DEM Parti'nin grup toplantısı sonrasında Nusaybin'de neler yaşandı?

    • Yazan, BBC News Türkçe
    • Unvan, Londra
  • Okuma süresi: 4 dk

DEM Parti Suriye'deki son gelişmeler ışığında, 20 Ocak Salı günü grup toplantısını TBMM yerine sınırda gerçekleştirdi.

Mardin'in Nusaybin ilçesindeki grup toplantısı öncesinde Suriye'deki gelişmeleri protesto eden bir yürüyüş de düzenlendi.

Grup toplantısına ve yürüyüşe, Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan katıldı.

Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun da katılanlar arasındaydı.

Grup toplantısında konuşan Hatimoğulları, "Önce Fırat'ın batısına, sonra doğusuna, yani Rojova topraklarına bir işgal hareketi başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil" dedi.

"Cumhuriyet İttifakı'nın açıklamalarına bakacak olursak, sanki savaşı Türkiye'den yönetiyorlar" diyen Hatimoğulları, "Bir yandan Kürtlere 'kardeşim' diyip, diğer yandan Suriye'deki savaşı yönetmenin" kabul edilemeyeceğini söyledi.

Suriye'nin kuzeyinde, büyük ölçüde Kürtlerin yaşadığı bölgeye verilen isim olan Rojava, Kürtçe'de "Batı" anlamına geliyor.

Yüzlerce kişi sınıra yürüdü

Nusaybin'de toplanan başka bir grubun ise sınırın öte tarafındaki Suriye'nin Kamışlı kentine geçmeye çalıştığı belirtildi.

Bir AFP muhabiri güvenlik güçlerinin sınırı geçmeye çalışanlara tazyikli su ve biber gazıyla müdahale ettiğini, göstericilerin ise güvenlik güçlerine taş attığını aktardı.

PKK'ya yakınlığıyla bilinen Fırat Haber Ajansı (ANF) "yüzlerce kişinin" sınırdan Kamışlı'ya geçtiğini aktardı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Suriye'deki yaşanan gelişmeleri protesto eden eylemlerle ilgili 35 kişinin tutuklandığını, 45 kişinin adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldığını açıkladı.

Yetmiş yedi kişi halen gözaltında.

Türk bayrağının indirilmesine soruşturma açıldı

Olaylar sırasında Nusaybin–Kamışlı sınırında bir Türk bayrağının indirildiği görüntüler sosyal medyada yayıldı.

Görüntülülerde YPG bayrağı taşıyan bir kişi görülüyor ve Kürtçe sloganlar atılıyor.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna yönelmiş, terörle mücadele kapsamındaki gelişmeleri hedef alan açık bir provokasyondur" dedi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik de "alçak saldırıya en net ve güçlü karşılık verilecektir" ifadelerini kullandı.

Bayrağın indirilmesiyle ilgili Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

BBC Türkçe görüntülerin gerçekliğini henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

DEM Parti'den bayrak indirme olayını doğru bulmadıkları açıklaması yapıldı.

Açıklamada, "Türkiye toplumunun ortak değeri ve ülkenin sembolü olan bayrağa saygısızlık yapılması asla kabul edilemez" denildi.

Milli Savunma Bakanlığı da olayla ilgili idari tahkikat başlattı.

'Tarihi hata olur'

19 Ocak'ta Reuters haber ajansına konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, 18 Ocak'taki anlaşmayla "Türkiye'deki barış sürecinin önündeki bahanelerin ortadan kalktığını" dile getirmişti.

Bakırhan, "Eğer hükümet 'Suriye'de Kürtleri zayıflattık, barış sürecine gerek kalmadı' diye bir hesap yapıyorsa bu tarihi bir hata olur" demişti.

18 Ocak Pazar günü imzalanan 14 maddelik anlaşmayla SDG'nin Rakka ve Deyrizor vilayetlerinden çekilerek devlet kurumlarına entegre olması öngörülüyordu.

Ancak Şam'da Şara - Abdi görüşmesinin olumsuz geçtiğinin açıklanmasıyla, SDG liderleri mücadele çağrısı yapmaya başladı.

Tuncer Bakırhan 19 Ocak'ta T24'e yaptığı açıklamada da "Suriye'de Kürtler kendi toprağında, kendi kimlikleriyle kalıcı hale geldi. Bu kazanımı küçümsemek, yürütülen mücadeleye haksızlık olur. Savaşın gürültüsü, masanın dilini boğmamalıdır" diye konuştu.

Son on gündür yaşananların Kürtleri "tarihte olmadığı kadar duygusal anlamda olumsuz etkilediğini" kaydeden Bakırhan, muhalefete de seslenerek "Bugün Suriye'ye sessiz kalanlar, yarın Türkiye'ye etkilerini görünce itiraz etmek için geç kalacaklar" dedi.

Şam-SDG anlaşması ne öngörüyor?

18 Ocak'ta Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması'nın duyurulmasıyla, SDG komutanı Mazlum Abdi kuvvetlerini Deyrizor ve Rakka'dan, Haseke'ye çektiklerini söyledi.

Anlaşmayla Deyrizor ve Rakka'nın kontrolü tamamen Şam'a geçiyor. Haseke içinse, "tüm sivil kurumların Suriye devletine bağlı kurum ve idari yapılarla entegrasyonu sağlanacaktır" deniliyordu.

Anlaşmanın beşinci maddesinde "Kürt bölgelerinin özel yapısının korunacağı" ifadesi yer alıyor. Mazlum Abdi de anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "kazanımlarının" korunacağını savundu.

Anlaşma, Türkiye açısından da önem taşıyordu.

Ankara bu anlaşmayla Suriye'nin bütünlüğü ve Türkiye'nin güvenliği açısından kritik bir adım atıldığı görüşündeydi.