|
Müzakereleri askıya alma nasıl işliyor? | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Komisyonu'nun 8 Kasım'da açıkladığı Türkiye ilerleme raporu ve strateji belgesinden sonra gözler tarafların atacağı adımlara çevrildi.
Ankara'dan dün Kıbrıslı Türklere yönelik uluslararası tecrit kalkmadan limanlar konusunda hiçbir adım atılmayacağı mesajları geldi. Komisyon, 14 Aralık'ta Brüksel'de yapılacak liderler zirvesine kadar bu konuda bir gelişme olmaması halinde Ankara'ya yaptırımlar uygulanmasını isteyebileceğini açıklamıştı. Olası yaptırım önerileri arasında Türkiye'yle müzakerelerin tamamen ya da kısmen askıya alınmasının da bulunduğu söyleniyor. Peki, müzakerelerin askıya alınması sürecinde nasıl bir yol izleniyor? Brüksel'de gelişmeleri izleyen BBC Türkçe'den Murat Nişancıoğlu, Hüseyin Alkan'ın sorularını yanıtladı. Avrupa Parlamentosu'nun İngiliz üyelerinden Richard Howitt, BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlarken müzakerelerin askıya alınmasından iki tarafın da zararlı çıkacağını söyledi. Howitt, "Müzakerelerin askıya alınması büyük bir felaket olur. Ben ve İngiliz İşçi Partili meslektaşlarım, tüm zorluklarına rağmen, görüşmelerin raydan çıkmasını engellemek için büyük çaba harcıyoruz. Bu iniş-çıkışlı bir süreç ve hem Türkiye hem de Avrupa Birliği'nin çıkarları söz konusu. Komisyonun raporunda yer alan saptamalar, sürecin sona erdirilmesine gerekçe olarak kullanılmamalı, Türkiye'deki koşulların iyileştirilmesine vesile olmalıdır. " diye konuştu. Komisyon tavsiyesi Avrupa Komisyonu, Finlandiya'nın limanlar sorununu çözmek için başlattığı girişime bir ay süre tanıdı. Gözlemciler bu girişime fazla şans tanımıyorlar. Peki, başarısızlık durumunda komisyon ne tür bir tavsiyede bulunabilir? Avrupa Parlamentosu'nun İngiliz üyelerinden Richard Howitt Konsey'in Gümrük Birliği anlaşmasının hükümlerine saygı gösterilmesi gerektiği yolunda kararını hatırlatarak " İç siyasi zorluklara ve Kuzey Kıbrıs'a doğrudan ticaret hakkı verilmesi konusunda yapılan haksızlıklara rağmen, Türkiye'ye, Finlandiya Dönem Başkanlığı'yla açık ve esnek bir şekilde müzakereye girmesini öneriyorum. Ki bir tren kazasını önlemek mümkün olabilsin." diyerek yanıtladı ve şöyle devam etti: "Geçen ay bir Avrupa Parlamentosu heyetiyle birlikte Türkiye'de insan hakları alanında incelemelerde bulundum. Komisyonun raporu benim tanık olduğum gerçeklere işaret ediyor. Reform sürecinde bir yavaşlama oldu. Avrupa Birliği standartlarını yakalama konusunda muazzam zorluklar var. "Sürecin kesintiye uğramaması için Avrupa Birliği de Türkiye'yle iyi niyetle müzakere etme yükümlülüğünü yerine getirmeli. "Ben Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini en hararetli şekilde destekleyen Avrupa parlamenterlerinden biriyim. Ancak aynı zamanda Türkiye'yi insan hakları, demokrasi, ordunun yönetimdeki rolü ve Kıbrıs konusunda eleştirmekten de kaçınmıyorum. Bu bir tutarsızlık değil. Ama bence en büyük tehlike kamuoylarının kaybedilmesidir. Bu yüzden Türkiye'deki yetkililerin bu konuda hassas olması gerekir." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||