|
11 Aralık 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa Birliği ülkelerinin dışişleri bakanları bugün Brüksel'de toplanarak, Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye ile müzakerelerin sekiz başlıkta askıya alınması yönündeki önerisini ele alacak.
Toplantıda Türkiye'nin geçen hafta günde getirdiği, ancak henüz resmiyet kazanmayan önerilerinin de tartışılması bekleniyor. Financial Times'ın haberine göre Türkiye'nin önerileri, "Söz değil, adım bekliyoruz" diyen Avrupalı Birliği yetkilileri tarafından bir kenara itiliyor. "Avrupa Birliği yetkilileri dün, Türkiye'nin, bir limanını Kıbrıs'a açmak gibi, ivedi ve ciddi bir adım atması gerektiğini, ancak böylesi bir adımın bile yeterli olmayabileceğini dile getirdiler. "Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, 'İspat sorumluluğu Türkiye'de. Eğer Türkiye, bir iyi niyet gösterisi ile önemli bir limanını açarsa, bu, yükümlülüklerini tam olarak yerine getirme konusunda ciddi bir adım olur' diye konuştu. "Avrupa Birliği'nin bu sert tavrı, geçen haftaki uzlaşı insiyatifi ile içeride eleştirilere hedef olan Türk hükümetini kızdırıp hayal kırıklığına uğratabilir. Hafta sonu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, hükümetin böyle bir girişiminden haberdar edilmediğini dile getirdi. Ordu da bu konuda şikayetçi. "Diplomatlar, bu önerilerin Türkiye içinde yarattığı tartışmanın, ülkenin gelecek yıl yapılacak genel seçime hazırlandığı bir ortamda, Kıbrıs konusunda ilerleme şansını azaltacağına dikkat çekiyor. "Avrupa Komisyonu yetkilileri daha önce, bir son dakika girişiminde bulunmaması konusunda Türkiye'yi uyarmış, zira başarısızlık durumunda iki taraftaki kötü hislerin de yoğunlaşacağı uyarısında bulunmuşlardı." Konuyu başyazılarından birinde, "Türkiye, Avrupa Birliği'nin tasarladığı cezayı hak etmiyor" başlığıyla ele alan Times ise, 14-15 Aralık'ta biraraya gelecek Avrupalı liderlerin, müzakereleri kısmen askıya alarak Türkiye'yi cezalandırmaya hazırlandığını hatırlatıyor ve uyarıyor: "Avrupa Birliği bunu yapmamalı. Kimse ağzına almıyor ama, böyle bir adım, sorun devam ettiği sürece Türkiye'nin Avrupa dışında tutulması sonucunu doğurabilir. "Bu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa'nın merzez-sağ cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy'yi memnun edecektir. Zira ikisi de Türkiye'nin üyeliğe kabul edilmesine açıkça karşı çıkıyor. "Genel anlamda göç, özel olarak ise Müslümanlar konusunda giderek daha fazla asabi davranan Avusturyalılar, Belçikalılar ve Hollandalılar da memnun olacaktır. Kıbrıs da zaten, bunların desteğine güveniyor. Ancak Avrupa açısından, böyle bir sonuç tarihi bir hata olacaktır. "İslam ile ilgili tartışmaların getirdiği zorluklar, Türkiye'ye kucak açmanın siyasi ve stratejik gerekçelerini zayıflatmamış, aksine güçlendirmiş durumda. Türkiye'nin kısmen Asyalı kimliği ve Orta Doğu'ya yakınlığı bir zenginlik olarak görülmeli. "Angela Merkel'ın da bildiği ve açıkça itiraf etmesi gerektiği gibi, Türkiye ikinci sınıf vatandaş muamelesine razı olmayacaktır. Bunun orta yolu yok. Türkiye'nin Avrupa Birliği yolculuğu uzun olacak. Avrupa Birliği bu yolculuğu gereksizce dolambaçlı hale getirmemeli." Pinochet'nin ölümü Geçen hafta kalp krizi geçirerek tedavi altına alınan, Şili'nin eski diktatörü Augusto Pinochet'nin 91 yaşında ölümü, İngiltere basınında geniş yankı uyandırıyor. "İşlediği suçları mezara götürdü" manşetiyle çıkan Independent, Pinochet'yi şöyle tanıtıyor: "Yaklaşık 20 yıl boyunca, Güney Amerika'nın en kötü şöhretli diktatörüydü. Üç bin kişinin ölümü ve kaybolmasıyla neticelenen eylemlerin emrini vermekle suçlandı. Bu insanların çoğu, gizli polisin elinde can verdi. "Başında bulunduğu rejim, muhaliflerini sokakta güpegündüz kaçırır, ülke dışında bulunanların peşine de suikastçılar takardı. Ölümü, kurbanlarını onun ceza aldığını görme hakkından mahrum bıraktı." İngiliz gazeteleri, Pinochet'nin iktidar yıllarındaki insan hakları ihlalleri ve hakkında açılan davaların yanı sıra, İngiltere ile ilişkisine de geniş yer ayırıyor. Independent şöyle diyor: "Jack Straw öğrencilik günlerinin ilk siyasi aktivizm denemelerini, Şili'deki General Pinochet rejiminin eşitsizliklerini protesto eden gösterilere önderlik ederek yapmıştı. Yaklaşık 30 yıl sonra, eski diktatörü, işkence suçundan yargılanmak üzere İspanya'ya iade edilmekten kurtardı. "General Pinochet 1998'de, sırtından küçük bir operasyon geçirmek üzere İngiltere'ye geldi. İktidarı döneminde Şili'de öldürülen İspanyolların açtığı davaya bakan İspanyol savcının talebi üzerine tutuklandı. "İngiltere'de büyük bir hukuk tartışması başladı. Yargıçlar, eski bir devlet başkanı olarak, dokunulmazlığı olup olmadığına bir türlü karar veremiyordu. Eski Başbakan Margaret Thatcher, salıverilmesi için büyük çaba sarf etti. "18 aylık ev hapsinin ardından, dönemin İçişleri Bakanı Jack Straw, eski diktatörün sağlık durumu nedeniyle yargılanmaya müsait olmadığını duyurdu. Pinochet ülkesine döndü." Guardian, Pinochet'nin İngiltere ile ilişkilerinin yanı sıra, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerine de yer vermiş. "Pinochet 1973'te yönetime el koyduğunda, Amerika Birleşik Devletleri'nden büyük destek göreceğini biliyordu. Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger hayranıydı. "Darbenin hemen ardından, CIA yazışmalarından birinde şöyle deniyordu: 'Şili ordusuna hakim olan hava, bu fırsatı, komünizmin ülkedeki tüm izlerini silmek için kullanacakları yönündedir. Komünistlere ciddi baskı uygulamayı planlıyorlar.' "1989'da yayımlanan belgelere göre Kissinger, 1976'daki bir buluşmada Pinochet'ye, yöntemleri konusunda Amerika Birleşik Devletleri'nden yükselen eleştirilere kulak asmamasını, bunların komünist propagandanın bir parçası olduğunu söylüyordu. "Sözlerini, 'Hükümetinize en iyi dilelerimizi sunuyoruz' diye bitirdi ve iktidarı boyunca Pinochet'ye sadık kaldı. 1999'da Londra'da tutuklandığında, İspanya'ya iade edilmemesi ve Şili'ye geri dönebilmesi için yürütülen kampanyaya destek verdi." | İlgili haberler 7 Aralık 2006 Basın Özeti07 Aralık, 2006 | Basın Özeti 6 Aralık 2006 Basın Özeti06 Aralık, 2006 | Basın Özeti 5 Aralık 2006 Basın Özeti05 Aralık, 2006 | Basın Özeti 4 Aralık 2006 Basın Özeti04 Aralık, 2006 | Basın Özeti 3 Aralık 2006 Basın Özeti03 Aralık, 2006 | Basın Özeti 1 Aralık 2006 Basın Özeti01 Aralık, 2006 | Basın Özeti 30 Kasım 2006 Basın Özeti30 Kasım, 2006 | Basın Özeti 29 Kasım 2006 Basın Özeti29 Kasım, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||