BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 31 Temmuz, 2008 - TSİ 08:09
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
31 Temmuz 2008 Basın Özeti
Adalet ve Kalkınma Partisi hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı İngiltere'nin önde gelen tüm gazetelerince işlenirken, genel görüş kararın olumlu olduğu yönünde.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Daily Telegraph 'Türkiye büyüyen İslami hareketiyle hesaplaşmaktan son anda geri adım attı' diyor. Gazeteye göre, karar "stratejik açıdan hayati olan ülkede gerginlikleri gidermeye büyük yarar sağlayacak".

Damien McElroy imzalı yoruma göre, 'şimdilik bir ara çözüm bulundu'.

"İslami uygulamalara getirilen sınırlamaları gevşetmek isteyen AKP'ye iktidarda kalabileceği söylendi, ancak tutumumu yumuşatması konusunda ciddi bir ihtar verildi."

Yazar, mahkeme kapatma kararı almamış olsa da AKP'ye 'çizgiyi geçmemesi için' sinyal verdiğini ve Erdoğan'ın pratik siyasi gerekçelerle yerleşik düzeni öfkelendirecek başka girişimlerden uzak duracağına inanıyor.

McElroy'a göre Erdoğan siyasetten dışlansaydı anayasanın savunucuları bir dizi sorunla karşı karşıya kalacaklardı:

"Ülke nasıl görünecekti? Kim yönetecekti? Yasak toplumsal çekişmeleri yeniden alevlendirir miydi?"

"Geleneksel partilerin, kötü yönetildiği ve fikirlerden yoksun oldukları görüşü yaygın. (Yeni bir) seçim, muhtemelen bağımsız olarak yarışa giren AK parti mensuplarının dönüşüyle sonuçlanırdı. O durumda da devlet, AK partinin en güçlü isimleriyle doğrudan yüzleşmek yerine onlarla gölgelerden uğraşabilirdi."

Guardian ve Times sonucun "kıl payı" alındığı konusnda hemfikir. Gazeteler, tek bir yargıcın daha kapatma lehinde oy vermesinin sonucu değiştireceğine dikkat çekiyor.

Guardian "Türkiye topyekün bir siyasi kriz olasılığını bertaraf etti. Anayasa Mahkemesi AKP'nin kapatılması için gerekli uzlaşmaya sadece bir oy farkla varmadı. Bu sonuç Türkiye'nin savaşan laik ve İslam yanlısı hizipleri arasında bir mütarekeye gidilmesinin önünü açtı." diyor.

Gazete başyazısında "laiklerin AKP'nin Türkiye'yi İslamileştirme yolunda gizli bir gündemi olduğuna dair tüm şüphelerine rağmen, Erdoğan'ın liderlik sicili iyi" diyor; buna ekonomide iyileşmeyi, Kıbrıs konusundaki siyasetin yumuşatılmasını ve AB müzakereleri gibi unsurları gösteriyor.

Ancak şu görüşle noktalıyor yazıyı:

"AKP hâkimlerin yaptığı uyarıya kulak vermeli. Eğer AKP merkezde bir partiyse, öyle hareket etmeli ve daha geniş bir siyasi çıkarlar koalisyonu oluşturmalı. Bu yaşananlardan laik milliyetçiler de ders almalı. Güçlerini davalar ve karanlık generallere değil siyasi programlara ve serbest seçimlere dayandırmalılar."

'İslam dünyasına mesaj' yorumları

Yine Guardian'da yazan Simon Tisdall'a göre, "Türkiye hem kendisinin hem dostlarının ödünü kopardıktan sonra uçurumun kıyısından döndü".

Yazara göre karar, demokrasi için bir zafer sonuç laik ve dini güçlerin mücadelede berabere kaldığını gösteriyor.

"Siyasi ve anayasal bir kriz, ülkenin istikrarını sarsar, ekonomiyi baltalar, (Pazar günü İstanbul'a saldıranlar gibi) düşmanlarını cesaretlendirir ve uzun bir belirsizlik dönemine yol açardı. Özetle bölgenin hakikaten demokratik olan az sayıdaki sistemlerinden biri felç olur ve belki de kalıcı şekilde zedelendirdi."

Tisdall bir kapatma kararının yaratabileceği en olumsuz senaryoyu ise şöyle tasvir etmiş:

"Laiklik ve İslam'ın ciddi bazı sıkıntılara rağmen yan yana yaşadığı bir toplum yapay şekilde altüst olup kendi kendine saldırabilirdi. Bu da kutuplaşmalar ortamında, aydın liderlerin başarmak istediği varsayılan şeyin tam aksi olurdu..."

Kararı bölgeye "laiklik ve İslam'ın bir arada yaşayabileceği sinyali" olarak yorumlayan Tisdall'a; Times da katılıyor.

Gazetenin başyazısına göre karar "hem demokrasi hem de sağduyu açısından bir zafer".

"Türk demokrasisi son 48 yılda dört kez darbeye uğradı. Dün bu kez anayasa mahkemesinin elinden bir beşincisine çok yaklaştı. Hâkimler partiyi kapatıp liderlerine siyaset yasağı getirmekten bir oy farkla geri durdular. Bu popüler ve becerikli bir hükümet için bir zafer olduğu kadar, çağdaş laik bir devlette İslam'ın rolü açısından önemli bir hüküm ve Türk demokrasisi için bir başarı.

"Sonuç hummalı siyaset atmosferini dindirmek, dış yatırımcıları temin etmek ve Türkiye'deki demokratik ilkelerin altını çizmek açısından son derece önemli. Etkileri ise daha da geniş. Bu başka ülkelerdeki ılımlı İslamcılara da İslam'ın demokrasiyle uyumlu olduğunu ve onların da amaçları için laik bir hukuki çerçeve içinde faaliyette bulunabileceklerini gösterecek. Bu Müslüman dünyası için hayati ve çok yararlı bir mesaj..."

Bu yaklaşıma paralel olarak Times'ın iç sayfalarındaki haberde kullandığı manşet de "Türkiye'yi İslam ve hukuk arasında hesaplaşmadan tek bir oy korudu" şeklinde.

Gazetenin muhabiri Suna Erdem, hazine yardımının yarı yarıya kesilmesi şeklindeki cezanın ise, hemen hemen bir öğrencinin eline cetvelle vurmaya eşdeğer olduğunu söylüyor.

Financial Times da, partinin suçlu bulunduğunu ancak sadece mali yaptırımlara tabi tutulduğunu anlatırken, "Bu ceza ise zengin destekçileri tarafından kolaylıkla tazmin edilebilecek bir şey..." ifadesine yer veriyor.

Reformları canlandırma beklentileri

Financial Times'ın manşeti "Türk liderler makamlarında kalıyor; parti mahkeme mücadelesinden sağ çıktı" şeklinde...

Gazete ekonomi açısından "Gözlemciler kararın Türkiye'nin sekteye uğramış durumdaki yapısal reform gündemine güvenip alım yapan yatırımcılar için en iyi sonuç olduğunu söylüyorlar." diyor.

"Karar Erdoğan için, kendisini eleştirenler, yargı, ordu, cumhuriyetçi muhalefet, medyanın büyük bir bölümü ve seçmenlerin önemli bir kesimi içinde kendilerini Türkiye'nin laik anayasal sisteminin muhafızları olarak gören muhalifleri karşısında bir zafer oldu.

"Ancak bir anlığına kendisini bu tatmin duygusuna bıraksa bile Erdoğan, son bir kaç ayki deneyimleri ile uslanmış olsa gerek. Laikliğe aykırı fillerle suçlanmak bile O ve partisine zarar vermiş olabilir. Bu konuyu devleti baltalayan en ciddi mesele olarak gören Türkler gözünde, gelecekteki seçim desteğini yitirebilir.

"Lehman Brothers'dan ekonomi uzmanı Tolga Ediz, kararı parti için ikinci bir şans olarak nitelerken; 'partiyi kapatmak için koşullar oluşmamıştı ama bu gelecekte oluşmayacağı anlamına gelmiyor' diyor.

"Ankara ve İstanbul'daki beklenti partinin kapatılacağı yönündeydi. Tek başına bu bile kararın ne kadar önemli bir olduğunu ve Türkiye'nin genellikle birbirleriyle mücadele halindeki kurumları arasındaki çalışma ilişkilerini yeniden düzenleyebileceğini gösteriyor.

"Gözlemci ve diplomatlar Erdoğan'ın zaferinin, sadece muhalefete açılırsa, siyasetlerinde daha az mezhep farkı güderse ve Avrupa Birliği'ne katılmak için sarsılan gayretlere yeniden güç verirse Türkiye'ye bir faydası olacağını söylüyorlar. Ankara'daki Avrupalı diplomatlar da Erdoğan'a aylardır daha az bölünme yaratacak ve daha kucaklayıcı şekilde davranma telkini yaptıklarını söylüyorlar.

'Son nokta değil' diyenler

Bununla birlikte FT muhabiri Vincent Boland, "Karar ülkeye bir mola sağladı, kalıcı çözüm değil" değerlendirmesini yapmış...

Independent'ta yazan Patrick Cockburn de "bir muharebe bitti ama savaş sürecek" yorumunu yapmış.

"Bu, Türkiye'nin ordu, bürokrasi ve yargı içinde kaleleri bulunan, eski yerleşik düzeniyle AKP'yi destekleyen İslamcı koalisyon arasındaki mücadelenin sadece son raunduydu.... Her iki taraf da net bir zafer kazanacak güçte değil ve mücadeleleri ülkeyi istikrarsızlaştırmaya devam edecek... Laik muhalefet partileri AKP yerine iktidara gelmek için fazlasıyla dermansız ve sadece kendi çıkarlarına hizmet eder haldeler. Ancak iktidar partisi de Türkiye devletini kontrol etmekten çok uzak."

Independent, anayasa mahkemesinin kararıyla ülkeyi uçurumun kenarından kurtardığını söylerken, AKP'nin başörtüsü tartışması dışında da hatalar yaptığını kaydediyor.

"Sağlam ekonomi yönetimi için partiye oy veren merkezdeki pek çok seçmen Erdoğan'ın gitgide otoriterleşen söylemleri karşısında partiden soğudu. İnsan hakları izleme örgütünün Türkiye uzmanı Emma Sinclair-Webb'e göre, hükümet son iki yılda kayadeğer tek bir reform yapmadı. Sinclair-Webb "İlk adımı uzun süredir durmuş olan insan hakları gündemini canlandırmak olmalı." diyor.

"Şimdi her şey AKP'nin nasıl bir tepki göstereceğine bağlı. Erdoğan yakın zamanda hatalar yaptıklarını kabul etmişti..."

Times'ın haberinde de olası adımlara dair şu satırlar yer alıyor:

"Başbakan Erdoğan Türkiye'nin AB sürecine bağlılığını teyit ederken, AK partinin kararı dikkatle inceleyip siyasi bölünmeleri gidermeye çalışacağını söyledi. İyimserler bunun kibirle suçlanan partinin toplumun tüm kesimlerine erişmeye çaba göstermesini sağlamasını umuyorlar. Hükümetin şimdi 1980'de bir darbe sonrası hazırlanan Anayasa'da reform yaparken daha geniş kapsamda istişarelerde bulunması bekleniyor. Ayrıca yasaların AB ile uyumlulaştırılması için çabalara da hız verilebilir. "

"Mahkemenin ikazı ise sadece AK partiye değil, partinin 2002'de seçimleri kazanmasından bu yana Türkiye'yi sarsan siyasi felç ortamına tıkanan tüm partilere... Yorumcular Türkiye'nin laik eski tüfeklerle Erdoğan'ın gelenekçileri arasındaki mücadele yüzünden kilitlendiğini söylüyorlar."

Karaciç, Olmert ve Miliband

Erdoğan dışında, bugünkü İngiliz gazetelerinde tekrar tekrar geçen üç isim daha var...

Bugün ilk kez yargıçlar önüne çıkacak Sırp lider Radovan Karaciç, istifasını açıklayan İsrail başbakanı Ehud Olmert ve İngiltere'de başbakanlığa oynadığı öne sürülen Dışişleri Bakanı David Miliband.

Financial Times'a göre, Karaciç'in davasının tam olarak başlaması bir kaç ay sürebilir:

"Ama savcılar, iki yıl önce Lahey'de yargılanırken ölen eski Yugoslavya cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç'n kullandığı geciktirme taktiklerini önlemeye kararlılar. Savcılar kanıtları daha etkin şekilde sunmalarının gerektiğini öğrendiklerini ve süreci hızlandırmak için iddialarını başka davalarda daha önceden kanıt kabul edilmiş noktalar üzerine kuracaklarını söylüyor."

Daily Telegraph, savcıların karar çıkarmak için 2011'e dek zamanı olduğunu; bu süre yetmez ve mahkemenin yetki süresinin uzatılması gerekirse, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya'nın bunu muhtemelen veto edeceğini vurguluyor...

İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in istifa kararı şaşkınlık yaratmamış. Financial Times'ta yazan Tobias Buck "her koşulda ayakta kalmanın ustası; sonunda pes etti" diyor.

"2006 Ocak'ında göreve gelmesinden bu yana Ehud Olmert siyasette ayakta kalmak konusunda usta olduğunu gösterdi. Lübnan'da felaketle biten bir savaşı, bir dizi polis soruşturmasını, yolsuzluk iddialarını ve parti içi ayaklanmayı atlattı. Kimsenin tahmin etmediği kadar uzun bir süre, dostu George Bush'u bile utandıracak kadar düşük kamuoyu desteğiyle ülkeyi yönetti.

"İsrail başbakanlarının görevi başarısız yaftası yiyerek terketmesi olağandır ama kamuoyundan bu kadar tepki çeken pek olmamıştı. Olmert'in Eylül'de görevi bırakacağı açıklamasından önce yapılan son ankete göre, desteği sadece yüzde 14'tü. Pek az kişi bir daha devlet mercilerinde görev yapabileceğini düşünüyor."

Times'a göre Olmert'in yerini almaya en yakın adaylar yolsuzluklara karışmadığı için "Bayan Temiz" diye nitelenen Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile "Bay Güvenlik" denilen eski genelkurmay başkanı Şaul Mofaz...

"Olmert'in yerini kim alıra alsın Filistinlilerle görüşmeler bir yere gitmediği için masasında bulacağı en öncelikli mesele İran olacak. Livni, Olmert'in siyasetlerinin ana hatları ile devam ettirecektir. İşleyebilir bir iki devlet çözümüne acil ihtiyaçtan söz ediyor. Ama bir barış güvercini olmadığı da aşikâr.

"Mofaz ise Golan tepelerinin Suriye'ye ASLA verilmeyeceğini, Kudüs'ün ASLA bölünmeyeceğini, Filistinlilerle "terörü" sona erdirene dek toprak anlaşması yapılmayacağını vadedecektir. Mofaz'ın katı görüşleri, 2009 baharında seçim halinde onu muhalefetteki Likud partisiyle yakınlaştıracak ve Kadima'nın Binyamin Netanyahu ile koalisyon ihtimalini yaratacaktır. Yani Olmert'in iktidardan ayrılmasını olası bir sonucu, Netanyahu'nun İsrail başbakanlığına dönüşünü çabuklaştırmak olabilir."

İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband'in dün bir gazete makalesiyle partisi hakkında gelecek vizyonunu açıklaması; yalanlama açıklamalarına rağmen, tüm gazetelerce, partinin lider değişimi sürecine gitgide yaklaştığı şeklinde yorumlanmış.

Daily Telegraph'a göre 'savaş', Independent'a göre '10 numara için yarış' başladı

Independent: "Miliband'in çıkışı ardından İşçi Partisi'nin sene sonunda yeni bir lideri olması ihtimali, değişiklik olmamasından daha yüksek" diyor.

Daily Telegraph'a göre Miliband'in bu çıkışı parti içinden tepki çekti. "Miliband zeki bir için liderlik konusunda çok zekice davranmadı" diyor. gazete...

Times da, genç siyasetçinin 'egoistlik, yanlış hükümde bulunma, partiye zarar verme'yle itham edildiğini vurguluyor.

Gazete Miliband'in liderliğe hazırlandığı spekülasyonlarına kanıt olarak, dün yazdığı siyaset manifestosunu andıran makalede Başbakan Brown'un adının bir kez bile geçmediğine dikkat çekiyor...

İlgili haberler
30 Temmuz 2008 Basın Özeti
30 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
29 Temmuz 2008 Basın Özeti
29 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
28 Temmuz 2008 Basın Özeti
28 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
27 Temmuz 2008 Basın Özeti
27 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
25 Temmuz 2008 Basın Özeti
25 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik