|
25 Ekim 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde Türkiye'nin Irak'ın içlerine F-16'larla hava operasyonları düzenlediği haberleri ve gelişmelerle ilgili ayrıntılar her gazetede yer bulmaya devam ediyor.
Times, Hollanda’daki NATO zirvesinde görüş ayrılıklarına rağmen, tüm temsilcilerin Türkiye'ye sözbirliği ile dayanışma mesajı verdiğini kaydediyor. Daily Telegraph'ın haberine göre, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi lideri Mesud Barzani'yi alışılmadık bir sertlikte azarlaması dikkat çekici. "Bu şimdiye dek yakın olan Washington Barzani ittifakının, Türkiye'nin baskısı karşısında yıprandığını düşündürüyor" diyor gazete. Financial Times, Ankara'nın bugün beklenen Irak heyetinden PKK ile mücadelede somut fikirler duymak istediğini belirtip ekliyor. Ancak Kürdistan bölgesel yönetimi Bağdat'taki merkezi hükümete pek sadık değil: "Gözlemciler, diplomatlar ve yorumcular Türkiye'ye yeni bir saldırı olmadıkça Irak'a 5 Kasım'daki Bush Erdoğan görüşmesinden önce büyük bir harekât olmayacağında birleşiyorlar. Son bir kaç gündür süren ve sınırdan 20 ila 40 km içerilere uzanan küçük çaplı operasyonların ise sürmesi bekleniyor. Gözlemciler, Türkiye'yi Kürt yönetimi güçleri ile karşı karşıya getirmediği sürece Amerika'nın bu tür operasyonlara bir itirazı olmadığını söylüyorlar." Times'ın Kuzey Irak'taki muhabiri Deborah Haynes, bölgeden izlenimlerini geçmeye devam ediyor... Bugün Dash ta Takhe adlı küçük bir Hıristiyan köyünde: "Saddam Hüseyin döneminde Kürt oldukları için eziyet gören, Bağdat'tan Hıristiyan oldukları için kaçmak zorunda kalan aileler şimdi de sınırda oldukları için kendilerini bir cephede bulmak üzere. Zaho yakınlarındaki Dash ta Takhe köyünün küçük Hıristiyan nüfusu son haftalarda Türk topçusunun atışlarıyla sarsılıyor, köyün 150 kişilik nüfusunun üçte ikisi kaçmış ancak geri kalanlar ya istemediklerinden ya da gidecek imkânları olmadığından yerlerinden kımıldamıyorlar." Independent'tan Patrick Cockburn ise, Kandil Dağları'na giden İngiliz gazeteciler arasında... Cockburn, Kandil Dağları'nı coğrafyası itibariyle doğal bir kale olarak niteliyor. "Irak hükümetinin Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan bölgesel yönetimi üzerinde doğrudan etkisi olmasa da, Irak'ta PKK'yı buradan çıkarmaya muktedir olan sadece bölgesel yönetim güçleri. Şimdiye dek bölgesel yönetim bu yönde hiç bir işaret göstermedi. Bunun bir nedeni, durumla çelişki yaratır şekilde, Türkiye hükümetinin kendilerine yardım edebilecek durumdaki yegâne birim olan bölgesel yönetimle görüşmeye yanaşmaması. Zira Ankara bölgesel yönetimin sınırlarının yanı başında bir devleti andırır şekilde güç kazanmasından kaygılı." Afganistan'a asker arayışı NATO'nun Hollanda'daki savunma bakanları toplantısı devam ederken, Afganistan ile ilgili gelişmeler de yeniden gündemde öne çıkıyor. Times, ISAF kuvvetlerinin Amerikalı komutanı Dan McNeill ile görüşmüş. Gazete, NATO komutanının ISAF'ın durumunu şöyle özetlediğini aktarıyor: "Kimileri çatışmaya girmez, kimileri karda çarpışamaz, ötekiler doğu ya da güneyde konuşlandırılmaz. Bazıları gece devriyeye çıkmaz... Bazıları tutuklama yapabilir, ama kimileri buna yanaşmaz... Liste uzayıp gidiyor. Böyle bir güce komuta etmek, fünyesine Rubik küpü yerleştirilmiş bir saatli bombayı devre dışı bırakmaya çalışmaya benziyor." Times, '38 ülkeden toplam 40 bin personeli yöneten Dan McNeill'inkinden kötü bir görev varsa ancak Irak'taki Amerikalı komutan David Petraeus'unki olabilir' yorumunu yapmış. McNeill, Afganistan lideri Karzai ile Taleban arasında görüşmeler yapıldığı haberlerini eleştirerek, bunların yok yere bir çözüm beklentisi yarattığını söylüyor. NATO Komutanı, son tahlilde, "mümkün olduğunca elimizdekilerle yapmamız gerekenleri yapmaya çalışmalıyız. Çünkü zaman azalıyor ve son sayfaya gitgide yaklaşıyoruz." ifadesini kullanıyor. Daily Telegraph başyazısında "Müttefiklerimiz nerede" diye soruyor. İngiltere askerlerinin Afganistan'da büyük bir başarı sağladığını savunan gazete, pek çok NATO üyesinin askerlerini sevk etmemesini sert şekilde eleştiriyor. "İki milyonu aşkın kara hava ve deniz askeri bulunan bir ittifakın üyeleri NATO'nun tarihindeki en önemli göreve askerlerinin sadece çok küçük bir bölümünü gönderiyorlar. Türkiye'deki kriz dikkatleri dağıtmış olsa da, Afganistan’a daha fazla asker sevki zorunluluğu artık görmezden gelinemez." Birleşmiş Milletler'in eski Bosna Hersek Yüksek temsilcisi Paddy Ashdown da Daily Telegraph'a özel bir mülakat vermiş. Ashdown, Afganistan için oluşturulması düşünülen daha geniş yetkili 'süper elçilik' makamı için adaylar arasında... Ancak Afganistan'daki durumla ilgili tespitleri karamsar: "NATO Afganistan'ı kaybetti; buraya istikrar getirmeyi başaramamak, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’nın yaşadığı deneyimi anımsatan boyutlarda bir bölgesel savaşa yol açabilir." "Ashdown'un bu tespitleri pek çok diplomatça abartılı bulunsa da NATO’ya daha fazla kaynak aktarılması için bastıranlar açısından zamanlaması çok uygun. Lord Ashdown şöyle devam ediyor sözlerine: "Bence Afganistan’da yenilgi, Irak'ta yenilgiden daha ciddi. Çünkü bu, Pakistan'ın da düşmesi anlamına gelir. Bu da hem ülkelerimizi iç güvenliği hem de bölgede bir Şii - Sünni savaşı çıkması açısından ciddi sonuçlar yaratacaktır." Times'ta yazan Bronwen Maddox ise Pakistan'ın "nükleer silahlı Talebanlar ülkesi" haline gelebileceği yorumlarına 'şimdilik' katılmadığını ama zamanın daraldığını belirtiyor köşe yazısında... "Pakistan'ın altyapısı Arap tarzı bir otokrasiye dönüşmektense modern bir devlet haline gelmeye çok daha uygun. Ordu, devlet kurumları ve mahkemeler işliyor; daha da iyiye gidebilir. "Pakistan her krizden sonra dirayetle kendisini toparladı. Ancak bu krizler şimdi peşpeşe geliyor. Devlet kurumları, seçkinler ve ordu, eğitim, yoksullukla mücadele ve terör alanlarında ilerleme sağlamadan sonsuza dek direnemez. En büyük umut muhtemelen Bayan Butto olacak bir sonraki Başbakan ile Cumhurbaşkanı Müşerref'in bu yolda ilerleme sağlamaları. Ülke bir nesil daha bu sorunlara el atamazsa, kötümserlerin tahminleri gerçekleşir ve Pakistan dünyadaki en büyük iflas etmiş devlet olur." Filistinli militanlar Google Earth kullanıyor Guardian, Filistinli militanların İsrail hedeflerine saldırılarını uygu görüntüleri sağlayan Google Earth programını kullanarak düzenlediğine dair haberi ilk sayfasından aktarmış... Gazete İsrail'in ise roket saldırılarını önlemek için Gazze Şeridi'ne elektrik ve akaryakıt sevkini kesmeye yönelik bir plan hazırladığını, bugün savunma bakanı Ehud Barak'a sunulacak planın bir kaç hafta içinde uygulamaya konmasının beklendiğini yazıyor. İsrail, bir buçuk milyona yakın Filistinlilinin elektriğinin yarısını sağlıyor. Guardian içinde bulunulan ortamda Filistin lideri Abbas'a konumunun daha fazla zayıflamasını istemiyorsa, Hamas ile yeniden bir ortaklık kurma çağrısı yapıyor başyazısında... Validen süperkahraman performansı "Terminatör yangınlara karşı da savaşır" Independent, aksiyon filmleri yıldızı California Valisi Arnold Schwarzenegger'in helikopterle bir yangından ötekine koşarak başarıyla her yere yetişen kahraman görünümü verdiğini belirtiyor gazete. Gazete California Valisi'nin iki yıl önceki Katrina felaketinden çok iyi ders çıkardığı kanısında. Times ise, "California usulü afet" diye manşet atmış. "San Diego’daki stadda toplanan 10 bin kadar afetzedeye sunulan hizmetler arasında Starbucks kahvesi ve sezar salatanın yanı sıra masaj, akupunktur ve stresle mücadele terapisi var" Times, New Orleans'ı sular altında bırakan Katrina kasırgasının felaket tablosuyla California’da yaşananlar arasındaki farkı iki eyaletin gelir farkı ile açıklıyor: Yoksul New Orleans'ın aksine, California zengin ve Cumhuriyetçi yönetim altında. Bush yönetimi de beceriksizlikle eleştirilmesine yol açan Katrina’nın derslerini aldığını göstermeyi umuyor. Pek çok gazetenin ilk sayfalarını California'daki yangın fotoğrafları kaplarken Independent kapağını tüp bebek yöntemine alternatif olabileceğini öne sürdüğü yeni bir yöntemle dünyaya gelen ilk İngiliz ikizlere ayırmış. Tüp bebekte yeni yöntem Bu yöntemde yumurtalar tüp bebek yöntemine göre bir aşama önce anneden alınıyor ve laboratuvar ortamında olgunlaştırılarak döllenmeye hazır hale geliyor. Gazete tüp bebek yöntemine daha ucuz ve daha güvenlik bir alternatif diye nitelediği yöntemi şöyle anlatıyor: "18 Ekim'de Oxford'da doğan ikiz bebekler, in vitro olgunlaştırma (IVM) adı verilen bir yöntemle dünyaya getirildi. Bu yöntem pahalı ilaçların kullanılmasına gerek bırakmadığından ortalama 1.500 sterlin daha ucuza mal oluyor. Aynı zamanda da daha güvenli. Çünkü doğurganlık tedavisi görmek isteyen kadınlardan üçte birinde polikistik yumurtalık sorunu var. İlaç kullanılmadığından bu nedenle yan etkiler ortaya çıkması ihtimali önleniyor." Ancak bu yöntemin başarı oranı, tüp bebek yöntemine göre çok daha düşük. Uzmanlar bir sonraki hedeflerinin bunu değiştirmek olduğunu söylüyorlar. Bebeklerle ilgili yeni bir araştırma da pek çok gazetenin sayfalarında yer bulmuş: Yapılan bir araştırmaya göre bebeklerin doğduğu ay okul başarılarını etkiliyor. Eylül'de doğan bebekler Ağustos bebeklerine göre çok daha başarılı oluyorlar. Guardian satırlarında yer alan verilere göre, sekiz dokuz ve on yaş grubundaki Eylül ayında doğan kızların yüzde 80'i sınavlarında başarılı olurken, Ağustos doğumlu kızlarda bu oran yüzde 53. Erkeklerde iser oranlar sırasıyla yüzde 80'e yüzde 47. Yetkililere göre bu durumun nedeni Ağustos ayında doğan bir çocuğun, okullar açıldığında, yaşını doldurmuş olacağından Eylül'de doğan akranlarından bir sene önce okula başlamak zorunda kalması. Böylece aslında başladıklarını sınıfın en küçük öğrencileri oluyor ve sınıfa yetişmekte zorlanıyorlar. Beşiktaş'ın tezahürat rekoru Guardian spor sayfalarında ise Liverpool'un İstanbul'daki maçta Beşiktaş’a 2-1 yenilmesi sonrası dibe vurduğunu yazıyor. Gazete maçın sıradışı bir ortamda geçtiğine de dikkat çekiyor. "Liverpool'un bu son sınavında arka planda ise iki takım arasında bir Şampiyonlar Ligi maçındansa siyasi gösteri havası vardı. stadın dışında PKK aleyhinde ya da Kuzey Irak'ın işgalini isteyen pankartlar açılmış, içeride bir borazancı ölen asker anısına çalıyordu. Türk bayraklarından bir deniz içinden bir taraftar kopup sahanın ortasına da bir bayrak dikmeye çalıştı." Guardian Beşiktaş'ın dinamik bir oyun sergilediğini belirtirken, Daily Telegraph Beşiktaş’ın Liverpool'a göre hem savunma hem orta saha hem de forvette daha iyi organize olduğunu belirtiyor. İstanbul'da iki yıl önceki Şampiyonlar Ligi zaferinin anısıyla büyük umutlarla yola çıkan Liverpool'un bu sonuçla Avrupa sahalarından erkenden silinmenin eşiğine geldiğini kaydeden gazete, Beşiktaş'tan ise Serdar Özkan ve Hakan Arıkan'ı da övüyor. "Maç öncesindeki bir dakika saygı duruşunun vakarı ardından inanılmaz ve insanı sağar eden bir akşam başladı... İnönü, futbol tarihinin en yüksek desibel seviyesiyle gurur duyabilir. -132. "13 dakikanın ardından Beşiktaş taraftarları yeni bir rekor kırmanın yanı sıra boğazlarını da parçalamış olmalılar." Daily Telegraph karşılaşmanın sonunda Beşiktaş taraftarlarının Liverpool için tezahürat yapmasını ve bunun karşılık bulmasını da harikulade bir sportmenlik havası olarak nitelemiş. | İlgili haberler 24 Ekim 2007 Basın Özeti24 Ekim, 2007 | Basın Özeti 23 Ekim 2007 Basın Özeti23 Ekim, 2007 | Basın Özeti 22 Ekim 2007 Basın Özeti22 Ekim, 2007 | Basın Özeti 21 Ekim 2007 Basın Özeti21 Ekim, 2007 | Basın Özeti 19 Ekim 2007 Basın Özeti19 Ekim, 2007 | Basın Özeti 18 Ekim 2007 Basın Özeti18 Ekim, 2007 | Basın Özeti 17 Ekim 2007 Basın Özeti17 Ekim, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||