Analiz: Ortadoğu’daki yeniden yapılanma henüz tamamlanmadı

Binyamin Netanyahu ve Donald Trump'ın yakın çekim fotoğraflarının yer aldığı ve arka plana İran bayrağının eklendiği bir kolaj.
Analiz: 'Ateşkes olsun olmasın, Ortadoğu'daki yeniden yapılanma henüz tamamlanmadı'
    • Yazan, Jeremy Bowen
    • Unvan, BBC Uluslarası Editörü
  • Okuma süresi 8 dk

Pakistan'daki ateşkes görüşmelerinde en büyük umut hem ABD hem de İran'ın savaşı sona erdirme motivasyonlarının olması.

Görüşmelerin başarılı olmasının önündeki en büyük engel de tam bir güven eksikliği, belirgin bir ortak zemin bulunmaması ve ABD'nin savaştaki ortağı İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını büyük ölçüde artırması.

ABD Başkanı Donald Trump, daha şimdiden savaştan geçmiş zaman kipinde bahsediyor.

Zafer ilan etti ve bir çıkış yoluna ihtiyacı var. Bu ayın sonlarında Kral Charles'ın resmi ziyareti ve ardından Mayıs ayında Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile bir zirve yapılacak. Ayrıca, Kasım'da ara seçimler de geliyor.

Amerika'da yaz tatili yaklaşırken, Trump'ın yakıt fiyatlarının savaştan önceki seviyelere geri dönmesine ihtiyacı var. Savaşlar, kraliyet ziyaretleri, zirveler ve seçimlerin yanında pek iyi görünmüyor.

Beyrut'un Corniche el-Mazraa mahallesinde, İsrail hava saldırısında yıkılan arabaların ve bir binanın enkazı arasında insanlar yürüyor.

Kaynak, EPA/Shutterstock

Fotoğraf altı yazısı, Beyrut, İsrail'in hala devam eden hava saldırıları nedeniyle büyük yıkıma uğradı.

İran'ın savaşı sona erdirmek için nedenleri var. Hala füze ve insansız hava araçları gönderebilen, sosyal medya savaşçılarıyla Donald Trump'la dalga geçen yapay zeka videoları yayınlayan rejim, her zamanki gibi meydan okuyan bir tavır sergiliyor.

Fakat İran büyük bir hasar gördü. Şehirler ekonomik anlamda durma noktasına geldi ve rejim toparlanmak için zamana ihtiyaç duyuyor. Pakistan'daki görüşmeleri konumlarını güçlendirmek için kullanmaya çalışacaklar.

İki heyet arasında mekik dokuyacak Pakistanlı arabulucuların işi zor. Tarafların kamuoyuna ilan ettikleri pozisyonlar olabildiğince birbirinden uzak.

Trump'ın yayınlanmamış 15 maddelik bir planı var. Planın sızan versiyonları müzakerelere temel oluşturmaktan çok bir teslimiyet belgesi gibi görünüyor. İran'ın 10 maddelik planında ise ABD'nin geçmişte sürekli reddettiği bir dizi talep var.

Daha dayanıklı bir ateşkes oluşturmak için tarafların bir tür uzlaşmaya varması gerekiyor. En azından farklı ve birbiriyle çelişen çözümsüz sorunlar listeleri üzerinde görüşmelere devam etme konusunda.

Bunlar üzerinde çalışmak barış dönemlerinde bile çok zor olurdu.

Savaş döneminde, herhangi bir karşılıklı güvenin bulunmadığı bir ortamda, diğer büyük sorunlar üzerinde herhangi bir anlaşma olsun ya da olmasın ateşkesi devam ettirecek açıklamalar bile olumlu görünecektir. Hiçbir noktada herhangi bir anlaşma olmaması, savaşa geri dönen yola girilmesi anlamına geliyor.

grafik

Karşılaştıkları en yeni ve en acil sorun, Basra Körfezi'nden dar bir çıkış olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması. Boğazın kapalı kalması, İran'a dünya ekonomisi üzerinde baskı kurma imkanı veriyor.

ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasına dek her gün yüzlerce geminin kullandığı bu su yolunun yeniden açılması, müzakerelerin başlıca gündem maddelerinden.

Ortadoğu'da bu savaşın içinde kalan milyonlarca sivil de görüşmenin savaşın sonunu getirmesini umuyor.

Zafer geçiti yok

Amerikalılar, 28 Şubat'ta İsrail ile birlikte İran'ın dini lideri, eşi ve ailesinin diğer üyeleri de dahil çok sayıda kişiyi öldüren büyük hava saldırılarıyla savaşı başlattıklarında, Nisan başlarında ateşkes görüşmeleri yapmayı pek beklemiyorlardı.

Trump, İran'da Venezuela lideri Nicolas Maduro ve eşinin ABD ordusu tarafından kaçırılmasına benzer bir zafer bekliyordu. Maduro çifti New York'ta uyuşturucu ticareti ve terör suçlamalarıyla yargılanıyor. Washington da Maduro'nun eski yardımcısını başkanlık sarayına yerleştirdi.

Savaşın ilk saldırı dalgasında Dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesinin rejimin çöküşüne yol açacağı beklentileri tamamen yersizdi.

Oğlu Mücteba, babasının halefi olarak atanmasından bu yana görülmedi.

Saldırıda anne ve babasının dışında kız kardeşi, eşi ve oğullarından birinin de öldürüldüğü bildiriliyor. Kendisinin de ağır yaralandığı tahmin ediliyor.

Yeni dini liderin aktif katılımı olsun ya da olmasın İran rejimi, Trump'ı şaşırtan bir direnç sergiledi.

İran'ın yeni dini lideri, öldürülen dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in ikinci oğlu Mücteba Hameney, Tahran'da bir toplantıya katılıyor.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Mücteba Hameney, İran'ın dini lideri olarak atanmasından bu yana görülmedi.

Şimdi Donald Trump'ın Başkan Yardımcısı JD Vance başkanlığınıdaki temsilcileri, yanlış bir şekilde yendiklerini iddia ettikleri düşmanlarıyla müzakere etmek zorundalar.

Hatta ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth "Büyük harfle yazılmış bir askeri zafer" demişti.

Hürmüz faktörü

ABD ve İsrail'in başlattığı savaş, Ortadoğu jeopolitiğini şimdiden yeniden şekillendiriyor.

Savaşın uzun vadeli sonuçları ortaya çıktıkça, bu süreç daha da derinleşecek.

ABD ve İsrail, İran'ın silahlı güçlerine, askeri ve sivil altyapısına büyük zarar verdi. Fakat İran rejimi yıpranmış olsa da hala sağlam. Rejim değişikliği olmuyor.

İran hala füze ve insansız hava araçları fırlatabiliyor. Bu da, yüksek sesle dile getirilen iddialara rağmen, ABD ve İsrail'in taktiksel zaferlerini stratejik ilerlemelere dönüştüremediği anlamına geliyor.

Öte yandan İran, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının kendisine stratejik bir avantaj sağladığını gösterdi.

Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun İran'la savaşa girme gerekçelerini dinlerken bunu ya göz ardı etti ya da anlamadı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD-İsrail-İran savaşı sırasında bir basın toplantısında konuşuyor.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Binyamin Netanyahu agresif bir şekilde hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

İran'ın saldırıya uğradığında boğazı kapatması sürpriz olmamalıydı. İran geçmişte de bunu yapmakla tehdit etmişti. 1980'lerde İslam Cumhuriyeti'nin ilk yıllarındaki Irak'la savaşta petrol sevkiyatını aksatmıştı.

ABD dahil, boğazdan geçen gemi trafiğine bağımlı tüm ülkelerin dışişleri ve savunma bakanlıklarında, bir kapanmanın etkilerini değerlendirmek onlarca yıldır savaş planlamalarının standart bir parçasıydı.

Fakat, Donald Trump'ın aceleyle yanlış yönlendirilmiş bir savaşa girmesini engellemedi.

ABD ve İsrail İran'a saldırana kadar, dünyanın petrol ve doğalgazının %20'sini taşıyan gemiler her gün boğazdan geçiyordu.

Ayrıca, petrokimya sanayinin imal ettiği, tarımsal gübrede ve yarı iletkenler gibi yüksek teknolojide kullanılan yan ürünleri de taşıyorlardı. Birbirine entegre bir küresel ekonomide, boğazın kapatılmasının etkisi, belki de İran lider kadrosunun beklediğinden bile daha büyük oldu.

Hürmüz boğazının konumunu ve sınırları gösteren harita.
Bir kişi, Ayetullah Ali Hameney'in öldürülmesinin 40. günü anma töreninde, arka planda İran'ın yeni Dini lideri Mücteba Hameney'in resminin bulunduğu bir panonun yer aldığı, ABD bayrağını temsil eden bir pankart tutuyor.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, İran'da ABD karşıtı tutum savaşın başlangıcından bu yana daha görünür hale geldi.

Dünyanın en önemli ticaret arterlerinden birindeki geçişleri durdurma kabiliyeti, İran'ın uzun vadeli stratejik bir kazanıma dönüştürmek istediği güçlü bir silah.

İran bölgedeki ABD üslerinin kapatılmasını, savaşta alınan hasar için tazminat ödenmesini, uranyum zenginleştirmeye geri dönmeyi ve yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. Aynı zamanda, boğaz üzerindeki kontrolü kurumsallaştırmak istiyorlar.

Boğaz konusunda bir anlaşmaya varmak, İran'ın nükleer programını ele almak kadar zor olacak.

İran'ın nükleer programı, zenginleştirilmiş uranyumun bombaya dönüştürülmesinden bağımsız olarak, düşmanlarını caydırmak için daha fazla seçeneğe sahip olmayı amaçlıyordu. Hürmüz Boğazını kapatmanın çok daha ucuz, komşu ve düşman ekonomileri için yıkıcı ve uygulanması çok daha kolay olduğu görüldü.

İki haftalık ateşkes süresinde İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçmek isteyen gemilerin İran silahlı kuvvetlerinin iznine ihtiyacı olacağını, aksi takdirde saldırıya uğrayıp imha edileceğini ısrarla söylüyor.

Geçişine izin verilen az sayıdaki gemiden milyonlarca dolar ücret alındı. Bu durum devam ederse milyarlarca dolar gelir elde edebilecekler ve bu da Körfez'deki Arap devletlerini dehşete düşürecek bir olasılık.

Dünya ekonomisi için zorlukları ikiye katlayan bir diğer unsur ise, İran'ın Yemen'deki müttefiki Husiler. Husiler Gazze savaşı sırasında Kızıldeniz'in güney ucundaki dar bir boğaz olan Babülmendep'i ateş güçlerini kullanarak kapatabileceklerini gösterdi.

Suudiler, normalde Körfez ve Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç edilecek petrolü, boru hattıyla Kızıldeniz limanlarına pompalıyor ve buradan Asya'ya sevk ediyor. Husiler Babülmendep boğazından güneye çıkışı kapatırsa bu sevkiyat durabilir.

Savaşın başında İsrail tarafından öldürülen dini lider Ayetullah Ali Hamaney, Amerika, İsrail ve Batı'ya karşı şüpheci tavrını ihtiyatlı bir yaklaşımla birleştirmişti.

Şu anda yönetimi elinde bulunduran, çoğunluğu Devrim Muhafızları'ndan genç liderler, Hamaney'in görüşlerini paylaşsa da hiçbirinde eski dini liderin bekleyip görme içgüdüsü yok.

Sadece hayatta kalabilmek onlar için zafer anlamına geliyor. Bu da rejimin sözcülerinin yüksek sesle dile getirdiği bir iddia. Şimdi, savaşta kaybettiklerini yeniden inşa etme şansları da olabilir.

Netanyahu'nun hedefleri

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yıllardr süren agresif söylemlerine karşın, 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarına kadar ihtiyatlı bir tavır sergilemesiyle tanınıyordu. Şimdi ise bir savaş doktrinini benimsemiş durumda.

İsraillilere defalarca tartışılmaz güçlerini ve zekalarını kullanarak Ortadoğu'yu İsrail'i güçlendirecek biçimde yeniden şekillendirme sözü verdi. Netanyahu'nun agresif yaklaşımı, İsrail'i komşularının bölgedeki en yıkıcı güç olarak gördüğü ülke haline getirdi.

İran'ın İsrail'i doğrudan veya müttefikleri ve vekil güçleriyle tehdit etme kapasitesini yok etmek, Netanyahu'nun uzun siyasi hayatı boyunca en büyük uğraşlarından biri oldu.

Netanyahu'nun İran'ın Lübnan'daki müttefiki Hizbullah'a saldırmaya devam etme arzusu, Pakistan'daki ateşkes görüşmelerini sekteye uğratabilir.

Lübnan sağlık bakanlığına göre, ateşkesin ilk gününde İsrail, Lübnan'a 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan büyük hava saldırıları düzenledi.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki derme çatma kampta, yerinden edilmiş çocuklar çadırlarının yanında oyun oynuyor.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Lübnan'da 1,1 milyon kişi evlerinden oldu.

Bundan sonra İran, Amerikalılara bir seçim yapmaları gerektiğini söyledi. Ateşkes veya savaşa geri dönüş.

İsrail basını, Trump'ın Netanyahu'dan itidal istediğini bildirdi.

Netanyahu bir yandan Lübnan hükümetinin doğrudan görüşme talebini kabul ederken, bir yandan da daha çok hava saldırısı düzenlenmesi emri verdi.

İran ve Pakistan, ateşkesin Lübnan için de geçerli olduğunu söylüyor. İsrail ve ABD ise geçerli olmadığını savunuyor.

Yaşananları etkileme imkanları sınırlı olan İngiltere ve diğer endişeli ülkeler ise geçerli olması gerektiğini söylüyor.

Pakistan'daki görüşmelerin şartları konusundaki kafa karışıklığı, Trump'ın savaşta ne hedeflediğine dair kafa karışıklığını yansıtıyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran savaşında iki haftalık ateşkesin ilan edilmesinin ardından Pentagon basın brifing odasında bir basın toplantısı düzenledi.

Kaynak, Reuters

Fotoğraf altı yazısı, Hegseth zafer ilan etti ama müzakere süreci kolay olmayacak.

İsrail, Hizbullah'ı hedef aldığını söylüyor. Giderek artan sayıda Lübnanlı da, İsrail'in gerçekte Lübnan'ı hedef aldığına inanıyor çünkü şu anda ülkenin güneyinde geniş bir bölgeyi işgal altında tutuyorlar.

İsrail yüzbinlerce insanı evlerinden etti. Bazı vakalarda tıpkı Gazze'nin büyük bir bölümünü enkaza çevirdiği gibi evleri yok ediyor.

Savaşın uzun vadeli sonuçları Ortadoğu ve ötesinde yankılanacak.

Körfez'in zengin Arap monarşileri, küresel iş, turizm ve hava seyahati merkezlerine dönüşmek için yıllarını ve milyarlarca dolarlarını harcadılar. İran'ın birkaç hafta süren saldırıları, bu modernleşme ve kalkınma stratejisine daimi hasar verdi.

Ayrıca ABD ile ittifaklarını yeniden değerlendiriyorlar. Washington'dan kopmayacaklar. Amerikalılara çok ihtiyaçları var fakat gelecekteki güvenlik seçeneklerini çeşitlendirmeye çalışıyorlar. ABD'ye olabildiğince yakınlaşma modeli işe yaramadı.

Çin yakından izliyor, Rusya da öyle.

Trump, Amerika'nın ihtiyaç duyduğu günlerde yardım etmediklerini savunduğu NATO müttefiklerini bir kez daha tehdit ediyor.

Çin, İranlıları ateşkesi kabul etmeye zorladı ve muhtemelen görüşmelerin sürmesi için baskı yapmaya devam edecek.

Çin, Ortadoğu petrolüne bağımlı. İran, kendi tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan Çin'e gitmesine izin verdi.

Fakat Pekin Trump'ın gelişigüzel dış politikasının bıraktığı herhangi bir boşluktan faydalanmaya da hazır olacak.

Peki ya İran halkı? Haftalarca süren hava saldırıları, ölüm ve korkunun ardından, rejime bakış açıları ne olursa olsun, internet kesintisinin ardında izole edilmiş durumdalar.

28 Şubat'ta Trump ve Netanyahu, rejimin muhaliflerine ülkelerini geri alma şansı sözü vermişti. Bu unutuldu.

Ateşkesin hemen öncesine kadar Trump, rejimin muhaliflerini koruma sözü vermekten, tüm İranlıları "Taş Devri"ne geri dönene kadar bombalamayla tehdit etmeye kadar değişen bir tutum seriledi.

Şimdi İran halkının gelecekle ilgili kesin olarak bildikleri tek şey hayatın daha da zorlaşacağı. Ayrıca yaklaşık yarım yüzyıldır yaşamlarını kontrol eden kök salmış rejimin, öfkeli ve İran'ın İslami sistemine herhangi bir meydan okumayı ezmeye her zamankinden daha çok kararlı olduğu.