|
28 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınında öne çıkan başlıca konu, İngiltere'de Tony Blair'in istifası sonrası Gordon Brown'un başbakanlık görevini devralması.
Independent başyazısında, İşçi Partisi'nin iktidara geldiği 1997'deki önemli seçim sloganlarından birini hatırlatmış: "Bundan böyle herşey daha iyi olacak". Independent, Blair'in başbakanlığında İngiltere'de bazı şeylerin iyiye gittiğini, Brown'un 10 yıl öncesine göre daha zengin ve dışa açık bir ülkenin yönetimini devraldığını söylüyor. Fakat gazeteye göre, Blair döneminde meclislerde büyük çoğunluğa sahip olunmasına karşın üç alanda, , durum kötüleşti: "Zengin-fakir farkı son 50 yılda görülmemiş düzeye çıktı. Barışın yayılmasını överek işbaşına gelen bir başbakan, arkasında Irak'ta bulunan 5000'den fazla İngiliz askeriyle, 150'den fazla İngiliz askerinin hayatına mal olan bir savaş ve bu savaşın yakıp yıktığı bir ülke bıraktı. Siyasetçilerin halka güveni hiç görülmedik bir düzeye geriledi." Brown sekiz kez 'değişim' dedi Financial Times, Brown'un ise başbakanlığı devralması sonrası yaptığı kısa konuşmada en az sekiz kez 'değişim' kelimesini kullanmasına dikkat çekiyor. Gazeteye göre, Gordon Brown, Tony Blair'in, çok yakın çevresiyle diyaloğa dayalı yönetim tarzını değiştirmekte kararlı olduğunu vurguluyor. Bu yöndeki ilk sinyale ise Guardian'daki haberde rastlamak mümkün. Guardian, Gordon Brown'un göreve gelir gelmez özel danışmanların rollerini azalttığını vurguluyor. Gazete, Tony Blair'in Özel Kalem Müdürü Jonathan Powell ve Blair'in eski basın sözcüsü Alaistair Campbell'ın ise hükümet yetkililerine idari emirler verme yetkileri olduğunu hatırlatmış. Brown döneminde ise bu mümkün olmayacak. Kabinede kapsamlı değişim bekleniyor Times'a göre Gordon Brown, İşçi Partisi'nin iktidara gelmesinden bu yana en kapsamlı kabine değişikliğini yapacak. Dışişleri Bakanı Margaret Beckett ve Sağlık Bakanı Patricia Hewitt görevlerinden ayrılacaklar. Eski içişleri ve dışişleri bakanlarından Jack Straw'un ise bu kez adalet bakanı olması bekleniyor. Guardian'a göre Margaret Beckett dışişleri bakanlığını korumak için yoğun çaba harcadı ama Brown Beckett'a kabinede yeni yüzlere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Financial Times, dışişleri bakanı olması beklenen 41 yaşındaki David Miliband'in Lord Owen'dan bu yana bu görevi üstlenen en genç kişi olacağını belirtiyor. Gazete Miliband'in bir dönem Tony Blair'e yakın bir isim ve Brown'a potansiyel bir rakip olarak görüldüğünü hatırlatıyor. Brown'a manifesto önerisi Independent'ın manşetiyse "Gordon Brown için bir manifesto". Gazete Downing Sokağı'nın 10 numaralı Başbakanlık Konutu'na geçen Brown'a, çeştili toplum kesimlerinden tanınmış 10 kişinin tavsiyelerini aktarmış. Bu kişilerden eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jacques Dellors'un Brown'a tavsiyesi, "Avrupa'da liderlik üstlenmesi". Tümgeneral Julian Thompson "Irak'taki İngiliz askerlerini mümkün olan en kısa sürede çek", U2 grubunun solisti Bono da, "Yoksullukla mücadele önceliğin olsun" diyor Brown'a... Almanya Blair'in seçiliş tarzından rahatsız İngiltere'de başbakanlık görevini Gordon Brown'a devreden Tony Blair ise Orta Doğu Dörtlüsü'nün özel elçisi seçilmişti. Financial Times'a göre Almanya, Tony Blair'in göreve seçiliş tarzından rahatsız. Gazete bu yöndeki eleştirinin bizzat Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier'den geldiğini aktarmış. Independent'a göre ise Gordon Brown, görevi devralmadan önce Tony Blair'la yaptığı özel görüşmede, Blair'in yeni göreviyle ilgili çekincelerini aktarmış. Gazeteye göre Brown, Blair'in, Filistin'e yönelik ekonomik stratejiye karışmaması gerektiğini düşünse de bu konuda kaygılı. Zira yeni başbakan, stratejiyi kendisi belirlemek istiyor. Independent'a konuşan Brown'a yakın bir bakan yardımcısı ise Blair'in yeni göreviyle ilgili düşüncelerini şöyle özetlemiş: "Bu konuda yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Başkan Bush baskı yaptı. Biz de durumu kabul etmek zorundayız." Blair yanlış görev için yanlış kişi Independent yazarı Adrian Hamilton da, Tony Blair'in yeni göreviyle ilgili başyazısında "Yanlış görev için yanlış kişi" diyor. Hamilton'a göre Blair'in özel elçi seçilmesi için tek uygun sıfat "tiksindirici". "Eğer dünyayı bir kara mizah penceresinden görürseniz, bu atamaya komik de diyebilirsiniz" diyor Hamilton. Yazısından bazı satırları aktaralım: "Özellikle İsrail'in yakın bir dostu olarak, Blair'in ilgi alanları Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush ve Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ninkilerle aynı: Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas'ı güçlendirmek, Hamas'a şiddetli bir darbe indirmek, Amerika'nın müşterisi Arap ülkeleri Mısır ve Ürdün'ü cezbetmek ve mahkumların serbest bırakılması gibi göstermelik bazı tavizler için İsrail'e baskı yapmak. Oysa ayrımcılığı derinleştirmeye, büyük oranda itibarını kaybetmiş ve yolsuzluklara karışmış El Fetih'i güçlendirmeye, İsrail'in yerleşim birimleri ve güvenlik duvarı gibi zor sorunların çözümünden kaçınmaya yönelik bu politikayla Filistinlilerin davasına hizmet edilmez. Bu yaklaşım adil bir çözüm getirmez. Batı, kendisi ve İsrail'in şartlarında kısa vadeli çözüm istiyor. Tony Blair'le de, kendi arzularının peşinde olan bir kişi bulmuş oldular." 'Papadopulos Financial Times'a karşı' Financial Times, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tassos Papadapulos'un, gazetenin 'asılsız' olduğunu öne sürdüğü haberleriyle ilgili davada görgü tanığı olarak ifade verebileceğini belirtiyor. Papadopulos, onun eski avukatlık bürosu ve bürodaki ortaklarından biri, Financial Times aleyhine dava açmışlardı. Gazete geçmişte, Papadopulos'un eski avukatlık şirketinin, Birleşmiş Milletler'in 1990'lı yıllarda Yugoslavya'ya ambargo uyguladığı dönemde, Belgrad'dan Kıbrıs'a yasadışı yollardan milyarlarca dolar aktarılmasıyla bağlantılı olduğu yönünde haberler yayınlamıştı. Financial Times, Kıbrıs yasaları gereği, celple duruşmaya davet edilen görgü tanığının ifade vermemesi halinde, gözaltına alınıp zorla mahkemeye çıkarılabileceğini belirtiyor. Fakat Papadopulos'un cumhurbaşkanı olarak dokunulmazlığı bulunuyor. Jupp Derwall'in ardından Daily Telegraph ve Times, sayfalarında Galatasaray'ın da teknik direktörlüğünü yapan Jupp Derwall'in ölümü nedeniyle yayınlanan yazılara yer vermiş. Daily Telegraph Derwall'in Batı Almanya'yı futbolda 1980'de Avrupa Şampiyonu yaptığını, sonra da Türkiye'yi önemli bir güç haline getirdiğini belirtiyor. Yazıda, Derwall'in Galatasaray'ı 1985'de Türkiye Kupası, 1987'de de 14 yıl sonra Türkiye Ligi şampiyonu yaptığı; ayrıca Türk futbolunu, toprak yerine çim sahada antrenman yapma gibi modern yöntemlerle tanıştırdığı hatırlatılıyor. Times'taki yazıdaysa Derwall'in birçok Alman takımının teklifini reddedip Galatasaray'ın başına geçmesinin, gözlemcileri şaşırttığı vurgulanıp, ünlü teknik adamın Türk futboluna katkıları sıralanmış: "Böylesi tecrübeli bir teknik direktörün Türkiye'ye gidişi, ülke futbolunda yeni bir anlayışın yaratılmasında önemli bir rol oynadı. Derwall Türkiye ligi ve kupası şampiyonluğunu yaşamasının yanı sıra, Türkleri Batı Avrupa'nın antrenman teknikleri ve taktikleriyle tanıştırdı. Bu da Türk futbolunu daha üst düzeye taşıdı. Derwall'in Türk futbolu üzerindeki etkisi kalıcıydı." | İlgili haberler 27 Haziran 2007 Basın Özeti27 Haziran, 2007 | Basın Özeti 25 Haziran 2007 Basın Özeti25 Haziran, 2007 | Basın Özeti 24 Haziran 2007 Basın Özeti24 Haziran, 2007 | Basın Özeti 22 Haziran 2007 Basın Özeti22 Haziran, 2007 | Basın Özeti 21 Haziran 2007 Basın Özeti21 Haziran, 2007 | Basın Özeti 20 Haziran 2007 Basın Özeti20 Haziran, 2007 | Basın Özeti 19 Haziran 2007 Basın Özeti19 Haziran, 2007 | Basın Özeti 18 Haziran 2007 Basın Özeti18 Haziran, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||