hafta ertelemeye karar verdi. Komisyon'un genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, "Neden porselen dükkânındaki bir fil gibi hemen hareket edelim ki?" diye soruyordu. Komisyon'un Finli üyesi olan Rehn, bunun yerine herkesin Finlandiya'nın bir çözüm bulma çabalarını desteklemesi talebinde bulundu. 12'ye beş kala Finlandiya, yıl sonuna kadar AB'nin dönem başkanlığı görevini yürütecek. Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja'nın Kıbrıs sorunuyla kişisel bir ilgisi de var.
Babası Sakari, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında 1963 yılında çatışmalar çıktığında, BM'nin Kıbrıs temsilcisiymiş. Ancak gelecek yıl seçimlere hazırlanan Türkiye'de, hükümet hassas olan Kıbrıs konusunda harekete geçeceği yönünde hiçbir işaret vermiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AB'yle ilişkilerde bir duraklama dönemine girilebileceğini kabul etmiş, ancak müzakererin askıya alınması ihtimalinin olmadığını söylemişti. Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Camiel Eurlings, "Saat geceyarısı 12'ye beş kala Türkiye riskli bir strateji izliyor" diye konuştu. Ankara'nın Kıbrıs konusunda bir adım atmaması halinde, bunun sonuçlarına katlanması gerektiğinde Türkiye'nin dostları da hemfikir. İngiltere'nin Avrupa Bakanı Geoff Hoon, "Türkiye tüm AB üye ülkelerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmelidir. Eğer bunu yapmazsa, AB harekete geçmelidir" diye konuştu. AB'nin güvenilirliğine zarar vermemek amacıyla, İngiltere gümrük birliği ve ulaşıma dair üç ya da dört başlıkta müzakerelerin dondurulmasını destekleyebilir. İsveç ve İtalya ise AB yasalarına riayet edilmesi gerektiğini söylüyor, ancak tartışmayı Kıbrıs sorunundan uzaklaştırıp, Türkiye'nin siyasi reformlarını hızlandırma ihtiyacı üzerine oturtmak gerektiğini söylüyor. Kıbrıs ise müzakerelerin tamamen dondurulmasından yana... Bu görüş, halkın çoğunluğunun Türkiye'yi AB'den uzak tutmak istediği Fransa, Avusturya, Almanya ve Hollanda'da da destek buluyor. Şimdiye kadar yapılan en sert açıklamalardan biri Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy'den geldi. Douste-Blazy, Türkiye'nin yükümlülüklerini Aralık ayındaki mühlete dek yerine getirmemesi halinde, AB'nin katılım takvimi üzerinde yeniden düşünmesi gerektiğini söyledi. İki ay zarfında AB dönem başkanlığını devralacak Almanya'da Türkiye hakkındaki görüş ayrılıkları hükümet içinde de hissediliyor. Muhafazakar CSU'nun lideri Edmund Stoiber, Türkiye'yle müzakerelerin tamamen askıya alınması gerektiğini, Türkiye'nin zaten bir Avrupa ülkesi olmadığını söylüyor. Başbakan Angela Merkel ise Stoiber'in görüşlerine katılmıyor, ancak Türkiye Kıbrıs hakkındaki yükümlülüklerini yerine getirmezse işlerin her zamanki gibi gitmeyeceğini belirtiyor. Merkel muhalefetteyken, aynen Stoiber gibi, Türkiye için 'ayrıcalıklı ortaklık' teklif etmişti. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ise "Avrupa'da bazı insanlar Türkiye'nin üyelik müzakerelerini bir şekilde başarısızlığa uğratmak istiyor. Bu sadece Türkiye'de, Avrupa'da aslında istenmedikleri yönündeki görüşü kuvvetlendiriyor. Bu izlenime karşı savaşmamız gerek" diyor. Ortak zemin zor AB liderlerinin tüm önemli konularda olduğu gibi, Türkiye hakkında ne yapılacağı üzerine de oybirliğiyle karar vermeleri gerekiyor.
Üzerinde anlaşılacak çözümlerden biri en fazla 10 başlıkta müzakerelerin dondurulmasını içerebilir. Ancak ortak zemin bulmak çok zor. AP'nin Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Camiel Eurlings, "En büyük korkum oybirliği olmaması... Kıbrıs ile İngiltere'nin konumları arasındaki fark o kadar büyük ki, birçok ülke bu ayrılığı kullanarak müzakereleri durma noktasına getirebilir" diyor. İlk aşamada bu pek bir fark yaratmayacaktır. Kıbrıs zaten AB üyesi bir ülke olmasının getirdiği hakları kullanarak, teknik müzakereleri haftalardır engelliyor. Müzakerelerde bulunan bir diplomat, "Zaten şu anda müzakereler askıya alınmış durumda. Zaten ortada bir kriz var. Şimdiye kadarki hiçbir üyelik görüşmesinde bu denli kötü bir hava olmamıştı" diyor. Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn aylardır bir 'tren kazası'ndan söz ediyor, ancak üyelik treni zaten tehlikeli bir raya girmiş olabilir. Eğer Aralık ayında görüşmeler rayından çıkarsa, Camiel Eurlings, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin tahmin edilemeyecek boyutlarda zarar görmesinden endişe ediyor. Eurlings, "Avrupa genişleme hakkında giderek daha fazla kaygılanır, Türkiye giderek daha milliyetçi olurken, treni tekrar raya döndürmenin ne kadar zor olacağını kimse düşünüyor mu?" diye soruyor. |
İlgili haberler 'Türkiye'nin umutları suya mı düştü?'10 Kasım, 2006 | Avrupa Muhafazakarlar memnun09 Kasım, 2006 | Avrupa İlerleme Raporu'na tepkiler08 Kasım, 2006 | Avrupa AB'de reformlara öncelik08 Kasım, 2006 | Avrupa AB'nin kaygısı yoksul Türkiye06 Kasım, 2006 | Avrupa | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||