You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Brüksel'deki olağanüstü zirveden 'Trump formülü' çıkmadı
- Yazan, Güven Özalp
- Bildirdiği yer, Brüksel
- Okuma süresi: 4 dk
Avrupa Birliği (AB) liderleri, ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemde Avrupa'ya yönelik çıkış ve politikaları nedeniyle olağanüstü bir zirvede bir araya geldiler.
Zirveden AB'nin ABD'ye yönelik tavrında kısa vadede net bir değişiklik olacağına yönelik bir sinyal çıkmadı.
Danimarka ve Grönland'a tam destek veren AB, bundan sonraki süreç için NATO'yu öne çıkaran bir yaklaşım benimsedi.
Trump'ın Davos'ta Grönland konusundaki bazı söylemlerinden vazgeçmesine rağmen toplantıyı iptal etmeyen AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, zirve sonrasında yaptığı açıklamada, "Ortaklar ve müttefikler arasındaki ilişkilerin samimi ve saygılı bir şekilde yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Trump'ın, Danimarka ve Grönland'a destek veren bazı AB ülkelerine ek vergi uygulamaktan vazgeçtiğine ilişkin açıklamalarını olumlu bulan Costa şunları söyledi:
"AB çıkarlarını savunmaya devam edecek ve kendisini, üye devletlerini, vatandaşlarını ve şirketlerini her türlü zorlamaya karşı koruyacaktır.
"Bunu yapmak için gerekli güce ve araçlara sahiptir ve gerektiğinde bunu yapacaktır."
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de ABD ile ilişkilerin "kararlı ancak gerginliği tırmandırmayan" bir şekilde yürütüleceğini söyledi.
Von der Leyen, AB'nin ekonomik gücünü artırması, tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi ve daha bağımsız olması gerektiğini belirterek, "Bu bir gecede olmayacak. Zorlu bir iş" ifadelerini kullandı.
Aslında zirveden çıkan sonucu en iyi yansıtan açıklamalardan biri toplantı öncesi Finlandiya Başbakanı Pettteri Orpo'dan gelmişti:
"Danimarka ve Grönland'a güçlü desteğimizi sürdürmemiz ve birleşik durmamız gerekiyor.
Şu anda önemli olan müzakere etmek ancak AB olarak elimizdeki tüm araçları masada tutmalı ve gerektiğinde bunları kullanmaya hazır olmalıyız."
Grönland krizi sonrası AB'nin öncelikli hedefi ABD'yle ticari ilişkileri istikrara kavuşturmak.
Güven kaybı yaşanıyor
En kötü senaryo şimdilik önlendi.
Buna rağmen AB'de ABD'nin güvenilir bir müttefik olmaktan giderek uzaklaştığını ve Atlantik'in iki yakası arasında ciddi bir güven sorunu yaşandığını düşünenlerin sayısı giderek ve hızlı şekilde artıyor.
AB'nin ABD'ye karşı kararlı ve sert bir duruş sergilemesi gerektiği vurgusu da eskisine oranla çok daha net şekilde duyuluyor.
Yatıştırma politikasının sürdürülebilir olmadığı, zemin kazanan görüşlerden olsa da henüz AB ülkelerinin geneline yayılmış değil.
Polonya Başbakanı Donald Tusk'ın 20 Ocak'ta kullandığı ifadeler durumu özetler nitelikte:
"Avrupa, ne düşmanları ne de müttefikleri karşısında zayıf kalmayı göze alamaz. Yatıştırma politikası yalnızca aşağılanmaya ve başarısızlığa yol açar."
Zirve sonrasında, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya ve Danimarka liderleri herhangi bir açıklama yapmadı.
Son dönemde NATO'da da Trump'la yıldızı barışmayan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise oldukça sert bir çıkış yaptı.
Sanchez, gazetecilere yaptığı açıklamada, AB'nin "toprak bütünlüğünün, binlerce vatandaşın kaderinin fiyatlandırıldığı bir Monopoly oyunu gibi ele alındığı bir geçmişe dönüşü" reddetmesi gerektiğini söyledi.
Farklı yaklaşımlar var
Zirve AB'nin, Trump'ı tam olarak çözemediğini ortaya koydu.
Bazı liderlere göre Trump, Davos'ta tavrını AB'nin kararlı, hızlı ve ortak hareket etmesi, gerilimi tırmandırmaması sayesinde değiştirdi.
Bazılarına göre ise Grönland'a sembolik de olsa asker gönderme kararlılığı etkili oldu.
Yumuşak bir yaklaşımla diyaloğu öne çıkarmanın etkili olduğunu düşünenlere de rastlamak mümkün.
Almanya ve İtalya gibi AB'nin önde gelen ülkelerinin de aralarında bulunduğu bazı ülkeler başından bu yana gerilimin düşürülmesinden yana tavır koydular.
Fransa da genelde ABD'yle fabrika ayarlarıyla uyumlu ve sakin bir ilişki isteyen ülkeler arasında.
Bununla birlikte Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un son dönemde Trump'ın sert açıklamalarına aynı sertlikle cevap vermesi dikkat çekiyor.
Macaristan, Slovakya ve Çekya ise ABD'ye sert bir karşılık verme fikrine kapıları kapatmış durumda.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Grönland kriziyle ilgili olarak, "Bu bir Avrupa meselesi değil NATO meselesi" dedi.
AB ülkelerini en çok zorlayan unsur Trump'ın öngörülemezliği.
Bu, ilişkilerde güvenin yerini endişe ve şüphenin alması sonucunu doğuruyor.
BBC Türkçe'nin görüşüne başvurduğu bir AB ülkesi diplomatı şunları söyledi:
"Bugün evet dediğine yarın hayır demeyeceğinin garantisini kimse veremiyor.
"Dün ek vergilerden vazgeçti ama bu, yarın yeniden uygulamaya karar vermeyeceği anlamına gelmiyor.
"Grönland için askeri güç kullanmak istemediğini ve kullanmayacağını söyledi ama bir sabah kalkıp vazgeçtim de diyebilir."
Trump'ın yarattığı 'yeni normal'
Zirvede, üst düzey bir AB yetkilisinin deyimiyle, Trump yönetiminin yarattığı "yeni normal ile yeni gerçeklik" ve bunun karşısında atılacak adımlara odaklanıldı.
Trump ile Rutte arasında yapılan görüşme de liderler tarafından ele alındı.
AB yetkililerinin verdiği bilgiye göre konuya ilişkin sürecin iki ayaklı yürümesi öngörülüyor.
Bunlardan ilki ABD, Danimarka ve Grönland arasında yapılacak görüşmeler diğeri ise NATO bünyesinde yapılacak çalışmalar.
Bir AB yetkilisi zirve öncesi, "Henüz sürecin başlangıç aşamasındayız. Bekleyip nereye doğru yöneleceğini göreceğiz" dedi.
AB, ticaret tehditlerine karşı adım atma konusunda eskiye oranla daha kararlı bir tavır sergiliyor.
Üst düzey bir AB yetkilisi, "Ticaret tehditleri hayata geçirilseydi karşılık vermeye hazırdık ve hazır olmayı sürdüreceğiz" dedi.