BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 05 Temmuz, 2007 - TSİ 07:50
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
5 Temmuz 2007 Basın Özeti
Bugün tüm İngiliz gazetelerinin ön sayfasında aynı fotoğraf var. Solgun, zayıf, biraz yorgun ama gülümseyen bu orta yaşlı adam, Filistin'in Gazze kentinde yaklaşık 4 ay önce kaçırıldıktan sonra dün serbest bırakılan BBC muhabiri Alan Johnston.

İngiltere gazeteleri

Yorum sayfalarında ise en çok üzerinde durulan, bu gelişmenin, Johnston'ı kaçıranlara baskı uygulayarak salıverilmesini sağlayan Hamas açısından ne ifade ettiği. Independent, tabloyu şöyle özetliyor:

"Alan Johnston'ın serbest bırakılmasını talep etmesi gösteriyor ki, Hamas, ülke dışında nasıl görüldüğünü önemsiyor. Bunda başarılı olması ise, örgütün Gazze'de gerçekten güçlü olduğunun ve biraz zaman verilirse, bölgeyi içinde bulunduğu kaostan çıkarıp, düzeni sağlayabileceğinin işareti."

"Bu gelişmenin gösterdiği bir başka gerçek de şu: Filistin özerk yönetimi yani El Fetih'in Batı Şeria'da, Hamas'ın Gazze'de hüküm sürmesi olarak özetlenebilecek bölünme, El Fetih'in umut ettiğinden daha uzun sürecek. Dış yardımın büyük bölümü, Batı Şeria'ya akıyor olsa da."

Guardian, Hamas'ın bu tablodan büyük ölçüde karlı çıktığını düşünüyor. Gazeteye göre, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve İsrail, bundan ders çıkarmalı.

"Alan Johnston'ın serbest bırakılmasından en büyük karı, üç hafta önce El Fetih'i devre dışı bırakarak Gazze'nin kontrolünü ele geçiren Hamas'ın sağladığına şüphe yok. Hamas Gazze'ye hakim olmadan önce, El Fetih, Alan Johnston'ı kaçıran Dogmuş adlı aşiret ve onun içinden çıkan İslam Ordusu'na karşı harekete geçme konusunda gönülsüzdü."

"Hamas ise kısa sürede otoritesini ilan etti ve Johnston'ın serbest kalmasını sağladı. Gazze genelinde de, düzeni sağlamada El Fetih'ten daha etkili olduğu görülüyor."

"Hatta şimdi de, Hamas militanlarının bir yıl önce kaçırdığı İsrailli asker Gilad Şalit'in salıverilmesi konusunda olası bir anlaşmanın işaretlerini veriyor. Şalit'in kaçırılması, önce İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını, ardından da Lübnan'da Hizbullah - İsrail savaşını tetiklemişti."

"Hamas tüm bu çabalarının nereye varmasını umuyor, tahmin etmek zor değil. El Fetih ile mücadelesi nedeniyle zayıf düştüğü açık. Ancak geçmişte kanıtladığı seçmen desteği ve şimdi giderek daha fazla sergilediği yönetim becerisi ile, Hamas artık meşru bir siyasi güç muamelesi görmek istiyor."

Guardian böyle diyor ama, Hamas'ın bu talebinin kabul görmesi ihtimalinin zayıf olduğunu da ekliyor. İngiliz diplomatik kaynaklarına dayandırılan habere göre, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve Rusya'dan oluşan Orta Doğu dörtlüsünün, Hamas'a karşı tavrını değiştirmesi, en azından şu aşamada beklenmiyor.

Daily Telegraph'a göre de, böyle olmalı zaten. Gazetenin başyazısında dikkat çeken satırlar şöyle:

"Hamas, İsrail'in varolma hakkını tanımayan İslamcı bir örgüttür. İkinci intifadanın başladığı 2000 yılından bu yana da, sivillere yönelik birçok katliam gerçekleştirmiştir. Hamas kadar acımasız bir örgüt, Alan Johnston'ın serbest bırakılmasını sağladıysa, bu yalnızca kendi emellerine hizmet edeceğini düşündüğü içindir."

Times ise, Alan Johnston'ın özgürlüğüne kavuşmasına, farklı bir pencereden bakmış. "Unutulan Rehineler" manşetiyle çıkan gazete, 38 gün önce Irak'ın başkenti Bağdat'ta kaçırılan 5 İngiliz vatandaşının durumunu gündeme getiriyor.

"BBC, muhabiri Alan Johnston'ın serbest bırakılması için imza kampanyaları, gösteriler düzenleyerek, konunun manşetlerde kalmasını sağladı. İngiltere hükümeti ise, Bağdat'ta kaçırılan 5 vatandaşı için medyaya tam bir karartma uyguladı. Kaçırılanların isimlerini açıklamaktan bile kaçındı."

"Alan Johnston serbest kaldıktan sonra yaptığı açıklamada, kendisini 114 gün boyunca hayata bağlayan şeyin, kamuoyu desteği olduğunu söylüyordu. Bağdat'taki 5 rehinenin durumu sorulduğunda ise, 'Muhtemelen dünyanın kendilerini unuttuğunu düşünüyorlardır' dedi."

İngiltere'deki saldırı girişimlerinde dış bağlantılar

İngiltere'nin geçtiğimiz günlerde hedef olduğu bombalı saldırı girişimleri, gündemdeki yerini koruyor. Hükümetin, terör tehdidini en üst seviyeden bir alt seviyeye indirmesi, saldırı girişimleri ile bağlantılı tüm şüphelilerin yakalandığı şeklinde yorumlanıyor.

Öte yandan, İngiltere'de sağlık sektöründe çalışan yabancı uyrukluların oluşturduğu 8 kişilik tutuklu listesi ile ilgili de yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. Guardian son gelişmeleri şöyle özetliyor:

"Saldırı girişimlerine ilişkin soruşturmayı yürüten birimler, dikkatlerini İngiltere'den yabancı ülkelere çevirdi. Soruşturmanın ana hatlarından biri, şüphelilerin olası Irak bağlantıları."

"Ancak yetkililer, bu kişilerin başka ülkeler ile bağlantıları olabileceği ihtimalini de dışlamıyor. Üzerinde durulan ülkelerin başında da Hindistan ve Avustralya geliyor."

İngiltere vatandaşı ya da yabancı... Sonuçta neden İngiltere'nin hedef seçildiği tartışması da sürüyor. Bir yanda, "Sorun İngiltere'nin dış politikası" diyenler, öte yanda, "Hayır, teröristler bizim yaşam biçimimize karşı" görüşünü savunanlar. Guardian yazarlarından Seumas Milne, "Irak bağlantısı yadsınamaz" diyor.

"Birincisi, Afganistan ve Irak işgal edilmeden önce, İngiltere'de El Kaide'den ilham alan saldırılar düzenlenmiyordu. Kendisi Müslüman dünyasını hedef alana kadar, İngiltere de hedefte değildi. Eğer saldırganların gerçek hedefi, söylendiği gibi cinsel özgürlük sunan Batılı yaşam biçimi olsaydı, Stokholm ya da Amsterdam bombalanırdı."

"İkincisi, saldırganların söylediklerine de kulak vermek gerek. Mücadelesinin Müslüman topraklarının işgaline karşı olduğunu, Usame bin Ladin defalarca dile getirdi. 7 Temmuz'da Londra'yı vuran bombacılar da, önceden çekilen görüntülerinde, İngiltere'nin İsrail'e desteğinin, Afganistan ve Irak'ın işgaline katılmasının intikamını alacaklarını söylüyorlardı."

"Hükümet Irak'ın işgalinden önce, bunun terörü ülkeye sokacağı konusunda defalarca uyarıldı. Çok sayıda istihbarat raporu, bu bağlantıyı ortaya koydu. Anketlere göre kamuoyunun büyük bölümü de bu görüşte."

"Gordon Brown hükümeti, İngiltere'nin Irak ve Afganistan işgallerindeki rolünü sona erdirmek için ciddi bir adım atana kadar, tehdit büyüyerek devam edecek."

Türkiye'ye işkence eleştirisi

Financial Times, Uluslararası Af Örgütü'nün bugün yayımlanan raporunu duyuruyor ve Türkiye'de işkence ile ilgili ciddi eleştirilerin bulunduğuna dikkat çekiyor.

"Uluslararası Af Örgütü'ne göre, işkence Türkiye'deki ceza hukuku sisteminde, cezasız kalan bir suç olmaya devam ediyor. Çok ciddi eleştirilerin yer aldığı rapora göre, işkencenin cezasız kalması Türkiye'de bir kültür haline gelmiş durumda."

"Bu, polis ve jandarmanın hesap vermekten kaçabilmesini sağlıyor. Ayrıca mahkemeler, işkence uygulandığına ilişkin tıbbi raporları gözardı edebiliyor, işkence ile alındığı iddia edilen ifadeleri delil olarak kabul ediyor."

"Uluslararası Af Örgütü, hükümetin bu konuda bir miktar mesafe katettiğini kabul ediyor ve gözaltında işkence vakalarında düşüş olduğunu kayda geçiriyor. Ancak Türkiye'nin gözaltındaki şüphelilere yönelik sistematik işkence konusundaki şöhretini unutturabilmesi için daha çok mesafe katetmesi gerektiğini dile getiriyor."

İlgili haberler
28 Haziran 2007 Basın Özeti
28 Haziran, 2007 | Basın Özeti
27 Haziran 2007 Basın Özeti
27 Haziran, 2007 | Basın Özeti
25 Haziran 2007 Basın Özeti
25 Haziran, 2007 | Basın Özeti
24 Haziran 2007 Basın Özeti
24 Haziran, 2007 | Basın Özeti
22 Haziran 2007 Basın Özeti
22 Haziran, 2007 | Basın Özeti
21 Haziran 2007 Basın Özeti
21 Haziran, 2007 | Basın Özeti
20 Haziran 2007 Basın Özeti
20 Haziran, 2007 | Basın Özeti
19 Haziran 2007 Basın Özeti
19 Haziran, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik