BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 25 Ağustos, 2006 - TSİ 05:34
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
25 Ağustos 2006 Basın Özeti
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın Lübnan'a 1.600 asker daha gönderebilecekleri ve barışgücünün liderliğini üstlenmeye de hazır oldukları yönündeki açıklamaları gazetelere yansıyan başlıca konulardan biri.

İngiltere gazeteleri

Guardian gazetesinin haberinde şu ifadeler kullanılıyor:

"Fransa, geçtiğimiz hafta barışgücüne sadece 200 asker göndereceklerini söylemişti. Chirac'ın şimdi gönderilecek barışgücü askeri sayısını ülkesine gelen eleştirilerden dolayı mı, yoksa aslında hep aklında böyle büyük bir katkı yapmak olduğundan ötürü mü arttırdığı konusunda çelişen görüşler ortaya atıldı. Ancak neden her ne olursa olsun, bu Fransa için büyük bir halkla ilişkiler felaketiydi. Paris'in ABD gözündeki itibarı 2003 yılında başlayan Irak savaşı öncesindeki seviyelere düştü."

Times gazetesi ise, İtalya'nın barışgücünün liderliğine talip olmasının ardından Fransa'nın adım attığını hatırlatıyor ve Chirac'ın açıklaması ardından iki ülke arasında bir liderlik mücadelesinin başlamasının muhtemel olduğunu yazıyor:

"İtalyan gazetelerinde Roma ile Paris arasında barış gücünü kimin komuta edeceği üzerinde çıkabilecek diplomatik bir anlaşmazlığın, komutanın iki ülke arasında paylaşılmasıyla engellenebileceği önerisinde bulunuyor. Ne Chirac ne de İtalya Başbakanı Romano Prodi, böylesi bir anlaşmaya işaret etti. Hatta Fransa cumhurbaşkanı, 'basit, açık ve tutarlı' bir komuta zincirinin gerekli olduğunda ısrar etti."

Guardian gazetesinin başyazısında da Fransa'nın tavrını değiştirmesinde İtalya'nın teklifinin önemli bir etken olabileceği belirtiliyor. Yazıda, görevin ciddi riskleri olduğunun da altı çiziliyor:

"Fransa, 1983 yılında Beyrut'ta bir günde 58 askerini kaybetmesini, Hizbullah adındaki bir Şii örgüte mensup intihar bombacısının eylemi sonucunda 243 Amerikan askerinin öldüğünü unutmadı. Bazıları, 1994 yılında Bosna'da bir barış tesis edilmemişken barışı korumaya giden mavi berelilerin durumu ile bugünkü koşullar arasında endişe verici parallellikler olduğunu düşünüyor. Lübnanlı askerlerin ülkenin güneyini komuta etmelerine yardımcı olacak Birleşmiş Milletler barışgücünün görevi bu kez daha bile zorlu olabilir. Avrupa çekimser kalabilir. Ama oynamak zorunda olduğu vazgeçilmez bir rol var."

"Çocukları öldüremem!"

Independent gazetesinin manşetinde Irak'a gitmesine birkaç hafta kala intihar eden bir İngiliz askerinin hikayesine yer veriliyor:

"19 yaşındaki Jason Chelsea, eğitimleri sırasında komutanlarının Irak'ta intihar bombacısı olduğundan şüphelenilen çocuklar üzerine de ateş açması gerektiği yönünde kendisini uyardığını ailesine söyledi. Bundan 48 saat sonra da aşırı dozda ağrı kesici almasının ardından bileklerini kesti. Ölüm döşeğindeyken annesine "Irak'a gidemem. Çocukların üzerine ateş açamam. Hangi cephede oldukları umurumda bile değil. Bunu yapamam" dedi."

Gazete, başyazılarından birini de aynı konuya ayırıyor:

"Bu genç adamın intiharı Irak'taki travmatik operasyonun silahlı kuvvetlerimiz üzerinde oluşturduğu ağır baskının yeni bir örneği. Er Chlesea, Irak'taki durum nedeniyle kendi canına kastetmeye sürüklenen ilk asker değil. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Basra'da bir askeri polis olan Ken Masters kendini asmıştı. Yüzbaşı Masters tecrübesiz bir genç değil, 15 yıllık deneyimi olan bir askerdi. İngiliz askerlerine yönelik suistimal suçlamalarını soruştururken bunalıma girmişti. Kurumsal sorunların varolduğuna dair diğer örnekleri tespit etmek de zor değil. Zira çok sayıda asker silahlı kuvvetlerden ayrılıyor, ordudan firar ediyorlar."

İslam'dan korku tırmanışta

Daily Telegraph'in manşetinden görülen haberde, gazete için yapılan bir kamuoyu yoklamasının sonuçları aktarılıyor.

Buna göre, İngiltere'de yüzde 53'lik bir kesim İslam'ın Batı dünyası için tehdit olduğuna inanıyor:

"Giderek artan sayıda kişi İngiltere'nin bir Müslüman sorunuyla karşı karşıya olduğunu düşünüyor. İngiliz Müslümanlar'ın büyük çoğunluğunun ülkeye sadakat duygusu taşımadığını, bir terör eylemine göz yumabileceğini, hatta eylemi bizzat gerçekleştireceğini düşünenlerin oranı geçtiğimiz yıl yüzde 10 iken, şimdi yüzde 18 seviyesine çıktı. Pratikte tüm İngiliz Müslümanların barışçıl, yasalara uyan ve terör eylemleri karşısında diğer herkes gibi üzülen kişiler olduğuna inanlar ise yüzde 23'ten yüzde 16'ya düştü. 2001 yılında radikal İslamcıları ayrı tutarak, İslam'ın kendisini bir tehdit olarak görenlerin oranı yüzde 32 iken şimdi bu oran yüzde 53'e tırmanmış durumda."

Havaalanlarında önlemler sürecek

İngiltere'de iki hafta önce Amerika'ya giden yolcu uçaklarına saldırı planları yapıldığının açıklanması ardından havaalanlarındaki güvenlik önlemleri de sürüyor.

Times gazetesi bu önlemlerin yıllarca devam edeileceğini yazıyor:

"Bazı seferlerde yolcuların panik içindeki tepkileri, sakallı, Arapça konuşan ya da aşırılık yanlısı bir İslamcıya benzeyen yolcuların kapı dışarı edilmesi, baştan savma yapılan bir yolcu takibatının nasıl da 'Asyalı olduğu halde seyahat etmek' gibi bir suçun oluşmasına neden olabileceğini gösterdi. İsrail havayolları El Al güvenliği sağlamak için yıllardır başarılı bir şekilde yolcu takibatı yapıyor. İngiltere bu güvenlik önlemlerini tek başına almamalı, Avrupa genelinde uzun vadeli tek tip uygulamaya gidilmelidir."

Adalete darbe

Guardian'da yer alan bir haberde, 2003 yılında risin gazı saldırısını planlamakla yargılanan ancak hakkındaki suçlamalardan beraat eden bir Cezayirli'nin ülkesine iade edilecek olmasına insan hakları örgütlerinin tepki gösterdiği belirtiliyor. Ayrıntılar özetle şöyle:

"Aralarında Uluslararası Af Örgütü'nün de bulunduğu insan hakları örgütleri, halihazırda beraat etmiş bir kişiyi ülkesine iade etme kararının adalete indirilmiş bir darbe olduğunu söyledi. Davada beraat kararını veren yargıçlardan üçü de, olayların bu denli adalet duygusundan uzak cereyan etmesi karşısında şaşkın olduklarını belirtti. Ancak terörle mücadele yasalarını denetlemekle yükümlü Lord Carlile, insan hakları örgütlerini saf davranmakla suçladı ve bu kişinin davadan aklanmış olmasının İngiltere'de kalmasının ulusal menfaate uygun düşeceği anlamına gelmediğini belirtti."

İlgili haberler
24 Ağustos 2006 Basın Özeti
24 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
23 Ağustos 2006 Basın Özeti
23 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
22 Ağustos 2006 Basın Özeti
22 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
21 Ağustos 2006 Basın Özeti
21 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
20 Ağustos 2006 Basın Özeti
20 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
18 Ağustos 2006 Basın Özeti
18 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
17 Ağustos 2006 Basın Özeti
17 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
16 Ağustos 2006 Basın Özeti
16 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik