|
30 Temmuz 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Cenevre'deki Dünya Ticaret Örgütü görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması ardından gazeteler, bundan sonra ne gibi bir adım atılacağını kestirmeye çalışıyorlar.
"Anlaşmaya varılması, DTÖ'nün 153 üyesinin küreselleşme konusunda güvenoyu vermesi olurdu" diyen Guardian'a göre sorun, bir önceki Uruguay görüşme turunun tamamlandığı 1993'ten bu yana, dünyada dengelerin büyük oranda değişmiş olmasında yatıyor. "Geçmişte Avrupa Birliği, ABD ve Japonya bir anlaşmaya varıp bunu üyelerin geri kalanına dayatıyorlardı ama Çin, Hindistan ve Brezilya'nın büyük ekonomik güçler olarak sivrilmesiyle artık bu yaklaşımı sürdürmek mümkün değil." Independent, "resesyonla karşı karşıya duran küresel ekonomi ticaretin sağlayabileceği bir ek ivmeye muhtaç durumdaydı. Cenevre'de önerilen değişiklikler, dünya için yılda 100 milyar doları bulabilecek müthiş bir vergi indirimi paketi etkisi yapabilirdi; dolayısıyla kaçırılmış bir fırsat" diyor. "Üçüncü dünya ülkelerini destekleyen baskı grupları, başarısızlığa uğranmasının yoksul ülkelerin batının karşısında durabileceğini gösterdiğini söylüyor. Yardım kuruluşu Christian Aid'den Matthew Coghlan'a göre, hiç bir anlaşma olmaması kötü bir anlaşma olmasından iyi." En sık sorulan soru ise 'Doha turu öldü mü?' Financial Times, alt düzeyde yetkililerin muhtemelen sonbaharda toplanıp umut var mı diye bakacağını ama katedilen ilerlemenin ve verilen tavizlerin gelecekte müzakere zemini olarak kullanılıp kullanılamayacağının belirsiz olduğunu kaydediyor. Gazete, "Jeopolitik değişiklikler de bu turun enkazından umut kırıntısı bulmaya çalışanları hayalkırıklığına uğratabilir" diyor... Daily Telegraph'a göre ise bu sonuç, çok taraflı ticaret anlaşmalarının sonu olabilir. "DTÖ Birleşmiş Milletler'e benzemeye başladı. Bürokratik, hantal, son derece siyasileşmiş durumda ve üye sayısı enflasyonu dolayısıyla- ki son sayımda rakam 153'tü - karar alamaz halde. Bu yüzyılın sorunlarına geçen yüzyılın yöntemleriyle çözüm arıyor. Gelecek ise serbest ticareti çıkarlarının gereği olarak gören ülkelerin, tek taraflı liberalleştirme adımlarında yatıyor... Çin bunu halen şaşırtıcı bir hızla uyguluyor. Bunun meyvelerini almaya başladığında, diğerleri de onu takip edecek." Konut sektörünün düzelmesine üç yıl var İngiliz hükümeti için açıklanan bir rapor, konut fiyatlarındaki düşüş seyrinin 2011'e dek devam edeceği tahmininde bulunuyor... Financial Times bu tablo karşısında hükümetin devreye girmemesi, krizin piyasa koşulları içinde aşılmasını savunuyor. "Konut kredisi piyasası için olası tedavilerin hastalıktan da beter sonuçlar yaratabileceğini kabul etme zamanı geldi. Çünkü hızla sonuç verecek müdahaleler sübvansiyon gerektirir. Şimdiye kadarki konut kredisi sistemi sürdürülebilir değildi. Şimdi yerine yenisini bulmaksa hükümete değil, piyasaya düşer." Gazete ayrıca, Merrill Lynch'in konut kredisi kaynaklı 30 milyar dolarlık varlığını ucuz fiyata elinden çıkarması ardından "bankalara, bu türden varlıklarını sat veya zarar sütununa geçir" sinyali verildiği görüşünde... Bunun küresel ekonomi için bir diğer kötümser haber olduğuna ve devamının gelebileceğine Times da katılıyor. Karaciç'e destek mitingi Bosnalı Sırp lider Radovan Karaciç'in Lahey'e nakli gazetelerin erken baskılarına yetişmedi. Ancak, ona destek amaçlı mitingi tartışılıyor. Gazeteler dün akşamki destek amaçlı mitinge katılımın beklenenin altında olduğunda hemfikir. Financial Times, bu mitinge 15 bin kişinin katıldığı tahmin edilirken, Şubat'ta Kosova'nın bağımsızlık ilanı aleyhinde düzenlenen eyleme 100 bin kişinin katıldığını anımsatmış. Guardian "Sırbistan'ın ve Bosna'nın dört bir yanından geldiğini söylediği milliyetçilerin amacını "cumhurbaşkanı Boris Tadiç'in yeni hükümetine meydan okumak ve Karaciç'in Lahey'e naklini engellemeye çalışmak" olarak ifade etmiş. "Karaciç'in yakalanması ve kilit güvenlik servislerine yandaşlarını yerleştirmek için yaptığı ılan hızlı hamlelere rağmen, Cumhurbaşkanının ülke üzerindeki hakimiyeti kırılgan. Milliyetçiler güçlü bir siyasi kuvvet durumunda ve şiddete meyilliler... Ancak batı yanlısı demokratlar dün geceki eylemin donuk geçmesine bakarak biraz rahatlayabilirler." Daily Telegraph ise eylemde polisle yaşanan çatışmaları: "Karaciç'in çeteleri polisle çatıştı" diye duyurmuş. Eylemcilerin Karaciç'i bir kahraman olarak nitelediklerine dikkat çekmiş. Miliband liderliğe mi soyunuyor? İngiltere'de Başbakan Gordon Brown'un liderliği konusunda parti içi bir yarışa gidilip gidilmeyeceği, gündemdeki yerini koruyor. Başbakan Gordon Brown liderlikten ayrılırsa yerini almak için en şanslı isimlerden biri olarak nitelenen Dışişleri Bakanı David Miliband bugün Guardian gazetesi için bir makale kaleme almış. Miliband makalesinde yeni siyasetler geliştirilmesini savunuyor, "Yeni İşçi Partisi üç seçimi sadece siyasetlerinde değil siyaseti yapış biçiminde de gerçek bir değişim vadederek kazandı. Bunu şimdi yine yapmalıyız" diyor. Gazete makaleyi manşetine taşımış ve "Miliband devreye girdi: İşçi Partisi'nin değişmesi gerek ve bunu şimdi yapmalı" başlığıyla vermiş... Miliband alınan seçim yenilgileri ardından partinin kendisini kaderciliğe terk etmemesi; zaaflarını kabul edip, güçlü yanlarını öne sürmesi gerektiğini söylüyor; "Partililer kendilerine acımaktan vazgeçmeli, tatillerinin keyfini çıkarıp yeni bir başlangıç yapmak için kendilerine güvenlerini toplamalı" diyor. Guardian Miliband'in açıkça Brown'a karşı tavır almadığını; ancak Brown'un bu zorlu ekonomik dönemde partiyi yönetebilecek tek isim olduğu imasında da bulunmadığını vurguluyor. Times'ın manşet haberine göreyse, Miliband liderlik için pozisyon alıyor. Hatta: "İşçi Partisi'nin nasıl seçim kazanacağına dair vizyonunu ortaya koyarak, Brown'a kendisini görevden almak için meydan okuması, liderliğe talip olmasının ilk adımı olarak görülüyor." Daily Telegraph da Miliband'in ulusal bir konuşma turuna çıkacağına dikkat çekiyor... "Gordon Brown'un Eylül'de görevi bırakacağı söylentileri yoğunlaşırken, Miliband partinin ulusal konferansıyla örtüşecek şekilde bir dizi toplantıya katılacak. Miliband parti konferansındaki konuşmasını da dış politika portföyünden daha geniş tutmak niyetinde. Irak'ta güvenliğe 'kadın eli' Times'ın sayfalarındaki bir haberde, Irak'ta saldırganların intihar eylemlerinde kadınları artan sıklıkta kullanması ardından (Ocak ayından bu yana 24 saldırı), güvenlik kuvvetlerinin kadınları da daha iyi arayabilmek için kadın güvenlikçiler görevlendirmeye yöneldiği belirtiliyor. Gazeteye göre Amerikan ordusu El Kaidenin kadınları yakınlarını kaybettilerse intikam vaadiyle, yakınlarını kaçırıp öldürme tehdidiyle veya tecavüz ardından intihara zorlayarak kullandığına inanıyor. Amerikan ordusu kadınları yerel güvenlik birimleri bünyesinde işe almayı düşünüyor. Bu hafta Baladruz'da 25 kadın sivil koruma görevine başlayacak, 10 tane daha gönüllü için de çağrı yapılmış. Ancak kültürel nedenlerle az sayıda gönüllü olduğu belirtiliyor. Aynı gazetede yazan Amir Taheri El Kaide'nin yeni faaliyet alanının Kuzey Afrika olduğu görüşünü savunuyor. Taheri, "cihad yanlıları Irak ve Afganistan'da yenilgiyle karşı karşıya kalırken, sessiz sedasız yeni bir alanda üsleniyorlar" diyor. Bu alan yazara göre, Libya, Tunus Cezayir, Fas, ve Moritanya'dan oluşan ülkeler. "Cezayir, mücahitlerin yeniden canlanmasıyla mücadeleye hazır olsa da, şimdiye dek en ılımlı ve barışçıl ülkelerden olan Fas daha tehlikeye açık durumda. Üç dört yıl aradan sonra ülkeye dönenler değişimi çarpıcı bulur. Sayısız kadın siyahlar içinde. Cihad propagandası belediye tezgahlarında satılıyor. Gitgide daha az yerde alkol satılıyor ve kentin pek çok yeri turistler için girilmez hale geliyor. Son bir yılda bini aşkın kişi terörle ilgili olarak gözaltına alındı. Cihad yanlılarının pek azı yoksul ve eğitimsiz kesimlerden. Çoğunun ordu polis ve güvenlik birimlerinden oluşu iyice kaygı verici. Fas'ta İslamcılar, hükümetin sağlamadığı hizmetleri veren bir dizi hayır kurumu şeklinde de örgütlenmiş durumdalar... Fas'ta İslamcılığın kendi siyasi paravanı da var. Adalet ve Kalkınma Partisi PJD, AKP'nin oluşturduğu Türk modelinden kopyalandı, yüzlerce mensubu Türkiye'de eğitildi. "İslamcılar Fas'ta Rus Matruşka bebekleri gibi iç içe yapılarla faaliyet gösteriyorlar. En küçük ve en tehlikeli olanı da Fas İslami savaşçıları adlı Madrid saldırılarının mimarı olan grup. Faslı yetkilere göre bilinmeyen sayıda mücahit, son on yılda ülkeye yerleşip uyur hücreler oluşturdu. Bir köstebek ağı yarattı. El Kaide Irak, Suudi Arabistan ve Afganistan'da ezilirken, burada yeni bir yaşam buldu." Sih kızın bileziği İngiltere'de Sih bir genç kızın, dini inancının gerektirdiği gerekçesiyle kolundaki çelik bileziği okulda çıkarmayı reddetmesi ve bu yüzden cezalandırılması konusunda açılan mahkeme öğrenci lehinde sonuçlandı. Konu hemen her gazetede ele alınıyor: Daily Telegraph, okulun konuyu 'takı yasağı' kapsamında ele aldığını, mahkemenin de bu bileziğin bir takı olmadığına hükmettiğini belirtiyor "ancak şimdi okullar üniforma kurallarını uygulamakta zorlanacaklar" diyor. Independent ise yorumunda; "bireylerin kimliklerini ifade etmelerini sınırlamak için çok iyi nedenler olması gerekir ki, burada bunlar yoktu" diyor ve ekliyor: "Karar her yerde her türlü grubun inançlarını yansıtan nesneleri takabileceği ya da kullanabileceği anlamına gelmiyor. Ama umarız, tüm dini simgelerin yasa dayanağıyla yasaklanabileceği algılamasını yıkmaya yardımcı olur." İsrail üniversitelerinde kısıtlamaya tepki Independent bir başka haberinde de İsrail üniversiteleri ile ordunun Filistinli öğrencilere getirilen kısıtlamalar konusunda karşı karşıya geldiğini bildiriyor. "Ülkenin en saygın altı üniversitesinin yöneticileri savunma bakanı Ehud Barak'a yazarak, yılda 70 Filistinli öğrenci almaları ve bu öğrencilerin kabulünü haklı kılan olağandışı akademik gerekçeler bulunduğunu kanıtlama" şartını şikayet ettiler. Bir profesör, bu düzenlemenin İsrail akademik dünyasını boykot çağrılarına güç kazandıracağını savundu. Bu arada beş önde gelen profesör de sınırlamalar aleyhinde yüksek mahkemeye açılan bir davaya müdahil oldu". İngiltere'de dört milyon kişinin DNA verilerinin yetkililer elinde tutulması konusundaki bir rapor Independent'a kapak haberi olmuş. Gazetenin sert eleştirilerle dolu olduğunu söylediği raporda bir milyon masum İngilizin suçlu yaftası yediği söyleniyor. Uygulama "totaliter devlete doğru bir adım" olarak niteleniyor. "Hükümete bağlı İnsan Genetiği Komisyonu'nun yaptığı çalışmalara göre, kamuoyu DNA veri tabanının kapsamını güvenli bulmuyor ve veri tabanının denetiminin İçişleri Bakanlığı ve polisten alınıp bağımsız bir kuruma verilmesi isteniyor. Halen polisçe gözaltına alınan herkesin DNA örnekleri alınıyor ve kişi sonradan yargılansa da, hakkında hiç bir işlem yapılmasa da ömür boyu dosyalarında tutuluyor. Komisyon raporunda, veri tabanının korunması konusundaki önlemlerin çok gevşek olduğundan kaygı duyulduğu, örneklere kimin ne amaçla erişebileceğinin belli olmadığı kaydediliyor." | İlgili haberler 27 Temmuz 2008 Basın Özeti 27 Temmuz, 2008 | Basın Özeti 25 Temmuz 2008 Basın Özeti 25 Temmuz, 2008 | Basın Özeti 24 Temmuz 2008 Basın Özeti 24 Temmuz, 2008 | Basın Özeti 23 Temmuz 2008 Basın Özeti 23 Temmuz, 2008 | Basın Özeti 22 Temmuz 2008 Basın Özeti 22 Temmuz, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||