|
6 Ağustos 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Birçok gazetede manşete çıkan haber Başbakan Gordon Brown'un, hem konut sektörünü içinde bulunduğu krizden çıkarmaya, hem de kendisinin son aylarda epeyce yıpranan imajını düzeltmeye yönelik yeni bir plan hazırladığı yönünde.
Henüz kesinleşmediği anlaşılan bu planın ana hatları konusunda sızan bilgiler Independent gazetesindeki habere göre şöyle: "Konut kredisi sahibi olup işten çıkarılanlara, mortgage ödemeleri için mali destek sağlanması, konut satın alırken ödenen harcın ertelenebilmesi, ilk kez ev alanların peşinatı bulabilmesi için yeni bir destek fonu oluşturulması." Independent gazetesine göre, büyümenin zaten tamamen durduğu ekonomide artık resesyon çanları da çalmaya başlarken, Maliye Bakanı Alistair Darling, önerileri, Parlamento'nun yeni yasama yılına başlaması öncesinde kesinleştirmeye uğraşıyor. 'Hava kirliliği mi?' Guardian gazetesi, "Hava Kirliliği mi? Pekin'de mi? 'Yoo, sadece sis var' diyor yetkililer" başlıklı haberinde, Olimpiyatlara birkaç gün kala Çin'in başkentindeki hava kirliliği düzeyinin dün, artık Çinli yetkililer tarafından bile, tehlikeli diye tanımlanan düzeye yaklaştığını yazıyor. "Olimpiyatların başlamasına üç gün kala Pekin havasının kirliliği kaygı verici. Amerikalı atletler dün kentte maskelerle dolaştı ve organizatörler, kirlilik tehlike sınırını aşarsa maraton ve bisiklet gibi bazı efor gerektiren yarışları ertelemeyi ya da başka bir yere nakletmeyi planlıyor. Ama, Uluslararası Olimpiyat Komitesi sağlık sorumlusu Arne Ljungqvist, dün Pekin'in üzerine çöken kirli sarı bulutun yalnızca sis olduğunu söyleyip, medyayı hava kirliliği sorununu abartmakla suçladı." 'Uygurlar Budist olsaydı' Financial Times ise Olimpiyatlar yaklaşırken bu kez önceki gün Kaşgar'da meydana gelen ve 16 polisin öldüğü bombalı saldırı ile öne çıkan Sincan ve Çin'in Uygur azınlığı sorununa eğilmiş. Financial Times başyazısında "Sincan, Çinli yetkililerin söylediği gibi bir terör meselesinden çok, Tibet'i andırıyor" demiş ve şu satırlara yer vermiş. "Çinli yetkililer bizden Olimpiyat oyunlarının, Uygurların Doğu Türkistan İslamcı Hareketi'nin tehdidi altında olduğuna inanmamızı istiyor. Şimdi 16 kişinin öldüğü son saldırıyı da, bu örgütün yaptığını söylüyorlar." "Ama örgüt Pekin'in iddialarına rağmen aslında son derece ilkel ve zayıf bir grup. Çin'in istese sinek gibi ezebileceği bir örgütlenme kısacası. Yine de Uygurların Olimpiyatlardan yararlanıp sorunlarını gündeme taşımak istediği de anlaşılıyor. Bu da şaşırtıcı değil." "10. yüzyılda ilk Türk devletini kuran ve Türk edebiyatının ilk yazılı eserlerini veren bu köklü medeniyetin adı bile bilinmiyor bugün. 1949'dan bu yana Çinliler tarafından zorla asimile edilmeye çalışılan, ayrımcılığa uğrayan, kültürü ve dili yokolma tehdidiyle karşı karşıya bulunan Sincanlı Uygurların, aslında Tibetlilerden farkı yok." "Ama onların Dalai Lama gibi parlak bir dini liderleri yok. Kudüs gibi herkesin gözünün üzerinde olduğu bir kentte yaşamıyor, Richard Gere gibi Hollywood starlarından da destek almıyorlar. Muhtemelen dünyada bugün, pandaların soyunun tükenmekte oluşu, Uygurların dilinin ve kültürünün yokolmasından daha çok ilgi çekiyor. Budist olsalar belki durum başka olurdu." 'Soljenitsin gericiydi' Ölümü iki gündür gazetelerde sayfalar dolusu haber, makale, tepki ve yorumla izlenen Stalin muhalifi, Nobel ödüllü Rus yazar Aleksandır Soljenitsin için bir çok yazar "Rusya'nın tarihi vicdanı", "ahlaki bekçisi" gibi tanımlamalar kullandı. Ama bugün, "Soljenitsin'i nasıl bilirdiniz?" sorusuna Independent gazetesi yazarı Mark Steel, "Gericiydi" diyerek aykırı bir yanıt veriyor. "Soljenitsin'in hala yaşadığından haberim bile yoktu. Üzücü haberi aldığımda bu yüzden, hani, 'Jeanne D'Arc öldü duydun mu?' demişler gibi oldum. Ne hissedeceğimi bilemedim. Cesareti ve etkisi büyüktü kuşku yok, ama kitaplarını pek okuyan olduğunu sanmıyorum." "Bir de tabii kafamı karıştıran şeylerden biri, Batıda, en şahininden, ne kadar Bush yanlısı muhafazakar varsa, hepsinin, ölümü ardından, Soljenitsin'e hayranlıklarını ilan etmesi oldu. Ama onu, asıl diğer bazı baskı ve zulüm mağdurları ve muhaliflerinden ayıran başka bir şey daha vardı. Amerika'da yaşamaya başladığı yıllarda Amerika'yı Vietnam'ı bombalamaya devam etmeye çağırmıştı. Uluslararası Af Örgütü'nü fazla liberal bulmuş, Rusya'da demokrasiye karşı çıkmış ve İspanya'da General Franco'yu alkışlamıştı." Independent'da Mark Steel, Soljenitsin'in ölümü ardından karmaşık duygularını böyle dile getirirken, bugün, Guardian'da yazar Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Anne Applebaum da "Soljenitsin'in kim olduğu değil ne söylediği önemli. Milyonlarca Rus onu okudu ve kendini buldu. Çünkü doğru olduğunu bildikleri şeylerdi bunlar" diyor. 'Kadının yeri evi' İngiliz gazetelerinin tümü bugün, kadınların onlarca yıldır sürdürdüğü eşitlik mücadelesinden sonra, "Kadının yeri evidir" düşüncesinin yeniden güç kazandığını aktarıyorlar. Haber Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya dayanıyor. Daily Telegraph'dan özetleyelim: "Araştırma, kadınların iş hayatına atılması ve yükselmek ama aynı zamanda çocuk da yetiştirmek istemesinin, aile yaşamına zarar verdiğine inananların sayısında, 1994 yılından bu yana artış olduğuna işaret ediyor." "Araştırmayı kaleme alan Profesör Jacqueline Scott, inançlardaki değişimlerin, ille de davranışlarda da değişim anlamına gelmediğini vurguluyor. Ama yine de inançların önemli olduğunu, kadınların çalışmasının, aile yaşamıyla uyuşmadığı görüşü bir kez ağır basmaya başlarsa, bunun çalışan kadın üzerinde, ister istemez ek bir baskı yaratacağını söylüyor." Hiroşima çağrısı Ve son olarak, Guardian'dan bir yazı... İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya'nın Hiroşima kentine atılan Amerikan atom bombasının yıl dönümünde, Guardian'da yazan savaş karşıtı gazeteci ve yazar John Pilger, yüzbinlerce sivilin yaşamını kaybettiği ve yüzbinlercesinin kuşaklarca acısını çektiği bombardımanıla bugün İran'la Batının yaşadığı nükleer gerginlik arasında bağlantı kuruyor ve şu çağrıyı yapıyor: "Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombalar epik boyutlarda birer savaş suçuydu. Teammüden işlenmiş büyük suçlar. Bu cinayetlerin kurbanlarının adına, benzer bir atom cinayetinin bu kez Orta Doğu'da tekrarlanmasına izin vermemeliyiz." | İlgili haberler 4 Ağustos 2008 Basın Özeti04 Ağustos, 2008 | Basın Özeti 3 Ağustos 2008 Basın Özeti03 Ağustos, 2008 | Basın Özeti 1 Ağustos 2008 Basın Özeti01 Ağustos, 2008 | Basın Özeti 31 Temmuz 2008 Basın Özeti 31 Temmuz, 2008 | Basın Özeti 30 Temmuz 2008 Basın Özeti 30 Temmuz, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||