BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 26 Ekim, 2007 - TSİ 08:15
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
26 Ekim 2007 Basın Özeti
İngiltere basını bugün hükümetin insan haklarına dair yasaları yeniden düzenleme, arşivleri öngörülenden erken açma ve gözaltı sürelerini uzatma gibi önerilerini tartışırken dış politikaya hakim olan konu, Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a karşı aldığı yeni yaptırım kararı.

İngiliz gazeteleri

Guardian, Devrim Muhafızları'nın seçkin birimi El Kudüs Gücü'ne yönelik kararla, Washington yönetiminin ilk kez bir devletin silahlı kuvvetlerine bağlı bir birimi terör örgütleri listesine kattığını vurguluyor.

Yaptırımlar, üçü banka olan 20 özel ve tüzel kişiyle iş yapılmasına da yasak getiriyor. Gazete "Bu karar Amerikalı olmayan ancak iki ülkede ayrı ayrı faaliyet gösteren şirketleri etkileyecektir." diye yazıyor.

Financial Times, Devrim Muhafızları'nın bütünüyle bir askeri birim olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

"Faaliyetlerin yüzde 30'u ekonomiyle ilgili. Tahminen yılda 2 milyar dolarlık bir gelir sağlıyorlar."

Independent'ın manşeti: 'Amerika İran'ı 1979 rehine krizinden bu yana en sert yaptırımlarla vurdu'

Gazete, Rusya lideri Vladimir Putin'in son yaptırımları 'eline jilet almış bir çılgının işi' olarak nitelediğini ve sorduğunu aktarıyor: "Yaptırım tehditleri ile durumu daha kötüye götürüp bir çıkmaza sokmak neden?"

Gazeteler son kararın Birleşmiş Milletler'in İran'a yeni yaptırımlar getirilmesi yönünde ilerleme sağlayamadığı bir dönemde alındığına dikkat çekiyor.

"Bush İran karşısında vidaları sıkıyor" yorumunu yapan Times'ın köşe yazarlarından Gerard Baker, askeri müdahale ihtimalinin ufukta olduğuna dikkat çekiyor yazısında:

"Bush'un geçtiğimiz günlerde Kongre'den istediği 190 milyar dolarlık savaş finansmanı talebinin derinliklerinde pek dikkat çekmeyen ufak bir kalem vardı: Savunma bakanlığı hayalet bombardıman uçakları B2'lerin modernize edilmesi için 88 milyon dolar istiyordu. Böylece derin beton sığınakları delebilecek yaklaşık 13,5 tonluk bombalar taşıyabilecek duruma geleceklerdi.

"Talebi açıklarken yönetim 'sahadaki komutanların acil ihtiyaçlarına yanıt vermek üzere' diyor... Acaba bu hangi acil ihtiyaç? Amerika Afganistan’da Usame Bin Ladin'in gizlendiği mağaraları düşünüyor olamaz, çünkü orası için radarda tespit edilemeyen hayalet uçaklara ihtiyacı yok. Hem Afganistan hem de Irak'ta semalar zaten onlara ait. O zaman bu ikisinin arasında acil ilgi gerektirecek neresi var dersiniz?"

Baker, Washington’da son haftalarda İran konusundaki tartışmaların yeni bir kavşağa girdiğini savunurken; "İran'a karşı harekete geçmemenin bedeli geçmekten daha büyük olabilir" diye de ekliyor...

Financial Times'ta yazan Philip Stephens ise bu görüşe katılmıyor. Ona göre, "Bush İran konusunda feci bir hesap hatasına doğru gidiyor"

"Diplomasi kanalları henüz tüketilmedi. Amerika'nın nükleer konularda müzakereleri Avrupa üçlüsüne bırakma tavrı, hakiki görüşmelerin başlamamasına yol açtı. Ancak Amerika henüz en önemli kartını oynamadı: Bu da Kuzey Kore'ye sunulan ve kabul gören, stratejik ilişkilerin yeniden düzenlenmesine yönelik bir öneridir. Bu pazarlık denenmeden Tahran'ın nükleer planlarından vazgeçip geçmeyeceği tam olarak bilinemeyecek."

PKK: Kimse gidin demedi

Türkiye - Irak sınırındaki gelişmeleri izleyen Independent ve Guardian muhabirleri bölgeden haber geçmeyi bugün de sürdürüyor. Her iki gazetenin muhabirleri de PKK içinde meydan okur bir hava takınıldığını anlatıyorlar.

Guardian'dan Michael Howard, PKK liderlerinden biri olarak tanımladığı Mizgin Ahmed'in Iraklı yetkililer konusunda "kimse bize gelip burayı terketmemizi istemedi" sözlerini aktarıyor.

Ahmed'in "biz terörist değiliz, bağımsızlık talebimiz yok, ayrılıkçı değiliz, Avrupa Birliği kriterlerine uyan bir Türkiye görmek, Kürtlerin de demokratik Türkiye içinde haklarına sahip olmasını istiyoruz." sözleri de gazete satırlarından İngiltere'deki okurlara ulaştırılıyor. PKK üyeleri ateşkes ilan etmek için öne sürdükleri koşulları da yinelemişler...

Michael Howard ise haberinde şöyle devam ediyor: "PKK'lılar Irak'taki Amerikan kuvvetlerine işbirliği çağrısıyla 10 mektup yazdıklarını söylüyorlar. Ama başvurdukları şiddet eylemleri kimsenin onlarla muhatap olmamasına yol açıyor. Irak'taki bir Amerikan yetkilisi 'Biz PKK ile iş yapmayız" deyip geçiyor. Örgütün askeri liderleri, bölgenin Kürt halkından da yok yere Türk ordusuna karşı saldırılarını artırdıkları için tepki görüyorlar.

Independent'tan Patrick Cockburn ise, Hakkari'deki saldırının örgütün son yıllarda yaptığı en büyük saldırı olduğunu hatırlatıyor, bunun örgütü yeniden gündeme taşıdığını savunuyor.

"Artık 1990'larda askeri yenilgiye uğrayan ve 1999'da liderleri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasını takiben çöken geçmişe gömülmüş bir hatıra değiller. PKK'nın saldırıları bölgedeki 100 bin kişilik ordu yığınağı üzerinde, askeri açıdan çok büyük bir etki yaratmıyor ancak her ölüm Türk hükümetini gerçekte istemediği bir operasyona sürüklediğinden ciddi siyasi baskı yaratıyor".

Cockburn, Irak ile işbirliği girişimlerinden de söz ederken bir gözlemcinin 'Bağdat'ın Kuzey Irak'ta ancak Britney Spears kadar etkisi var' sözlerini aktarmış:

"Kürt istihbarat teşkilatının etkili başkanı Mesrur Barzani de dün İngilizce El Cezire televizyonuna verdiği bir mülakatta anlamlı bir noktaya dikkat çekerek Bağdat ve Ankara arasındaki anlaşma konusunda bölgesel yönetime danışılmazsa, buna uymak durumunda hissetmeyebileceklerini ifade etti.

Economist dergisi de geride kalan haftanın gelişmelerini özetlerken, Başbakan Erdoğan'ın 'sabrımız tükeniyor' şeklideki açıklamalarla gösterdiği meydan okur tavrın, sınır ötesi operasyon konusunda önceden sergilenen isteksizlikle keskin bir tezat yarattığını belirtiyor.

"Ancak Erdoğan da biliyor ki elindeki en etkili silah savaş değil demokrasi. Bu yönde atılan adımlar hem PKK'ya desteği eritmiş hem de AKP'nin Kürt bölgelerinde oyunu artırmasını sağlamıştı.

Bu arada Türkiye -AB ilişkilerinin acıklı halini yansıtır şekilde kimse, bir sınır ötesi operasyonun üyelik görüşmelerine etkisini tartışmıyor. Avrupa Birliği ile ilişkilerin soğuması (Türkiye'deki) Kürtleri hayal kırıklığına uğratıyor. Çünkü onlar geleceklerini PKK'nın vadettiği bir bağımsız Kürdistan'da değil, Avrupa Birliği üyesi bir ülkenin vatandaşları olmakta görüyorlardı..."

Dünya için tehlike çanları

Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın açıkladığı Geo-4 raporu Times ve Independent'ın bugünkü manşet haberleri...

Independent 'bu, çevre açısından bir korku masalı değil. Son 20 yılda gezegenin sağlığına dair hemen her gösterge kötüye gitti' diyor...

Times ise raporla yapılanı Dünya için bir nevi mali denetime benzetiyor. Yani sistemin doğru düzgün işleyip işlemediği, bir yerden açık verip vermediği ölçülüyor.

Bu değerlendirmeye göre, amfibi hayvanların yüzde 30'u memelilerin yüzde 23'ü kuşların yüzde 12'si tükenme tehdidiyle karşı karşıya diyor gazete...

Times'ın bilim editörü Mark Henderson da 'Çevre konusunda felaket tellallığı yapanların bini bir para ama bu rapor onlardan biri değil' diyerek başlayıp şöyle açıklıyor:

"Raporun kullandığı 'insanlığın geleceği tehlikede' gibi ifadeler kulağa aşırı gibi gelse de rapor hazırlayan komisyonun yapısı son derece muhafazakar ve bulguları gayet ciddi. Bunlara ulaşmak için 48 hükümetin görevlendirdiği 400 kadar bilimadamı 10 uzmanlık alanında çalıştı.

"Bin kişilik bir bilimadamı grubu onların çalışmalarını gözden geçirip denetledi. Ancak bilimsel olarak çok sağlam savlar metne girdi. Tartışmalı noktalar dışlandı. İşte bu nedenle, varılan hükümler, daha da kaygı verici bir nitelik kazanıyor..."

Peki, çözüm nerede? Yeniden Independent'a dönersek; gazete bu raporların ilk örneğinin 20 yıl önce adını eski Norveç başbakanından alan Brundtland raporu olduğunu ve bu raporda ilk kez çevre ile yoksulluk düzeyi arasında bir bağ kurduğunu hatırlatıyor:

"Rapora göre yoksulluk da bir tür çevre kirliliğiydi, en azından kirliliğin kaynağıydı. Çünkü yoksullar geleceği değil bugün nasıl ekmek yiyeceklerini düşünmek zorundaydılar. Raporda şöyle deniyordu: Yoksulluğu ortadan kaldırın böylece kirlilik de çözülür. Sürdürülebilir kalkınma kavramı işte böyle ortaya çıktı... "

Times, son 20 yılda dünya genelinde kişi başına gelirin yüzde 40 artış göstermesine rağmen, örneğin Afrika'da bunun etkilerinin görülmediğini dahası gıda üretiminin yüzde 12 düştüğüne dikkat çekiyor.

Gazete yine de dünyanın geleceğinin kurtarılabileceği konusunda iyimser, ancak bu konudaki tartışmaların daha geniş bir zeminde yürütülmesini savunuyor; 'ne kayıtsızlık ne de paniğe yol açabilecek yaklaşımlar fayda getirir' diyor gazete...

'Böyle dost varken'

Daily Telegraph, bugünkü başyazısını Rusya - AB zirvesine ayrımış. Gazete 'böyle dostlar varken, düşmana ne gerek var' diye soruyor.

Gazete, 'Rusya insan hakları ve demokrasiyi hor görürken, rejimin muhalifleri genç yaşta ölme eğilimi gösterirken' Avrupa'nın bu ülkeyle masaya oturuyor olmasını enerji bağımlılığı ile açıklıyor.

"Avrupa Birliği hala bu adama nezaket göstermeli mi? Baskıcı ve yolsuzluk içindeki rejimi hala G8'in parçası olmalı mı? Başka liderlerin kendilerine bu soruları yöneltmesi devlet adamlığı göstermek demektir."

Yeni Evita mı?

İngiliz basını hafta sonunda sandık başına gitmeye hazırlanan Arjantin'in durumunu da yakından izliyor...

Guardian'a göre "Kıtayı bir göktaşı yok etmezse başkanlık seçiminden şimdiki başkan Nestor Kirschner'in eşi Christina Fernandez Kirchner'in çıkması kesin görünüyor."

Gazete 54 yaşındaki eski senatörün ülkenin seçimle iktidara gelen ilk kadın devlet başkanı olacağını belirtirken, pek çok açıdan eski başkanlardan Juan Peron'un efsaneleşen eşi Eva Peron'u anımsattığını vurguluyor...

Tabii bunda Bayan Kirchner'in Evita fotoğrafları önünde onun mimiklerini hatırlatır şekilde yaptığı açıklamaların da payı olmuş.

"Nestor Kircher başarılı geçen yönetimi ardından yeniden seçime girse kesin kazanacak durumdaydı; ancak bilinmeyen nedenlerle eşi lehinde kenara çekildi."

"Ancak yoksullardan destek görse de 'pek sevdiği lakabıyla Kraliçe Christina', Evita tarzı bir tutkuyla karşılanmıyor. Saygı görüyor ama tapınılmıyor.

"Kampanyası fazla ses getirmeye ufak mitinglerle geçti. Medyaya yüklenilmedi. Tartışma programları boykot edildi. Bunun yerine Bayan Kirchner son ayları Amerika, Meksika ve Avrupa'da iş dünyasıyla görüşerek geçirdi. Bu tepeden bakış, seçilmesinin kaçınılmaz olduğu izlenimi yaratmaya yönelikti, başarılı da oldu. Bölünmüş muhalefet ve bir düzine aday içinden ona meydan okuyacak kimse çıkmadı."

Daily Telegraph seçimin bir tür 'taç giyme töreni' gibi geçeceğini savunuyor, Kirchner'in yeniden seçime girmeme kararını belki de başkanlık mümkün olduğunca uzun süre aile içinde kalsın düşüncesiyle aldığını öne sürüyor.

Financial Times ise Bayan Christina Fernandez Kirchner'in kampanyasında "çocuklarımızın IMF'nin ne olduğunu bilmeyecekleri bir gelecek için" temasını kullandığını anlatıyor, ancak bu popülist politikanın yükselen fiyatlar ve yatırımdaki azlık karşısında sorunlarla yüzleşmek zorunda kalabileceğini kaydediyor.

Çin'in Afrika hamlesi

Financial Times, Çin'in en büyük bankası olan Ticaret ve Sanayi Bankası'nın 18 ülkede faaliyet gösteren Güney Afrika Standard Bankası'nın yüzde 20 hissesini satın almasına dikkat çekiyor. Bunun Çin’in Afrika’ya ilgisi konusunda yeni bir sayfa açtığını belirtiyor:

"5,5 milyar dolar tutarındaki hisse alım kararı Çin'in Afrika'da tek hamlede yaptığı en büyük yatırımlardan biri olmanın yanı sıra, kıtadaki faaliyetlerin tabiatında da bir değişime işaret ediyor.

"Şimdiye dek Çin ve Afrika ülkeleri arasındaki anlaşmalar devletler arasında yapılıyordu. İçerikleri müphem, nakit, altyapı ve hizmet anlaşmalarıyla petrol madencilik gibi sektörlerde imtiyaz düzenlemeleriydi bunlar... Son anlaşma ise Afrika'nın gelişmekte olan bir pazar olarak geleceğine dair girilmiş bir bahis..."

Gazete başyazısında da şeffaf koşullarla yapılan anlaşma ardından Çin’in kıtadaki girişimlerinin bu şekilde sürmesi umudunu dile getiriyor.

İlgili haberler
24 Ekim 2007 Basın Özeti
24 Ekim, 2007 | Basın Özeti
23 Ekim 2007 Basın Özeti
23 Ekim, 2007 | Basın Özeti
22 Ekim 2007 Basın Özeti
22 Ekim, 2007 | Basın Özeti
21 Ekim 2007 Basın Özeti
21 Ekim, 2007 | Basın Özeti
19 Ekim 2007 Basın Özeti
19 Ekim, 2007 | Basın Özeti
18 Ekim 2007 Basın Özeti
18 Ekim, 2007 | Basın Özeti
17 Ekim 2007 Basın Özeti
17 Ekim, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik