|
24 Ağustos 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Lübnan'da konuşlandırılacak barışgücüyle ilgili gelişmeler basında yer bulan başlıca konulardan biri.
Almanya'da yayımlanan Die Welt gazetesi, bu gücün ne kadar etkili olacağı hakkında kuşkularını dile getiriyor. Gazete, uluslararası toplum Hizbullah'ı silahsızlandırmak istiyorsa, en iyi çözümün NATO'nun Acil Müdahale Gücü'nün bölgeye konuşlandırılması olacağını savunuyor: "Acil Müdahale Gücü kısa süre içinde bölgeye gidebilir, ayrıca birlikte çalışmaya alışkınlar ve teknik olarak da iyi durumdalar. Ama bunun yerine Birleşmiş Milletler'in zaten orada bulunan UNIFIL gücüne katkı yapılacak, ki bunun ne kadar verimli olacağı da kuşkulu." Frankfurter Rundschau ise yarın Avrupa Birliği dışişleri bakanları ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın yapacağı toplantıya dikkat çekiyor ve bu görüşmelerde Avrupa Birliği'nin güvenilirliğinin sınavdan geçeceğini yazıyor. Gazeteye göre, asıl sorun Lübnan'da tesis edilecek barışgücüne İtalya ya da Fransa'nın liderlik edip etmemesi, ya da bir ülkenin diğerinden daha fazla asker gönderip göndermemesi değil. "Orta Doğu'da asıl sorun Birleşmiş Milletler ve Avrupalılar'ın güvenilirliği... Berlin, Paris ve Roma'daki siyasetçiler Avrupa'nın 'ortak sorumluluğu' üzerine fazlasıyla geç kafa yordular. Annan'la yapılacak toplantı bu sorumluluğu üstlenmek için son şans olabilir." Romanya'da yayımlanan Cotidianul gazetesi de Avrupa Birliği'nin Lübnan krizi süresinde oynadığı role eleştiriler yöneltiyor: "Kriz zamanlarında Avrupa Birliği'nin pratikte bir bütün olarak varlığını gösterememesi üzücü. Küresel bir oyuncu olmak için birazcık insani yardım göndermek yeterli değil. Bunu kabul etmek ne kadar acı verici olsa da, Avrupa Birliği'nin dış politika oyuncularından biri olmadığı çok açık." Ticari fırsat İngiliz Guardian gazetesinde, yazar George Monbiot da Lübnan'la ilgili bir yazı kaleme almış bugün. Monbiot krizde İngiltere hükümetinin rolüne eleştiriler yöneltiyor: "İsrailli askerlerin Hizbullah sığınaklarında İngiliz bir firma tarafından üretilmiş gece görüş malzemeleri bulması karşısında şaşırmalı mıyız? Hükümetin İsrail'e işgal edilmiş topraklarda kullanılabilecek silah, askeri malzeme ya da teçhizat satmaması yönündeki taahhüdüne karşın, İngiliz firmaların İsrail'e Apaçi helikopterleri ve F-16 savaş uçakları için parçalar tedarik etmesi karşında şaşkınlığa mı uğramalıyız? Hükümet öyle görünüyor ki, Orta Doğu'da tırmanan gerginlikleri sadece ticari bir fırsat olarak değerlendiriyor." Blair kana battı Times gazetesi de İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Orta Doğu'da soyunmak istediği arabulucu rolünün Hizbullah'tan gelen bir açıklama üzerine tehlikeye girdiğini yazıyor: "Hizbullah, Blair'in savaş sırasında İsrail'e destek veren tavrından ötürü, Beyrut'a gelmesinin hoş karşılanmayacağını açıkladı. Örgütün yönetim kadrosundan üst düzey bir yetkili, Blair'in ülkelerinden uzak durması gerektiğini çünkü boynuna kadar Lübnanlı kadın ve çocukların kanına batmış olduğunu söyledi." Terörle savaşın asıl galibi İran ABD'de iki yıl sonra yapılacak başkanlık seçimlerinde adaylığını koyması beklenen isimlerden Cumhuriyetçi Senatör John McCain, Başkan George Bush'u Irak konusunda halkı kandırmakla suçladı. Bush'un bunun kumsalda bir yürüyüş kadar basit olacağına halkı ikna ettiğini söyleyen ancak sonucun hiç de böyle olmadığının anlaşıldığını belirten McCain, Irak savaşını destekleyen isimler arasındaydı. Daily Telegraph'ta yer alan bir habere göre, Amerika'nın terörle savaşından galip çıkan ülke aslında İran. "Chatham House diye bilinen İngiliz Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün hazırladığı bir rapora göre, Irak'ın işgaliyle ortaya çıkan kargaşa ortamı, İran'a Saddam Hüseyin'in devrilmesi ardından oluşan boşluğu doldurma imkânı verdi. Rapor, İran'ın Irak'ın yüzde 60'ını oluşturan Şii çoğunluğu temsil eden partilere maddi destek sağlayarak nüfuzunu arttırdığını; bu müttefiklerini manipüle ederek de ülkedeki en etkin güç olarak Amerika'nın yerini aldığını belirtiyor. Rapor ekliyor: Orta Doğu'da terörle savaştan asıl fayda sağlayan ülkenin İran olduğuna hiç şüphe yok." Independent gazetesinin başyazılarından birinde de şu ifadeler kullanılıyor: "Irak savaşı ABD'nin gücünün sınırlarını gösterdi ve bundan en kârlı çıkan iran oldu. İsrail'in güç kullanarak Hizbullah'ı silahsızlandırmayı başaramaması, Suriye'nin Lübnan sınırında uluslararası barış gücü askerlerinin konuşlandırılmasına karşı çıkması da İran'ın bölgede etkisinin ne denli arttığının kanıtları. İran'ın Orta Doğu üzerindeki etkisi ABD'yi geride bıraktı. ABD ve İngiltere'nin, Saddam Hüseyin'i devirirken akıllarında olan şey bu değildi. Irak'ı böylesine felaket bir şekilde idare ederek Amerika Birleşik Devletleri, yeniden dirilen bir İran'ı kontrol altında tutabilme seçeneklerini son derece zayıflattı. Times gazetesi dış haberler editörü Bronwen Maddox da bugünkü yazısında aynı rapora eğiliyor. Maddox, raporun İran'ın bölgesel bir güç olarak rolüne ne kadar güvendiğini ve diğer ülkelerle iyi ilişkiler tesis etmek için ne kadar çok çaba sarfettiğini ortaya koyduğunu belirtiyor: "Raporu kaleme alanlara göre, İran ile Rusya ve Çin arasında çıkar ortaklığı var. İran'ın Türkiye'yle olan karmaşık ilişkisine de zekice bakıyorlar ve "Eğer Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik hedefi rayından çıkarsa, o zaman Ankara'nın çok daha bağımsız ve milliyetçi politikalar izlemesi mümkün olabilir. Buna İran'la ilişkiler de dahil" diyorlar." Kök hücrede yeni yöntem İnsan embriyolarına zarar vermeden kök hücre elde edilmesini sağlayan yeni bir yöntemin geliştirildiğinin açıklanmasıyla ilgili Times gazetesi, bunun embriyoları yok ettiği gerekçesiyle kök hücre araştırmalarına karşı çıkan kesimlerin endişelerini gidereceğini ve etik bir tabuyu yıkacağı yorumunda bulunuyor. "Embriyoların tıbbi araştırmalarda kullanımının etik olmadığını düşünen kesimler, Amerikan Başkanı Bush'u kök hücre araştırmalarına verilen fonları 2001 yılında durdurmaya ikna etmişti. Böylece çok önemli bir tıbbi araştırma potansiyeli Avrupa'ya kaymıştı. Bu, Bush'un son seçim kampanyasında da tartışma konusu olmuştu. Son gelişme, Bush'a fikrini değiştirme şansı verebilir." | İlgili haberler 23 Ağustos 2006 Basın Özeti23 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 22 Ağustos 2006 Basın Özeti22 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 21 Ağustos 2006 Basın Özeti21 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 20 Ağustos 2006 Basın Özeti20 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 18 Ağustos 2006 Basın Özeti18 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 17 Ağustos 2006 Basın Özeti17 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 16 Ağustos 2006 Basın Özeti16 Ağustos, 2006 | Basın Özeti 15 Ağustos 2006 Basın Özeti15 Ağustos, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||