BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 10 Aralık, 2004 - TSİ 18:59
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Adım Adım Avrupa - Almanya I

17 Aralık zirvesine sayılı gün kala, BBC Türkçe Bölümü'nün yapımcıları AB'de etkin olan beş ayrı Avrupa ülkesinde kamuoyunun nabzını tuttu.

AB bayrağı

Yapımcılarımız, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği hakkında bu ülkelerde kamuoyunun ne yönde ve nasıl oluştuğunu, üniversite gençliğinden emeklilere halkın Türkiye hakkında ne düşündüğünü, kamuoyunun hükümet politikalarını nasıl etkilediğini araştırdı.


Almanya Yeşiller Partisi'nin önde gelen isimlerinden Claudia Roth, 21 Kasım'da Köln'de Diyanet İşleri Türk İslam Birliği tarafından düzenlenen 'Barış İçin Teröre Karşı Elele' mitinginde 25 bin kişilik kalabalığa Türkçe sesleniyor.

Gösteri, Hollanda'da film yapımcısı Theo Van Gogh'un radikal bir islamcı olduğu söylenen bir Faslı tarafından öldürülmesi ardından yapılıyor.

Van Gogh, Ağustos ayında Hollanda televizyonunda yayınlanan ve aile içi şiddete maruz kalan müslüman kadınları konu alan filminin islamı aşağılayıcı olduğu gerekçesiyle Hollanda'daki müslüman toplumda infiale neden olmuştu.

Van Gogh cinayeti ardından İslam ve terör konusunun Almanya'da da gündemin başına oturduğu görülüyor.

Haftalık Der Spiegel haber dergisinden, Ürdün kökenli bir Alman olan Yassin Musharbash şöyle diyor:

"Almanya'daki sadece Türk-Müslüman kuruluşlar değil, Arap-Müslüman örgütler de 11 Eylül'den bu yana ülkedeki havanın sertleştiğini ve kendilerine karşı daha fazla ayrımcılık yapıldığını ileri sürüyorlardı. Almanlar ise bunu kabul etmiyordu. Fakat şimdi, Hollanda'da olanlardan, yani Theo Van Gogh'un öldürülmesinden sonra durum değişti. Bu olay Almanya'da da insanların hassasiyetlerini arttırdı. Çünkü Hollanda komşumuz. Ayrıca, Hollanda göçmenlerin topluma uyum sağladığı örnek bir ülke olarak görülüyordu. Fakat şimdi bunun doğru olmadığı ortaya çıktı."

Türkiye, İslam ve terör tartışması

Theo Van Gogh

Şimdi Almanya'da da, aynı Hollanda'da olduğu gibi Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği tartışması İslam ve terör tartışmasına dönüşmüş durumda.

Juergen Ebertowski bir tarihçi. Ayrıca konuları İstanbul'da geçen polisiye romanlar yazıyor. Ebertowski, patlak veren İslam tartışmasının Türkiye-Avrupa Birliği tartışmasını saptırdığını düşünüyor.

"Bu zor bir sorun. Çünkü Hollanda'da olanlar Alman gazetelerine egemen olmuş durumda. Ve bence bu meseleyi biraz abarttılar. Problem her zaman var. Fakat Van Gogh olayı bir histeriye dönüşmeye başladı. Türkiye'nin üyeliği sorunu İslam tartışmasına karıştı. Şimdi her türlü görüş gündeme geliyor. Ben Türkiye'nin bu Avrupa kulübüne ait olduğu görüşündeyim. Öyle olmak zorunda. Amerika'ya karşı bir denge oluşturabilmek için Avrupa'nın tek şansı bu. Avrupa güçlü olmak zorunda. Türkiye olmadan ise, o kadar güçlü olması mümkün değil."

Almanya'da Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olup olmaması tartışılırken insanların hemen gündeme getirdikleri iki konu, ülkedeki büyük Türkiyeli göçmen toplulugunun topluma uyum sağlaması sorunu ve Türkiye'den daha büyük bir göç dalgası geleceği korkusu.

Der Spiegel dergisinden Yassin Musharbash, "Sokaktaki bir Alman'a, 'Bana bir yabancı göster' deseniz size bir Türk'ü gösterir. Biz Almanlar'ın yabancılara ilişkin deneyimleri büyük ölçüde Türklerle olan ilişkilerine dayanıyor - özellikle büyük kentlerde ya da kentsel alanlarda... Almanlar'ın kafasındaki yabancı imajı Türkler... Yabancılarla sorunlarımız olursa, genelde bunu Türklerle olan sorunlarımız olarak düşünüyoruz. Ayrıca, Türkler Almanya'ya büyük rakamlarla geldikleri için kentlerin belli bölgelerinde birarada oturmayı tercih ediyorlar. Bu onların, diğer daha küçük yabancı grupların aksine Almanca'yı iyi öğrenememelerini de beraberinde getiriyor. Burada şu sırada yaşayan çok sayıda Türk örneğine sahip olduğumuz için, muhafazakar partiler Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi halinde çok daha fazlasının geleceği uyarısında bulunuyorlar. Bu partiler, 'Milyonlarca Türk daha gelecek ve göçmenlerin topluma uyumu açısından çok daha büyük sorunlarla karşılaşacağız' diyorlar. Bu yüzden herkes bu tartışmaya kulak veriyor" diyor.

Türk göçmenlerin entegrasyon sorunu

Alman sığınmacılar

Gerçekten de Almanya'da kiminle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olup olamayacağını tartışsanız, hemen Almanya'daki Türkiyeli göçmenlerin entegrasyon sorunu gündeme oturuyor.

Türklerin toplumlarına uyum sağlamakta zorluk çektiğini düşünen Almanlar Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine de bir soru işaretiyle yaklaşıyor.

Almanya'daki kamu yayın kuruluşu ARD'nin haber editörlerinden Norbert Carius anlatıyor:

"Türklerin kültürü, yaşam biçimleri, İslam dini günlük hayatımızın bir parçası. Bu durum, Türkiye'nin üyeliği konusundaki tartışmaları kutuplaştırıyor. Alman toplumunun bir bölümü Türklerin topluma entegrasyonuna yardımcı oluyor. Bu kesim Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin parçası olmasını da hararetle savunmakta. Fakat toplumun diğer bölümü ise, Almanya'da bu kadar büyük bir yabancı topluluğun olmasından korkuyor. Sağ partilerin söylemlerini biliyorsunuz. 'Gelip bizim işlerimizi alıyorlar, biz işsiz kalıyoruz' gibi... Bunlar çoğunlukta olmasalar bile, ne yazık ki Almanya'da böyle düşünenler de var."

Köln gibi, Berlin gibi Türkiyeli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı büyük şehirlerde ise sokakta konuştuğum insanlar, kafalarında bazı kuşkular olsa bile, prensipte Türkiye'yi Avrupa'nın parçası olarak görüyor ve gelecekte Avrupa Birliği'ne üye olmasına karşı çıkmıyor.

İşte, Köln'deki barış mitingini meydanın kenarından izleyen bazı Almanların görüşleri:

"Ben Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Almanların çoğunun Türkiye'nin Avrupa'ya girmesine karşı olduğunu biliyorum. Ama benim kişisel görüşüm, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi yönünde..."

"Bu konuda benim görüşüm de aynı. Türkiye halkı ve Türkiye devleti Avrupa Birliği'ne gelmeli."

"Bence uzun bir zaman sonra... Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini istiyorum. Ama uzun zaman alacak, çünkü Türkiye'nin şu sırada demokratik bir ülke olduğunu düşünmüyorum. Türkiye'de olan birçok şey demokratik ülkelerde olmuyor."

"Bu zor bir soru... Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde olmak istemesine karşı değilim. Fakat bunun şu sırada doğru olacağına emin değilim. Çünkü Avrupa Birliği'nin tanımı henüz yapılmamış durumda. Önce Avrupa Birliği'nden ne beklediğimizi tanımlamamız lazım. Ondan sonra Türkiye'nin üyeliğini konuşabiliriz."

'Olacak, olacak...'

Almanya'da bir camii

Peki Türkiyeli göçmenler durumu nasıl görüyor? Köln mitinginden sonra uğradığım bir Türk restoranında müdavimlerle sohbet ediyorum.

"Bu işe karşı olanlar var ama genellikle doğu kesimine yakın olanlar bu durumda. Onların da aşırıları, hepsi değil... Yani diyebiliriz ki, Almanların yüzde 60'ı bu işe karşı değil" diyor biri.

Türklerin Almanya'da 40 yılı aşkın süredir bulunduklarını hatırlatıyor ve "Neden hala size kuşkuyla bakıyorlar?" diye soruyorum.

Bana şu cevabı veriyor: "Kuşkuyla bakmalarının ilk nedeni dinimizin ve kültürümüzün farklı olması. İkincisi, Almanların ekonomilerinin çok kötü durumda olması. Zannediyorlar ki, Türkiye gelirse büyük bir yük olacak. Ben de bunun tam tersine inanmıyorum Türkiye'nin yük olacağına. Bugün Almanya'nın belki ekonomisi doymuş durumda. Bizde birçok baraj, yol, demiryolu yapılacak inşaat sahamız var."

Türkiye'nin AB'ye girip giremeyeceği hakkında ne düşündüklerini sorduğumda ise, hep bir ağızdan gülerek, "Olacak, olacak..." yanıtını veriyorlar.

Ancak içlerinden biri farklı düşünüyor.

"Bizim AB'de ne işimiz var?" diye soruyor ve devam ediyor: "Cennet gibi memleket, zümrüt gibi ovalarımız... Avrupa'da ne işimiz var? Avrupa bize gelsin. Biz onlara muhtaç değiliz, onlar bize muhtaç."

Tesettürlü Türkler korkusu

Almanya'daki Türklere yayın yapan Köln radyosunun akşam programında tartışma konusu yine İslam... Stüdyo konukları arasında Federal Alman parlamentosu milletvekillerinden Sosyal Demokrat Partili Lale Akgün de var. Lale Akgün parti listesinden değil, Köln'deki seçim bölgesinden doğrudan seçilerek parlamentoya girmiş.

Köln'de gösteri yapan Türk asıllı Alman kızlar

"Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı olmanın en büyük nedeni, 'Yarın Anadolu'dan beş milyon insan gelecek' kaygısı. Şunu da görmek lazım. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi de bu kaygıyı körüklüyor. 'Türkiye'den istemediğimiz vasıfsız işçi Almanya'ya dolacak. Bizim zaten 5 milyon işsizimiz var, yarın 5 milyon da Anadolu'dan gelirse ne yaparız? Sosyal sistemlerimizi sömürüyorlar' şeklinde bir hava yaratıyorlar. Bu da insanları korkutuyor" diyor Lale Akgün.

Akgün, Almanya'daki toplumun Türkiye'den gelmiş insanlara karşı önyargıları olduğunu da unutmamak gerektiğini belirtiyor.

"Kadın haklarının ayaklar altında ezildiği, insanların çalışmak istemediği, sosyal sistemin sömürüldüğü, çok dinci oldukları gibi bir sürü önyargıları var Türklere karşı. Dış görünüş olarak, Türkiye'nin imajı da manto, uzun pardösü, başörtüyle, yani tesettür kıyafetiyle gözönüne geliyor. Erkeklerde de namaz takkesi. Bu görünüşlü insanların artacağı korkusu var. 'Biz burada yaşayan 2 milyon Türkü entegre edemedik. Türkiye AB'ye girince 68 milyon Türkü nasıl entegre edeceğiz?' diyorlar. Çünkü 68 milyon tesettürlü, namaz takkeli insanın AB'ye koşacağını düşünüyorlar" diyor Lale Akgün.

'Türkiye hala çok uzakta'

Almanya'da Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyenlerle karşı çıkanların kamuoyu yoklamalarında hemen hemen yarı yarıya olduğu söyleniyor.

Der Spiegel dergisinden Yassin Musarbash'a göre Almanların çoğu hala kararsız.

Bir taraftan bir dizi kuşkuları, korkuları var. Bir yandan da AB'nin son genişlemesinden önce taşıdıkları endişelerin gerçekleşmediğini görüyorlar.

"Daha herşey çok akışkan. İnsanların Türkiye hakkındaki düşüncelerini birçok şeyi etkiliyor. Örneğin Türkiye'nin üye olması halinde, Avrupa Birliği'nin Suriye ve Irak'la sınırları olacağını farkettiler ve bu Almanlar için kabul edilmesi çok zor birşey. Öte yandan, bu yılın başlarında on yeni ülke AB'ye katıldı. Bunların çoğu eski demir perde ülkeleriydiler. Alman halkına çok uzaktılar. İnsanlar bu ülkeler hakkında fazla birşey bilmiyordu. Fakat bu genişleme sürecinin pürüzsüz gerçekleştiğini, Avrupa Birliği'nin genişlemesinin burada herşeyin altüst olacağı anlamına gelmediğini gördüler. Dolayısıyla insanlar iki karşıt fikir arasında henüz kararsız. Bir taraftan Avrupa Birliği'ne güveniyorlar ve hayatlarında sorun yaratmadan genişleyebileceğini görüyorlar, ama diğer yandan Türkiye onlar için hala çok uzakta olan bir ülke" diyor Yassin Musarbash.

Tarihçi, yazar Juergen Eberkowski de göç korkusunun tamamen hayal mahsülü olduğunu düşünüyor ve Türkiye'nin üyeliğinin en az on yıl sonra gündeme geleceğini hatırlatarak o zamana kadar Almanya'da çok şeyin değişeceğini savunuyor.

"Büyük basın kuruluşları bunu yazıp duruyor, ama böyle bir tehlike yok ki. Bu sorunu basit bir kural getirerek çözersiniz ve nereden gelirse gelsin göç dalgası altında kalmamızı önlersiniz. İstanbul'dan kısa bir süre önce döndüm. Bir Alman grubuyla beraberdim ve Almanya'da doğmuş bir rehberimiz vardı. Ona, 'Almanya'ya geri dönmeyi düşünüyor musun?' diye sordular. 'Ben deli miyim? Burada ekonomi çok canlı. Almanya'ya gidersem iş bulamam. Buradan kesinlikle ayrılmam' diye yanıt verdi. Son sıralarda, Türkiye'de hep buna benzer yanıtlar alıyorum. Hatta gidip Türkiye'ye yerleşen Alman işadamları bile var. Zaten Türkiye AB'ye katılma şansını ne zaman elde edecek? Yıllar sonra. O zamana kadar çok şey değişebilir. Şu andaki gidişatımıza bakarsak, biz duvara toslayabiliriz. Sanayiimiz, eğitim sistemimiz iflas edebilir. Dolayısıyla, geleceği tahmin etmek zor ama, uzun erimli düşünen insanların Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemesi gerekir diye düşünüyorum."

Tayyip Erdoğan ve Gerhard Schröder

Peki Almanya'da şu sırada yoğun bir biçimde süren ve birçok değişik sorunu içine alan tartışmalar, Türkiye'nin Avrupa Birliği zirvesinden olumlu bir yanıt alması halinde hafifler mi?

Siyasi partiler arasındaki kutuplaşmalar yumuşar mı? Ya da Sosyal Demokratlar iki yıl sonraki seçimlerde oy kaybedecekleri kaygısıyla Türkiye'yi desteklemekten vazgeçerler mi?

Der Spiegel yazarı Yassin Musharbash kuşkulu...

"Hayır. Tartışmalar hafiflemeyecek. Hristiyan Demokrat muhalefet bu konuda oy kazanmaya çalışacak. Bu yüzden Sosyal Demokratlar muhalefetin eleştirilerine yanıt getirmek zorunda. Sosyal Demokratların şu andaki pozisyonlarından geri dönmeleri de sözkonusu değil. Şunu unutmamak gerekir. Türkiye-Almanya-Avrupa Birliği ilişkileri geçmişte hep olumlu oldu. Eski Hristiyan Demokrat Başbakan Helmut Kohl hep, Türkiye'nin bir zaman sonra AB üyesi olabileceğini savundu. Sosyal Demokratlar niye bu pozisyonun gerisine düşsünler ki? Bence kendilerini zor bir duruma düşürmek yerine, şu anda Türkiye'ye karşı çıkmaları nedeniyle Hristiyan Demokratları sıkıştırmaya çalışacaklar. Fakat gelecekte bu konuda çok ısrarlı bir tutum almayabilirler. Kendilerine sorulduğunda, 'Evet. Türkiye'nin üyeliğini destekliyoruz' diyeceklerdir. Fakat asıl mesele, bu soru sorulmadığında ne yapacakları..."

Türk pop grubu Athena Köln'de bir konser veriyor. Salonu dolduranların büyük bir çoğunluğu üçüncü nesil gençler.

Ama aralarında Alman gençlerine rastlamak mümkün değil. Hepsi son derece şık ve Almanların tarif ettiği Türk tipinden çok batı gençliğini yansıtıyor.

Acaba onlar Almanlar'ın Türkiye'ye bakışları hakkında ne düşünüyor?

"Aslında Almanlar bizim için kötü birşey düşünmüyor. Bu siyasi bir karar. Alman halkının Türkiye'yi AB'ye almayın diye bir talepleri yok. Burada kendimizi ispatladık. Biz AB'de varız. Bilhassa Almanya'da Türkler biz bu ülkede varız diyorlar."

"Şu anki hükümet bizi destekliyor. Ama bu hükümet 2006'da değiştikten sonra aynı desteği Almanya'dan göreceğimizi sanmıyorum. Hatta tam tersi olacak. Muhalefet 'Biz Türkiye'nin üyeliğine karşıyız' diyor. Bunun için imza kampanyası yürütmeyi bile düşünmüşlerdi. Bizim şurada süremiz iki yıl. 17 Aralık'ta müzakere tarihi alamazsak, ağzımızla kuş tutsak AB'ye giremeyiz."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik