BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 06 Aralık, 2006 - TSİ 06:04
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
6 Aralık 2006 Basın Özeti
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in dün yaptıkları görüşme ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri hemen hemen tüm gazetelerin haber ve yorum sayfalarına yansımış.

İngiltere gazeteleri

Times, "Merkel 'Kıbrıs tavrını' düşünmesi için Türkiye'ye süre verdi" başlığını atarken, Guardian "Merkel Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs'a açması için takvim peşinde değil" diye yazıyor.

Konuyu en kapsamlı işleyen gazete ise Financial Times olmuş. Gazete dünkü görüşmeyi "Merkel tutumunu yumuşattı" başlıklı haberiyle aktarırken, hem yorum yazılarından birisi bu konuya ayrılmış hem de eski büyükelçi Özdem Sanberk'in bir yazısı yayınlanmış.

Angela Merkel-Jacques Chirac ittifakını konu eden Financial Times'ın 'Yaşlanan bir çift' başlıklı yazısı özetle şöyle:

"Fransa Almanya ilişkileri eskisi gibi değil. Dünkü görüşmede herşey yolunda gitti. Ancak Helmut Kohl ve François Mitterand'ın zamanında görülen o büyük heves, şevk eksikti."

"Bunun tek sebebi liderlerin karakterleri değil. Doğu ve Batı'nın birleşmesinin üzerinden geçen 15 yılda, Almanya ulusal çıkarları konusunda daha açık bir fikre sahip oldu. Bu nedenle Fransa ve Almanya, ortak bir zemin bulmak için daha fazla çalışmak zorunda. Bu Avrupa Birliği'nin işleyişi açısından çok önemli."

"İki hükümetin farklı görüşlere sahip oldukları konularda bir uzlaşma sağlaması da çok önemli. Ancak taraflar, herhangi bir konu üzerinde aynı tarafta olduklarını açıklarlarsa, bu tutum diğer Avrupa Birliği ülkelerinin aklına bir 'komplo' fikrini düşürüyor.

"Dünkü görüşmede, Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs'a açması konusunda bir ültimatom çıkacağından söz ediliyordu ama bu olmadı" diye yazan Financial Times yazısını şöyle noktalıyor:

"Türkiye'nin üyeliğini destekleyen Jacques Chirac, Merkel'i ikna etmiş görünüyor. Ancak Chirac'ın ikna gücü yavaş yavaş azalıyor. Zaman içinde Fransa Almanya ilişkilerinde inişler çıkışlar yaşandı. Böyle zamanlarda Almanya'nın 'Önce Avrupa gelir' tutumu, birleşmeden bu yana değişmiş durumda. Artık iki vitesli Avrupa yeterince hızlı işleyemiyor. Genişleyen Avrupa Birliği farklı durumlar için farklı ittifaklara ihtiyaç duyuyor. Bu geniş Avrupa'da Türkiye'ye de kucak açılmalı."

Eski büyükelçi Özdem Sanberk'in de bir değerlendirme yazısı yayınlanıyor bugün Financial Times'ta. Sanberk yazısına "Güçlü bir sanayi devleti olma yolundaki Türkiye Avrupa Birliği için hep çok önemli bir komşu olacaktır" diye başlıyor ve Balkanlar, Karadeniz ve Kafkaslar için kilit önemde olan Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle ilişkilerinde gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor:

"Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'yle sekiz müzakere başlığını askıya alması aslında bir duraklama değil. Müzakereler 12 Haziran'dan beri Rumlar'ın itirazları nedeniyle fiilen kesilmiş durumda."

"Paradoksal olarak, Komisyon'un kararı, bu sürecin önemli aşamalarını yeniden işletmeye başlayabilir. Askıya alınan başlık sayısı Türkiye'nin beklentilerinden daha fazla ama hâlâ bir aday ülkeyiz. Askıya alınan 'gümrük birliği ve serbest dolaşım' gibi başlıklar konusunda Türkiye Avrupa Birliği yaslarıyla hemen hemen uyum içerisinde. Bu nedenle siyasî irade sağlandığı takdirde bu başlıklar çok kısa sürede kapatılabilir. Asıl üzerinde çalışılması gereken askıya alınmayan başlıklar."

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, defalarca, Kıbrıslı Türkler'in izolasyonunun kaldırılması durumunda limanların açılmasının daha kolay olacağını söyledi. Avrupa liderleri, 2004 referandumundan sonra bu konuda birşeyler yapacaklarına söz verdiler. Şimdi ise Kıbrıslı Rumlar'ın veto tehdidi nedeniyle bunun sadece bir 'siyasî vaad' olduğunu söylüyorlar."

"Onlara, genişleme sözleşmesinin 10'uncu protokolünü incelemelerini tavsiye ederim. Burada, Kıbrıs'ın tüm halklarının Birlik üyeliğinin faydalarından yararlanması gerektiği ifade ediliyor. İki buçuk yıldır bu konuda hiçbir şey yapılmadı. Türkiye, suçlu olan kesime, Kıbrıslı Rumlar'a büyük ekonomik avantaj sağlayacak bu talebi işte bu nedenle reddediyor."

İngiltere'de gazetelerin geniş yer verdiği bir diğer konu Amerika Birleşik Devletleri'nde Savunma Bakanlığı'na aday gösterilen Robert Gates'in dün Senato'daki açıklamaları.

Independent gazetesi bugün "Birer birer gerçekleri söylüyorlar" manşetini atmış. Bu başlığın altında Irak'ın işgalinde rol oynayan, bu işgali savunan kişilerin isimleri, fotoğrafları ve aradan geçen yıllarda değişen ifadeleri yer alıyor. Bunlardan birkaçı şöyle:

Colin Powell: 2003 yılında Birleşmiş Milletler'e Saddam Hüseyin'in kitle imha silahları olduğunu söyleyen Powell, 2004 Mayıs'ında bu bilgilerin doğru olmadığını itiraf etti.

Paul Bremer: Geçici Irak Yönetimi'nin Başkanı, 2006 yılının Ocak ayında işgalin beklediğinden daha zor geçtiğini belirtip, "Direnişle karşılaşacağımızı göremedik" dedi.

Zalmay Halilzad: Irak Büyükelçisi, genelde izlenen olumlu havaya ters olarak Mart ayında "Pandora'nın kutusunu açtık. Eğer şiddet durmazsa, Afganistan ve Taleban Irak'ın yanında bir hiç olarak kalacak" dedi.

Richard Perle: Savaşın planlayıcılarından birisi olarak görülen Perle, Kasım ayında 'Irak'ta büyük hatalar yapıldığını' söyledi.

Donald Rumsfeld: İstifa eden Amerikan Savunma Bakanı'nın bir iç yazışması bu hafta basına sızdı. Bu notta Rumsfeld "Amerikan birliklerinin Irak'ta yaptıkları bir işe yaramıyor" diyor.

Robert Gates: Savunma Bakanlığı'nın müstakbel ismi Gates, dün Senato'da 'Irak'taki savaşı kazanıyor muyuz?' sorusunu "Hayır" diye yanıtlamıştı.

Independent'ın "Birer birer gerçekleri söylüyorlar" manşeti atılan kapak sayfasında iki kutu ise boş bırakılmış. Bu kutulardaki isimler 'Tony Blair' ve 'George Bush'.

Guardian gazetesi yazarlarından Tim Pritchard ise, bugün yayınlanacak Irak Çalışma Grubu raporu öncesinde, Irak'ta yapılan hataları değerlendiriyor.

"Irak felaketi Bağdat yolunda başladı" başlıklı yazısında Pritchard, 'Çalışma Grubu'nun en zorlu görevinin belki de hatalar zincirinin ilk olarak nerede başladığını bulmak' olduğunu yazıyor.

"Irak'ın işgali ve işgal sonrasında yaşananlar iki ayrı dönemmiş gibi değerlendiriliyor. İşgal başarılı, sonraki dönemse başarısız diye niteleniyor. Kaosun sinyalleri daha ilk günlerden ortadaydı. Eğer gereken dersler çıkarılsaydı, duruma daha gerçekçi bir açıdan bakılabilirdi."

"Yaşanan kanlı bir çarpışma durumu özetliyordu. 23 Mart 2003 şafağında koalisyon güçleri Nasıriye kentine doğru ilerlediler. Burası, yıllarca Saddam Hüseyin'in baskısı altında kalan bir Şiî kenti. Amerikan askerleri kente girdiklerinde sevinç gösterileriyle karşılaşmayı bekliyorlardı. Ancak her evden, her köşeden gelen ateş altında kaldılar."

"Nasıriye'de en çarpıcı gerçek, 'özgürlüğe susamış Iraklılar'ın' yokluğuydu. Nasıriye'de 18 Amerikan askeri öldü. Kenti dört gün sonra kontrol altına alındı. Amerikan askerleri bir hafta sonra da Bağdat'a girerek Saddam Hüseyin'in heykelini devirdiler."

"Nasıriye unutuldu. Bu büyük bir hataydı. Çünkü başlangıçta farklı görünse de, Nasıriye, Bağdat'a girmenin kolay bir yolu olmadığını gösterdi. Bu aynı zamanda Londra ve Washington'a Bağdat'tan çıkmanın da kolay bir yolu olmadığını hatırlatmalı."

İlgili haberler
5 Aralık 2006 Basın Özeti
05 Aralık, 2006 | Basın Özeti
4 Aralık 2006 Basın Özeti
04 Aralık, 2006 | Basın Özeti
3 Aralık 2006 Basın Özeti
03 Aralık, 2006 | Basın Özeti
1 Aralık 2006 Basın Özeti
01 Aralık, 2006 | Basın Özeti
30 Kasım 2006 Basın Özeti
30 Kasım, 2006 | Basın Özeti
29 Kasım 2006 Basın Özeti
29 Kasım, 2006 | Basın Özeti
28 Kasım 2006 Basın Özeti
28 Kasım, 2006 | Basın Özeti
27 Kasım 2006 Basın Özeti
27 Kasım, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik