You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
İzmir'deki 'tövbe etkinliğiyle' gündeme gelen Menzil Cemaati hakkında neler biliniyor?
- Yazan, BBC Türkçe
- Bildirdiği yer, İstanbul
- Okuma süresi: 7 dk
Menzil Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Muhammed Saki Erol'un İzmir'de kalabalık bir grup tarafından karşılanması tartışma yarattı.
Sosyal medyada paylaşılan videolarda, Erol'un Karabağlar ilçesindeki Güven Camii'nin penceresinden dışarıdaki kalabalığı selamladığı görülüyor.
Ayrıca Erol, gruba topluca "tövbe ettiriyor".
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Murat Emir, görüntülere tepki göstererek "15 Temmuz'da namluyu millete çevirenler de önce tövbe alıp sonra emir almıştı" açıklamasını yaptı.
Menzil, Türkiye'deki en büyük dini oluşumlar arasında yer alıyor.
Eski liderleri Abdulbaki Erol'un 2023 yılında ölümünün ardından cemaat içinde hem liderlikle hem de mirasla ilgili büyük bir mücadelenin yaşandığı görülüyor.
Bu süreçte cemaat içinde temel olarak üç ayrı grubun oluştuğu anlaşılıyor.
İzmir'deki görüntülerle yeniden gündeme gelen dini oluşum hakkında merak edilenleri inceledik.
Adını Adıyaman’daki bir köyden aldı
Menzil, Nakşibendi tarikatının Halidiyye kolunun Türkiye’deki oluşumlarından biri.
2019 yılında ortaya çıkan, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu iddia edilen, resmi görevlilerin bugüne kadar yalanlamadığı "Dini-Sosyal Teşekküller, Geleneksel Dini-Kültürel Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" adlı "gizli raporda" bu oluşuma da yer veriliyor.
Raporda oluşumdan, "Geleneksel Dini Kültürel Oluşumlar (Tarikatlar)" başlığı altında bahsediliyor ve grup için "Menzil/Semerkand Cemaati" tanımı kullanılıyor.
Oluşum hakkında, “Menzil grubu ülkemizdeki benzer yapılar içerisinde en çok taraftara sahip olanlardan biri olarak görülmektedir” değerlendirmesi yapılıyor.
Grup, 1902’de doğup 1972’de yaşamını yitiren Abdulhakim Erol tarafından kuruldu.
Aslen Siirt’te yaşayan Erol ve aile üyeleri, Doğu Anadolu Bölgesi’nde “Kürtçülüğün yükselişi” gibi çeşitli gerekçelerle Siirt’teki köylerinden ayrıldı ve 1971 yılında Adıyaman’ın Kahta ilçesinde bir köy satın alarak buraya yerleşti.
Bu köyün adı olan Menzil de bu dini oluşuma adını verdi.
1970’li yıllarda Türkiye’nin farklı yerlerinden insanlar, kimi zaman kafileler halinde bu köyü ve şeyh olarak gördükleri Erol’u ziyarete başladı.
Kendisinin ölümünden sonra yerine oğlu Muhammed Raşit Erol geçti.
1983 yılında Raşit Erol, bir süreliğine Gökçeada’ya mecburi ikamete yollandı.
Raşit Erol 1993’te hayatını kaybedince, yerine kardeşi Abdulbaki Erol geçti.
Bütün bu süreçte faaliyetler sürdü.
2000’li yıllara gelinirken Menzil grubu ikiye bölündü.
Buhara olarak da anılan ikinci grubun başında, Muhammed Raşit Erol'un oğullarından olup ana koldan ayrılan Fevzettin Erol bulunuyor.
Bu grubun merkezi ise Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki Buhara köyü.
Ancak günümüzde Menzil olarak tarif edilen asıl büyük oluşum, Menzil Köyü merkezli grup.
Nasıl bir dini anlayışı var?
1970’lerde başlayan, bazılarının mürid olarak bazılarının ise "tövbe almak" amacıyla gerçekleştirdiği "Menzil ziyaretleri" yıllardır devam ediyor.
Adı köy olsa da burada modern yapılar bulunuyor.
Ancak Menzil bu köyle sınırlı olmayıp, Türkiye’nin birçok yerinde mensupları olan bir oluşum.
"Dini-Sosyal Teşekküller, Geleneksel Dini-Kültürel Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" raporunda grubun, Avrupa’nın pek çok ülkesinde de tekke adını verilen yerlerde faaliyetlerinin bulunduğu belirtiliyor.
Bu raporda, Menzil’in dini yaklaşımı açıklanırken, Nakşibendi tarikatının devamı olan tasavvufi bir hareket olduğu belirtiliyor.
Metinde, grubun dini anlayışıyla ilgili şu tespitler yapılıyor:
“Bu tür hareketlerde olduğu gibi şeyh önünde tövbe, zikir, vird, hatme, rabıta, vesile, tevessül, şefaat ve hizmet konuları öne çıkmaktadır. Aynı şekilde rüya, keramet ve menkıbeye de büyük önem veriliyor.”
Siyasetle ilişkisi nasıl?
Menzil’in geçmişten bugüne sağ partilerle yakın bir ilişki kurduğu görülüyor.
Akademisyen Niyazi Usta tarafından, Menzil oluşumu mensuplarıyla yapılan saha araştırmasına dayanan ve 1990’larda yayımlanan "Menzil Nakşiliği" adlı kitapta, yaşlı müridlerin daha çok Refah Partisi’ne (RP), gençlerin ise milliyetçi partilere eğilimi olduğu belirtiliyor.
Bu araştırmada özellikle 12 Eylül darbesi sonrasında Ülkücü gençler arasında bu gruba yönelim olduğu tespiti yapılmış.
Fevzettin Erol, gazeteci Saygı Öztürk’ün yazdığı "Menzil: Bir Tarikatın İki Yüzü" adlı kitapta yayımlanan söyleşisinde, babasının yıllar içinde birçok siyasetçi ile iyi ilişkiler kurduğunu belirtiyor.
Erol, bu siyasetçiler arasında eski cumhurbaşkanı ve başbakanlardan Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın da bulunduğunu öne sürüyor.
2009'da Kahramanmaraş'ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucusu ve ilk genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun da yıllarca oluşumla iyi bir iletişimi olduğu iddia ediliyor.
"Menzil: Bir Tarikatın İki Yüzü"kitabında yayımlanan başka bir söyleşide ise Muhammed Saki Erol, “Adnan Menderes’i, Süleyman Demirel’i, Turgut Özal’ı, Mesut Yılmaz’ı sonra da Recep Tayyip Erdoğan’ı destekledik. (…) Hâlâ AK Parti’yi destekliyorum” diyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a destek
Menzil oluşumu son yıllarda Cumhur İttifakı’na açıktan destek verdi ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile iyi ilişkiler kurdu.
Grup, özellikle 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi ve sonrası iktidara önemli bir destek sundu.
Oluşum, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonlarını da destekledi.
2017'deki Anayasa değişikliği referandumunda, oluşum bünyesindeki dernek ve vakıflar, "Evet" oyu verme çağrısı yaptı.
24 Haziran 2018'deki seçimlerde bu kurumlar, gazetelere verdikleri ilan ile Cumhur İttifakı’nı ve Recep Tayyip Erdoğan’ı destekledi.
14 ve 28 Mayıs 2023'te yapılan seçimler öncesinde bu kurumlar yine Erdoğan'a destek açıklaması yaptı.
Son olarak 31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde de bu kurumlar, Cumhur İttifakı’na destek açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Abdulbaki Erol'un ölümü ardından Hürriyet gazetesinde yayımlanan ilanında, Erol için "ülkemizin manevi rehberlerinden" diye bahsetti.
Artan ekonomik güç ve 'ihracatçı KOBİ' vizyonu
Menzil oluşumunun yıllar içinde ekonomi alanında önemli bir atılım içinde olduğu göze çarptı.
Bunun en büyük göstergelerinden biri ise Menzil'e yakın bir iş derneği olan Türkiye Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (TÜMSİAD) çalışmaları oldu.
2005'te kurulan TÜMSİAD’ın üye yapısının ağırlığını Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) oluşturuyor.
Kendi internet sitesinde yazan ifadelerle TÜMSİAD, özellikle KOBİ'lerin ihracatta büyümesi için çalışmalar yapıyor.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) üyesi olan TÜMSİAD’ın genel başkanları, DEİK Yönetim Kurulu'nda temsil ediliyor.
TÜMSİAD, Erol’un ölümü ardından, Erol'dan “Gavs-ı Sânî Şeyh Abdülbaki Elhüseyni hazretleri” diye bahsederek bir taziye mesajı yayımladı.
Yaygın STK çalışmaları
Menzil grubuyla bağlantılı aktif sivil toplum örgütleri bulunuyor.
Yıllarca bunların başında Semerkand Vakfı ve Beşir Derneği geldi.
Bu kurumların son yıllarda deprem gibi afetlerde veya maden kazası gibi büyük facialarda olay yerine giderek etkin bir şekilde faaliyet gösterdiği görülüyor.
Beşir Derneği’nin yardım çalışmaları ise sadece Türkiye’yle sınırlı değil.
Derneğin sitesinden aktarıldığına göre yurt dışındaki bazı ülkelere de yardım gönderiliyor ya da oralarda faaliyette bulunuluyor.
Endonezya, Afganistan, Somali, Suriye, Güney Afrika, Kazakistan, Bangladeş, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Azerbaycan; bu ülkelerden bazıları.
Oluşumun parçası olan Gençlik Eğitim ve Kültür Konfederasyonu (GENÇKON) ise gençlik alanında çalışmalar yürütüyor.
Menzil'in özel eğitim ve sağlık kurumları alanında da çalışmaları var.
Grubun, hac ve umre organizasyonu yapan turizm şirketleri de bulunuyor.
Ayrıca oluşumun basın ve yayın alanında da çalışmaları var.
Bürokraside kadrolaşma iddiaları
15 Temmuz darbe girişiminden sonra bürokrasiden tasfiye edilen Gülen yapılanması mensuplarının yerine farklı dini oluşumların üyelerinin getirildiği ve "Menzilcilerin" burada kritik bir rol üstlendiği iddiaları son yıllarda gündemde.
'Menzilcilerin', Sağlık Bakanlığı’nın da aralarında bulunduğu çeşitli kamu kurumlarında kadrolaştıkları öne sürülüyor.
13 Aralık 2016'da dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Meclis'te Menzil'in bakanlıkta örgütlendiği iddialarına dair soruyu yanıtlamış, iddiaların doğru olmadığını savunmuştu.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu öne sürülen raporun son bölümünde Menzil grubuyla ilgili şu ifadeler yer alıyor:
“Son zamanlarda Menzil grubunun bürokraside teşkilatlandığı ve kamuda etkinliğini artırdığı yönünde kamuoyunda bir kanaat dillendirilmeye başlanmıştır. Doğru olması halinde bu tezahürün ülkemizde orta ve uzun vadede sıkıntılara yol açacağı değerlendirilmektedir.”
Gazeteci Saygı Öztürk’ün, kitap çalışması sırasında bu tür iddiaları sorduğu "Menzilciler" ise bu iddiaların doğru olmadığını söylemiş.
Abdülbaki Erol'un ardından cemaatte ne yaşandı?
2023'te hayatını kaybeden Abdülbaki Erol, ölmeden önce vasiyet olarak üç oğlunu birden "halife" olarak belirledi.
Dolayısıyla ölümünün ardından cemaatin başına tek bir lider gelmedi.
Böylece Muhammed Saki Erol, Muhammed Mübarek Erol ve Muhammed Fettah Erol'un çevresinde üç ayrı grup oluştu.
Muhammed Mübarek Erol ve Muhammed Fettah Erol'un büyük ölçüde ortaklık içinde hareket ettiği anlaşılıyor.
Gruplaşmalar nedeniyle Semerkand Vakfı'ndan iki ayrı vakıf daha çıktı.
Bunlar Buhara Vakfı ve Gucdevan Vakfı.
Bu üç vakıf tarafından yapılan ortak açıklamada, Muhammed Mübarek Erol'un Gucdevan Vakfı, Muhammed Fettah Erol'un Buhara Vakfı ile "ilim ve irşad hizmetlerini yürütecekleri, Semerkand Vakfı'nın ilkesel çatısı altında ve bazı hizmetlerde ortak hareket edecekleri" belirtildi.
Muhammed Saki Erol ise babasının ölümünden sonra Serhendi Vakfı'nı kurdu.
Ayrıca yardım çalışmaları için Nezir Vakfı'nı, yayıncılık için Dehlevi Yayınları'nı oluşturdu.
Serhendi Vakfı'nın ilk açıklamasında, vakfın Semerkand Vakfı, TÜMSİAD, Beşir Derneği ve Gençkon ile hiçbir bağının kalmadığı belirtildi.
Bu oluşum, "Serhendi grubu" olarak da adlandırılmaya başladı.
Kamuoyuna yansıyan açıklamalara ve grupların sosyal medya paylaşımlarına bakıldığında üç kardeş arasında, cemaat içindeki bir güç ve nüfuz mücadelesi oluştuğu görüntüsü ortaya çıkıyor.
Sosyal medya paylaşımlarına da yansıdığı haliyle; cemaate ait mescid, vakıf binası, dergâh, medrese gibi çeşitli mekanların ortak kullanımında gruplar arasında sorunlar yaşandığı görülüyor.
Cemaatle bağlantılı arazi ve bina gibi mülklerin kullanım hakkı ve mülkiyetiyle ilgili de gerilimlerin oluştuğu anlaşılıyor.