|
28 Ocak 2008 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Gazeteler dün ölen Endonezya'nın eski lideri Suharto'nun siyasi mirasını tartışmaya geniş yer ayırıyor.
Her gazete ekonomideki istikrara karşın ağır insan hakları ihlallerinden dem vurmuş: Times, "ulusun babası ya da tam bir adi suçlu" diyor onun için: "Soğuk Savaş döneminin askeri diktatörü, ülkesini Asya'nın en fazla yolsuzluğa batmış en baskıcı, ancak en istikrarlı ülkelerinden biri haline getirdi. Dün Cakarta’da ölümü 32 yıllık iktidarı hakkında, bölünmeler yaratabilecek bir tartışmayı başlattı. "1965'te ülkenin ilk başkanı Sukarno'ya darbe girişiminde bulunan 6 general öldürüldüğünde pek fazla tanınmıyordu. Ama denetimi ele alan Suharto’nun örtülü onayıyla başlayan katliamlarda komünizm sempatizanlığı ile suçlanan 500 bin kişi genellikle palalarla öldürüldü. İki yıl içinde, Sukarno'nun yerine geçmişti. "Antikomünist tutumu onu Batı açısından mükemmel bir lider konumuna oturttu. Batı ona silah sattı, insan hakları ihlallerine göz yumdu. Buna, Doğu Timor'un 1976'da işgali da dâhil. Independent ise Endonezyalı diktatörün adalet önüne çıkarılamamış olmasının altını çiziyor. Gazete, savcıların eski generali 600 milyon doları zimmetine geçirmekle suçladığını ancak sağlık durumu nedeniyle yargılanmadığını anımsatıyor. Guardian'da John Pilger imzalı yorumda ise Suharto 'Batının örnek diktatörü' olarak niteleniyor. Pilger, Saddam Hüseyin’in aksine Suharto'nun konumunun neden asla sarsılmadığını şöyle açıklıyor: "Varılan anlaşmaya göre Suharto liderliğindeki Endonezya, Amerikan başkanı Nixon'un deyimiyle Güneydoğu Asya'nın en büyük doğal kaynaklar hazinesini açacak en büyük ödül olacaktı. 1967'de bu "en büyük ödül" Cenevre'de Time Life himayesinde düzenlenen bir konferansta dağıtıldı. Pilger, burada tütünden çeliğe bankacılıktan madenciliğe, pek çok sektörde yabancı şirketlere dev faaliyet alanları yaratıldığını anlatıyor. Obama'ya Kennedy desteği Amerikan başkanlık seçimleri için adaylık yarışında son durak Demokratların oy verdiği Güney Carolina'ydı ve burada Barack Obama, Hillary Clinton'ın desteğini ikiye katladığı bir zafer kazandı. Şimdi Obama'nın kritik bir destek daha alacağı konuşuluyor. Daily Telegraph, "Kennedy klanı ağırlığını Obama arkasına koyuyor" diyor: "John F Kennedy'nin kızı Caroline ve kardeşi Senatör Ted Kennedy'nin Obama'ya destek vermesi Güney Carolina'da 28 puan farkla yenilgi yaşayan Hillary Clinton için bir darbe oldu. Geçmişte Clinton'ı destekleyen Caroline Kennedy, New York Times'ta Obama'dan 'babam gibi bir başkan' başlıklı bir makalesinde söz etti. Clinton kampanyasının negatif taktiklerinden rahatsızlık duyan Senatör Ted Kennedy’nin de bugün desteğini resmen açıklaması bekleniyor. Guardian Senatör Clinton'ın son dönemdeki sert saldırıları ile soru işaretleri yarattığını, eşi eski Başkan Bill Clinton'ı fazla öne sürmesinin de Beyaz Saray'da bir eş-başkanlık sistemi oluşacağı kaygılarıyla seçmenleri soğutmuş olabileceğini kaydediyor. Paddy Ashdown'a veto mu? Afganistan'da Birleşmiş Milletler'in geniş yetkilerle donatılmış özel elçisi olarak bir kaç hafta içinde göreve başlaması beklenen İngiliz siyasetçi Lord Paddy Ashdown hafta sonunda sürpriz bir şekilde adaylıktan çekildi. Bu karara Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin itirazının yol açtığı, bunun altında da Karzai'nin uluslararası toplumun eski Bosna yüksek temsilcisi olan Ashdown'u kendi otoritesini baltalayacak kadar güçlü bir isim olarak görmesinin yattığı yorumları yapılıyor. Ancak gazeteler Karzai'nin bu tavrını eleştiriyor: Independent "Karzai Ashdown konusunda fikir değiştirirken sadece ülkesinin hala uçurumun kenarından kurtarılabileceğini düşünen az sayıda kişiden birini geri çevirmekle kalmadı; aynı zamanda bunu hakikaten başarma şansı olan belki de tek kişiyi reddetmiş oldu" diyor. Times da benzer görüşte; gelişmeleri bir 'açmaz' olarak niteliyor: "Hindu Kuş dağlarında yılın bu zamanı soğuk olabilir. Ama Taleban komutanlarını sevindirecek nedenler var. Musa Kale'yi kaybetmiş olabilirler, Ama Hamid Karzai burayı geri alan; İngiliz kuvvetlerini eleştiriyor. Karzai'yi destekleyen koalisyonun diğer pek çok üyesi, net şekilde belirlenmemiş bir hedef doğrultusunda kendi kurallarınca hareket ediyor. En büyükleri Amerika, ortaklarının isyanla mücadele beceri ve kararlılığını sorguluyor. Koalisyon arasında eşgüdüm ihtiyacı hayati noktaya gelmişken Birleşmiş Milletler'in bunun için güvendiği kişi görevi reddediyor. Bu arada afyon üretimi ise rekor düzeyde." "İçeride aşiret ve çete liderleri ile ittifaka yönelen Hamid Karzai’nin yabancı ortaklarıyla ilişkilerini iyice gözden geçirmesi gerek. Çünkü ortaklarının ona ihtiyaç duyduğu kadar kendisinin de ortaklarına ihtiyacı var." Gazete Afgan hükümetinin Ashdown'a alternatif olarak eski ISAF komutanı İngiliz General John McColl'un yanı sıra, NATO'nun eski sivil temsilcisi Hikmet Çetin ve Norveçli diplomat Kai Eide'yi önerdiğini yazıyor. Uçaklara saldırı komplosunun zanlısı kayıp Komşu Pakistan'ın Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref bugün Londra'da, İngiltere başbakanı Gordon Brown ile görüşecek. Guardian, bu görüşmede geçecek bir ismin müşerref'i rahatsız edebileceğini belirtiyor: Raşid Rauf... 2006 Temmuz'unda transatlantik uçuş yapan yolcu uçaklarının havaya uçurulması yönünde bir komplonun ortaya çıkarıldığı haberleri İngiltere'de alarm verilmesine yol açmış, havacılık sektörü karışmıştı. İşte Raşid Rauf bu komplonun gerisindeki zanlı olarak gösteriliyordu ve Pakistan’da yakalandığı açıklandı. "Ancak Birmingham'dan Pakistan'a gitmiş olan İngiliz vatandaşı Rauf, noelden hemen önce firar etti. Başkent İslamabad'daki mahkemeden Ravalpindi'deki cezaevine giderken kendisine eşlik eden iki polis yolda durmayı ve bir camide namaz kılmasına izin vermeyi kabul etmişti. Polisler araçta beklerken Rauf'un arka kapıdan çıkıp gidebileceğini hiç düşünmediklerini söylediler." Peki İngiltere'nin iadesini istediği Rauf şimdi nerede? Kimilerine göre kayıplara karıştı, kimilerine göreyse Pakistan istihbarat teşkilatı ISI tarafından gizli bir yerde tutuluyor diyor gazete... Felluce'den izlenimler Independent yazarı Patrick Cockburn 2004 yılında şiddetli çatışmalara sahne olan Felluce kentinden izlenimlerini aktarıyor: Bağdat'tan çıkınca 27 kontrol noktasından sonra ulaşılan kentin dünyada girilmesi en zor yerlerden biri olduğunu kaydediyor. Peki ya kentte yaşam nasıl? "Felluce hala günde 1 saat elektrik alıyor. Geçmişte olduğundan daha iyi durumda olabilir ama hala katedilecek çok yol var. Hastaneler Uyanış hareketinin El Kaide'yi buradan sürmesinden bu yana silah veya bomba yaralanmalarının azaldığını söylüyorlar. Ancak ilaç yakıt, su ve tıbbi cihazlarının olmadığını belirtiyorlar." Cockburn, El Kaide'ye karşı örgütlenen ve Uyanış hareketi olarak adlandırılan aşiret gruplarında yer alan Felluce sakinleriyle de görüşmüş. Örneğin Amerikalılara karşı savaşırken saf değiştiren Ebu Maruf'un denetiminde 13 bin kişi var. Adamları ayda 350 ila 1200 dolar arasında para alıyor. Ancak Sünni Ebu Maruf, siyasi taleplerinin yanıt bulmamasından rahatsız. " 'Amerikalılar bizi El Kaide'yi ezmek için kullanıp sonra bir kenara itebileceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar', diyor Ebu Maruf. Kendi ve aşireti kenara çekilirse El Kaide'nin geri döneceğini, kendisinin de adamlarını korumak için bu kez onlarla ittifaka girebileceğini söylüyor." "Amerika Irak'ta bir zafer kazanmış olmaktan uzakken şiddet olaylarının düşmesinin nedeni, Amerika'nın gücü uzun süre çarpıştığı gerillaların eline vermesi. Irak hükümeti de düşmanlarını fethetmiş gibi davranır ve Ebu Maruf gibilerine iktidarda pay vermezse Irak yine yeni bir savaşla yüzleşebilir." Strauss-Kahn'ın mali önlem çağrısı Gazeteler Fransa'nın en büyük ikinci bankası Societe Generale'de milyarlarca dolarlık zarar yol açtığı düşünülen Jerome Kerviel'in işlemlerinin etkisini tartışmaya devam ederken, Financial Times manşetine Uluslararası Para Fonu IMF Başkanı'nın "şok" olarak nitelediği mali önlemler çağrısını çekmiş. Amerikan Merkez Bankası'nın faizleri görüşeceği toplantı yaklaşırken, gazete, IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn'ın 'yaşanan kredi darboğazının sadece faiz indirimleri ile aşılamayacağını' söyleyerek önceki tavrını tersyüz ettiğini yazıyor. "Amerikanın mali teşvik paketine yeşil ışık yakan IMF başkanı, diğer ülkeleri de bu örneği izlemeye çağırdı. 'Bu krizi sadece parasal enstrümanlarla aşabileceğimizi sanmıyorum, doğru yol muhtemelen yeni bir mali siyaset' dedi. "Strauss-Kahn IMF'nin bu hafta açıklayacağı ekonomik öngörülerin ciddi bir karşılık gerektiren ciddi bir yavaşlama göstereceğini söyledi." "Eski Amerikan Hazine bakanı Lawrence Summers da Strauss-Kahn'ı destekledi: '25 yıldır ilk kez bir IMF başkanı mali açıklarda artış çağrısı yaptı. Bu bence karşı karşıya olduğumuz durumun ciddiyetini gösteriyor' dedi." Aynı gazetede ayrıca bir makalesi yer alan Summers, mali teşviklerin ötesinde adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Piyasada daha fazla sıcak para olması gerektiğini belirtiyor. Bankalar açısından, fiyatlandırmada da tutarlılık olmasını istiyor. Sektör korsanları kendi silahlarıyla vuracak Müzik sanayii, korsanlarla mücadele için yeni bir yöntem deneyecek, her şeyi ücretsiz erişime açmak... Yıllardır internet paylaşım siteleri ile mücadele eden sektör, bugünden itibaren 25 milyon şarkıyı ücretsiz indirilebilecek hale getiriyor. Müzik sanayii, oluşturacağı sitelerle gelirini, parçalar veya sanatçılarla eşleştirilecek reklâmcılardan edinmeyi öngörüyor. Times, "CD satışları düşer yasal indirme satışları boşluğu kapatamazken, müzik sanayi istemeye istemeye bu boşluğu kendisini yok etmeye aday olan teknolojiyi kullanarak kapatmaya yöneldi. Qtrax adı verilen ve bugün 9 ülkede devreye girecek sistem, kullanıcılara 25 milyonu aşkın parçayı indirme dinlenme saklama imkânı veriyor." diyor. Bu sayının artması için sanatçılarla görüşmeler de sürüyor. | İlgili haberler 27 Ocak 2008 Basın Özeti27 Ocak, 2008 | Basın Özeti 25 Ocak 2008 Basın Özeti25 Ocak, 2008 | Basın Özeti 24 Ocak 2008 Basın Özeti24 Ocak, 2008 | Basın Özeti 23 Ocak 2008 Basın Özeti23 Ocak, 2008 | Basın Özeti 22 Ocak 2008 Basın Özeti22 Ocak, 2008 | Basın Özeti 21 Ocak 2008 Basın Özeti21 Ocak, 2008 | Basın Özeti 20 Ocak 2008 Basın Özeti20 Ocak, 2008 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||