You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Endonezya'daki 'kırmızı pençeli el' tarihteki en eski mağara resmi olabilir
- Yazan, Pallab Ghosh
- Unvan, BBC Bilim Muhabiri
- Okuma süresi: 4 dk
Endonezya'nın Sulawesi Adası'nda bir mağarada bulunan el resminin, dünyanın bilinen en eski mağara resmi olduğuna inanılıyor.
Resmin en az 67.800 yıl öncesine ait olduğu belirlendi.
İspanya'daki tartışmalı bir örnek, Endonezya'daki keşiften yaklaşık 1.100 yıl sonrasına tarihlenmişti.
Araştırmacılar Endonezya'da bulunan çizimde, parmakların pençe benzeri bir motif oluşturacak şekilde resmedildiğini söylüyor. Bunun da hayal gücüne işaret ettiği savunuluyor.
Yapılan keşif, insanın (Homo sapiens) atalarının, bazı araştırmacıların iddia ettiğinden yaklaşık 15 bin yıl önce Avustralya-Yeni Gine kara kütlesine (Sahul) ulaştığı tezini de güçlendiriyor.
Son 10 yılda, Sulawesi Adası'nda yapılan bir dizi keşif, soyut düşüncenin Buz Çağı Avrupasında aniden ortaya çıktığı ve oradan yayıldığına yönelik inanışı yıktı.
Mağara sanatı, insanların soyut, sembolik şekillerde düşünmeye başlamasının önemli bir göstergesi olarak görülüyor.
Bu tür hayal gücü, dilin, dinin ve bilimin temelini oluşturuyor.
Erken dönem resimler ve gravürler, insanların sadece dünyaya tepki vermekle kalmayıp, onu temsil ettiklerini, başka hiçbir türün yapmadığı bir şekilde hikayelerle paylaştıklarını gösteriyor.
Avustralya'daki Griffiths Üniversitesi'nden Profesör Adam Brumm, Endonezya'daki araştırmanın direktörlerinden biri.
BBC'ye konuşan Brumm, Nature dergisinde yayınlanan son keşfin, insanlığın uyanışının Avrupa'da başlamadığı yönündeki yeni görüşe katkıda bulunduğunu söyledi.
Birçok bilim insanı, yaratıcılığın türümüzün doğasında olduğuna ve bunun kanıtlarının evrimleştiğimiz Afrika'ya kadar uzandığına inanıyor.
Profesör Brumm da buna inanıyor:
"90'ların ortalarından sonlarına kadar üniversitede bize öğretilen buydu: İnsanlardaki yaratıcı düşünce patlaması Avrupa'nın küçük bir bölgesinde gerçekleşti.
"Ancak şimdi Endonezya'da anlatı sanatı da dahil olmak üzere modern insan davranışının özelliklerini görüyoruz. Ve bu da Avrupa'ya merkeze alan tezi sürdürmeyi çok zorlaştırıyor."
Sulawesi ne anlatıyor?
İspanya'daki en eski mağara resminin 66.700 yıl öncesine gittiğine inanılıyor. Ancak Maltravieso Mağarası'ndaki bu el çiziminin tarihlenmesi konusunda tartışma sürüyor.
Bazı uzmanlar bunun o kadar eski olmadığını düşünüyor.
2014 yılında, Endonezya'da en az 40 bin yıl öncesine ait el şablonları ve hayvan figürleri bulundu.
Sulawesi Adası'nda ardından en az 44.000 yıl öncesine ait bir av sahnesi ve daha sonra en az 51.200 yıl öncesine tarihlenen anlatısal bir domuz ve insan resmi bulundu.
Avustralya'daki Griffiths Üniversitesi'nden Profesör Maxime Aubert'e göre, her keşifte, hayal gücünün tarihi daha da geriye gitti.
Aubert pigment araştırmalarının, Sulawesi'deki kaya resimlerinin Avrupa'dan 28.000 yıl daha geriye gittiğini gösterdiğini savunuyor.
En son keşif, Sulawesi'nin güneydoğu açıklarında bulunan küçük bir ada olan Muna'dan geldi.
Mağara resminin, elin şablon olarak duvara yatay bir şekilde yaslanması ve sonrasında pigmentlerin tükürülerek ya da üflenerek iz bırakması yoluyla çıkarıldığına inanılıyor.
Araştırmacılar, mağara sanatçısının, bir elin etrafına sadece pigment püskürtmekten çok daha fazlasını yaptığını da söylüyor.
Buna göre, şablonu elde eden sanatçı, parmakların hatlarını dikkatlice değiştirerek, daha pençe benzeri görünmesi için daralttı ve uzattı.
Profesör Brumm, yaratıcılığı gösterdiğine işaret ettiği bu noktanın, "çok insansı bir şey" olduğunu savundu.
Brumm, yaklaşık 64 bin yıl önce kardeş türümüz Neandertallere ait İspanya'daki mağara resimlerinde yaratıcılık izine dair hiçbir kanıtının bulunmadığını belirtiyor.
Muna Adası'ndaki bu son keşfe kadar, Sulawesi merkezli tüm resimler adanın güneybatısındaki Maros Pangkep'ten geliyordu.
Farlı noktalarda benzer mağara resimlerinin bulunmasının, çizim yapmanın, bölgeye yayılan kültürlere derinden yerleşmiş olduğunu gösterdiği savunuluyor.
Liang Metanduno'daki çok daha erken döneme ait resimlerin, yalnızca bu tek mağaranın duvarlarının en az 35 bin yıl boyunca sanatsal çizimlere yüzey olduğunu gösterdiğine inanılıyor.
Sulawesi Adası'nın Asya anakarası ile mega kıta Sahul arasında yer alıyor olması, Avustralya Aborjinlerinin atalarının göçü konusunda da doğrudan sonuçları olduğuna işaret ediliyor.
Büyük ölçüde DNA çalışmaları ve arkeolojik çalışmalara dayanan hakim görüş, Homo sapiens'in, Avustralya-Yeni Gine'yi oluşturan antik kara kütlesi Sahul'a ilk olarak yaklaşık 50 bin yıl önce ulaştığı yönündeydi.
Ancak Homo sapiens'in Sulawesi'ye yerleştiğine ve en az 67.800 yıl önce karmaşık sembolik sanat eserleri ürettiğine dair kesin kanıtların bu tarihin daha eskilere gittiğine delil olduğunu gösterdiği düşünülüyor.
Endonezya Ulusal Araştırma ve İnovasyon Ajansı'ndan (BRIN) Adhi Agus Oktaviana'ya göre, yaklaşık 65 bin yıl önce kuzey Avustralya'da insan atalarının olduğuna dair tartışmalı arkeolojik kanıtların doğru olma olasılığı, Sulawesi sonrası yükseldi.
Oktaviana, "Sulawesi'de bu resimleri yapan insanların, daha sonra bölgeye yayılarak, nihayetinde Avustralya'ya ulaşacak daha geniş bir nüfusun parçası olması çok muhtemel" diyor.
Birçok arkeolog, yaklaşık 40 bin yıl önce, Fransa ve İspanya'da Homo sapiens'lerle ilişkili mağara resimleri, oymalar, süs eşyaları ve yeni taş aletlerin birlikte ortaya çıkması nedeniyle, zihnin "büyük patlamasını" Avrupa ile ilişkilendiriyordu.
Altamira ve El Castillo gibi yerlerdeki muhteşem Buz Çağı mağara sanatı çizimlerinin bu uyanışa delil olduğu bir dönem savunuldu.
Ancak o zamandan bu yana, örneğin Güney Afrika'daki Blombos Mağarası gibi yaklaşık 70.000-100.000 yıl eskiye giden alanlarda keşifler yapıldı.
Boncuklar ve soyut işaretler, sembolizmin, Afrika'da çok daha önce yerleşmiş olduğunu delillendirdi.
BBC'ye konuşan Aubert, Sulawesi'nin çok daha eskilere giden ve yaygın bir yaratıcılık tarihi olduğunu gösterdiğini söyledi:
"Bu durum, insanların bu kapasiteye çok uzun zamandır, en azından Afrika'yı terk ettiklerinde, ama muhtemelen daha önce, sahip olduklarını gösteriyor."