Soğuk savaşta ortamı ısıtan hediye

- Yazan, Alison Gee
- Unvan, BBC Dünya Servisi
- Okuma süresi: 3 dk
Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği lideri Nikita Krusçev ile ABD Başkanı John F. Kennedy düzenli olarak mektuplaşırdı.
Ülkeleri arasındaki husumete rağmen, iki lider birbirlerine sık sık hediyeler de gönderirdi.
İşte Puşinka da bunlardan biriydi.
Herhangi bir köpek değildi, uzaya gönderilen ve canlı dönen ilk köpeğin yavrusuydu Puşinka.
Şu anda ABD'nin Japonya büyükelçisi olan Caroline Kennedy, 50 yılı biraz aşkın bir zaman önce Beyaz Saray'daki çocukluğuna dönüyor.
"Annem komik bir hikaye anlatmıştı" diyor. "Viyana'da verilen resmi bir yemekte Krusçev'in yanında oturuyormuş. Bir süre sonra konuşacak konular tükenmiş. Annem de ona Rusların o yıllarda uzaya gönderdiği Strelka adındaki köpeğin yavrularını sormuş. Bir kaç ay sonra bir köpek yavrusu geldi. Babam çok şaşırmıştı. Annemin Krusçev ile bu konuşmayı yaptığına inanamıyordu."
Strelka'nın yavrusu olan bu küçük köpeğin resmi doğum belgelerinde "cinsi yok" ya da "kırma" yazıyordu.
Büyükelçi Kennedy, "Puşinka çok sevimli ve bol tüylü bir şeydi" diyor. İsmi de zaten Rusça "pofuduk" anlamına geliyormuş.
Kennedy bunun üzerine Krusçev'e hediyesi için teşekkür eden bir mektup yolluyor.
Yakınlarda Kennedy'nin mektuplarından bir seçki yayımlayan tarihçi Martin Sandler, "Dünyanın bu en güçlü iki lideri arasında ne kadar sıcak bir diyalog geçtiğini görmek ilginç" diyor.
Fakat aynı zamanda da bütün yazışmalarda alttan alta bir "üstünlük taslama" da sezildiğini söylüyor.
Sandler'a göre, Sovyetler Birliği dünyanın yörüngesine gönderilen ilk uydu Sputnik'i fırlattığında çoğu Amerikalı gibi Kennedy'nin de huzursuz olduğunu hatırlatıyor.
O dönemde Puşinka'nın annesi Strelka ve Belka adındaki diğer bir köpeğin dünya yörüngesinde dolaşan bir uyduyla seyahat eden ilk canlılar olması da Moskova'nun uzay yarışında önde olduğunun bir başka deliliydi.

Kennedy 1960 yılı sonunda buna, aya insan göndermeyi vaat ederek karşılık vermişti.
Puşinka, bakımını üstlenen görevlilerden biri olan Traphes Bryant'ın anlattığına göre kısa sürede Beyaz Saray'a alıştı.
Bryant, John F. Kennedy Başkanlık Müzesi Arşivi'ne, "Puşinka Caroline'in bebek evinin merdivenlerine tırmanabiliyordu. Bu küçük platformun tepesine kadar çıkıyor, sonra metal kaydıraktan aşağı kayarak iniyordu" diye anlatıyor.
"Başkan Kennedy bana bunu yapmayı nasıl öğrettiğimi sordu. Ona her bir basamak için ona bir fıstık verdiğimi söyledim. Fotoğrafları da gösterdim, Başkan çok güldü" diyor.
Bryant şöyle sürdürüyor: "Caroline bana bir keresinde 'Bryant Puşinka'ya fıstık verme, veteriner söyledi, iyi değilmiş' dedi. Ondan sonra fıstık vermeyi kestim."
Kennedy'lerin diğer köpeklerinden Charlie'nin Puşinka'dan hoşlandığı ve Puşinka'nın Charlie'den yavruları olduğu da anlaşılıyor.
Büyükelçi Caroline Kennedy, "Yavruları olduğunda çok heyecanlandım, çünkü yavrulara benim isim vermem gerekiyordu. Blackie, White Tips, Butterfly, ve bir tane daha, Streaker koydum adlarını" diyor.
Bu fotoğrafta Blackie ve White Tips ortada, Caroline ise sağda Charlie'yi okşarken görülüyor.
Başkan yavrulara rusça takıyla "yavrunikler" (pupniks) diyor ve Bryant'ın anlattığına göre onlarla ilgili sorular sormayı seviyormuş. "Yavruların gözleri ne kadar kapalı kalacak? Ne zaman katı beslenmeye geçebilecekler? Ne zaman yürüyebilecekler? Ne zaman çimlerde oynayabilecekler? Tüyleri uzun mu olacak kısa mı?" diye soruyormuş sık sık.
Başkan Kennedy bir keresinde çocuklara sürpriz olsun diye Bryant'tan Puşinka ve yavrularını Cape Cod'daki eve götürmesini de istemiş.
"Bayan Kennedy bana çocukların yavrularla doğru düzgün oynayabildiği tek zamanın bu olduğunu söylemişti" diyor. Dört yavru da Beyaz Saray'a dönmeyip orada başka evlere verilmiş. Bryant "Puşinka yavruları çok aradı" diyor.
Puşinka bu tarihten sonra aile ile daha az zaman geçirmiş.

Fakat Krusçev ile Kennedy arasındaki genellikle gizli yazışma trafiği devam etmiş.
Nikita Krusçev'in bugün ABD'de yaşayan oğlu Sergey Krusçev, babasının bunu "aile için hoş politika için de iyi bir şey" olarak gördüğünü söylüyor.
Kruşçev, "Babam insanlar arasında köprüler kurmak isteyen biriydi. Her ikisi de gerginlikleri azaltmak ve nükleer denemeleri durdurmak istedikleri için sık sık iletişim kuruyorlardı" diyor.
Sergey Krusçev babasının Kennedy'yi zayıf ya da deneyimsiz bulduğu yolunda medyada yer alan bir kısım haberi yalanlıyor. Babasının 1961 Haziran'ında Viyana'da yapılan doruk toplantısını, danışmanlarıyla görüşmek için bir kere bile kesmemesi nedeniyle Kennedy'ye saygı duyduğunu söylüyor.
"Babam Kennedy'nin dış politika anlayışını, yani bu dış politikayı kendi kendine inşa edişini beğenirdi. Dış politikayı dışişleri bakanlığı değil, başkan belirlerdi" diyor.
1962'nin Ekim ayında Viyana doruğundan yalnızca 16 ay ve Puşinka'nın Beyaz Saray'a gönderelişinden kısa süre sonra ABD ve Sovyetler Birliği kendilerini nükleer savaşın eşiğinde buldular.
Rusların, Küba'ya nükleer füze yerleştirdikleri fotoğraflarla kanıtlanmıştı ve bu silahlar Washington ve diğer Amerikan yerleşimlerini vurabilecek menzile sahipti.

Yaşanan gerginliğin ve bıçak sırtındaki diplomasinin sonunda Kruşçev Küba'daki füzelerin sökülüp Sovyetler Birliği'ne geri götürülmesini kabul etti.
Karşılığında Kennedy de ABD'nin Küba'yı işgal etmeyeceğine ve adanın çevresinde donanma tarafından uygulanan ablukaya son verileceğine söz verdi.
Sergey Krusçev füze krizinin iki lideri de değiştirdiğini söylüyor ve benimsedikleri yeni yaklaşımı "Bizim için kıymetli olan şeyleri savunduk ama bir ortak yanımız var; Barışı korumak istiyoruz ve bunun için birlikte çaba gösterdik."
Tarihçi Martin Sandler da iki lider arasında devam eden ve Puşinka da dahil karşılıklı hediyelerle de sürdürülen iletişimin olayların böyle gelişmesinde büyük rol oynadığı kanısında.
"Sonunda dünyayı bir nükleer felaketten koruyan bu oldu" diyor.








