|
3 Temmuz 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere basınının manşetlerinde bugün de, ülkenin geçtiğimiz günlerde hedef olduğu saldırı girişimleri var. Üzerinde en fazla durulan gelişme de, tutuklanan kişilerden bir kısmının, İngiltere'de doktorluk yapan yabancı uyruklular olduğunun ortaya çıkması.
"İngiliz hastanelerinde yuvalanan gizli terör planı" manşetiyle çıkan Independent, şu bilgilere yer veriyor. "Londra ve Glasgow'daki terörist saldırılar ile ilgili olarak, El Kaide ile bağlantılı oldukları ve İngiltere'deki hastaneleri paravan olarak kullandıkları düşünülen, yabancı militanlardan oluşan gizli bir hücre mercek altına alındı. Tutuklanan sekiz kişiden üçünün doktor olduğu belirtiliyor." "İslamcı terör vakalarında şimdiye kadar, daha çok İngiltere'de doğup büyümüş Müslümanlar rol almıştı. Şimdi bu tür saldırılar düzenlemek için, yurtdışından, kimlikleri iç güvenlik birimleri tarafından bilinmeyen grupların gönderildiği iddiası, İngiltere'nin karşı karşıya bulunduğu terör tehdidini yeni bir boyuta taşıyor." Independent bu satırların hemen altında, gazetenin tecrübeli Irak muhabiri Patrick Cockburn'ün, başarısızlıkla sonuçlanan saldırılarda kullanılan yöntem; yani bomba yüklü araçlar ile ilgili analizine yer vermiş. "Irak'ın işgali, militanları güçlendirdi" başlıklı analizde, şu görüşe yer veriliyor: "Bombalı saldırı girişimlerinin hemen ardından, Irak'ta kullanılan yöntemlerin İngiltere'ye de sıçradığı yorumları yapıldı. Aslında doğru olan bunun tam tersi." "Bombacılardan olduğu iddia edilen bir kişinin, bir milyon Iraklı mülteciye ev sahipliği yapan Ürdün'den olması şaşırtıcı. Zira bu durumda, bomba yapımı konusunda daha bilgili olması beklenirdi. Oysa şu anda yayıldığına tanık olduğumuz, Irak'taki savaşın teknik etkileri değil, siyasi etkileri." Guardian'da ise, "El Kaide: Radikal İslam'ın Gerçek Hikayesi" adlı kitabın yazarı ve Observer muhabiri Jason Burke, saldırı girişimlerini gerçekleştirenlerin amatör oldukları yorumlarına dikkat çekiyor ve bunun pek de sevinilecek bir durum olmadığını vurguluyor. "El Kaide'nin çekirdeğini oluşturan Usame bin Ladin ve kurmaylarının, son yıllarda ciddi bir güç kaybına uğradığını biliyoruz. Tecrübeli ve etkili bombacıların sayısı azaldı. Onların yerini, El Kaide propagandası ile radikalleşen gençler aldı." "El Kaide, taraftarlarında artık tecrübe ve disiplin aramıyor. Bu özelliklerin yerini, esneklik ve dünyanın dört bir tarafına yayılmış olma durumu aldı. Bu yeni özellikler, 21'inci yüzyılda, bir gerilla savaşını ya da terörist mücadeleyi sürdürebilmenin tek yolu olabilir." Birçok gazete gibi Financial Times da, çiçeği burnunda Gordon Brown hükümetinin, kriz yönetimini değerlendiriyor ve olumlu puan veriyor. Soruşturma konusunda dün Avam Kamarası'nın bilgilendiren yeni İçişleri Bakanı Jacqui Smith'in, sakin ve ölçülü tavrıyla övgü aldığını belirten gazete şöyle devam ediyor: "Smith, seleflerinin birçoğundan daha uzlaşmacı bir tavır takındı. Saldırıları radikal İslam ile ilişkilendirmekten kaçındı. Bunun yerine teröristleri, kurbanları arasında tüm din, topluluk ve yaşam biçimlerinden insanların bulunduğu, adi suçlular olarak niteledi." "Ayrıca bu saldırı girişimlerini, güvenlik güçleri için yeni yetkiler talep etmek için bir fırsat olarak değerlendirmekten de kaçındı. İçişleri Bakanı, hükümetin önceliğinin, halkın güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almak olarak özetledi." Peki İngiltere İçişleri Bakanı böylesine sakin bir tutum takınırken, kamuoyu nasıl tepki veriyor söz konusu tehdide? Financial Times yazarlarından Gideon Rachman'a göre onlar da sakin. "İngiltere'de güvenlik alarmı, en yüksek seviye çıkartıldı. Bu, her an bir terörist saldırı olabileceği anlamına geliyor. Irak'taki benzer taktiklerin İngiltere'de de kullanılmaya başladığı, ortalıkta, bomba yüklü araçlarla saldırmaya hazırlanan eylemcilerin olduğu söyleniyor." "Ancak İngiliz halkı, intihar bombacılarından çok, ev kedilerinin sağlıklarına etkisi ile ilgileniyor. Soruşturmaya ilişkin son bilgileri almak üzere dün BBC'nin internet sitesine girdim. Bir de baktım ki, en çok okunan haberlerin başında, 'Uzmanlar kedi alerjisine karşı uyarıyor' başlıklı haber var. Terör saldırıları ilk beşe girememişti bile." Daily Telegraph başyazısında, İngiltere'deki Müslümanlara çağrıda bulunuyor ve son saldırı grişimleri ardından, aşırı unsurlara karşı seslerini yükseltmelerini talep ediyor. Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle: "Tabii ki tüm Müslümanlar, potansiyel teröristler olarak damgalanmamalı. Ancak şu anda, tüm teröristlerin Müslüman olabileceği gerçeği ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla polis ve güvenlik birimlerinin çabaları, Müslüman toplumun aktif katılımı olmadan, İngiltere'de güvenliği sağlamaya yetmez." "Zira aralarında yaşayan ve davranışları şüphe çeken unsurları en önce onlar fark edebilir. Ayrıca, tüm Müslümanların terörist olduğu gibi yanlış bir kanının yaygınlaşması durumunda, özgürlükleri tehlikeye girecek olan da onlardır." İngiltere'de 2002-2005 yılları arasında Avrupa'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Denis MacShane, Daily Telegraph için kaleme aldığı makalede, "Bu teröristler için kullanmamız gereken kelime İslamcıdır" diyor ve şu görüşleri savunuyor: "Londra ve Glasgow'daki saldırı girişimleri karşısında, hükümetin tepkisi ölçülü ve etkileyici oldu. Ancak İşçi Partisi hükümeti ve İngiltere'deki medya ve siyaset dünyası, İslamcılık ile entellektüel ve ideolojik açıdan yüzleşme zamanının geldiğini anlamakta geç kaldı." "Bunu, Avrupa'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak Kasım 2003'te yaptığım bir konuşmadan sonra bizzat anladım. İstanbul'daki İngiltere Konsolosluğu'na bomba yüklü araçla düzenlenen saldırının hemen ertesiydi." "Siyasi diyalog ve barışçıl protestoya dayanan demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile teröristlerin yöntemleri arasında bir tercih yapılması gerektiğini vurgulamıştım. Şehadet söyleminden vazgeçilmesi gerektiği ve siyasi şiddeti meşru gören ya da destekleyen hiçbir İslamı hedefin, dünyanın hiçbir yerinde başarı şansı omadığını söylemiştim." "Bugün bu görüşler öylesine yaygınlaştı ki, her milletvekili altına imza atar. Ne var ki o gün, kabul edilemez, hatta provakatif olarak algılanmıştı. Ancak İslamcı ideoloji ile yüzleşmeyi reddetme devri artık kapanıyor. Hükümette de, bazı zorlu gerçekleri telafuz etme kararlılığı dikkat çekiyor." | İlgili haberler 28 Haziran 2007 Basın Özeti28 Haziran, 2007 | Basın Özeti 27 Haziran 2007 Basın Özeti27 Haziran, 2007 | Basın Özeti 25 Haziran 2007 Basın Özeti25 Haziran, 2007 | Basın Özeti 24 Haziran 2007 Basın Özeti24 Haziran, 2007 | Basın Özeti 22 Haziran 2007 Basın Özeti22 Haziran, 2007 | Basın Özeti 21 Haziran 2007 Basın Özeti21 Haziran, 2007 | Basın Özeti 20 Haziran 2007 Basın Özeti20 Haziran, 2007 | Basın Özeti 19 Haziran 2007 Basın Özeti19 Haziran, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||