Trump-Şi görüşmesi: 'Yüksek bahisli kumarı' hangi lider kazanacak?

Kaynak, Getty Images / BBC
- Yazan, Benny Lu
- Unvan, BBC News Çince
- Bildirdiği yer, Hong Kong
- Okuma süresi: 5 dk
Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın 30 Ekim'de Güney Kore'de düzenlenecek Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi (Apec) kapsamında Çinli mevkidaşı Şi Jinping ile bir araya geleceğini açıkladı.
Liderler arasında uzun süredir planlanan görüşme, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında son dönemde alevlenen ticaret savaşı nedeniyle neredeyse rayından çıkıyordu.
Bu ayın başlarında Çin, ulusal güvenlik gerekçesiyle nadir toprak elementlerinin ihracatına yönelik kapsamlı yeni kısıtlamalar getirdiğini duyurdu.
Çin, birçok yüksek teknoloji ürününün üretimi için hayati önem taşıyan mineraller üzerinde neredeyse tekel konumunda.
Buna misilleme olarak Trump, Kasım ayından itibaren tüm Çin mallarına %100 gümrük vergisi uygulanacağını açıkladı.
Küresel piyasaları sarsan bu gelişmelerin ardından iki ülkenin hükümeti de tutumlarını yumuşattı ve müzakere için alan olduğunu duyurdu.
Ancak her iki ülke de son gerginlik ve ardından gelen piyasa huzursuzluğu konusunda birbirlerini suçlamaya devam ediyor.
Trump, Çin ile gümrük vergilerinden nadir toprak ürünlerine kadar "her konuda" anlaşma yapacağını söyledi - ancak bugüne kadar gümrük vergisi savaşına en güçlü yanıtı veren ülke olan Çin'in kararlılığını hafife almış olabilir.

Kaynak, Reuters
ABD düşünce kuruluşu Atlantic Council'in Çin uzmanı Ven-ti Sung, "Her iki taraf da yüksek riskli bir tavuk oyunu oynuyor gibi görünüyor" diyor.
Singapur Ulusal Üniversitesi'nde siyaset bilimi doçenti olan Çong Ja Yan da aynı fikirde:
"Her iki ülke de diğerinden daha fazla acıya katlanabileceğine inanıyor. Belki bu da müzakere sürecinin bir parçasıdır."
Sung, Trump'ın stratejilerinden birinin "hakimiyet testi" olduğunu ve Çin'in gözdağı karşısında boyun eğmesi halinde bunun önümüzdeki aylarda ABD-Çin ilişkilerinin gidişatını belirleyebileceğini söylüyor.
Ancak Pekin'in bunu kabul etmesi pek olası değil. "Şi Jinping'in iktidardaki 13. yılı ve kendini kanıtlamak için Trump ile ikili bir zirveye ihtiyacı yok" diyor Sung.
Nadir toprakların yanı sıra Çin, ABD'nin soya fasulyesi sektörünü de hedef alıyor ve çiftçiler Trump için önemli bir destekçi kitlesini oluşturuyor.
Eylül ayında ABD'nin Çin'e yaptığı soya fasulyesi ihracatı Kasım 2018'den bu yana ilk kez sıfıra düşerken, Çin Brezilya ve Arjantin'den yaptığı alımları artırdı.
Çin dünyanın en büyük soya fasulyesi ithalatçısı konumunda ve bu baklagili ağırlıklı olarak hayvanlarını beslemek için kullanıyor.
Öte yandan analiz firması Capital Economics'in Çin Ekonomisi Başkanı Julian Evans-Pritchard, Çin'in ihracatının ABD'nin gümrük vergileri karşısında birçok kişinin beklediğinden "çok daha dirençli" olduğunu ve bunun sonucunda Çin'in Eylül ayında GSYH'sinin yalnızca %0,3'ünü kaybettiğini yazıyor.
Çin ABD misillemesine dayanabilir mi?

Kaynak, Reuters
Çin şu anda üstün gibi görünebilir, ancak karşı atağa geçmesi uzun vadede daha zayıf bir pozisyona yol açabilir, çünkü böylesi bir durumda ABD'li ithalatçılar alternatif tedarik kaynakları ve tedarik zincirleri arayışlarını hızlandıracaktır.
Örneğin Apple bu yılın başlarında ABD'de satılan iPhone'ların üretiminin çoğunu Çin'den Hindistan'a kaydırmayı planladığını söyledi.
Haziran ayında Nike, üretiminin bir kısmını Çin dışına kaydıracağını açıkladı.
Evans-Pritchard, Çin'in para biriminin değerini düşürerek ihracatını daha rekabetçi hale getirmesi nedeniyle "ABD gümrük tarifelerine karşı kalıcı bir bağışıklık geliştirdiğini" varsaymanın "akıllıca" olmayacağını belirtiyor.
İç tüketimi artırmaya ve emlak piyasasındaki çöküşlerinden kurtulmaya çalışan Çin için ihracat, ekonomik büyümenin ana motoru olmaya devam ediyor.
Bazı uzmanlar Pekin'in Trump'ı yanlış değerlendirebileceğini ve elini gereğinden fazla zorlayabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD'li düşünce kuruluşu Stimson Center'dan Sun Yun, New York Times'a verdiği demeçte, Çin'in ABD'nin misilleme yapma istek ve kabiliyetini hafife almak gibi "tehlikeli yeni bir alışkanlık" geliştirdiğini söyledi.
Avustralya'daki Edith Cowen Üniversitesi'nde uluslararası işletme dersleri veren Naoise McDonagh, ABD'nin Çin'i teknoloji sektörünü geliştirme çabalarını engellemek için daha fazla ticari kısıtlamayla tehdit edebileceğini söylüyor.
Örneğin Beyaz Saray Çin'in, Nvidia'nın en gelişmiş çiplerini satın almasını şimdiden engellemiş durumda.
Ancak Prof. McDonagh, Pekin'in teknoloji endüstrisini hedef alan önlemlerin Çin'i yavaşlatsa da durduramayacağını da sözlerine ekliyor.
İlk kim gözünü kırpacak?
Bazı analistlere göre piyasanın tepkisi Trump'ın tutumunu yumuşatmasına yol açtı.
Trump'ın 10 Ekim'de Çin'in nadir toprak hamlesine verdiği sert yanıtın ardından ABD borsaları 2 milyar dolar değer kaybetti.
Fakat, Çin'in ticaret savaşı politikaları piyasa duyarlılığından büyük ölçüde etkilenmedi.
Ülkenin karar alma mekanizması büyük ölçüde merkezileşmiş durumda ve Şi, Çin'in on yıllardır gördüğü en iddialı lider olarak anılıyor.
Çin'in iktidardaki Komünist Partisi, merkezi hükümet tarafından dayatılan yönergeleri takip edecek olan devlete ait işletmeler üzerinde de sıkı bir kontrole sahip.
Bazı yorumcular Pekin'in, Trump'ın ikinci dönemine iyi hazırlandığını ve gümrük tarifeleri, teknoloji savaşı ve Covid-19 salgınına verdiği tepkiler de dahil olmak üzere Trump'ın tarzı ve stratejisine ilişkin uzun vadeli gözlemlerine dayanarak sert bir oyun oynadığını düşünüyor.
ABD merkezli Brookings Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olan Ryan Hass, hazırladığı bir raporda Çin'in "öğrencilikten profesörlüğe" evrildiği sonucuna varıyor.
Şi iktidara geldiğinden beri Çin'in "tepkisel atılganlıktan" (sadece tehdit edildiğinde karşılık vermek) "fırsatçı aktivizme" geçtiğini ve nüfuzunu genişletmek için fırsatları aktif bir şekilde değerlendirdiğini söylüyor.
Bu durumun Çin'in göreceli gücünün artmasıyla bağlantılı olduğunu savunuyor.
Trump'ın ilk döneminde patlak veren ABD-Çin ticaret savaşı, Şi'nin gündemini ve Çin'in "kendi kendine yeterli" olma hedefini hızlandırdı.
O zamandan bu yana Çin yönetimi ABD-Çin ticaret savaşını, ABD pazarına olan bağımlılığı azaltırken iç milliyetçiliği güçlendirmek için kullandı.
Bu aynı zamanda Pekin'i, şu anda nadir topraklarla ilişkili olanlar gibi tedarik zinciri varlıklarını silahlandırma konusunda cesaretlendirdi.
Ancak ABD'li düşünce kuruluşu Pacific Forum'dan Prof. Elisabeth Larus, Çin liderlerinin Trump'ın kibrini ve zayıflıklarını görmüş olabileceğini, ancak onu yanlış değerlendirme riskini de taşıdığını söylüyor:
"Trump, sabrını zorlayana kadar güçlü erkek liderlerle iyi geçinir, sonra da vurmaya başlar. Çin'in liderleri de bu özelliğin farkında olmalı."
Larus Çin yönetiminin Trump'ın zaman zaman "öngörülemez" kararlar almasına, Beyaz Saray Özel Kalem Müdür Yardımcısı Stephen Miller ve aşırı sağcı aktivist Laura Loomer gibi danışmanlarından oluşan yakın çevresindeki birkaç etkili ses tarafından yönlendirilmeye istekli olmasına karşı da dikkatli olması gerektiğini ekliyor.
Ancak Apec zirvesinde Trump ve Şi arasında bir anlaşmaya varılsa bile, aralarındaki temel farklılıkları yakın zamanda çözmeleri pek olası değil.
Bu haber, BBC gazetecileri tarafından hazırlandı ve kontrol edildi. Bir pilot proje kapsamında çevirisi için yapay zekadan da faydalanıldı.











