BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 13 Temmuz, 2006 - TSİ 08:07
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
13 Temmuz 2006 Basın Özeti
İngiliz basını İsrail'in Güney Lübnan’da düzenlediği operasyonu çok tehlikeli buluyor.

İngiltere gazeteleri

Times "Hizbullah mensupları, İsrail sınırını geçtiği anda bölge uzun yıllardır yaşanan en ciddi krize sürüklendi" diyor.

Financial Times, İsrail'in daha geniş çaplı çarpışmalara ve iki cephede mücadeleye hazırlandığını belirtirken, Daily Telegraph bunun bir "işgal" olacağını savunuyor.

Guardian ise İsrail başbakanının neden uzun işgaller ardından çekildikleri iki bölgede birden tekrar çarpışmaya girdiklerini açıklaması gerekeceğini, bunun da utanç verici olduğunu vurguluyor.

İç sayfalarda yer alan bazı yorumlar ise şöyle:

Times İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in iki askerin Hizbullah militanlarınca kaçırılmasına “çok, çok, çok acı verecek şekilde” karşılık verileceği sözlerine dikkat çekiyor; halihazırda zaten Gazze'de operasyon yapan ordunun yedekleri göreve çağırdığını belirtiyor.

Gazete "Hizbullah neden şimdi böyle bir hamle yaptı?" sorusuna ise şöyle yanıt veriyor:

"Öncelikle, bu eylem Orta Doğu'da çok popüler olacaktır. Araplar İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını durdurmak için kimsenin bir şey yapmamasını köpüren bir öfkeyle izliyorlardı. Hizbullah şimdi dramatik bir hamleyle tartışmaya girdi ve Hizbullah'a bağlı El Manar televizyonu, bunu herkesin duyması için her şeyi yapıyor."

"Hizbullah, esir değişimi sağlamanın yanısıra İsrail ile bir askeri çatışma ortamı yaratarak, Birleşmiş Milletler anlaşmalarına göre çoktan dağıtılmış olması gerektiği halde, Lübnan'ı savunan en büyük güç olan milislerin varlığını haklı göstermeye çalışıyor."

"Hizbullah kendi çıkarlarının yanı sıra Suriye ve İran'ın durumunu da hesaplıyor. Uzmanlara göre dünkü operasyonların Şam yönetimine danışılmadan başlatılmış olması imkansız. Suriye bu şekilde bölgede istikrar için hayati bir rolü olduğunu göstermek istiyor. Hizbullah'ın başlıca askeri ve manevi müttefiki İran ise, bu yeni kriz sayesinde nükleer programının G-8 zirvesinde başlıca gündem maddesi olmaktan kurtulmasını umacaktır."

Gazete başyazısında ise bu durumun tamamen kontrolden çıkma riski taşıdığını belirterek İsrail, "ne Gazze'ye ne de Güney Lübnan'a dönme niyeti olduğunu söylese de, rehinelerin süresiz olarak alıkonması İsrail'i bir bütün olarak bu bölgelerde rehin alabilir" uyarısında bulunuyor.

Guardian, Beyrut yönetiminin gelişmeler karşısında arada kaldığı yorumunu yapıyor.

Gazete 20 yıl bölgede BM sözcüsü olarak görev yapan akademisyen Timur Göksel'in "Hizbullah kendisini Lübnan siyasetinden çıkarmaya çalışıyor gibi görünüyor" yorumunu aktarıyor. "Bu Lübnan'da, özellikle de Beyrut'ta, pek hoş karşılanmıyor ve iç siyaset açısından ciddi sonuçlar yaratabilir."

Independent, son baskının Gazze'de kaçırılan askerin serbest bırakılması için Türkiye ve Mısır'ın arabuluculuk yapmasındansa, askeri çözümleri yeğleyen bakanların elini güçlendireceğini kaydediyor.

Gazeteye göre Amerikan dış politikası bu ortamda "kusursuz bir fırtına"yı (yani tam bir felaketi) yaşıyor.

"Irak'ta şiddet olayları ve İran ile yaşanan nükleer anlaşmazlık sürerken şimdi de Gazze ve Güney Lübnan gündeme geliyor" diyen gazete, Afganistan, Kuzey Kore ve Somali'nin de Amerikan dışişlerinin başını ağrıtan diğer konular olduğunu belirtiyor. Ayrıca eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın ''çok fazla konuya yeterli ilgiyi göstermedik'' yorumunu aktarıyor.

İran için BM süreci

Financial Times, İran'ın nükleer programı konusunun Paris'te dün düzenlenen toplantı ardından Birleşmiş Milletler gündemine döneceğini ve ülkeyi kınama cezasının beklendiğini duyuruyor...

"Diplomatlara göre Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde İran hakkında önümüzdeki iki hafta içinde bir kınama kararı çıkarılacak. İran şimdiye dek müzakerelerin başlaması için uranyum zenginleştirme faaliyetini durdurmayı kabul etmemişti. Alınacak yeni karar ise bunu zorunlu hale getirecek."

"İran tahminen kendisine tanınacak bir-iki aylık süre içinde buna yine yanaşmazsa, bu kez yaptırımlar gündeme gelebilecek. Diplomatlar şimdiye dek anlaşma sağlama amacıyla ayrıntıları gizli tutulan ve İran'ın hala değerlendirdiğini söylediği teşvik paketini de kamuoyuna duyurmaya hazırlanıyor."

G-8'den beklentiler

Rusya'nın St Petersburg kentindeki G-8 sanayileşmiş ülkeler zirvesine geri sayım başladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac zirveden beklentilerini bugün Independent gazetesinde yayımlanan makalesiyle açıklamış...

Bu zirvenin küresel iklim değişikliğiyle mücadelede bir fırsat olarak kullanılmasını istiyor Chirac:

"Enerji siyasi bir araç haline gelmemeli. Bu konu sürdürülebilir kalkınma kapsamında ele alınmalı. Ben bu hafta sonu St Petersburg'da, enerji piyasalarının işlerliğinin artırılması için yollar bulmamızı, petrol sonrası döneme geçişi düşünmemizi ve çevre konusunda sorumluluk sahibi bir kalkınma modeli geliştirmemizi istiyorum. Nükleer enerji de dahil, yenilenebilir ve alternatif enerji kaynaklarını kuvvetle desteklemeliyiz."

"Her birimiz başka yöne gidip tek taraflı çözümler ararsak küresel ısınma sorununu çözemeyiz. Uluslararası iklim değişikliğiyle mücadele rejiminin zayıflamasından kaygı duyuyorum. Bu eğilimi tersine çevirmeliyiz. Bunun için de süratle bir Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü kurulması çağrısında bulunacağım."

Chirac ayrıca Afrika ile işbirliği, AIDS ile mücadele ve İran'ın nükleer programı gibi konuların yanısıra, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygıyı da vurgulayacağı noktalar arasında ifade ediyor, "bu ilkeler G8'in ev sahibi ülkesi olan Rusya'yı da bağlıyor" diyor.

Guardian ise İngiltere Başbakanı Tony Blair'in G-8 grubunu G-13 haline getirmekten yana olduğunu yazıyor:

"Blair'in zirvede sunacağı öneri Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Meksika'yı da gruba dahil etmek... Blair bunun iklim değişikliği, küresel ticaret ve İran konularında daha geniş tabanlı anlaşmalara varılmasını sağlayacağına inanıyor."

Financial Times'ın ise bu konuda, özellikle Çin örneğinde çekinceleri var...

"Sekizler grubunun küresel yönetişim forumu olarak anılmasının ne derece meşru olduğu her zirvede tartışılıyor, hatta belki bu tartışmanın zirveye geleneksel bir yan etkinlik olarak eklenmesi gerekebilir."

"Bu grubun tanımı kimilerine göre bir 'zengin demokrasiler kulübü' idi. Şimdi ev sahibi Rusya iki sıfata da uymuyor. Zirvede ekonomi konuşulurken, kalkınmakta olan dünyanın yeni kuvvetleri ve ticaret görüşmelerinde asıl nüfuza sahip olan Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkelerin bulunmaması tuhaf. Bu nedenle eğilim bu ülkeleri yan görüşmelere davet etmek şeklinde. Ama Hindistan ve Çin'i gruba tam üye olarak almamanın hem sembolik hem de pratik gerekçeleri var."

"Öncelikle Çin'in üyeliği 'demokrasiler kulübü' etiketini iyice zora sokar. Üstelik bu hükümetler genelde diğer kalkınmakta olan ülkelerle dayanışma halinde olduklarını vurgulamaktan yanalar. Son olarak da halihazırdaki üyeler daha fazla genişlemenin tartışma ortamını hantallaştıracağından ve bazı şeylerin açıkça konuşulmayacağından korkuyor."

'Blair'in kapısına dayanan skandal'

Tüm gazetelerin ilk sayfalarında bugün aynı haber, aynı beyaz saçlı, takım elbiseli kişinin fotoğrafı göze çarpıyor... Bu kişi, iktidardaki İşçi Partisi'nin başlıca finansman sorumlusu Lord Michael Levy.

Financial Times, Levy'nin başbakan için ne kadar kritik bir isim olduğunu şu ifadelerle aktarıyor:

"Blair İşçi Partisi'nin kamuoyu karşısındaki yüzüyse, Levy de başbakanı o noktaya getiren kumbaraydı."

Lord Levy dün, partiye kredi ve bağış sağlayan kişilere unvan verildiği suçlamaları hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Bir süre sorgulandıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı.

Pek çok gazetenin bu gelişme karşısında kullandığı manşet aynı: "Lordlar soruşturması Blair'in kapısına dayandı"

Guardian bu gelişmeyi "Başbakanlığın aylardır koktuğu haber" olarak ifade ediyor.

"Bu haber Levy'nin tüm gün bir karakolda sorgulanması ardından geldi. En az 3 üst düzey başbakanlık görevlisinin daha polis ile görüştüğü anlaşılıyor. Başbakan Blair, partinin topladığı paralar konusunda 'sorumluluk bende biter' demiş olduğundan, şimdi başbakanlık yetkilileri, polisin başbakanla da görüşmek isteyeceğini kabul eder görünüyor."

Guardian, Blair'in tenis partneri, bağış toplayıcısı, Orta Doğu elçisi olan Levy’nin şimdi en büyük baş ağrısı haline geldiğini savunuyor. Gazete, "Levy bu bağışları kendiliğinden ya da kendi için toplamadı, bu işin ucu başbakana dek uzanıyor" diye yazıyor.

"Dün, polisin partiye verilen bağış ve hediyelerle ilgili olarak silinmiş olan elektronik postaların peşine düştüğü haberi, bir uyarı ve polisin bu işin peşini bırakmayacağının işaretiydi. Levy'nin gayri resmi bir şekilde mülakata tabi tutulmak yerine gözaltına alınmış olması da benzer bir işaret."

Independent kapağını baştan başa Blair'in dokuz yıl önce siyasette güven tesis etmek için "aktan ak olacağız" sözüne ayırmış. Ama satır aralarında son dokuz yılda gündeme gelen skandalları sıralamış. Gazete şu yorumu yapıyor:

"Son günlerde Blair'in bazı müttefikleri ona gelecek bahara kadar değil, 2008 yılına dek görevde kalması telkinleri yapıyorlardı. Ama dünkü yıkıcı haber ardından, gelecek bahar bile çok iddialı bir hedef gibi görünüyor."

"İşçi Partisi'nin ahlaki titizlik konusundaki ününü, son dokuz yılda tüm bu skandallar sırasında en tepede olan kişi görevden ayrılmadan nasıl koruyabileceğine yanıt bulmak güç... "

Microsoft'a ceza

Avrupa Komisyonu, yazılım devi Microsoft ile rekabet ve tekelleşme konusundaki anlaşmazlıkta şirkete 280 milyon euro daha ceza verdi. Financial Times, bunun iyi bir karar olmadığı görüşünde... Gazete "her iki taraf da suçlu" diyor:

"Brüksel Microsoft'u 2004 yılında alınan bir kararı uygulamadığı için cezalandırdı. Microsoft karara itiraz edeceğini açıkladı. Avrupa Mahkemesi, Microsoft'un tartışmanın kaynağına (yani rekabeti engellediği kararına) dair itirazı hakkında bir hüküm verdiğinde, bu karara uyulup uyulmadığına odaklanan ikincil kavga iyice tartışmalı hale gelecek."

"Böylesi bir noktaya gelinmesinde her iki tarafın da suçu var. Komisyon'un kararını Microsoft'un talepleri yerine getirip getirmediğini değerlendirene dek ertelemesi, daha akılcı bir hareket olurdu. Üstelik de bunun için çok fazla beklemek gerekmiyordu. Microsoft son veri paketini rakiplerine gelecek hafta aktarıyor."

Avrupa Komisyonu dün bir yandan da cep telefonlarının ülke dışında kullanılması, yani dolaşıma açılması durumunda ödenen yüksek ücretleri tartışıyordu.

Times, üyelere ve Avrupa Parlamentosu'na sunulacak önerilerin sulandırıldığını belirterek, "ücretler kaldırılmıyor, sadece üst sınır konuyor" diyor.

"Başta öneri, yurtdışındayken aranan kişinin ücret ödememesi, aramaların ise ülkesindeki tarife üzerinden ücretlendirilmesiydi. Ama sektörün sıra dışı bir lobi çalışması sonunda, bu ücretlere üst sınır getirilmesi kararlaştırıldı. Bu, utanç verici bir gerileme..."

Daily Telegraph ise telekom şirketlerinin bu adıma da sert tepki göstereceklerini belirtiyor.

Düşünce gücüyle bilgisayar kullanan adam

Bilimadamlarının tıpta yeni arayışları sonunda, düşünceleriyle cihazları kullanması sağlanan bir hastanın durumu hemen her gazetede yer bulmuş.

Matthew Nagle, bir bilim kurgu romanının kahramanı değil, beş yıl önce uğradığı bıçaklı bir saldırı sonucu sinirleri kesilerek boynundan aşağısı felç olan bir genç.

Beynine yerleştirilen dört milimetrekarelik bir çip sayesinde beyin dalgalarıyla bir bilgisayar imlecini hareket ettiriyor, televizyon kanalını değiştirebiliyor ya da bilgisayar oyunları oynuyor. Ve tüm bunları düşüncesinin gücüyle yapıyor.

Independent onun için "dünyanın ilk biyonik adamı" diyor:

"Nagles'ın beynine yerleştirilen çip, beynindeki nöronların aktardığı elektrik dalgalarını, cihazları hareket ettiren sinyallere dönüştürüyor. Aynı yöntemin denendiği 55 yaşındaki bir diğer hastanın beyin sinyalleri ise 11 aydan sonra henüz belirlenemeyen bir şekilde kaybedilmiş."

"Beyni bilgisayarlara bağlama girişimleri daha önce sınırlı başarı sağlamıştı. Ancak bunlar basit, zor ve yavaş hareket imkanları veriyordu. Bu iki vaka şimdiye kadarki en başarılı örnekler oldu. Nagle'ın vakası felçli bir insanın beyninin felçten yıllar sonra bile hareket sinyalleri göndermeye devam ettiğini gösterdi."

"Bu yöntem felçli insanların yaşamlarını kolaylaştırmak için umut veriyor. Bazı uzmanlarsa bu teknolojinin daha sinsice bir şekilde kullanılabileceği uyarısında bulunuyorlar. Amerika'da ordunun 25 milyon dolarlık bağışıyla, askerlerin düşünceleriyle kullanacağı 'katil robotlar' geliştirme fikri üzerinde çalışan bir düzine laboratuvar var."

İlgili haberler
12 Temmuz 2006 Basın Özeti
12 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
11 Temmuz 2006 Basın Özeti
11 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
10 Temmuz 2006 Basın Özeti
10 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
9 Temmuz 2006 Basın Özeti
09 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
7 Temmuz 2006 Basın Özeti
07 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
6 Temmuz 2006 Basın Özeti
06 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
5 Temmuz 2006 Basın Özeti
05 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik