BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 29 Temmuz, 2008 - TSİ 08:05
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
29 Temmuz 2008 Basın Özeti
Son haftalarda ara seçimlerde darbe alan Başbakan Gordon Brown'un iktidara tutunup tutunamayacağı tartışmaları, İngiltere basınında bugün de en yaygın şekilde tartışılan konu olmaya devam ediyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Times, yaptığı bir araştırmaya göre, Brown'u liderlikten indirseler de indirmeseler de İşçi Partisi'nin seçimde başarı şansını yükseltmediğine dikkat çekiyor.

Gazeteler, dış haber sayfalarında ise İstanbul'da düzenlenen bombalı saldırı ve Anayasa Mahkemesinin Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhindeki kapatma davasını görüşmeye başlaması dolayısıyla, Türkiye'ye geniş yer ayırmış.

Times, Başbakan Erdoğan'ın birlik mesajından hareketle gelişmeleri "Bombalı katliam ve siyasi karmaşa karşısında Türklere saflarını sıkılaştırma mesajı" başlığı altında aktarıyor.

Diğer gazetelerde ise davanın ülke için kaygı verici bir gelişme olduğu yargısı hakim.

"Laik devletin geleceği konusunda hüküm günü"

Konuya dört sayfa yer veren Independent, kapatma davası konulu haberinde "Türkiye için laik devletin geleceği konusunda hüküm günü" başlığını kullanmış:

"Davanın konusu sadece İslam ve laiklik değil. Bu, ülkenin 85 yıllık tarihinde hiç olmadığı kadar süratle geçirmekte olduğu bir değişimin de bir yan ürünü... Geçmişte ülke sivil siyasetçiler ve ordudan oluşan bir koalisyonla yönetiliyordu. Beş kez başbakanlık yapan Süleyman Demirel bir zamanlar "davul siyasetçilerin elinde, ama tokmağı başkasında" demişti. AB sürecindeki reformlar ve AKP'nin seleflerinin aksine iktidarı paylaşmaya yanaşmaması, bu dengenin daha da bozulmasına yol açtı. Yorumcu Metin Münir bunu 'Kaos, Türkiye'nin ne eski sistemi ne de kendisini, Erdoğan'ın iradesine tabi kılmayı istememesinden kaynaklanıyor' diye açıklıyor..."

Gazete mahkemenin kararı ne olursa olsun çoğu yorumcunun bu yıl bir erken seçim beklediğini kaydediyor. Bu habere eşlik eden Daniel Howden imzalı analizde ise Türkiye, "dünyanın en önemli siyasi projesi" olarak nitelenmiş:

"Müslüman, demokratik, laik, ekonomik açıdan istikrarlı ve Avrupa Birliği ile Orta Doğu'yu birleştiren bir ülke yaratma projesi, dünyamızın en önemli siyasi deneyi... Ve çökmenin eşiğinde duruyor." diyen Howden, 'ılımlı İslamcı' diye nitelediği Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Avrupa Birliği katılım sürecindeki reformlarını anlatıp; "muhalifleri ise AKP'de ülkeyi İslamileştirme gayreti seziyor ve parlamentoyu, darbe tehlikesini ve şimdi de yargıyı; bunu engellemek için kullanıyorlar" diyor.

"Laik hükümetler çoğu zaman yolsuzluklara bulaşmış ve mali çöküşlerle karşı karşıya durumdaydı. Ülkede ilerleme duruldu ve büyük kentlerde yaşayan seçkinler dışındaki milyonlarca Türk, laiklik paydasını göremez oldu. Onların (iktidarların) halkın gözünden düşmesi Pakistan ve Mısır'da olduğu gibi, siyasi İslam'ı büyük bir güce dönüştürdü. Recep Tayyip Erdoğan böyle bir ortamda ülkenin en çok desteklenen siyasetçisi oldu."

"Yaklaşan kriz, Fransa Avusturya ve Almanya gibi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin durmasını sessiz bir memnuniyetle izleyen ülkeleri kaygılandırmıyor. Türkiye'nin AB içindeki muhaliflerinin, tüm bölge için umut vadeden bu deneyi durdurmak için, parmaklarını bile kımıldatmalarına gerek yok. Bunun yerine süreci havasızlıktan yavaş yavaş boğulmaya bırakacaklar."

Yine Independent'ta yazan Adrian Hamilton davada "doğrudan devletin geleceği söz konusu" görüşünü vurguluyor:

"Türklerin çoğu, bu nedenle Ergenekon savcısının kozlarını zorlamaması karşılığında, Anayasa Mahkemesi'nin kozlarını zorlamaması gibi bir uzlaşmaya varılmasını, ya da en azından Anayasa Mahkemesi'nin hükmünü AKP'yi devlet fonlarından mahrum bırakmakla sınırlı tutmasını umuyor.

"Bir kaç yıl öncesine dek dış dünya tarafları sakinleştirmek için devreye girerdi. Ama Avrupa, Türkiye'nin üyelik sürecinde ayak sürüyerek nüfuzunu azalttı, savaş sonrası yıllarda Türk ordusuna büyük destek veren Amerika ise, Irak'ın işgali sırasında nüfuzunu kaybetti. Ancak dış dünya burada tavır koymaya mecbur. Din ve başörtüsü konusundaki tartışmaları İslam ve batı konuşmalarını unutun. Bu demokrasi için bir mücadele ve bunu seçilmiş Türkiye hükümeti kaybederse, hepimiz sonuçlarının mağduru olacağız..."

Independent başyazısında da benzer bir temayı vurguluyor.

"Dava, bir yönden takdire şayan. Türkiye hükümetinin de hukuka tabi olduğunu gösteriyor. Öte yandan laiklik yanlılarının ellerini fazla iddialı oynadıklarını düşünmemek mümkün değil. AK Parti'nin başörtüsü yasağını kaldırma girişimleri, devleti İslamileştirmeye yönelik gizli bir komployla aynı şey değil.
Türkiye elbet, anayasal kriz, darbe tehdidi, ya da ayrılıkçı bir ayaklanmayla karşı karşıya olan tek ülke değil; ama küresel açıdan pek çok yönden kilit önemde bir ülke. Dolayısıyla Türkiye'nin bu krizden istikrarlı ve demokratik bir ülke olarak çıkması için, dostlarının verebilecekleri tüm yardıma ihtiyacı olacak."

Financial Times da Türkiye'deki gelişmeleri başyazısında ele almış. Gazete "Türkiye'nin ülkeyi geriye götürebilecek bir ulusal felaketin eşiğinde olduğu" yorumunu yapıyor.

"Kapatma ve siyasi yasak kararı seçmene karşı bir yargı darbesi olur. Bunu takip edecek kaos Türkiye'yi yıllarca geriye götürür. İnsanların iradesini bastırmak, şiddet de dâhil, kendi risklerini beraberinde getirir. Yargı ve generallerin ülkenin ne kadar yol kat ettiğini unutmaması ve adımlarının olası siyasi ve ekonomik bedellerini değerlendirmesi gerekir. AKP'yi yasaklamak, demokratik kuralların işlemeyeceği her şeyin mubah olduğu bir ortam yaratabilir ve Türkiye'yi dönüşü olmayan bir uçuruma sürükleyebilir."

Laik ilkelere uyum vurgusu

Daily Telegraph ise, Türkiye'nin batılı laiklik anlayışı ile Orta Doğu'da Müslüman ülkeler için bir model olduğunu belirterek; Adalet ve Kalkınma Partisinin zinayı suç kapsamına alma girişimini ve başörtüsü tartışmalarını anımsatıyor.

Partinin bu gibi adımlarla batılı çevrelerde soru işaretleri yarattığını ve Anayasa Mahkemesi'nin de iktidar partisini yargılamak gibi "sıra dışı" bir adım atmasına yol açtığını kaydediyor.

"Bu meselelerin generallerdense, mahkemelerce çözümlenmesi daha iyidir... Davanın açılması; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, hükümetinin laik ilkelere uymasını sağlaması gibi olumlu bir etki yapabilirse - ki Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerinde inşa edildiği ve başarısına büyük katkı sağlayan bunlardır; bu daha da iyi bir sonuç olur."

Daily Telegraph, İstanbul'daki saldırılar konusunda Bilkent Üniversitesi'nden Norman Stone'un değerlendirmesine yer vermiş.

PKK'nın saldırılarla ilgisi olmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen, Norman Stone, saldırının PKK'nın izlerini taşıdığı görüşünü savunuyor.

'Güngören İstanbul'un en yoksul kesimlerinden birisi, burada güneydoğudan göç eden çok sayıda Kürt yaşıyor. Neden bombalar kentin daha gösterişli semtlerinden birinde değil de burada patladı?' sorusunu yönelten Stone, PKK'nın daha zengin semtlerde güvenliğe takılmadan eylem yapmasının daha zor olacağını savunuyor.

PKK sorununu çözmenin Iraklı Kürtlerle işbirliğinden geçtiğini belirten Stone, bunun için önce yakın zaman dek Mesud Barzani'den destek aldığını söylediği PKK'nın bölgeden çıkması gerektiğini söylüyor.

Irak'ta saldırılar ve gizli bir tehlike

Irak'ta özellikle tartışmalı yerel seçim yasası nedeniyle gergin olan Kerkük ve Bağdat'ı hedef alan bombalı saldırılar Guardian'a göre "güvenlik koşullarının iyiye gittiği umutlarını yıktı"

Times ise baş yazısında Irak'ın karşı karşıya olduğu başka bir sorun bulunduğuna dikkat çekiyor: Kuraklık...

"Son iki yıldır ülke kuraklıkla karşı karşıya ve su olmaksızın ülkeyi yeniden imar etmeye yönelik çabalar pek bir yere varmayacaktır. Dün Bağdat ve Kerkük'teki korkunç saldırılar, dünyanın dikkatini yeniden buraya çekti. Ancak su üzerine yaşanabilecek gerginlikler daha da büyük trajediler getirebilir.

"Geçen kış, Irak normal yağışının üçte birini aldı. Dicle ve Fırat'ın taşıdığı su ise inşa edilen barajlar nedeniyle azalmış durumda. Uluslararası kuruluşlar uzun zamandır kıt su kaynaklarının gerginlik yaratması olasılığına dikkat çekiyor. Irak'ın sorunları henüz kritik safhada değil ama hükümet, barajlar, kuyular, drenaj ve boru hatları için planlama yapmak durumunda. Bu konu, etnik köken, mezhep ve aşiretlerin çizdiği sınırları aşıyor. Kuraklıkla mücadele edilememesi ise, bu ayrımları daha da derinleştirebilir."

Filistinli gruplara işkence eleştirisi

Guardian, Filistinli rakip hareketler Hamas ve El Fetih'in birbirlerinin taraftarlarına işkence ettiği suçlamalarını duyuruyor.

"Filistinli bağımsız insan hakları örgütü El Hak'a göre geçen yıl her iki taraf bini aşkın kişiyi gözaltına aldı ve bunların yüzde 20 ila 30'luk bir kısmı; ağır dayak ve zor konumlarda bağlı tutulmak gibi işkence yöntemlerine tabi tutuldu. Örgüt, verilerini gözaltında kalan 150 kişiden aldığı yeminli beyanlara dayandırıyor. İnsan hakları izleme örgütü de yarın yayınlamaya hazırlandığı raporunda işkencenin arttığını belirtiyor."

Gazete özellikle Nablus ve Cenin'de gözaltına alınan Hamas sempatizanlarının çoğu zaman ailelerinin silah veya para vermesi sonucu serbest bırakıldığı iddialarına da yer vermiş.

Financial Times'ta aynı habere yer verirken, bunun yanında, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in yaptığı bir açıklamaya dikkat çekiyor.

Buna göre Olmert geçen yılki Annapolis konferansında ortaya konan 2008 sonuna dek Filistin-İsrail anlaşması sağlama takviminin gerçekçi olmadığını söyledi. Parlamentonun kapalı oturumunda sarfettiği bu sözlere göre, Olmert özellikle Kudüs konusunda genel bir mutabakata varma şansı bulunmadığına inanıyor.

Afganistan kimyager 'ithal ediyor'

Financial Times, ilk sayfasındaki bir haberde, Afganistan'daki uyuşturucu tacirlerinin eroin üretmek için yurtdışından kimyager ithal ettiğini yazıyor:

"Birleşmiş Milletler'in yaptığı uyarıya göre, ham afyonu eroine dönüştürmek için yabancı kimyagerlerden yardım alınıyor. Bunların büyük bölümü, İran, Türkiye ve Pakistan'dan geliyor ve haşhaş özünü kaçak olarak sokulan kimyasal maddelerle karıştırarak yüksek kalite eroin üretiyorlar.

"Asayişsizlik yasadışı uyuşturucu laboratuvarlarının faaliyet göstermesine imkân tanıyor ama süreç yüklü miktarda kimyasal maddenin de ülkeye sokulmasını gerektiriyor. BM tahminlerine göre, geçen yıl bunun için 13 bin ton madde gerekti. Yetkililer şimdi bu maddelerin ülkeye sokulmasının önlenmesine çalışıyor."

IMF'den karamsar değerlendirme

Uluslararası Para Fonu IMF, kredi sıkışıklığı ortamında geçen bir yılın ardından, ekonominin kırılgan olduğunu ve ekonomide felaket riskinin arttığını söylüyor.

Guardian, raporda sorunun temelinde gösterilen konut sektöründe dibin henüz görülmediği ve nerede görüleceğinin de henüz kestirilemediği tespitine dikkat çekiyor.

Financial Times, konut kredisi sıkıntısı Amerika'nın daha üst gelir gruplarına yayılmaya başlarken, riskli konut kredilerinden kaynaklanan zararı hesaplarına yansıtan mali kurumların şimdi diğer kredi türlerindeki sıkıntılarla, ikinci dalga zararları yaşamaya başlayacağı uyarısına dikkat çekiyor.

Bu ortamda ucuz havayolu şirketlerinin zarar etmeye başlaması da şaşırtıcı değil. Ryanair şirketinin yılı ilk kez zararla kapatması ardından, "Ekonomik sıkışıklık ve yüksek akaryakıt fiyatları ortamında, ucuz uçak devri kapandı mı?" sorusu gazetelerde tartışılıyor.

Ancak Ryanair, sorunu aşmak için şimdilik bazı uçuşlardan vazgeçerken, fiyatlarını artırmaktan vazgeçip azaltmaya gidiyor.

Statin bunamayı önleyebilir mi?

Kolesterol tedavisinde kullanılan statin adlı maddenin bunama riskini azaltabileceği sonucuna varan bir araştırma, Independent'ın manşet haberi olmuş.

Hemen her gazetede karşımıza çıkan bu haber için Independent, "milyonları kalp hastalığından koruyan madde demans yani bunama için yüksek risk grubunda görülen kişiler için bu riski yarı yarıya azaltıyor" diyor.

Statinin bunu nasıl sağladığı henüz tam olarak belirlenememiş ama araştırmayı yapan doktorlardan biri maddenin Alzheimer'a yol açan yüksek ensülin düzeylerinin önüne geçiyor olabileceğini söylüyor.

Ancak gazete; büyük yararları olduğu belirlenen ve İngiltere'de reçetesiz alınabilen az miktardaki ilaçtan biri olan statinlere akın etmeden önce yine de iki kez düşünmek gerektiği kanısında:

"İlacın karaciğer ve kaslar üzerinde yan etkileri var. Bazı hastalar depresyon yarattığından şikayetçi ama doktorlar bu yönde bir kanıt olmadığını söylüyorlar. Gitgide daha çok insan ilaçlara sarıldıkça kitlesel ilaç kullanımının toplumun maneviyatında nasıl bir etki yaratacağını da sorgulamak gerek."

İlgili haberler
27 Temmuz 2008 Basın Özeti
27 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
25 Temmuz 2008 Basın Özeti
25 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
24 Temmuz 2008 Basın Özeti
24 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
23 Temmuz 2008 Basın Özeti
23 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
22 Temmuz 2008 Basın Özeti
22 Temmuz, 2008 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik