İsrail İran'a saldırır mı?

ABD Başkanı Barack Obama, İsrailli liderlerin İran'ın nükleer programını durdurma amaçlı bir askeri saldırı ihtimalini giderek daha çok konuşmaya başladığı bir dönemde bu ülkeye gitti.

Başbakan Benjamin Netanyahu'ya göre İran ile müzakereler, nükleer programını tamamlaması için Tahran'a zaman kazandırmaktan başka bir işe yaramadı ve askeri bir tehditle bütünleşmediği sürece de anlamsız.

Ancak uzmanlar ve gözlemciler, Netanyahu'nun bunu ABD'ye sonuç almaya yönelik, daha sert eylemlerde bulunması için bir baskı stratejisi olarak mı kullandığı, yoksa gerçekten saldırıda bulunma emri mi vereceği konusunda emin değiller.

İsrail Milli Güvenlik Konseyi'nin eski başkanı emekli tümgeneral Giora Eiland, Netanyahu'nun blöf yapmadığını düşünüyor. Eiland, "Diğer bütün seçeneklerin tükendiğine ve İran'da nükleer silahların varlığına alışmak, ya da İsrail'in bu girişimleri durdurması gibi iki seçeneğin kaldığına inanırsa, ikincisini seçecektir" diyor.

İsrail istihbaratı

İsrail'deki bir araştırma programının tespitine göre, Netanyahu 2010'da İsrail ordusuna gerektiğinde birkaç saat içerisinde saldırıya geçmeye hazır olma emri vermiş; ancak İsrail ordusu ve istihbaratının sert muhalefeti nedeniyle emir iptal edilmiş.

Ağustos ayında ise, ABD'de Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerinden önce İsrail'in İran'a saldırıya hazırlandığına dair haberler yoğunlaşmıştı.

İsrail istihbaratı o zaman da böyle bir saldırının başarısız olacağını ve ters tepeceğini söyleyerek açıktan karşı çıkmıştı.

Fakat bazı kesimler de, İsrail'in 1981'de Irak'ın Osirak nükleer raktörünü bombalamasını örnek göstererek karşı görüşü savunuyor.

Herzliya'daki Politika ve Strateji Enstitüsü'nden Dr Şimuel Bar, "Osirak'a saldırı planları yaparken bu operasyonun Irak'ın nükleer programını üç-dört yıl geri atacağını düşünüyorduk. Ama 10 yıl geriye attı. Ne sonuç alacağınız bazen belli olmaz. O nedenle İsrail'in bu işe girişmeyeceği, çünkü fazla bir zarara yol açmasının mümkün olmadığı düşüncesi yanılgıdan ibarettir" diyor.

Ancak etkili olması için böyle bir saldırıya hemen girişilmesi lazım. Eski Savunma Bakanı Ehud Barak, İran'ın nükleer tesislerini kısa sürede koruma altına alarak "dokunulmazlık noktası"na ulaşabileceğini ve bu aşamada yapılacak bir saldırıdan sonuç alınamayacağını vurgulamıştı.

İran'a saldırı konusunda kararı belirleyecek en önemli faktör İsrail istihbaratının raporu olacak. Şu anda istihbarat kurumu saldırıyı desteklemiyor, ama bu durum her an değişebilir.

Tel Aviv'deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden emekli tuğgeneral Şlomo Brom "İsrail saldırısı belli koşullar altında muhtemel hatta gerçekçi hale gelir; örneğin İran'ın askeri kapasitesinde bir sıçramaya yol açacak bir sürece girdiğine dair istihbarat alınması durumunda bu gerçekleşebilir" diyor.

Tarih perspektifi

Dr.Bar, Netanyahu'nun saldırı tehditlerinin sadece lafta olmadığını, İran'ın nükleer programına izin veren bir lider olarak tarihe geçmek istemediğini düşünüyor.

Netanyahu, İran'daki nükleer kriz ile, hala şans varken dünyanın İkinci Dünya Savaşı ve Yahudi soykırımını engellemekte gösterdiği başarısızlık arasında benzerlikler kuruyor.

Ocak'taki bir konuşmasında "Tarih İran'ın nükleer programına dur demeyenleri affetmeyecektir" diyordu Netanyahu.

Bazıları ise Netanyahu'nun sık sık uyarıda bulunmasını eyleme geçmeme belirtisi olarak yorumluyor. Ülkenin başta gelen güvenlik ve istihbarat yazarlarından Yossi Melman "Bir konuda çok konuşuyorsanız , iş yapma niyetinizin olduğunu düşünmüyorum. İsrail'in İran'a saldıracağını sanmıyorum. Çünkü ABD bunu istemiyor" diyor.

Halk ne düşünüyor?

İsrail'in İran'a saldırıya karar vermesinde ve kamuoyunun düşüncesinin şekillenmesinde ABD'nin tutumu belirleyici önem taşıyor.

Geçen yaz ve sonbaharda yapılan kamuoyu anketleri, halkın büyük kesiminin ABD desteği olmadan İran'a karşı askeri müdahaleye karşı olduğunu gösterdi.

Bunun ABD'nin İsrail'e olan desteğini tehlikeye düşürmeme arzusuyla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Şimuel Bar, Osirak saldırısında ve Suriye'deki reaktörlere yaptığı iddia edilen saldırıda İsrail'in ABD'ye danışmadığını, İran'a saldırısı sözkonusu olması durumunda ABD'den "kırmızı ışık" gelebileceği ihtimaline karşı, yine habersiz saldırı düzenlenebilceğini belirtiyor.

Öte yandan İran'a karşı saldırıyı her halükarda reddeden ve iki ülkenin karşılıklı saldırısının mümkün olmadığını düşünen kesimler de var.