BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 08 Mayıs, 2006 - TSİ 07:35
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
8 Mayıs 2006 Basın Özeti
Bu sabahki gazete başlıkları, Avrupa'da iki başbakanı zor bir haftanın beklediğine işaret ediyor: İngiltere'de Tony Blair ve Fransa'da Dominique de Villepin.

İngiltere gazeteleri

Financial Times'ın manşeti: "İşçi Partisi karmakarışık, Blair kontrolü ele geçirmeye çalışıyor."

Daily Telegraph manşetiyse: "Başbakanlık, Blair'i devirmeye yönelik komployu kınadı. İşçi Partisi savaşta."

Sağ kanat Daily Telegraph'a göre geçen haftaki yerel seçim hezimeti ardından bayrak açan bir grup İşçi Partili milletvekili, partide bu kuşağın en büyük iç çatışmasını başlattı.

Gazete önce, haftasonunda basında çıkan "Bir grup milletvekili, Blair'in geçen yılki genel seçim öncesinde verdiği istifa sözünü tutup, yerini Maliye Bakanı Gordon Brown'a bırakacağı tarihi belirlemesi için imza kampanyası başlattı" haberlerini hatırlatıyor; sonra da devam ediyor:

"Yeni İçişleri Bakanı John Reid'se, başbakanı devirme girişimlerinin ardında, onun Yeni İşçi Partisi adı altında topladığı politikalarını beğenmeyen Eski İşçi Partisi yandaşlarının olduğunu söyledi ve "Bu parti artık geriye dönemez" diye konuştu.

"İşçi Partisi'ndeki çatışma, Blair'in ilk yıllarındaki sıkı parti disiplininden eser kalmadığını gösteriyor."

Sol eğilimli Guardian'sa karşılıklı sert suçlamalarla geçen birkaç gün ardından Blair taraftarlarının, Brown taraftarlarına "Sizin yüzünüzden bu haftasonu, gelecek seçimi kaybettiğimiz haftasonu olarak anılacak" diye çıkıştığını aktarıyor.

Öte yandan Almanya'dan Berliner gazetesi dün 54 yaşına basan Tony Blair'e bir an önce pes etmesini öğütlemiş, özetle aktaralım:

"Gerçi başbakanlıktan ayrılırsa ne yapacağı belli değil. Emekli olmak için fazlasıyla genç. AB'de ona iş vermezler. ABD'de başkan adayı olması da, şartlar yüzünden mümkün değil.

"Ama eğer kendi isteğiyle gitmezse, yakında buna mecbur kalabilir. Oysa liderliği Eylül ayında Gordon Brown'a devretse, belki bu cömert davranışı yüzünden onu BM Genel Sekreteri bile yaparlar."

Chirac bekliyor

Fransa'da yayımlanan Liberation, geçen hafta bir rakiplerini karalama skandalıyla sarsılan Başbakan Dominique de Villepin'e baskılar artsa da, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın ondan vazgeçmeyeceği, fırtınanın dinmesini bekleyeceği tahmininde bulunuyor.

"Ama" diye devam ediyor gazete, "Bakalım bu mümkün mü?"

Başbakan De Villepin, aralarında İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'nin de bulunduğu bazı politikacıları karalamak için haklarında sahte suçlamalarla soruşturma açmakla suçlanıyor. Kendisi iddiaları kesinlikle reddediyor.

İngiliz Financial Times, Paris'te istifa spekülasyonlarının arttığını, İçişleri Bakanı Sarkozy'nin bir sözcüsünün de "Başbakanlık önerilirse kabul edebilir" mesajı verdiğini yazıyor.

Çarşaf yerine üniforma

Yine Alman basınına dönüyoruz, dün Die Welt am Sonntag'da yayımlanan bir söyleşiyle başlayan bir tartışma var sırada:

Alman Adalet Bakanı Brigitte Zypries, Bonn'da okula çarşafla geldikleri için uzaklaştırma cezası alan iki öğrencinin durumuna değinmiş ve "Bu tür çatışmaları önlemenin yolu, herkese üniforma giydirmek," demişti, "Böylece hem çarşaf sorunundan, hem de sosyal farklılıklardan doğan sorunlardan kurtuluruz."

Frankfurter Rundschau, bakanın önerisinin yabana atılmaması gerektiği görüşünde.

"Bu ülkede bu tür tartışmalar hep gelir, otoriterlik suçlamaları ve Nazi dönemine dayanır, orada da durur," diyen Frankfurter Rundschau, bu kez önerinin sosyal boyutu yüzünden tartışılmaya değer olduğunu yazıyor.

Die Tageszeitung, aynı fikirde değil.

"Bakanın önerisi, bilgisayarı çekiçle tamir etmeye benziyor" diyen gazete, bunun küçük bir olay olduğunu, ayrıca öğrenciler arasındaki sosyal farklılıkların sadece kıyafetle değil, cep telefonu ya da MP3 çalar-larla da dile getirdiğini hatırlatıyor.

Gazete, "Bakan bundan sonra da tüm öğrencilere tek tip MP3 çalar ya da tek tip saç kesimi mi önerecek?" diye soruyor.

Polonya'da aşırı sağ

Sırada Fransa'dan, Le Monde'dan bir başlık var: "Polonya'da tehlike"

Gazeteye göre Polonya'da cuma günü kurulan muhafazakar - popülist - aşırı sağ milliyetçi koalisyon, kaygı yaratıyor.

"Sovyet kontrolü altında 40 yıl önce kaybolan ultra-milliyetçi, anti-Semitik güçler yeniden sahneye çıkıyor. Polonya siyaseti, savaş öncesindeki alışkanlıklarına geri döner görünümünde.

"2000 yılında, Avusturya'da aşırı sağcı Jörg Haider hükümete katıldığında, bu ülkeye yaptırımlar uygulanmıştı. Şimdiyse AB hiçbirşey demiyor. Birlik yorgun; öfkelenme kapasitesini bile yitirecek kadar yorgun."

İran'a fiili yaptırım

Financial Times'ın iç sayfalarındaki bir habere göre ABD, İran'a fiilen mali yaptırım uygulanması için Avrupalı hükümetler, bankalar ve şirketleri ikna etmeye çalışıyor.

Benzer taktiklerin geçen yıl Kuzey Kore'ye karşı da kullanıldığını anımsatan gazete, özetle şöyle devam ediyor:

"UBS ve Credit Suisse gibi bazı bankalar, yasadışı işlemlere aracı olurlarsa şöhretleri sarsılır endişesiyle, İran'la ilişkilerini geçen aylarda kesti. Amerikalıların, onları ikna etmekte önemli rol oynadığı söyleniyor."

ABD Başkanı George Bush'un, sivil istihbarat örgütü CIA'in başına asker başkan atama girişimi yüzünden aldığı yoğun eleştiriler, bugün pekçok gazetede yer alıyor.

Bush'un kendi partisinden olan, Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanı Pete Hoekstra, "Michael Hayden işinde ne kadar iyi olursa olsun, göreve bir generali seçmek hem buradaki CIA kadrolarına, hem de dünya çapındaki ajanlara yanlış mesaj olacaktır" diyor.

Bush'un en olağanüstü anı

Guardian'sa, Başkan Bush'la dün bir Alman gazetesinde yapılan mülakatı aktarıyor okuyucularına.

"Bild am Sonntag'da, başkanlığının en büyük başarısının, zaferinin ne olduğu soruldu Bush'a. Başkan Bush yanıtladı: 'Pekçok olağanüstü an yaşadım, en olağanüstüsünü seçmek zor. Ama herhalde, gölümde balık tutarken, 3 buçuk kiloluk tatlı su levreğini yakaladığım andı."

Spurs'e aşçı darbesi

Ve son haberimiz, Avrupa Şampiyonlar Ligi hayalleri beklenmedik bir şekilde sönen, İngiliz futbol takımı Tottenham Hotspurs'le ilgili, ya da kısa adıyla, Spurs'le.

Independent gazetesi takımın, Avrupa'da oynayabilmek için ligin son günü olan dünkü maça büyük önem verdiğini hatırlatarak başlıyor haberine.

Ancak maçtan bir gece önce yedikleri yemek, 10 futbolcuyu birden zehirleyince, zafer umutları suya düşmüş.

Takımın yöneticileri, yine de sahaya çıkan ancak varlık gösteremeyen oyuncularının rakiplerince zehirlendiğine inanmadıklarını söylüyor.

Ama yine de 5 yıldızlı Marriott oteline dava açıp açmama konusunu bugün ele alacaklar. Bu arada polis de, olayla ilgili soruşturmasını sürdürüyor.

İlgili haberler
7 Mayıs 2006 Basın Özeti
07 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
5 Mayıs 2006 Basın Özeti
05 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
4 Mayıs 2006 Basın Özeti
04 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
3 Mayıs 2006 Basın Özeti
03 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
2 Mayıs 2006 Basın Özeti
02 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
1 Mayıs 2006 Basın Özeti
01 Mayıs, 2006 | Basın Özeti
30 Nisan 2006 Basın Özeti
30 Nisan, 2006 | Basın Özeti
28 Nisan 2006 Basın Özeti
28 Nisan, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik