|
31 Ocak 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimi için aday belirleme sürecinde, tablo dün iki adayın, Rudolph Giuliani ve John Edwards'ın çekildiklerini açıklamaları ile biraz daha netleşti.
Gazeteler yarışın artık her iki parti için de ikişer kulvarda koşulacağını yazıyor. Guardian, geçen yıl sonunda anketlerin zirvesindeyken hızla güç kaybeden Rudolph Giuliani'nin durumunu "11 Eylül'de kazandığı itibara rağmen Cumhuriyetçiler onun toplumsal alanda liberal görüşlerini kabullenemediler" diyerek özetlemiş. Times kampanyasına en erken başlayan adaylardan Edwards'ın başarısız olmasını; 'yıldız adaylar' olarak nitelediği isimler karşısında "parası, taraftarları ve umudu bitti" diye özetlemiş. Gazete, John McCain'in öyküsünü de 'yokluktan zirveye dönüş' teması etrafında yansıtıyor: "Vietnam gazisinin kampanyası, muazzam bir şekilde çökmüş, adı listelerden silinmişti, Fena halde borca batmış, bağış kaynakları kaybolmuş, danışmanları ya kaçmış ya kovulmuştu. Fazla yaşlı, fazla çabuk parlayan, ve partisinin çizgisinin fazla dışında bulunuyordu. O kadar ki, fazla benzin yaktığı için kampanya otobüsünü kullanmamaya başladı. Minibüsler kiraladı, motellerde yatı, bavullarını kendisi taşıdı. Ama kolay kolay silinmeyecek kadar güçlü olduğunu gösterdi." " Times, anketlerde tercihlerini güçlü bir karaktere göre yapacaklarını söyleyen tüm seçmenlerin ilk tercihinin de McCain olduğunu ekliyor. Gazeteler Cumhuriyetçiler safında Rudolph Giuliani'nin desteği ile McCain'in büyük bir fırsat yakaladığı görüşünde birleşiyor. Ancak Guardian'da Michael Tomasky'ye göre, John McCain'in 'zafer için önce parti mekanizmalarını alt etmesi gerekecek'. Çünkü John McCain, partinin muhafazakâr kanadında yeterince muhafazakâr bulunmayan bir isim. "Tahminimce John McCain aday gösterilirse bazı tavizler vermesi gerekecek. Mesela göçmenlik reformunda veya seçim finansmanının denetlenmesinde ısrar etmeyeceğini söylemesi gerekiyor. Demokratların ne yapacağı ise burada etkili olacak. Demokratlar kendi adayları olarak Hillary Clinton'ı seçerlerse, bu John McCain'in elini güçlendirir. Çünkü bu durumda partisinde herkese, kendisinden ne kadar nefret ederlerse etsinler, ondan daha çok nefret ettiklerini hatırlatabilir. Obama ise bu kadar birleştirici bir isim olmayabilir. " Aynı gazetede yazan Jonathan Freedland'e göre ise şu ortamda Beyaz Saray için 'fazla Cumhuriyetçi olmayan John McCain gibi bir Cumhuriyetçi'yi aday göstermek akıllıca olur. "John McCain'in kazanımı partiler üstü bir cazibenin önemini gösteriyor" diyen Freedland, "şu ortamda Demokratlar da Cumhuriyetçiler gibi biraz daha sağ duyu gösterir de partinin ötesinde destek görebilecek bir aday belirlerse iyi olur. Bu da Barack Obama olmalı..." diye eklemiş. Cindy McCain'in fotoğrafının yanına "Bir sonraki First Lady o mu?" sorusuyla manşet atan Daily Telegraph ise John McCain'in "sansasyonel bir zafer" kazandığı görüşünde. "Amerikan ön seçimlerinde şimdiye dek medyanın ilgisi, ülkenin ilk kadın ve siyah başkanının seçilmesi ihtimallerine yönelmişti. Kampanyanın asıl sansasyonu ise John McCain'in yeniden hayata dönüşü oldu. "Cumhuriyetçi Parti, John McCain'in şahsında 4 Kasım'da Demokratları yenilgiye uğratıp zafer kazanabilecek bir adaya kavuştu. Bush yönetiminin kamuoyu desteğinin ne kadar azaldığı, ve 2006'da Kongre'yi kaybetmiş olduğu düşünüldüğünde, bu şaşırtıcı görünebilir. Ama senatörün gücü de zaten yönetimle arasına koyduğu mesafeden geliyor. Medya, Demokratların yarışına odaklanırken, 71 yaşındaki senatör, Beyaz Saray'a erişmek için ne gerekiyorsa sahip olduğunu ortaya koydu." ABD'de faiz kesintisi Amerikan Merkez Bankası'nın faizlerdeki 50 puanlık kesinti kararı Financial Times'ın manşetine yerleşmiş. "Sekiz gündeki toplam 125 puanlık kesinti, 1980'lerin başından bu yana Amerika Birleşik Devletleri para politikasında yapılan en ani gevşetme hareketi. Bu hareketin boyutları da, bankanın başkanı Ben Bernanke'nin Amerikan ekonomisindeki kötüleşme dalgasının önüne geçme kararlılığını yansıtıyor. Banka son günlerde para politikaları konusunda eğrinin gerisinde kalmakla eleştiriliyordu." Financial Times, bankanın başka kesintiler yapılmasının da olası olduğu uyarısına dikkat çekiyor. Daily Telegraph da iki faiz kesintisinin sekiz gün arayla yapılmasının 'merkez bankasının aslında piyasa dalgasının ne kadar gerisinde kalmış olduğunu gösterdiği' yorumuna yer vermiş. Gazeteler dünyanın en büyük bankalarından UBS'in de 4 milyar dolar daha zarar açıkladığına dikkat çekiyorlar. Times, konut sektörüyle bağlantılı karşılıksız kredilerden kaynaklanan bu zararın bankanın 2007 zararını 18 milyar dolara çıkardığını kaydediyor. Rus bakanın dış politika eleştirisi Independent, Rusya'daki başkanlık seçimine bir ay kala, Putin'in en etkili bakanlarından birisinin dış politikada değişiklik çağrısı yapmasını "hükümette çatlak "olarak niteliyor. "Maliye Bakanı Aleksey Kudrin, ülkenin istikrarlı yatırım çekebilmek için dış politikasını gözden geçirmesi gerektiğini savundu. Bu çağrıya devlet elektrik tekelinin başındaki Anatoli Çubais de destek verdi. Dış politikamızın ekonomimize maliyetini göz önünde tutmalıyız dedi. Çoğu gözlemci, Kremlin içinde bir savaş verildiğine inansa da bakanların Putin’in politikalarını açıkça eleştirmesi nadir görülen bir durum." Gazete son dönemde pek çok ülkeyle ilişkileri gerilse de Rusya'nın dış politikasının yatırımı gerçekten ne ölçüde etkilediğini tespit etmenin mümkün olmadığını da ekliyor. Akdeniz Birliği tüm AB'yi kapsasın Financial Times'a göre, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin bir Akdeniz Birliği kurma hayaline Almanya Başbakanı Angela Merkel darbe vurdu. "Merkel, sadece Akdeniz'e kıyısı olan Avrupa ve Afrika ülkelerini bir masada buluşturacak böylesi bir sürece karşı olduğunu ifade etti, Akdeniz diyalogu kapsamında anılan göçten enerjiye, terörle mücadeleden çevre korumaya çeşitli meselelerin sadece Akdeniz'e kıyısı olan ülkeleri değil, birliğin 27 üyesini birden ilgilendirdiğini vurguladı. "Bununla birlikte Merkel, Türkiye'ye tam üyelik değil, imtiyazlı ortaklık önerilmesi konusunda partisinin Sarkozy'ye destek verdiğini yineledi." İfade özgürlüğünün bedeli Independent, bugün manşetini hakkında idam cezası kararı alınan Afgan gazeteci Pervez Kambakş'a ayırmış. "Kadın hakları konusunda bir şeyler okuma cüretini gösteren Afgan idam mahkûmu" diye yazmış gazete. "Afganistan'ın Taleban'dan 'kurtarılmasından' altı yıl sonra böylesi bir ceza verilmesi kabul edilemez" diyor gazete ve Kambakş'ın cezasının iptali için bir kampanya başlattığını, imza toplanacağını duyuruyor. Ayrıca Senato'nun oylamaya gerek görmeden cezayı onaması ardından Başkan Karzai'nin gazeteciyi af yetkisini kullanmasını istiyor. "Kambakş'ın kaderi Afganistan'da medeni hakların erozyona uğradığı kaygılarının derinleşmesine yol açtı. Gazetecinin, mahkûmiyetine yol açan Farsça bir internet sitesinden indirdiği yazı. Yazıda Müslüman köktendincilerin kadınların baskı altında tutulmasını mazur göstermek için Kuran'a yaptığı atıfların Muhammed Peygamberin görüşlerinin yanlış şekilde sunulması anlamına geldiği savunuluyordu." Haberin yanında bu kez milletvekillerini eleştirdiği için üyeliğinin askıya alındığı belirtilen Afgan milletvekili Malalai Joya'nın satırları göze çarpıyor. Joya, 'ülkem şeriatı kadın haklarını aşındırmak için kullanıyor' demiş. 2007 yılında ülkede intihar eden kadınların sayısının hiç olmadığı kadar arttığını belirtip, hükümeti kadın karşıtı olmakla suçlamış, yolsuzluk ve karışıklık içinde olduğunu söylediği parlamentoyu ise bir hayvanat bahçesine benzetmiş. Independent başyazısında da, 'ifade özgürlüğünün bedeli'ni sorguluyor. Afganistan'ın özgürlükler konusunda ne kadar yol katettiğini tartışıyor. "Herhangi bir ülkede bir bireyin internetten bir şey indirdiği için idamla karşılaşması fikri tiksindirici olduğu kadar anlaşılmaz da... Bunların, hükümeti batının askeri ve mali yardımlarla beslenen bir ülkede yaşanması da bizi düşünceye sevketmeli. Eğer okula gitmek isteyen kızlar öldürülme riski yaşıyor, internetten bilgi indiren erkekler idamla tehdit ediliyorsa, Afganistan'ın ne tür bir ülke olduğunu sorgulamalıyız" Olmert topallasa da yola devam ediyor İsrail'de Lübnan'a yönelik operasyonun sorgulandığı Winograd Komisyonu raporu ardından Guardian'a göre, Olmert ipten kurtuldu. "Olmert şimdi duvarlar gerisinde, hiç bir şeyin değişmeyeceğini bilerek barış görüşmeleri yapmaktan memnun. Ama İsrail'in bundan daha cesur ve güçlü bir lidere ihtiyacı var. Savaşın küllerinden barış yaratabilecek bir lidere.." Financial Times ise aynı kanıda değil; Olmert'in topallayarak yoluna devam ettiği yorumunu yapmış. "Nihayetinde sorumlu olduğu bir stratejik felakete ve bundan bağımsız şekilde yürütülen yolsuzluk suçlamalarına rağmen, Olmert topallayarak yola devam etmeyi başarıyor. Çünkü ülkede siyaset kadroları bir bütün olarak İsrailli seçmenlerin desteğini yitirmiş durumda." Olmert hükümetinin düşmesi durumunda diğer siyasi seçeneklerin de bir şey vaat etmediğini savunan gazete, şöyle noktalıyor başyazısını: "Orta Doğu sorununu çözmek için hala bir umut kıvılcımı varken, İsraillilerin yapabileceği en iyi şey burunlarını tıkayıp, aslında gözden düşmüş olan Olmert ile yola devam etmek olur." Afganistan'a yarı-eğitimli askerler mi gönderilecek? Times, ilk sayfasından duyurduğu haberinde, İngiliz savunma bakanlığının Afganistan'da görevlendirmek üzere orduya yeni katılan bin askerin eğitim sürelerini yarı yarıya azaltmaya hazırlandığını yazıyor. "Times'ın aldığı bilgiye göre, 'istisnai' olarak nitelenen bu adım, üst düzey askerlerce sahadaki ciddi bir asker yetersizliğini aşmak üzere gündeme getirildi. Bir kaynak, yeni askerlerin kalifiye muharip piyadeler normalde verilen eğitimin sadece yüzde 50'sini alacaklarını doğruladı. Savunma bakanlığı ise bu konuda henüz alınmış bir karar olmadığını iddia etti. Bir sözcü, 'eğitimden taviz vermediklerini sadece ihtiyaçlar doğrultusunda adapte ettiklerini' söyledi." Barışı koruyacak askerler tarihi tahrip etti Yine Times gazetesinde yer alan bir diğer haberde ise Batı Sahra bölgesinde görev yapan Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin buradaki altı bin yıllık mağara resimlerini grafitilerle tahrip ettiği duyuruluyor: "Tarihi resim ve oymalarla kaplı arkeolojik alanlar son iki yılda BM görevlilerince karalandı, askerlerin güzergâh belirlemek için kullandığı boyalarla yazılan duvar yazılarının bazıları bir metreden yüksekte. "BM'nin 'grafiti sanatçıları'nın çoğu yapıtlarına tarih ve imzalarını da atmış. 30 ülkeden askerlerin yarattığı hasarın boyutları, BM için iki uzmanın hazırladığı bir raporda ortaya konuyor; burada askerlerin BM'nin ahlaki kurallarını ve 1945 tarihli silahlı çatışma ortamlarında kültürel mülklerin korunması anlaşmasını hiçe saydığı kaydediliyor." BM'nin Batı Sahra temsilcisi Julian Harston, konuyu askerlerin ülkelerine rapor edeceklerini ve bu konuda adım atılmasını sağlamaya çalışacaklarını söylüyor". UNESCO da eserlerin onarımı için kaynak sağlamaya çalışacak. | İlgili haberler 30 Ocak 2008 Basın Özeti30 Ocak, 2008 | Basın Özeti 29 Ocak 2008 Basın Özeti29 Ocak, 2008 | Basın Özeti 28 Ocak 2008 Basın Özeti28 Ocak, 2008 | Basın Özeti 27 Ocak 2008 Basın Özeti27 Ocak, 2008 | Basın Özeti 25 Ocak 2008 Basın Özeti25 Ocak, 2008 | Basın Özeti 24 Ocak 2008 Basın Özeti24 Ocak, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||