BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 01 Ağustos, 2008 - TSİ 08:07
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
1 Ağustos 2008 Basın Özeti
13 yıllık firar hayatından sonra dün ilk kez savaş suçları mahkemesi önüne çıkan Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'in fotoğrafları hemen her gazetenin ilk sayfalarında yer buluyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Times, "yeni bir görünüme kavuşan Karaciç kanlı geçmişiyle yüzleşiyor" derken, Independent "hesap verme günü" diye manşet atmış.

Gazete dünün "uluslararası adalet için tarihi bir gün" olduğunu kaydediyor; Karaciç'in; Miloşeviç'in stratejilerini örnek alır göründüğü yorumunu yapıyor...

Independent için bir makalesi yazan insan hakları konusunda uzman avukat Geoffrey Roberts `Bu duruşma kısa ve net olmalı` diyor:

Slobodan Miloşeviç davasında Hırvatistan, Kosova ve Bosna'daki suçların bir arada ele alınmasının süreci yavaşlattığını ve bundan bir ders alınması gerektiğini söyleyen Roberts'a göre, Karaciç de Miloşeviç gibi duruşmaları aksatmaya yönelik adımlar atarsa, tanıkların çapraz sorguya tabi tutulduğu yargı yöntemi işlemez.

Roberts bunun için mahkemenin sistem değişikliğe gitmesini ve soruşturma yargıcının bulgularını sunduğu ve savunmaya bunlara itiraz etme imkanı verilen Anglo-Amerikan sisteminin tercih edilmesini salık veriyor.

Daily Telegraph ise Karaciç'in "Amerika beni öldürmek istiyor" şeklindeki iddiasına dikkat çekmiş.

"Karaciç Amerika'nın Bosna savaşı yıllarındaki dışişleri bakan yardımcısı ve özel elçisi Richard Holbrooke'un kendisine sahneden çekilmesi karşılığında dokunulmazlık önerdiğini öne sürdü. Holbrooke ve başkalarını kendisini ortadan kaldırmaya çalışmakla suçladı."

Richard Holbrooke ise bu iddiaları gülünç diye niteliyor.

Avrupa Birliği'ne layık bir aday

Gazetelerin Türkiye ile ilgili değerlendirmeleri de sürüyor. Haftalık Economist, bugünkü sayısında konuyu değerlendirirken, "Yargıçlar bir felaketi önledi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne layık bir aday olduğunu gösterdi" diyor.

Economist konuyu hem haberleri arasında hem de yorum sayfalarında ele almış.

"AK Parti aleyhindeki son manevralarda ordunun eli olduğu aşikardı. Ancak bu kez utanan müdahaleci generaller oldu. Bununla beraber kararın, taraftarlarının yola devam tezahüratlarına rağmen, AK parti için bütünüyle bir zafer olmadığını da belirtmek gerek. Mahkemenin yargıçlarından onu, partiyi laiklik aleyhtarı eylemlerden suçlu buldu, sadece verlecek ceza üzerinde anlaşamadılar. "

'Yakın zamana dek kapatma yönünde karar alınacağı görüşü hakimdi' diyen Economist, son bir ayda bu yönde bir kararın 'felaket anlamına geleceği nihayet anlaşıldıkça bu görüş değişmeye başladı' diyor ve şu yorumu aktarıyor:

"Avrupalı bir diplomat "Laikçiler nihayet AK partinden kurtulmanın tek yolunun sandık olduğunu anlamış görünüyorlar diyor. Eğer hal böyleyse, bu Türk demokrasisi için gerçekten de büyük bir adım."

Economist başyazısında da bir kapatma kararı alınsaydı 'bunun tüm krizlerin anası' olacağını belirtip, iddianamenin sağlam temellere oturmadığı ve siyasi olduğu görüşünü yineliyor; 'bundan sonra ne olacak?' sorusunu yöneltiyor:

"Generaller de dahil Türkiye'nin laik yerleşik düzeninin AK partiyi artık kabullenmesi arzu edilir bir sonuç olur. Erdoğan da uzlaşma jestleri yapabilir. Türkiye'nin laik geleneklerine saldırı kokusu veren yasalar yapma planlarından vazgeçmelidir. Anayasayı gözden geçirip güncellemek için de diğer partiler ve ilgili taraflarla ciddi görüşmelere başlamalıdır... Ayrıca hükümet, dikkatini ekonomiye yönlendirmeli..."

"Batı ve hepsinden önce Avrupa Birliği de daha fazla destek verebilir. Birliğin bir yasak kararını kabul edilir bulmayacağı mesajı yerindeydi; ama şimdi bu adım atılmadığına göre Türkiye'yi teşvik edecek daha olumlu unsurlar sunulması gerekir. Bu da katılım sürecinde ivmeyi hızlandırmaktan geçer. Üyelik tarihi verilmesine 10 yıl ya da daha fazla olduğu açık. Ancak iç siyasi krizleri demokrasiyi muhafaza ederek çözebileceğini gösteren Türkiye, bir gün birliğe üye olmak için neden haklı bir aday olduğunu da ortaya koydu."

Financial Times için bir makale kaleme alan Bilgi Üniversitesi'nden Soli Özel ise "Erdoğan bu reform fırsatını yakalamalı" demiş:

"Bu karar geniş bir bağlamda; bir parti şiddeti teşvik etmedikçe veya şiddete karışmadıkça, parti kapatma günlerinin sona erdiğini gösteriyor. Bundan böyle Türkiye'nin siyasi, sorunları ve iktidar mücadeleleri siyaset sahnesinde sonuçlandırılacak.

"Mahkemeye siyasette hakemlik etmek ve başka partilerin dizginleyemediği; tam yol giden AKP'nin önünü kesmek gibi hiç de hoş olamayan bir görev yıkılmak istendi, mahkeme bu yükü yüklenmedi.

Siyasi olarak görülen davada, mahkemenin iç ve dış telkinlerin de etkisiyle siyasi bir karar verdiğinden söz eden Özel, kararı 'demokrasi için bir kazanım' olarak niteliyor ve artık Erdoğan'ın reformlar ve uzlaşmacılık konusunda sözlerini hayata geçirmek önünde bahanesi kalmadığını ifade ediyor.

"Kabinede değişiklik buna başlamak için iyi bir yer olur. Geçen yılki seçim zaferi ardından Erdoğan kabinenin üçte ikisini korudu." diyen Özel şöyle noktalıyor yazısını:

"Türkiye'deki sarsıntı bu ülkenin, iflas etmiş bir demokrasi olursa ne büyük bir yük oluşturacağını gösterdi. Buna karşılık, yakın zamanda yaşananlar da Türkiye'nin bölgesinde ne kadar yapıcı bir rol oynayabileceğini ortaya koydu. Umulan Brüksel ve diğer Avrupa başkentlerinin, bunu görmesidir."

Olmert'in istifası Suriye sürecini baltalayabilir

Türkiye'nin sözü edilen bölgesel girişimlerinden birisi Suriye ve İsrail arasında arabuluculuktu. Ancak Daily Telegraph'a göre İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in görevden ayrılma kararı bu süreci sekteye uğratabilir.

"Suriye'nin Birleşmiş Miletlerdeki büyükelçisi Beşar Caferi daha yeni palazlanan görüşmelerin Olmert'in görevden ayrılmasıyla zarar görebileceğini söyledi. Amerikalı ve Filistinliler Olmert veya halefi ile iş yapmayı sürdüreceklerini söylerken; Suriye ile dolaylı görüşmeleri yürütenler doğrudan Olmert'in danışmanlarıydı ve o görevden ayrılırken muhtemelen onlar da istifa edecekler. Eski bir İsrailli diplomat olan Alon Liel, "müzakerelerin yapısında değişiklik görebiliriz ve bu da sorun yaratabilir çünkü bu çok sessizce yürütülen bir diyalogdu" diyor."

Daily Telegraph bir başka yorumundaysa, Olmert'in yerini kendisinden daha sağda bir liderin almasının hemen hemen kesin olduğunu, bunun da İran'a karşı tavrın sertleşmesi anlamına geleceğini kaydediyor.

Gazetenin yazarı Con Coughlin İran'ı su sözlerle uyarmış: "İsrail'de şahinler yüksekten uçarken, İran bomba üretmeye devam ederse günahı boynuna..."

Financial Times'a göre; Olmert'in istifası; "İsrail'in parçalanmış siyasi sisteminin Filistinliler ve Arap komşularıyla yapılması gereken anlaşmaları sağlayabilecek güçte bir lider çıkarmasının ne kadar güç olduğunu gün ışığına çıkardı. Bu gibi bir çözüm; uzak görünüyor."

İngiltere'de iktidar partisi içinde çalkantı

İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi'nde liderlik tartışmaları da gündemi işgal etmeye devam ediyor.

Guardian, Başbakan Gordon Brown'un kendisine karşı bir çıkış yapmakla suçlanan David Miliband'i eleştirenlere, saldırılarını dizginleme telkini yaptığını kaydediyor.

Guardian, birlik mesajları verildiğini belirtse de Times'a göre Brown Miliband'den Hindistan ziyaretini ertelemesini istedi ve bu, kabinede bir değişikliğe gidileceği anlamına geliyor.

"Gelecek ayın başında yapılması planlanan bir dizi üst düzey görüşme Brown'un otoritesini yeniden sağlama girişimi ve bu ayın sonunda kabinede değişikliğe gidebileceğini gösteriyor."

Daily Telegraph yaptığı bir ankete dayanarak; "Miliband İşçi Partisi'ni kurtaramaz" diyor.

"Yedi seçmenden sadece biri Başbakan Gordon Brown'un bu göreve uygun olduğunu düşünüyor. Ancak David Miliband de dahil hiç bir halef adayı, Brown'dan daha yüksek destek alamıyor. Sadece Tony Blair seçmen gözünde biraz daha popüler; ama muhafazakarlar karşısında o da seçimi kaybediyor.

Moskova'nın iddialı planları

Financial Times, ilk sayfasından duyurduğu bir haberle; Moskova yönetiminin toprak mahsüllerinden sorumlu ofisleri tek bir daire altında toplamaya hazırlandığını duyuruyor.

Gazeteye göre, bu yönde hazırlık sinyalleri "gıdanın bir sonraki diplomatik silah" olabileceği kaygısını yaratıyor.

Dünyanın beşinci ihracatçısı durumundaki ülkenin, tahıl ihracatının yarısını kontrol edeceği söylenen bu kurumu Amerikalı kaynaklar "Sovyet dönemine doğru dev bir adım diye nitelmişler.

"İhracatı denetleme kararı yükselen gıda fiyatlarının tarım sektörünü nasıl yeniden şekillendirdiğinin de kanıtı. Bu planlar Rusya'nın enerji, havacılık, silah ve metalürji alanlarında milli devler yaratma eylemlerini andırıyor."

Guardian ise Rusya'nın savunmadaki hamlelerine dikkat çekiyor...

Gazetenin yazarlarından Simon Tisdall, Avrupa'nın bu konuda hazırlıksız olduğunu savunarak, "Avrupa ordusu asker kaçağı" diyor.

"Rusya'nın bu haftaki altı uçak gemisi grubu inşa etme, nükleer denizaltılarını yenileme kararı açıklaması, kaygı verici bir eğilimin devamı. Bu, doğu-batı gerginliğinin bittiğini düşünen Avrupalılar önüne nahoş sorunlar çıkarabilir.

"Rusya'nın Avrupa güvenlik yapılarıyla işbirliği ve NATO'yu tamamlama önerileri asıl niyetleri önünde bir vitrin... Gücünü yeniden bulan Rusya, masanın başına oturmak için silah yığınağından meydan okumaya (Karadeniz'de olduğu gibi); diplomatik engellemeye (Kosova'da olduğu gibi) ve siyasi suikaste (Londra'da olduğu gibi), her yöntemi kullanmaya hazır.

"Buna karşılık Avrupa'nın orduları hazırlıksız, isteksiz ve bölünmüş durumda. Avrupa'nın güvenlik olanaklarının yetersizliği uzun süredir ABD tarafından eleştiriliyordu. Rusya'nın bir kez daha ortada dolanmaya başlamasıyla, tutarlı, organize, sağlam ve Washington'a ne tabi ne de muhtaç bir Avrupa savunmasının ne kadar gerekli olduğu net şekilde ortada..."

Afganistan'da artan şiddet

Independent Afganistan'da faaliyet gösteren yüzü aşkın yardım kuruluşunu temsil eden bir grubun, ülkedeki şiddetin rekor düzeyde olduğu uyarısına yer vermiş.

Gazeteye göre bu, "uluslararası toplumun Afganistan'a istikrar getirme çabaları açısından utanç verici bir hüküm". Rapora göre, saldırılar bombalamalar ve diğer şiddet içeren olaylarda geçen yıla göre yüzde 50'lik bir artış kaydedildi.

NATO sözcüleri ise bu şiddetin büyük oranda Pakistan sınırından sızmalardan kaynaklandığını söylüyorlar.

Kıbrıs'ta barışa susamışlık

Economist sayfalarında, Kıbrıs'ta görüşmelere dönülmesi hazırlıklarına da yer verilmiş. "Barışa susamışlık" başlıklı haber ise, adanın diğer sorunlarına dikkat çekiyor.

"İyi haber, Kıbrıslı Rum ve Türk başkanların 3 Eylül'de ciddi görüşmelere başlayacak olması. Çözüm önünde pek çok engel var. Kuzeyden 30 bin Türk askerinin çekilmesi üzerinde bir takvim üzerinde anlaşmak, Türkiye'den kaç yerleşimcinin kalabileceğine karar vermek, mülk anlaşmazlıklarını çözmek zor olacak. Bir anlaşma için Türkiye'nin onayı gerekecek.

"Bu arada kötü haberler de var. Kıbrıs, yakın tarihin en ciddi su sıkıntısını yaşıyor. Lefkoşa'da musluklardan her iki günde bir altı saat su akıyor. Bunun sorumlusu kuraklık olduğu kadar kötü yönetim.

"Önceki hükümet iki tuz arındırma tesisi kurulması planlarını iptal etti. Hıristofyas 40 milyon euro harcayıp Yunanistan'dan tankerlerle içme suyu nakletmeye karar verdi. Limasol'daki boru hattının kısa olduğu anlaşılınca ilk tankerin yükü döküldü. Bir çözüm, bolca kaynağı bulunan Türkiye'nin güneyinden bir boru hattı inşa etmek olabilir. Ne dersiniz bu birleşik bir Kıbrıs için düş kadar güzel bir proje mi?"

İngiliz Anglikanlara sert eleştiri

İngiltere'de Anglikan kilisesini sarsan eşcinsellik tartışmaları yeniden alevlenecek gibi görünüyor.

Uganda Başpiskoposu Times'ta yer alan makalesinde; Anglikanların lideri Canterbury başpiskoposunu kiliseye ihanetle suçluyor.

Rahip Henry Orombi'ye göre, kilisenin bir toplantısına eşcinsel bir rahibin davet edilmesi İncilin ilkelerine aykırı. Bu toplantıya Orombi de dahil 230 rahip katılmamıştı.

Ayrıca Orombi, Başpiskopos Williams'ın makamını da "emperyalist sömürgecilik döneminin bir kalıntısı" olarak niteledi… İncil'in ilklerini çiğneyenlerle aynı cemaate girmeden önce nedamet ve pişmanlık görmeliyiz diyor rahip...

Çin'den giyim kılavuzu

Olimpiyatlar için son bir haftalık geri sayıma girilirken, Times, ülkeyi ne iyi şekliyle yansıtmaya kararlı yetkililerin bu kez etek boyundan nasıl traş olunup makyaj yapılacağına 36 alanı kapsayan bir kılavuz oluşturduğunu duyuruyor.

"Pekin 15 milyon sakinine nasıl giyinip davranacaklarına dair talimat verdi" diyen gazeteye göre, kılık kıyafet tavsiyeleri arasında şu gibi maddeler yer alıyor:

Pijama ile sokağa çıkmayın, erkekler üstsüz dolaşmasın, traşsız gezmesin; kadınlar deri etek, şeffaf giysiler, üç renk grubundan fazla çatışan renklerde kıyafetler giymesin; kadınlar hafif makyaj yapsın, etek boyları yaşa uygun seçilsin; sakinler fazla sarımsak kullanmasın ve ağız temizliğine özen göstersin."

İlgili haberler
31 Temmuz 2008 Basın Özeti
31 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
30 Temmuz 2008 Basın Özeti
30 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
29 Temmuz 2008 Basın Özeti
29 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
28 Temmuz 2008 Basın Özeti
28 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
27 Temmuz 2008 Basın Özeti
27 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
25 Temmuz 2008 Basın Özeti
25 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik