|
6 Temmuz 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Pakistan ordusunun, aşırı İslamcı öğrencilerin denetiminde bulunan, başkent İslamabad'daki Lal Camii çevresindeki kuşatması İngiliz basınında öne çıkan konular arasında.
Salı günü, öğrenciler ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmada 10 kişi ölmüştü. Daily Telegraph'a göre öğrencilerin direnişi, ülkedeki İslamcı militanların oluşturduğu tehdidi gözler önüne sermekle birlikte, Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in otoritesinin ne kadar zayıfladığının da göstergesi. Gazetenin başyazısında şu satırlar dikkat çekiyor: "Lal Camii kuşatması, El Kaide ve Taleban ile mücadelede, Pervez Müşerref'in ne derece güvenilir bir müttefik olduğunu tartışmalı hale getiren olaylar zincirinin son halkası. Birincisi, Müşerref, Müslüman olmayanlara karşı şiddet kullanılmasını savunan medreseleri kontrol altına almakta başarısız oldu." "İkincisi, ağır kayıplar veren ordudan gelen baskı nedeniyle, Afganistan sınırındaki Veziristan bölgesinde denetimi sağlama sorumluluğunu yerel aşiret liderlerine devretmek zorunda kaldı. Böylece Usame bin Ladin'in örgütü, bölgede daha rahat hareket eder hale geldi." "Üçüncüsü, ülkenin başyargıcını Mart ayında görevden alması, kamuoyunu hükümete karşı harekete geçirdi. Pervez Müşerref iktidarının sürüklendiği meşruiyet krizi öylesine derinleşti ki, Dubai'de sürgünde bulunan eski Başbakan Benazir Butto'nun, parlamento seçimlerine katılmak için ülkeye dönüşüne izin verilmesi bile konuşuluyor." "Butto'nun dönüşünün, krize bir çözüm yolu olarak konuşulması, Pakistan siyasetinin iflas ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Ülkeyi 1988 ile 1999 arasında yöneten Butto da, Navaz Şerif de, demokrasinin adına leke sürmüş liderler." Times gazetesine göre ise, İslamcı öğrencilerin Lal Camii'ndeki direnişinin bu kadar uzun sürmesinin ardında, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in zayıflığı değil, siyasi hesapları olabilir. "Batılı düşünce tarzına sahip birçok Pakistanlı, Müşerref'in bu çekişmenin uzamasına bilerek göz yumduğunu düşünüyor. Müşerref'i, dikkatleri başyargıcı görevden almasının neden olduğu protestolar ve hem ordunun başında kalıp, hem de devlet başkanlığına yeniden aday olma planlarından başka yöne çekmeye çalışmakla suçluyorlar." "Bu kesimlere göre Devlet Başkanı bir yandan da Batı'ya, aşırı İslamcılar ile mücadele ettiği izlenimi vermeye çalışıyor ve Afganistan sınırındaki Veziristan bölgesinde denetimi sağlama sorumluluğunu aşiret liderlerine devretme kararına yönelik eleştirileri bu yolla göğüsleyebileceğini düşünüyor." "Müşerref'in taraftarlarına göre ise durum farklı. Devlet Başkanı, daha fazla kan akmasını ve ülkedeki kutuplaşmanın daha da artmasını önlemek için sabırlı olmak zorunda." İngiltere'de terör soruşturması İngiltere'nin geçen hafta hedef olduğu bombalı saldırı girişimlerine ilişkin soruşturmanın ayrıntıları da gazetelerde yer buluyor. Guardian, tutuklanan 8 şüphelinin sorgusuna başlandığını ve polisin, şüphelilerin yabancı ülkeler ile, özellikle de Irak'taki El Kaide militanları ile olası bağlantıları üzerinde durduğunu aktarıyor. İstihbarat birimlerine dayandırılan haberde, El Kaide'nin Irak kolu ile ilgili şu bilgilere yer veriliyor: "İstihbarat birimleri, Irak'taki El Kaide militanlarının, diğer ülkelerdekinden daha iyi örgütlenmiş olduğuna dikkat çekiyor. Grubun liderliğinin, Ebu Musab ez Zerkavi'nin öldürülmesinden sonra Ebu Ayub el Masri'ye geçmesi ile, Irak'taki militanların, El Kaide merkez kadrosu ile ilişkilerinin de daha güçlendiğine dikkat çekiliyor." "Ayrıca El Kaide liderliğinin, daha esnek bir yapıya geçerek, başka ülkelerdeki militanlara daha fazla insiyatif tanıdığı biliniyor. İngiltere'deki Ortak İstihbarat Analiz Merkezi'nin Nisan ayında yayınladığı raporda da, İngiltere'ye yönelik belirgin bir tehdit görünmese de, 'El Kaide'nin Irak koluna bağlı militanların, İngiltere içinde faaliyette olduğunu biliyoruz' ifadesine yer verilmişti." Değişen El Kaide Guardian gibi Financial Times da, El Kaide'deki dönüşümü mercek altına almış. "11 Eylül'den bu yana örgütün yapılanmasına ciddi darbe vurulmuş olsa da, bir ideoloji olarak yaygınlaşmasına engel olunamamıştır" diyen gazete, bunun nedenlerini şöyle özetliyor: "Irak'taki savaşın bunda büyük etkisi olduğu açık. El Kaide'nin yeni taraftarlar toplamasına gerekçe sağlamanın yanı sıra, Irak, terörist yetiştirilmesi için de uygun bir ortam sağladı. Birçok yabancı savaşçı, intihar bombacısı olarak ölmek için Bağdat'a giderken, bazıları da ülkelerine dönmeye, ya da terörü Avrupa ülkelerine yaymaya teşvik ediliyor." "Cihat, tekil bir olgu değildir. Dolayısıyla da tek bir strateji ile mağlup edilemez. El Kaide, Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de, Pakistan'da ya da Avrupa'nın Müslüman toplulukları içindeki 'haksızlığa uğramışlık duygusu'nu sömürüyor. Dolayısıyla cihat, çatışmayı yücelten 'terörle savaş' söylemi ile bitirilemez. Bunun yerine, bu 'haksızlığa uğramışlık duygusu' çözümlenmeli ve ardındaki ideolojinin ne kadar boş olduğu gösterilmelidir." Irak neden işgal edildi? Independent, Avustralya Savunma Bakanı'nın bir televizyon programında Irak'ta asker bulundurmaya devam etmelerinde, petrolün önemli bir unsur olduğunu söylediğini aktarıyor. Başbakan John Howard'ı güç durumda bırakan ve Savunma Bakanı'nı yalanlamaya iten bu gelişme, Independent'ın tecrübeli Irak muhabiri Patrick Cockburn'ün yorum yazısına konu olmuş. "Eğer Irak'ın önde gelen ihraç ürünü petrol yerine kuşkonmaz olsaydı, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Avustralya'nın işgale devam etme kararlılığı bugünkü kadar güçlü olmazdı. Amerika'nın Irak'ı neden işgal ettiğini sorduğunuzda, birçok Iraklı hemen yapıştırıyor cevabı: 'Petrolümüzü çalmak için." "Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına sahip olmadığı ortaya çıktığından beri, Amerika, İngiltere ve Avustralya, işgali meşrulaştıracak yeni bahaneler arıyor. Avustralya Başbakanı amaçlarını, 'Irak halkına demokrasiye sahip çıkma şansı vermek' olarak açıklıyor." "Ancak unutmamakta fayda var. Amerika Birleşik Devletleri, Irak'ta seçime gidilmesine ancak 2005 yılında, o da Şiilerin ruhani lideri Büyük Ayetullah Ali el Sistani'nin yoğun baskısı sonucunda ikna olmuştu." | İlgili haberler 28 Haziran 2007 Basın Özeti28 Haziran, 2007 | Basın Özeti 27 Haziran 2007 Basın Özeti27 Haziran, 2007 | Basın Özeti 25 Haziran 2007 Basın Özeti25 Haziran, 2007 | Basın Özeti 24 Haziran 2007 Basın Özeti24 Haziran, 2007 | Basın Özeti 22 Haziran 2007 Basın Özeti22 Haziran, 2007 | Basın Özeti 21 Haziran 2007 Basın Özeti21 Haziran, 2007 | Basın Özeti 20 Haziran 2007 Basın Özeti20 Haziran, 2007 | Basın Özeti 19 Haziran 2007 Basın Özeti19 Haziran, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||