BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 09 Aralık, 2004 - TSİ 18:26
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Adım Adım Avrupa - Hollanda

17 Aralık zirvesine sayılı gün kala, BBC Türkçe Bölümü'nün yapımcıları AB'de etkin olan beş ayrı Avrupa ülkesinde kamuoyunun nabzını tuttu.

AB bayrağı

Yapımcılarımız, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği hakkında bu ülkelerde kamuoyunun ne yönde ve nasıl oluştuğunu, üniversite gençliğinden emeklilere halkın Türkiye hakkında ne düşündüğünü, kamuoyunun hükümet politikalarını nasıl etkilediğini araştırdı.


Amsterdam'da bir sokak şarkıcısı yoldan geçenleri eğlendiriyor.

Hollanda; sokak şarkıcıları, yasal olarak haşhaş satan kahveleri, eşcinsel evliliklere izin vermesi, ölümcül hastalıklara yakalananların kendi istekleriyle yaşamlarına son verme hakkını tanıması, çok kültürlü bir yaşama olan yatkınlığı ile Avrupa'nın en liberal ve hoşgörülü toplumlarından biri olarak tanınıyor.

Fakat son birkaç yıldır Hollanda toplumu içinde, bu imajı zedeleyen içten içe bir gerginlik yükselmekte.

Televizyon haberleri tartışmalı filmleri ve aşırı sağcı söylemiyle bilinen film yapımcısı Theo Von Gogh'un Faslı bir radikal islamcı tarafından öldürüldüğünü duyuruyor.

Kasım ayının başında Hollanda toplumunu şoka ugratan bu cinayet, ülkede İslam ve göçmenlere ilişkin tutumları bir kez daha keskinleştirdi.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakerelerine başlayıp başlayamayacağına ilişkin kararın alınacağı 17 Aralık zirvesinin hemen öncesine rastlayan bu olay, Hollanda toplumunda Türkiye'nin üyeliğine ilişkin tartışmaları da etkiledi.

Türkiye ve İslam tartışmaları içiçe

Theo Van Gogh

Leiden Üniversitesi'nde Türk dili ve kültürü profesörü olan Doktor Eric Jan Zürcher, Hollanda'da Türkiye hakkındaki tartışmaların diğer ülkelere kıyasla geç basladığını ve sürekli, 2001 yılından bu yana tırmanan İslam tartışmasının içine çekildiğini söylüyor.

"Sorun, tartışmanın göç gibi, İslam, ya da radikal İslam gibi diğer tartışmalarla içiçe girmesi ve bunların asıl tartışmayı etkilemesi. Hollanda'daki sorunlar büyük bir oranda, Kuzey Afrika'dan gelen küçük bir grup radikal İslamcıdan kaynaklanıyor. Asıl olarak Kuzey Afrikalılar, bir kısmı da Suriyeliler... Fakat bu, Türkiye hakkındaki tartışmayı etkiliyor. Çünkü insanlar bu grupların Türkiye'den farklı olduğu ayrımını yapamıyorlar ve Türkiye tartışması hemen her zaman İslam, radikalizm ve terör konularının içine çekiliyor" diyor Eric Jan Zürcher.

Hollanda Siyasi Katılım Merkezi adındaki sivil toplum örgütünün Avrupa projeleri yöneticisi Muzaffer Gülşen de, Theo Van Gogh cinayeti ardından toplumdaki Türkiye karşıtı hislerin güçlendiği görüşünde.

"Theo Van Gogh'un öldürülmesi üzerine anti-İslam, anti-yabancı duygular açığa çıkınca, bu beraberinde Türkiye'ye yönelik tepkiyi de yükseltti. 'İstemezük!' diye bir takım sesler çıkmaya başladı. Türkiye'nin üye olması sürecinin az 10-15 yıl süreceği bilgisine sahip olmayan kimi Hollandalılar tepkiden, korkudan, 'Türkiye'nin üye olmasını istemeyiz' diye açık bir söyleme başladılar" diyor Muzaffer Gülşen.

Bu tartışmaların göçmenlere karşı bir tutuma dönüşüp dönüşmediğini soruyorum.

Muzaffer Gülşen, "Dönüşüyor," diyor ve devam ediyor: "Bu söylemi yapanlar arasında liberal partide görev almış, Türkiye karşıtlığı nedeniyle partisiyle arası açılan, şu anda anti-İslam söylemleriyle bir hayli ön sıralarda görülen bir milletvekili var. Van Gogh olayıyla bağlantı kurduğunuzda, yapılan son anketler, şu anda seçim olsa onun tek başına en az 10-15 milletvekili çıkarabilecek kadar politik gücü olduğunu gösteriyor. Bu da iyiye dalalet değil."

Muzaffer Gülşen, Türkiye'nin AB üyeliği karşıtı bir söylemle siyaset yapan bir olduğunu ve bu kesimin gittikçe güç kazandığını belirtiyor. Özellikle de Theo Van Gogh cinayetinin ardından, anti-göçmen ve anti-İslam söylemlerin tırmandığını ifade ediyor.

Türkiye'ye kuşkulu bakış

Pim Fortuyn

Muzaffer Gülşen'in sözünü ettiği liberal parti VVD, yani Halkın Özgürlük ve Demokrasi Partisi, 2002 yılında ülkedeki yabancılara karşı söylemiyle yükselen ve kendisi de bir cinayete kurban giden politikacı Pim Fortuyn'in sağcı popülist çizgisini benimsemiş durumda.

Ülkedeki göçmen sayısının haddinden fazla olduğunu savunuyor. Göçmenlerin topluma entegre olamadığına dikkat çekiyor.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine de kuşkuyla yaklaşıyor.

Partinin milletvekili adaylarından Anton Schijndel şöyle diyor:

"Bütünüyle bakıldığında bu fikir halk arasında hiç popüler değil. Hiç değil. Siyasi elitler arasında Türkiye'nin sonunda Avrupa Birliği'ne üye olacağı konusunda hemen hemen bir fikir birliği olduğu doğru. Fakat bu fikri henüz Hollanda halkına satamamış durumdalar"

Hollanda halkının Türkiye'nin üyeliği konusunda ciddi kuşkuları olduğunu düşünen Schijndel sözlerine şöyle devam ediyor:

"Birçok kisi, 'Evet bir Avrupa Birliği'ne sahibiz ve bu birlik ortak bir mirası paylaşan ülkelerden oluşuyor' diye düşünüyor. Aydınlanma geleneğinden geliyoruz. Bir bakıma ortak bir tarihimiz var. Evet, Fransızlardan ve İspanyollardan farklıyız, ama yine de birçok ortak yanımız var. İslam ise birçok kişi açısından bir sorun. Benim için daha az sorun, ama yine de bir sorun. Fakat birçok kişi için en önemli siyasi sorun, Türkiye'nin Orta Doğu'nun bir parçası olması. Burası ise son derece sorunlu ve tehlikeli bir bölge. Türkiye'nin İran, Irak ve Suriye'yle sınırları var. Bunlar denetlemesi çok zor olan sınırlar. Bu bölgede gelecekte çatışmalar, gerginlikler çıkabilir. Bu yüzden neden Türkiye'yi çok iyi bir müttefik olarak korumayalım? Türkiye, Avrupa ve Avrupa Birligi ile bu sorunlu bölge arasında bir tampon ülke olsun."

Anton Schijndel kendi kuşkularının başında ise üyelik sonrasında Türkiye'den olası bir göç akınının ve bunun yaratacağı etkilerin geldiğini söylüyor.

Hollanda'daki göçmen toplulukları arasındaki en büyük grupları Türkiyeliler ve Faslılar oluşturuyor.

Schijndel, Türklerin Faslılara kıyasla topluma daha iyi uyum sagladığını fakat yine de birçok soruna neden olduklarını düşünüyor.

Hollanda'da müslüman toplumdan kadınlar

Türkiyeliler arasında işsizliğin fazla olduğunu, büyük oranda sosyal yardım hizmetlerine dayandıklarını ve suç oranlarının da yüksek olduğunu söylüyor.

"Hollanda'daki Türklerin sorunları sürekli olarak tazeleniyor ve yeniden üretiliyor. Bunun nedeni de yeni neslin eşlerini, 1960'larda, 70'lerde Türkiye'den ilk gelenlerin köylerinden getirmeye devam etmeleri. Bunun durması lazim. Biz, evlilik yoluyla süren bu göç akınına son vermek için bir dizi önlem aldık. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması ise, bu önlemlerin çöp tenekesine atılması anlamına gelecek. Çünkü, Avrupa Birliği'nde kişilerin dolaşım özgürlüğü var ve AB'nin herhangi bir yerinde evlenmek, ya da iş bulmak istiyorsanız bunu yapmakta serbestsiniz. Bu yüzden gelecekte Türkiye'den gelebilecek bir göç dalgasına 'hayır' deme hakkımızın olması gerekir. Bu da, kalıcı bir güvenlik kaydının konması anlamına gelir. Hollanda olarak, Türkiye üye olduğu zaman ve sonrasında Türkiye vatandaşlarının ülkemize girmesine 'hayır' deme seçeneğine sahip olmamız gerekiyor" diyor Anton Schijndel.

Kamuoyu yoklamaları da Hollanda halkının yaklaşık yüzde 60'ının Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu gösteriyor.

Bu durum karşısında Türkiye'nin müzakerelere başlamasından yana olanlar ne savunuyor?

Hollanda'daki Yeşiller Partisi'nin Avrupa milletvekillerinden ve Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile ilgili komisyonunun başkanı Joost Lagendijk da Türkiye tartışmalarının İslam ve göç sorunları üzerine odaklandığını kabul ediyor.

İslam tartışmasının 2001 yılından bu yana sürdüğüne ve asıl olarak İslam ile demokrasinin uyuşup uyuşmadığı konusu üzerinde yoğunlaştığına dikkat çekiyor.

"Doğru veya yanlış, bu tartışmalar Avrupa Birliği'ne 80 milyon müslümanın girip girmemesi tartışmasıyla bağlantılı. Bu, Hollandalılar arasında önemli bir endişe kaynağı. Burada mesaj şu olmalı: Türkiye'deki İslam, Fas'ta, İran'da ya da Suudi Arabistan'da varolan İslam'dan tümüyle farklı. Türkiye'deki İslamin ılımlı olması ve demokrasi içinde varolma alışkanlığı, Avrupa Birliği'ne katkıda bulunacak bir değer olabilir ve Avrupa vatandaşlarının, İslamla demokrasinin birlikte yaşayabileceğini anlamasına yardım edebilir. Bu birinci endişe. İkincisi ise göçe ilişkin. Halk, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması halinde, çok sayıda Türk işçisinin iş bulmak amacıyla Avrupa'nın diğer ülkelerine akın edeceğinden korkuyor. Bu iddialara karşı çıkmak çok zor. Çünkü kimse ne olacağını bilmiyor. Büyük bir olasılıkla 2025 yılından sonra ne olacağını konuşuyoruz. Müzakereler yaklaşık on yıl alacak, ondan sonra da on yıllık bir geçiş dönemi sözkonusu. Dolayısıyla bu konuda herkes açık sözlü olmalı. Türkiye'nin üyeliğini destekleyenler, 'Böyle bir sorun yaşanmasını beklemiyoruz, ama emin değiliz' demeli, karşi olanlar da 'Kaygılıyız ama biz de emin değiliz' diyebilmeli" diyor Joost Lagendijk.

Hollanda'da müslüman toplumdan iki kadın

Fakat kamuoyu yoklamalarına bakıldığında Hollanda halkının bu konulardaki kaygılarının giderilemediği görülüyor.

Joost Lagendijk, bundan emin degil. Anketlerin nasıl okunması gerektiğine dikkat çekiyor:

"Kamuoyu yoklamalarında sorulan soruları birbirinden ayırmanız gerekir. Bu sorulardan biri, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesinden yana mısınız?" şeklinde. Bunu yanıtlayanların hemen hepsi, bu sorudan Türkiye'nin yarın üye olmasını anlıyor ve çoğunluk 'hayır' yanıtını veriyor. Öte yandan, her zaman sorulmayan ikinci bir soru var. O da şu: 'Prensip olarak Türkiye'nin önümüzdeki on yıl içinde ve Macaristan, Polonya gibi ülkelerde olduğu gibi, gerekli kriterleri yüzde yüz yerine getirmesi halinde Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesini destekler misiniz?' Bu soru sorulduğunda, daha şimdiden, Hollanda'da halkın yüzde 62'si, ve sadece bu ülkede değil, Almanya'da da halkın çoğunluğu Türkiye'nin üyeliğini destekliyor. Bu yüzden, kamuoyu yoklamalarında zamanı belirtmek gerekir. Ve gerekli kriterleri de yerine getirirse, halkın çoğunluğunun Türkiye'nin üyeliğini destekleyeceği konusunda iyimserim."

Peki sokaktaki Hollandalılar ne düşünüyor? Türkiye Avrupa'nın parçası mı? Avrupa Birliği'ne üye olabilir mi?

'Belki 12-13 yıl sonra'

İste, tramvayların gürültüsü, sokak sarkılarının müziği eşliğinde Amsterdam sokaklarından bazı görüşler...

"Aaa, Türkiye tartışması? Sorunlu.... Belki 12, 13 yıl sonra. Fakat mesele Türkiye'nin sadece yüzde 10'unun Avrupa'da olması. Sorun belki geri kalan yüzde 90'ında. Ayrıca insan haklarının da korunması lazım..."

"Ben üye olabileceğini sanmıyorum. Bence Türkiye'deki politik hassasiyet düzeyi diğer Avrupa ülkeleri kadar değil. Türkiye'deki insan hakları yetersiz. Gelecekte bu sorunları düzeltirlerse, o zaman tamam, oturur konuşuruz. Fakat şu sırada bence hayır."

"Avrupa'nın normal coğrafi sınırlarına bakarsanız, Türkiye'nin büyük bir kısmı Avrupa'nın dışında. Tabii, İstanbul Boğazı'nın batısında Avrupa'ya dahil bir bölümü de var. Türkiye üye olabilir ama bu Avrupa Birliği için büyük bir sorun yaratır. Çünkü büyük bir ülke. Birçok ekonomik sorunu var. Ayrıca kültürel problemler de var. Boğaz'ın doğusuna baktığınız zaman, Türkiye tipik bir Avrupa ülkesi değil."

"Birşey söylemek zor. Kültürel açıdan Avrupa'nın bir parçası olduğunu sanmıyorum. Fakat insan hakları gibi sorunların çözülebilmesi için Avrupa'nın parçası olmasının iyi olacağını düşünüyorum. Avrupa Birliği'ne üye olabilir mi? Uzun bir zaman sonra evet."

Amsterdam'da Van Gogh cinayeti ardından gösteri

"Zor bir soru, değil mi? Türkiye'nin küçük bir bölümü kesinlikle Avrupa'nın parçası. Fakat, işin gerçeğine bakınca 'hayır' diye düsünüyorum. Bence İstanbul Boğazı iyi bir ayrım çizgisi. Daha ne kadar ilerlemeye devam edeceksiniz? Türkiye'den sonra İsrail ve Suriye'yi de mi üye alacaksınız? Çünkü onlar da batılılaşmış ülkeler. Ben Türkiye'yi çok seven bir kişiyim. Çok kez gittim. Fakat Avrupa'nın parçası olduğu kanısında değilim. Sevmemin bir nedeni de bu zaten: Farklı bir ülke olması..."

Amsterdam sokaklarında bazı Hollandalıların Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili görüşleri...

Peki Hollanda'daki bu tartışmalar Aralık zirvesinden sonra da aynı keskinlikte devam edecek mi?

Leiden Üniversitesi'nden Profesör Erik Jan Zürcher, tartışmaların önce durgunlaşacağını, fakat iki yol sonra yapılması beklenen genel seçimler öncesinde yeniden alevlenebileceğini düşünüyor.

"Hollanda'da sağcı popülist bir taban var. Bu taban iki yıl önce, seçimlerden az önce vurularak öldürülen Pim Fortuyn tarafından harekete geçirilmişti. Ülkede böyle bir sağ popülist siyaset potansiyeli var. Bunun başarılı olup olamayacağı - ana sağ partilerin ve belki de sosyal demokratlar tehdit altında kaldıkları zaman - bu hareketin söylemlerine karşı durup duramayacaklarına bağlı. Şu sırada geleneksel sağ partiler popülist görüşleri reddediyor ve daha fazla sağa kaymıyor. Bence bunun hayati bir önemi var. Yabancı düşmanlığı, İslam korkusu, göç tehlikesi gibi halkın kaygılarını sömürerek başarılı olan bir sağ popülist siyaset, ya seçmenin yüzde 15 gibi desteğini alır ve burada sınırlanır ve tecrit edilir, ya da diğer partilerin de bu söylemi benimsemek zorunda kalmasıyla bütün toplumdaki siyasi söyleme egemen olur. Bunun bir örneğini Fransa'da görüyoruz" diyor Erik Jan Zürcher.

Zürcher, sözlerini şöyle tamamlıyor:

"Avrupa'nın entegrasyonu, Avrupa Birliği, dost ülkelerin biraraya gelmesiyle ortaya çıkmadı. Fransız ve Alman politikacıların iki eski düşmanı, Almanya ve Fransa'yı biraraya getirme ve bu ülkelerin bir yüzyıl içinde dördüncü kere savaşa girmesini engelleme çabalarının sonucunda yaratıldı. Dolayısıyla Avrupa entegrasyonu fikrinin arkasında yatan, en başından itibaren Avrupa'da yeni bir savaşın çıkmasını önlemektir. Avrupa Birliği İkinci Dünya Savaşı'nın külleri üzerinde yükselmiştir. Eğer bunu anlamazsanız, Avrupa'nın nereden geldiğini bilmezseniz, Avrupa ile yapay bir şekilde bütünleşebilirsiniz, fakat Avrupalıların ortak ruh halini paylaşamazsınız. Bu noktada, Avrupa Birliği'nin nasıl ve neden ortaya çıktığı konusunda Türkiye'nin de büyük ölçüde bilgilenmesi, aydınlanması gerekecektir"

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik