You’re viewing a text-only version of this website that uses less data. View the main version of the website including all images and videos.
Suriye'deki gelişmeler Türkiye'de çözüm sürecini nasıl etkileyebilir?
- Yazan, Ayşe Sayın
- Bildirdiği yer, Ankara
- Okuma süresi: 4 dk
Suriye'de yaşanan gelişmeler Ankara'da siyasetin gerilim dozunu artırdı.
Son sürecin başından bu yana ilk kez MHP Lideri Devlet Bahçeli ile DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan arasında sert polemikler yaşandı.
Bu durumun Türkiye'deki "çözüm süreci" masasına olası etkileri de tartışma konusu.
DEM Partililer Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Şam yönetimine entegrasyonuna dönük görüşme süreci ve sahada yaşananları, "Kürtler için büyük kırılma" olarak nitelendiriyor.
İktidar kanadında ise Suriye'de Kürtlerin kazanımlarının korunacağı, bu durumun Türkiye'deki sürece de olumlu yansıyacağı savunuluyor.
'Sahada öfke ve kopuş var'
İktidarın Şam yönetimine desteğine tepkili olan DEM Parti'de, Kürtlerin Suriye'de son 10 yılda elde ettiği siyasal ve idari kazanımların risk altına girdiği görüşü hakim.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın, İmralı heyetinin son ziyaretinde Suriye'deki risklere dikkat çektiği ancak Türkiye'deki "çözüm sürecinden dönüş yok" mesajı verdiği belirtiliyor.
Parti yönetimi bu nedenle, sürecin Suriye'ye endekslenmemesi yönündeki görüşünü koruyor.
Uluslararası güçlerin Şam yönetiminin "arkasında hizalandığını" savunan bazı DEM Partililer, sivil halka yönelik kötü muamele görüntülerinin Kürt toplumunda büyük öfkeye yol açtığını ve Kürtleri tarihlerinde hiç olmadığı kadar kenetlediğini savunuyor.
Bazı DEM Partililer, Kürtlerin Suriye'deki kazanımlarını kaybetmesi halinde, Türkiye'deki Kürtlerin de "duygusal kopuş yaşayacağı ve bu durumun süreç karşıtlarının işine yarayacağını" savunuyor.
DEM Partili bir yetkili, Nusaybin'de grup toplantısı yapma kararının altında yatan nedenleri ve sahadaki tabloyu şöyle özetliyor:
"Arkadaşlarımız sınıra gitti. Sınırın ötesindeki akrabaları fotoğraflar gönderiyorlar. Sahada kuralsızlık var. Belki HTŞ'nin bile kontrol edemediği yapılar, katliamlar yapıyor. İnsanlar katledilirken, bizim burada kalmamız beklenemez. Orada yaşananlar Kürtlerde büyük kırılma, duygusal kopuş yaratıyor. "
Reuters, AFP gibi uluslararası haber ajanslarına henüz herhangi bir katliam haberi yansımadı.
DEM Parti kaynakları, gençlerin "vekil de tanımayız, sınırı geçeriz, savaşırız" ruh haliyle hareket ettiğine işaret ederek, sokaktaki öfkenin siyasetin ötesine geçtiğini savunuyor.
Parti kulislerinde, "Suriye'de kazanımlar korunmazsa, Türkiye çok daha sert bir döneme girer" değerlendirmeleri yapılıyor.
DEM Partililere göre Suriye'deki temel sorun, Şam yönetiminin, SDG ile yürütülen görüşmeleri fiilen "teslim alma" politikasına dönüştürmesi.
Şam yönetiminin SDG'yi kurumsal bir muhatap olarak tanımak yerine bireysel başvuru modelini dayattığı, hiçbir kolektif hak tanımadığı ifade ediliyor.
AKP: 'Kaybeden, örgüt ve etki alanındakiler oldu'
Cumhur İttifakı ise Suriye'deki gelişmelerden memnun.
SDG'yi "terör örgütü" olarak nitelendiren Ankara, Suriye'de kaybedenin Kürtler değil, "Kandil, YPG ve örgütün etki alanındakiler" olduğunu savunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Suriye'de Kürtlerin haklarının ve kazanımlarının korunacağına dönük sözlerini anımsatan parti kurmayları, artık SDG'nin dağıldığını, ana omurgasını oluşturan YPG'nin de zayıfladığını savunuyorlar.
Türkiye'nin baştan beri koşulunun Suriye'nin toprak bütünlüğü olduğunu belirten kaynaklar, SDG'nin entegrasyonu ve son olarak 14 maddelik mutabakatın hayata geçirilmesinin tüm bölgeye olumlu yansıyacağını belirtiyorlar.
İktidar cephesinde, Suriye'deki gelişmelerin çözüm sürecini kesintiye uğratmayacağı hatta olumlu yansıyacağı görüşü hakim.
DEM Parti'nin Nusaybin'de Türk bayrağının indirilmesini kınamasının önemli ve olumlu olduğu belirtilirken, parti tabanına dönük açıklamalar tolere edilebilir nitelikte görülüyor.
Bazı parti kurmayları, "DEM Parti Öcalan'ı dinliyor. O nedenle çözüm süreci sekteye uğramaz" yorumunu yapıyor.
Partinin Suriye konusunda son dönemdeki tutumuysa, "Kandil etkisinden kurtulamamasına" bağlanıyor. Ve bu durumun Öcalan'ın otoritesine de zarar verdiği yorumu yapılıyor.
Çözüm sürecinin önündeki en büyük engelin Suriye olarak görüldüğünü, bu engelin de artık aşılacağını belirten parti kaynakları, bu aşamadan sonra kimsenin çözüm masasından kalkamayacağını savunuyor.
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporunu tamamlamak üzere olduğunu ve siyasi partiler arasında uzlaşmanın büyük ölçüde sağlandığını belirten bir parti kurmayı şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Bize sahada hep, 'Suriye orada durdukça bu mesele çözülmez' deniliyordu. Artık o engel ortadan kalkıyor. Biz bunu anlatırız. Biz Suriye'de Kürtlerin hakkına karşı değiliz ki.
"Orada ayrı bir devlet kurmak, 'devlet içinde ayrı ordu olarak devam edeyim' ayrı şey, Kürtlerin haklarının tanınması ayrı bir şey. Biz orada Suriye Kürtlerinin hakkının tarihinde olmadığı kadar verilmesini destekleyeceğiz.
"Suriye engeli ortadan kalktıktan sonra CHP, DEM Parti ne diyecek, hangi gerekçeyle masadan kalkacak? Tersine bu Türkiye'yi de tüm bölgeyi de olumlu etkileyecek."