BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 09 Eylül, 2005 - TSİ 04:28
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
9 Eylül 2005 Basın Özeti
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un dün Londra'da bir düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmaya, İngiliz gazeteleri geniş yer veriyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Straw, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yle müzakerelere, planlandığı gibi 3 Ekim'de başlaması gerektiğini söylemişti.

Independent, "İngiltere, Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi küçümsemesi halinde, İslami tepki uyarısı yapıyor" diyor.

Guardian ise haberinde, "İngiltere, Türkiye'yle müzakerelerin başlaması için bastırıyor" başlığını kullanmış.

Gazetenin konuyu başyazılarından birine taşıması, dikkat çekici. Yazının başlığı, "Ankara'ya destek verme".

Guardian, önce Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığında Türkiye'de işkencenin yasaklanmasını, Kürtçe yayınlara başlanmasını, ordunun etkisinin azalmasını övüyor. Daha sonra da, yazar Orhan Pamuk hakkında böylesi bir dönemde dava açılmasını üzücü bulup, bunun Türkiye'nin düşmanlarına verilmiş bir hediye olduğunu belirtiyor.

"Avrupa Birliği'ne giren ülkeler, geçmişleriyle yüzleşebilmeli, ifade özgürlüğüne saygı göstermeli. Yine de Bay Straw haklı. Müzakereler belirlenen takvimde başlamalı. Herhangi bir gecikme, güvene yönelik bir ihanet olup, Avrupa'nın zaten zarar görmüş güvenilirliğini zayıflatacak, Türkiye'deki reformlara zarar verecektir."

Straw'un 3 Ekim Savaşı

Times'ın dış haberler editörü Bronwen Maddox ise "Türkiye'yle övünmeye kalkışmak, yüz kızartıcı bir yenilgiyle bitebilir" diyor.

Maddox'a göre, İngiltere, Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını devraldığında, Türkiye'yle müzakereleri, Avrupa vizyonu açısından, övünma fırsatı olarak görmüştü. Ancak üç gelişme, dönem başkanlığını başarısız kılabilecek bir ortamın oluşmasını sağladı.

Bunlar; Avrupa Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'da referandumda reddi, Almanya'da muhalefetin Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkması ve Ankara'nın Kıbrıs'ı tanımadığını açıklaması.

Bronwen Maddox, Jack Straw'un "Bence, Bazı Avrupa Birliği üyelerinde, Türkiye'nin üyelik perspektifi, diğer rahatsızlıkları yansıtan bir gelişme oldu" sözlerine atıf yapmış. Maddox, Straw'un sözlerinin doğru olabileceğini, ancak Avrupa halkının kısaca Türkiye'yi Avrupa Birliği üyesi olarak görmek istemeyebileceğini söylüyor ve ekliyor:

"Eğer Straw 3 Ekim Savaşı'nı kazanırsa, önünde bu teorisini test etmek ve Türkiye karşıtı oyları dönüştürmek için yıllar olacak."

Türkiye'ye destek yüzde 35

Financial Times'ın iç sayfalarında ise Avrupa Komisyonu'nun sonuçlarını açıkladığı bir kamuoyu araştırması var.

Araştırma 9 Mayıs-14 Haziran tarihleri arasında 30 ülkede yaklaşık 30 bin kişiyle görüşülerek yapılmış. Financial Times'ın haberinin başlığıysa, "Avrupa Birliği'nin araştırması; Romanya, Türkiye ve Bulgaristan'ın canını sıkıyor."

Birliğe aday ülkeler arasında, üyeliğine yüzde 50'den fazla destek verilen tek ülke Hırvatistan. Yüzde 52'lik desteğe sahip Hırvatistan'ı, yüzde 50'yle Bulgaristan, yüzde 45'le Romanya ve yüzde 35'le Türkiye izliyor. Avrupa Birliği'ne en çok güvenilen ülke ise yüzde 68'le Romanya.
Bu oran Türkiye'de yüzde 41, Hırvatistan'da ise sadece yüzde 28.

'Katrina Giuliani'ye yarayacak'

İngiliz gazeteleri, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Katrina kasırgasıyla ilgili haberlere, geniş yer vermeyi sürdürüyor.

Times'tan Gerard Baker ise yazısında, "Amerika'nın belediye başkanını getirin" diyor. Bahsettiği kişiyse, New York'un eski belediye başkanı Rudolph Giuliani.

Baker, Cumhuriyetçi Parti'nin potansiyel başkan adayı Giuliani'nin, Katrina Kasırgası'ndan en çok yararlanacak siyasetçi olacağı görüşünde.

Baker'a göre, özellikle kasırga sonrası Amerikalı seçmenler muhtemelen bir başka faciada yaşamlarını kimin koruyabileceğine bakarak oy verecek. Burada da, 11 Eylül saldırıları sonrası gösterdiği liderlikle, Rudolph Giuliani ön plana çıkacak.

'ABD dünyaya lazım'

Financial Times yazarı Philip Stephens'ın ise Amerika'nın gücünü kasırga ve sonrasına dayanarak ölçenlere bir mesajı var:

"Dünya güçlü fakat daha alçakgönüllü bir Amerika'ya ihtiyaç duyuyor."

Philip Stephens, bu noktada, Avrupa'nın güvenliği ve refahına yönelik en büyük üç tehditi sıralayıp, Avrupalılara bir mesaj veriyor.

"Irak'taki kanlı kaos, İran'ın nükleer emelleri ve İsraillilerle Filistinliler arasındaki sorun...

Bu sorunların hiçbiri, Amerika Birleşik Devletleri'nin katkısı olmadan çözülemez. Dünyanın güçlü fakat alçakgönüllü bir Amerika'ya ihtiyacı var."

Guantanamo'da ölüm sözü

Guardian'ın bugünkü manşetiyse, "Guantanamo'da açlık grevi yapanlar ölme sözü veriyor". Gazete, 200'den fazla tutsağın, Amerikan üssündeki açlık grevlerinin beşinci haftaya girdiğini belirtiyor.

Üsteki koşulları ve kendilerine yönelik kötü muameleyi protesto eden İngiliz tutsaklardan birinin avukatı, müvekkili Binyam Muhammed'in şu sözlerini aktarmış:

"Ölmeme ya da bize saygı gösterilene dek, açlık grevini durdurmayı planlamıyorum."

Turuncu Devrim krizde

Ukrayna'daki Turuncu Devrim'den aylar sonra, Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko'nun hükümeti azletmesi de, İngiliz gazetelerinin gündeminde.

Financial Times başyazısında, "Acı Portakallar" diyor, Ukrayna'daki krizin Rusya'ya yeni bir müdahale şansı verdiği uyarısında bulunuyor.

Times'ın başyazısının başlığı ise "Portakal Alarmı". Gazete, Viktor Yuşçenko'nun kararını 'dramatik' buluyor, Ukrayna'yı krizden sadece ülkede yolsuzlukların son bulmasının çıkaracağını belirtiyor.

Independent ise Ukrayna'daki son gelişmelerle ilgili başyazısına "Bay Yuşçenko'nun kayıp ayları" başlığını atmış. Gazete, Yuşçenko'nun, Turuncu Devrim'den hemen sonra yaptığı tercihin, ülkeyi bugünlere getirdiği kanısında:

"Yuşçenko, Ocak ayında bir seçim yapmak zorundaydı. Ya Yulia Timoşenko'yu başbakan olarak atayıp devrimci ittifakı koruyacak, ya da Timoşenko'yla arasındaki farklılıklarla yüzleşip, bu karizmatik kişiyi muhalefete itme riskini göze alacaktı. Yuşçenko, birinci yolu seçti.''

''Ancak halkı, ekonomiyi canlandırabileceği ve Ukrayna'yı yeniden Batı'ya yönlendirebileceği yolunda ikna için önünde sadece birkaç ay vardı. Yuşçenko, büyük ölçüde, bu balayını boşa harcadı. Şimdiyse, 'daha turuncu' bir parlamento seçilmesine yönelik çabaları, çok daha zorlaşacak."

'Mısırlı muhaliflere destek gerek'

Mısır'daki ilk çok adaylı cumhurbaşkanlığı seçimi de, İngiliz gazetelerinin yorumladığı gelişmeler arasında.

Daily Telepraph başyazısında, "Mısır için ilk adım" diyerek, Batı Dünyası'na bir çağrıda bulunmuş:

"Altı yıl daha görevde kalmayı garantileyen Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in, liberalleşmeye kapıları kapatması yönünde bir tehlike mevcut. Mübarek'in cesaretli muhalifleri, Washington'un ve müttefiklerinin desteğini hak ediyor."

Boyu 2.10 olunca, kontrolör olamadı

Daily Telegraph, İngiltere'de boyu nedeniyle, hava kontrolürü olarak çalışması engellenen bir kişinin yaptığı başvurunun mahkemece reddedildiğini yazmış.

Kararın gerekçesi, tam 2 metre 10 santimetre boyundaki 23 yaşındaki Ben Sargeant-Thompson'ın, bilgisayar ekranından hava sahasını yeterince kontrol edemeyecek olması ve bunun ölümcül tehlikelere yol açabilmesi.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik