|
Türkiye'nin AB üyeliği: Artılar, eksiler | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği liderleri, cuma günü Brüksel'de buluşarak Türkiye'yle tam üyelik müzakerelerine başlanıp başlanmamasını kararlaştıracak.
İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Almanya Başbakanı Gerhard Schroeder, Türkiye'nin üyeliğinin hararetli destekçileri arasında. Ancak bu konu Avrupa kamuoyunda çeşitli yönleriyle tartışılıyor. Türkiye'de Avrupa Birliği üyeliği yolunda umutlar artarken, BBC konuya farklı yönlerden yaklaşan değişik çevrelerden kişilerin görüşlerini aldı. Asaf Savaş Akat Avrupa Birliği yolu, Türk ekonomisine özellikle iki alanda olumlu katkı sağlayacak. Birincisi; kamu borçlarının risk priminin azalması ve böylece kamu finansmanı üzerindeki baskının hafiflemesi yoluyla ekonomik peformansın gelişmesi. İkincisi ise direkt yatırımın artmasıyla, büyüme oranının artması ve işsizliğin azalması. Jacques Myard Türkiye Avrupa'nın karşılıklı stratejik dengesinin bir parçası. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği farklı bir sorun. Oluşturulan Avrupa, federal bir devlet. Ben, her ulusun aynı çatı altında yaşaması gereken bir Avrupa'ya karşıyım. Avrupa Birliği içinde, 25 ülke arasında bile çok büyük kültürel farklılıklar var. Bu tip bir Avrupa, eninde sonunda çökecek. Avrupa hemen hemen bir çıkmazda ve eğer Türkiye üye Avrupa Birliği'ne üye olursa, tüm örgüt öldürülmüş olur. Mümtaz Soysal Avrupa Komisyonu, Türkiye'ye, Avrupa Birliği üyeliği yolunda ayrımcılık yapıyor. Çünkü komisyon Türkiye için diğer adaylarla aynı kriterleri benimsemedi. Komisyon yetkilileri aksini söyleseler de, Türkiye'yle birlikte yeni bir kriter uygulanmaya başlandı. Bunun 'bitmeyen' bir süreç olacağı açık. Bizler Türkiye'de daima çağdaşlaşma ile batılılaşmayı karıştırmışızdır. Modern Türkiye Cumhuriyeti batı dünyasıyla uzun bir ilişkiye sahip. Ancak Türkiye henüz istikrarlı bir ülke değil ve Avrupa'nın bir parçası olmak, Avrupa kendisi için birşey planladığında, Türkiye'nin kendi kaderini Bunu milliyetçi bir yaklaşım olarak görebilirsiniz ancak Türkiye için daha uzun süre bu yaklaşım gerekli. Meltem Müftüler Baç Türkiye, Avrupa Topluluğu'yla Ortaklık Anlaşması imzaladığı 1963 yılından beri Avrupa Birliği'ne üye olmak istiyor. Avrupa Birliği bu süre içinde Türkiye'de siyasetin değişmesi ve yeni bir siyasi uzlaşmanın oluşmasında önemli bir faktör oldu. Bu durum, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nce 1999'daki Helsinki Zirvesi'nde birliğe aday olarak kabul edilmesiyle hızlandı. İşte bu yüzden eğer Türkiye üyelik perspektifini kaybederse, siyasi reformlar tehlikeye girebilir. Kerim Yıldız Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklesek ve bunu ileri bir adım olarak görsek de, üyeliğin koşulsuz olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Avrupa Birliği'nin yeni üyeleri, mevcut üyelerce kabul edilmiş insan hakları standartlarına uymalı. İnsan hakları, Türkiye'de hala ciddi bir sorun. Yönetim düzeyinde, işkence ve kötü muamele olayları hala sürüyor, yetkililerin kadınlara karşı cinsel şiddet uyguladığı yönünde yaygın haberler var. İfade ve örgütlenme özgürlüğüne saygı konusunda eksiklikler var. Kürt hareketine sempatilerini dile getirmekle suçlanan kişiler hakkında düzenli olarak soruşturma açılıyor. Kürtler Türkiye'de nüfusun dörtte birini oluşturuyor. Fakat hem kimlikleri resmen tanınmıyor, hem de kendi dillerinde eğitim görmeleri ve yayın yapmaları önündeki sınırlamalar sürüyor. Doktor Ben Fortna Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin parçası olup olmaması gerektiği bugünlerde çok tartışılıyor. Ancak tarihi bir perspektiften bakıldığında, bu tuhaf bir tartışma. Batı Avrupalılar yanlış sınıflandırsa da Osmanlı İmparatorluğu, ya da Türkiye, kuruluşundan bu yana Avrupa'nın parçasıydı. Avrupa'nın büyük bölümü yüzyıllarca Osmanlı Devleti'ne aitti ve bu bölge 'Avrupa'daki Türkiye' olarak adlandırılmıştı. Bu toprakların çoğunun kaybedildiği 19'uncu yüzyılda bile Batı, Osmanlı İmparatorluğu'nu 'Avrupa'nın hasta adamı' olarak nitelendirmişti. Türkiye Avrupa'nın bir parçasıydı ve Avrupa Birliği nasıl bir karar alırsa alsın, bu durum değişmeyecek. Adel Derviş Orta Doğu'daki komplo teorisyenleri, Türkiye'nin muhtemel Avrupa Birliği üyeliğini, ucuz işgücü için Türkiye'nin 'İslami karakterini' bozmaya ve onu Orta Asya'daki köklerinden koparmaya yönelik bir 'Hristiyan komplosu' olarak görüyor. İslamcılar, Müslüman Türkiye'nin asla Avrupa tarafından tam anlamıyla kabul edilmeyeceğini ve Avrupa'nın amacının, kıtadaki Müslümanların sayısını azaltıp, Osmanlı İmparatorluğu'nun yarattığına benzer bir tehdidi bertaraf etmek olduğunu savunuyor. Pragmatistler ise Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini, bölgesel istikrar yolunda bir adım olarak görüyor, ben de aynı fikirdeyim. Üyelik, Türkiye'nin birliğin etkisiyle İsrail'le 'işbirliğini' azaltacağı gerekçesiyle bölgede memnuniyetle karşılanacaktır. Türkiye'nin askeri yapısındaki şahin kesimlerin kontrol edilmesi de, üyeliğin bir diğer sonucu olacak. Ayrıca Kürtlere haklarının verilmesi de, özellikle su paylaşımı konusunda, Suriye ve Irak'la gerginlikleri azaltacaktır. Friedbert Plueger Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne almak, ancak eğer İngilizseniz ve Avrupa Birliği'nin entegrasyon sürecine son vermek istiyorsanız, mantıklı olur. Bu durumda Türkiye'nin üyeliği, harika bir fikir. Böylece ortak para biriminde, ortak devlet yapısından daha da uzaklaşacağız. Biz Hristiyan kulübü olmak değil, Avrupalılık gibi bir kimliğe sahip olmak istiyoruz. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||