|
12 Temmuz 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugünkü İngiliz gazetelerinin çoğunun manşetlerinde, İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un dün Avam Kamarası'nda yaptığı konuşma var.
Gordon Brown, hükümetinin yeni yasama yılında meclis gündemine sunmayı planladığı 23 yasa tasarısını açıklamıştı. 'Brown Blair'le arasına mesafe koyuyor' İngiltere Başbakanı, daha önce Manchester'da inşa edilmesi kararlaştırılan dev kumarhaneye de sıcak bakmadığını söylemişti. Gordon Brown ayrıca 2020 yılına kadar inşa edilmesi planlanan konut sayısını da yüzde 20 artışla 3 milyona çıkarma sözü vermişti. İngiliz gazeteleri özellikle Brown'un dev kumarhaneye yönelik olumsuz tavrına dikkat çekiyor. Dile getirilen görüş bu tavrın, Brown'un eski başbakan Tony Blair'ın politikalarıyla arasına mesafe koymasının son örneği olması. ABD askerlerinin Irak'taki 'tipik' baskınları Independent'ın manşetindeyse Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan Nation dergisinin üç hafta sonraki sayısında yer alacak özel röportajlar var. Röportaj yapılan kişiler, Irak'tan dönen Amerikan askerleri. Independent, askerlerin ilk kez Irak'ta nasıl savaştıklarına yönelik gerçekleri açıkladıklarını belirtiyor. Gazetenin manşeti, bir yıl Bakuba'da kalan bir askerin sözleriyle Amerikan askerlerinin Iraklılara yaklaşımı: "Ölmüş bir Iraklı sadece, ölmüş bir diğer Iraklıdır. Bunu biliyorsun, ne var bunda?" Bir başka Amerikan askeri de Irak'taki tipik bir baskını anlatmış. "Onları hazırlıksız yakalamak istersin. Evini bastığın kişiyi yakalar, eşinin gözü önünde duvara dayarsın" diyerek başlıyor sözlerine asker ve 'tipik baskınları' nasıl noktaladıklarını açıklıyor: "Onun evinde kanepesini parçalar, dolabını açıp tüm elbiselerini fırlatır, evi de bir kasırganın vurduğu yere benzetip bırakırsın. Sonuçta ise askerler eğer evde birşey bulmazlarsa, şu sözleri söyleyerek ayrılırlar: Rahatsız ettiğimiz için özür dileriz. İyi akşamlar." 'İngiltere Irak'tan hemen çekip gidemez' Independent yazarı Adrian Hamilton'a göreyse Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere Irak'tan hemen değil aşamalı bir şekilde çekilmeli. "Çekilmeliyiz çünkü sorunun parçası olduk" diyor Hamilton. Ancak Independent yazarı, Irak'taki mevcut durum düşünüldüğünde, İngiltere'nin sanki artık bir sorumluluğu yokmuş gibi hemen bu ülkeden çekilip uzaklaşamayacağı kanısında. "İşin kötüsü Washington'da siyasetçiler bunu yapar görünüyor" diyen Hamilton yazısını şöyle noktalamış: "İngiltere'nin yeni başbakanı ve dışişleri bakanının dezavantajları, hala Irak'taki kaosun üstesinden gelmeye çalışmaları ve Washington'da siyasi gerilimin artması. Ancak Gordon Brown ve David Miliband'in Irak konusunda çok büyük bir avantajları da var. Tony Blair gitti. Başkan George Bush da gidiş yolunda. Bu da hiç değilse Brown ve Miliband'e taze bir başlangıç imkanı verecektir." 'İsrail Lübnan'ı yine işgal edecek' Bugün İsrail'in, Hizbullah'ın iki askeri rehin alması sonrası Lübnan'a saldırmasının birinci yıldönümü. İki sayfasını Lübnan'a ayıran Guardian, 34 gün süren çatışmaların ülkeyi harabeye çevirdiğini hatırlatıyor. Gazeteye göre Lübnan'a, 'hassas bir barış' eşliğinde 'endişe' hakim; uzun süredir acı çeken Lübnanlılar da yeni bir savaşa hazırlanıyor. Hizbullah'ın geçen bir yılda yeni sığınaklar inşa etmesine şaşırmayanlardan biri de, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Barış Gücü UNIFIL'in eski sözcüsü Timur Göksel. Guardian'a konuşan Göksel, Lübnan'ın yeniden işgal edileceği görüşünde: "Hazırlıklar gelecekte yeni bir savaş çıkacağını, Hizbullah'ın da bu savaşın daha farklı olacağının farkına vardığını gösteriyor. Hizbullah, İsrail'in bir kez daha saldırdığında bu kez havadan atılacak füzelere güvenmeyeceğini hesaplıyor. Hesaba göre İsrail kapsamlı bir kara harekatı eşliğinde işgale girişecek." Müşerref'e 'Butto'yla anlaş' çağrısı Times ise başyazılarından birini, Lal Camii'ndeki askeri operasyonun bitmesi sonrası, Pakistan'daki son gelişmelere ayırmış. Gazete Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref'in, eski başbakanlardan Benazir Butto'yla aylarca pazarlık yaptığının artık net şekilde ortaya çıktığını belirtiyor. Times'ın Müşerref'e bir çağrısı var: "General gururunu bir kenara bırakmalı, Benazir Butto'yla anlaşmalı ve Pakistan'ın sivili yönetime dönüşüne yönelik uzun yolculuğunu başlatmalıdır. Başka hiçbir şey ülkede uzun vadede aşırı görüşlü kişilere karşı koruma sağlamaz." 'Gerileyen dolar, ABD değil' Times yazarı Anatole Kaletsky ise Amerikan Doları'nın değerinin, sterlin ve euro karşısında rekor düzeye gerilediğini belirtiyor. "Dolar'ın zayıflığı, Amerika'nın gerilemesinin işareti mi?" diye soruyor Kaletsky. Yazısındaysa niçin bu sorunun yanıtının "Hayır" olduğunu açıklıyor. Kaletsky'nin verdiği örneklerden biri, Amerikan Dolları'nın 1995'te de benzer düzeye gerilmesine karşın, Amerikan ekonomisinin 90'lı yıların sonunda yeniden güç kazanması: "Avrupa'nın önde gelen siyasetçilerinden sadece biri, Euro'nun aşırı değer kazanmasının tehlikelerini anlar görünüyor. O siyasetçi, Brüksel'e giderek daha çok büyüme yanlısı bir politika izlenmesini rica eden Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy. Ancak diğer ülke hükümetleri ve Avrupa Merkez Bankası bu ricalara, alayla karşılık verdi. Euro Bölgesi'ne ilişkin kurallar da iki ayda, ülkesinin ekonomisini canlandırma sözü veren Sarkozy'nin elini-kolunu bağladı. Bugünün Avrupasında yaşamın gerçeklerinden biri bu. Aynı zamanda, Amerika'nın niçin tüm sorunlarına karşın önümüzdeki dönemde de dünya ekonomisine hükmetmeyi sürdürecek olmasının da nedenlerinden biri." FT: Sarkozy'le Merkel'in 'siyasi balayı' bitti Almanya Başbakanı Angela Merkel ise Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den, Avrupa Para Birimi Euro'yu zayıflatmaya ve Avrupa Merkez Bankası'nın bağımsızlığını azaltmaya son vermesini istemişti. Financial Times'ın Almanya muhabirlerine göre bu sözler, Merkel'le Sarkozy arasındaki 'siyasi balayının sona erdiği' anlamına geliyor. Yine Financial Times'a konuşan Alman yetkililer Angela Merkel'in Nicolas Sarkozy'le ihtilaftan kaçınmak istediğini ancak Sarkozy'nin Avrupa Merkez Bankası'nı eleştiren sözleri Almanya'nın çıkarlarına zarar verdiği için açıklama yapmak zorunda kaldığını belirtmişler. 'Tenten kitabı yasaklansın' çağrısı İngiltere'de Irk Eşitliği Komisyonu, Tenten Kongo'da adlı kitabın satışının yasaklanmasını istedi. Gerekçe kitapta siyahların 'maymunlar gibi gösterilip geri zekalılar gibi konuşturulması'. İngiltere Irk Eşitliği Komisyonu Tenten dizisinin ikinci kitabında, 'iğrenç ön yargılar' eşliğinde ırkçılık yapıldığını belirtiyor. İngiltere'nin önde gelen kitapçılarından Borders, tartışmalı Tenten kitabını raflarından kaldırmayı kabul etmiş. Ancak Daily Telegraph hem Tenten'in resmi kitapçısının hem de Waterstones, WH Smith gibi önemli kitapçıların tartışmalı kitabı satmayı sürdüreceklerini açıkladıklarını aktarmış. | İlgili haberler 11 Temmuz 2007 Basın Özeti11 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 10 Temmuz 2007 Basın Özeti10 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 9 Temmuz 2007 Basın Özeti09 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 8 Temmuz 2007 Basın Özeti08 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 6 Temmuz 2007 Basın Özeti06 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 5 Temmuz 2007 Basın Özeti05 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 4 Temmuz 2007 Basın Özeti04 Temmuz, 2007 | Basın Özeti 3 Temmuz 2007 Basın Özeti03 Temmuz, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||