|
29 Haziran 2005 Basın Özeti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin bugünkü ön sayfalarına İngiliz Donanması'nın denizlerde üstünlüğünü sağlayan Trafalgar Deniz Savaşı'nın 200. yıldönümü kutlamaları hakim.
Başkan Bush'un Irak hakkındaki konuşması ise İngiliz gazetelerinin erken baskılarına yetişmedi. Gazeteler bu nedenle Bush'un içinde bulunduğu genel durumu değerlendirmekle yetiniyorlar... Times, "Bush yılgınları yeniden safına çekmek için çabalıyor" diyor. "İkinci döneminde, Başkan için pek az şey yolunda gitti. Irak'ta başarısızlığın seçenekler arasında olmadığını söylese de, henüz Amerikalıları başarılı olabileceğine ikna etmesi gerekiyor. Bunun için de en önemli ihtiyacı en üst düzeydeki kurmaylarından, Irak konusunda gelen çelişkili açıklamaları durdurmak." Financial Times, Irak'ta "Yıldırım Operasyonu" kapsamında tutuklanan kişilerin durumunu taşımış sayfalarına. "Yıldırımın gücü Sünnileri vuruyor" diyor gazete. "Irak ordu yetkilleri geçen aydan bu yana devam eden operasyonun isyancıları sivil halktan ayırmak için sert ama gerekli bir hamle olduğunu savunsa da gözaltına alınanlar, bu kampanyanın Sünni cemaate karşı bir toplu cezalandırmaya dönüştüğünü söylüyor." "Bağdat'ın batısındaki Ebu Gureyb'de bir boyacı olan Mustafa Muhammed Ali, operasyonun başında yakalandığını ve 26 gün elektrikle işkence gördükten sonra salıverildiğini anlatıyor. Tutsakların mezheplerine göre bölündüğünü belirten Ali'ye, serbest bırakılırken; yaşadıklarının isyancıları desteklemesinin sonucu olduğu söylenmiş." "Polis komandolarının komutanı General Raşid Felayi'ye göre başta yakalanan 474 kişiden sadece 22'si hala gözaltında, ve "Kurunun yanında yaş da yanıyor". Yine de ona göre salıverilenlerin hepsi yüzde 100 aklanmış değil. 'Bu yaşadıkları, onların kulağına küpe olsun, isyancılarla işbirliği yapmasınlar' diye ekliyor." De Villepin'in Avrupa vizyonu Financial Times için bir makale kaleme alan Fransa Başbakanı Dominique de Villepin, yeni bir Avrupa yaratılması çağrısında bulunuyor. "Avrupa krizde, ama halkları hiç kararlı, ilkeli ve sosyal ihtiyaçlarına yanıt sağlayan bir Avrupa oluşturulması umudunu da bu kadar açık ve net ifade etmemişti. Dünyanın dört bir yanında devletler küreselleşmeden en iyi şekilde yararlanmak için yeni örgütlenmelere gidiyor. Bizlerin de siyasi ekonomik ve toplumsal çıkarlarımızı tek bir cephe oluşturarak savunmamız gerekiyor. " "Ya kendimiz yeni ve siyasi bir Avrupa oluşturmak için kaynak yaratırız, ya da kıtamızı dev bir serbest ticaret bölgesi yapmakla yetiniriz. Bu bulanıklığa eyleme geçerek nokta koymalıyız. İddialı projelere ihtiyacımız var" De Villepin gerçek bir Avrupa ekonomi idaresi oluşturulmasını, siyasetlerin tartışılmasını öneriyor. Hatta petrol fiyatlarındaki yükseliş karşısında "nasıl olur da hala stratejik rezervlerimizin yönetimi konusunu tartışmamış oluruz?" diye soruyor. Ekonomik yönetim, tarım, araştırma geliştirme, güvenlik ve Avrupa kimliğinin vatandaşlara yayılması konularında iddialı projeler talep eden Fransa Başbakanı'nın tarımdan söz ederken, İngiltere'nin şiddetle itiraz ettiği Ortak Tarım Politikası'nın "birliği geleceğin arz sıkıntıları karşısında koruduğu"na vurgu yapması dikkat çekiyor. İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw ise Guardian'a verdiği mülakatta, Fransa ve Hollanda'daki referandum sonuçları ardından, artık Avrupalıların 'Avrupa karşıtı' yaftası yeme korkusu olmadan fikirlerini ifade edebileceğini savunuyor. "Şimdi siyaseten saygıdeğer bir şekilde Avrupa'nın geleceğini tartışabiliyoruz" diyor ve bunu bir rahatlama olarak ifade ediyor. Straw'a göre, sene sonundan önce bütçe konusunda bir anlaşma da sağlanabilir. Sığınmacının intiharı Independent ilk sayfasını hükümetin sığınmacılık siyasetini eleştirmeye ayırmış. Ülkesine gönderilmek istenen Zimbabvelilerin açlık grevine başlamasına ek olarak, Türkiye'den bir Kürt olarak tanıttığı Gaziantepli bir gencin intihar etmesinin, İngiltere'nin bu konudaki siyasetlerine son darbe olduğunu savunuyor gazete. "19 yaşındaki Ramazan Çamlıca, İngiltere'de yeni bir yaşam ve Gaziantep'te bir Kürt olarak yaşadığı zorluklardan kaçmak için 12 bin sterlin ödedi. Ama ülkeye vardığı ilk saatlere gözaltına alındı ve kendisini Oxford'da bir gözaltı merkezinde buldu." "Pazartesi günü kefaletle serbest bırakılma talebi üçüncü kez reddedilince intihar etti. Kamptaki arkadaşlarından Murat Oruç, askerlik yapmamak için kaçtığını söylediği Çamlıca için "onu belirsizlik öldürdü" diyor. "Burada çok fazla insan 4-5 ay ne olacağını bilmeden kalakalıyor." Gazete başta Zimbabve olmak üzere, İngiltere hükümetinin insan hakları konusunda kaygılar olan ülkelere sığınmacıları iade etme uygulamasını eleştiriyor. Kimlik kartları İngiliz basınında en geniş şekilde tartışılan konulardan biri ise dün Avam Kamarası'nda onaylanan kimlik kartları projesi. Financial Times, hükümet erken bir yenilgiyi savuşturmuş olsa da tasarının işi Lordlar'a sunulduğunda zor olacak görüşünü savunuyor. Gazete tanesi yaklaşık 100 sterline yani 250 YTL'ye mal olması beklenen kartların maliyetini vatandaşların ceplerinden ödeyeceğine dikkat çekiyor. İçişleri Bakanı Charles Clarke'ın kartlar için bir üst bedel belirleme sözüyle muhalefeti dizginlediğini hatırlatan gazete, "peki ya proje bütçesini aşarsa ne olacak?" diye soruyor: "Tek mantıklı yanıt, faturayı kart isteyenlerin ve istemeyenlerin vergileri ile ödeyeceği." Gazete, Londra'daki Milenyum Çadırı'nın, harcanan milyonlardan sonra atıl kaldığını anımsatarak kimlik kartları projesinin sonunda Milenyum Çadırı'nı solda sıfır bırakacağı tahmininde bulunuyor. Daily Telegraph'ta yazan Ferdinand Mount'a göre, Blair kendi elleriyle bir "kimlik krizi" yarattı. 11 Eylül'den sonra kimlik kartlarının bir güvenlik teminatı olarak sunulduğunu belirten yazar, "ama kimlikler 11 Eylül saldırılarını önlemedi" diyor. Yasadışı göçmenlik, sağlık sistemlerinden haksız yararlanma, kimlik bilgilerini koruma gibi gerekçeleri de akılcı bulmuyor. "Bu kadar büyük bir ulusal kimlik idaresi oluşturmak gereksiz" diyen yazara göre, bu tasarının asıl nedeni, "İşçi Partisi'nin eski sosyalist gündeminin ölümü ile açılan boşluğu dolduramaması". Yel değirmenleri Guardian'da yazan Polly Toynbee, "Blair hangisini tercih eder?" diye sormuş: "Kimlik kartını mı yoksa yel değirmenini mi?" Toynbee, 2020'ye dek ülkede enerjinin yüzde 20'sini yenilenebilir kaynaklarından sağlama planlarının 800 milyon sterline mal olacağını anımsatıyor. Bunu kimlik kartları projesinin 7 ila 19 milyar sterline mal olacağı tahminleri ile yanyana koyduğunda soruyor: "Bir kart yerine yenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım yapmak daha iyi olmaz mı?" Times'a geçtiğimizde, "dünya, iklimi gözardı etmenin bedelini acı ödeyecek" uyarısı ile karşılaşıyoruz. "İngiliz Sigortacılar Derneği'nin hazırladığı bir rapora göre, dünya liderleri iklim değişikliği konusuna eğilmezse, afet yaratan hava olayları, yani fırtınalar, seller, kasırgalar, 2080 yılında 27 milyar dolar zarar yaratabilecek duruma gelecek." BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Kurulu verilerinden hareketle hazırlanan bu rapor Londra'da 20 ülkeden temsilcilerin katıldığı bir iklim toplantısında açıklanacak. Raporun mimarları, G-8 zirvesine hazırlanan liderlerden bu veriler ışığında somut adımlar talep ediyor. Derviş'ten FT'ye mülakat G-8 zirvesinin en önemli gündem maddelerinden birisi şüphesiz, Afrika'ya yardım olacak. Financial Times bugün yardım konusunu, 15 Ağustos'ta Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) başkanlığını devralmaya hazırlanan Kemal Derviş ile görüşmüş. Derviş'in önerilerine geçmeden, gazetenin Derviş'i "Türkiye'yi mali krizden kurtaran kişi, kurumun kalkınmakta olan bir ülkeden gelen ilk başkanı ve BM'in bir kurumunun başına açık rekabet sonunda seçilen ilk yetkili" olarak nitelediğini de belirtelim. "Kemal Derviş G-8 zirvesinde bir araya gelecek liderleri yoksul ülkelere yardımı artırma sözünü yerine getirmezlerse küresel ekonomik sistemi reddetmiş olacakları konusunda uyarıyor. Derviş, "söz verip tutmamak olmaz"diyor. "bu süreçte başarısızlık küreselleşme kavramının ve küresel ekonominin reddi anlamına gelir. Ve herkes bundan zararlı çıkar." Derviş ticarette de gelişme isteniyorsa, zengin ülkelerde kısa vadede zarara uğrayacaklara tazminat önerilmesini savunuyor. "Aksi halde kaybedecek olanlar ilerlemeyi önleyeceklerdir" diyor. Derviş yardımlar artırılırken bunun muhasebe yöntemlerine başvurarak kağıt üzerinde kalan bir artış değil, somut bir katkı olması gerektiğini savunuyor ve yoksul ülkelerin borçlarını silen kalkınma bankalarının kaynaklarının, G-8 tarafından ikmali önerisini sevindirici buluyor. İngiltere'ye dış yatırım akışı Başlıca İngiliz gazeteleri, İngiltere'nin geçen yıl yaklaşık 80 milyar dolarlık dış yatırım çekmiş olmasını değerlendiriyor. Times'a göre bu rakamlar, Avrupa Para Birliği dışında kalmanın ülke dışı yatırımlar için cazip olma niteliğini sarsacağı savlarını çürütüyor. Financial Times, İngiltere'nin bu rakamlarla Avrupa'da en fazla dış yatırım çeken ülke sıralamasında ilk sıraya oturmasını iki gerekçeyle açıklıyor: İngiliz ekonomisinin kıtadakilerden daha iyi durumda olması ve ekonominin açıklığı ve Amerika'ya yakınlığı sayesinde büyük şirket evlilikleri için cazip hale gelmesi. Yunanistan'da Srebrenitsa soruşturması Independent dış haberler sayfasında Yunanistan'ın, Srebrenitsa Katliamı'ndaki rolünün ne kadar olduğunu belirlemek için bir soruşturma açtığını duyuruyor. "Atina'da bir savcı, 1995'te Birleşmiş Milletler'in güvenli bölgesinde 8 bin Müslüman'ın katledilmesinde Rum gönüllülerin ne gibi bir rol oynadığının belirlenmesi için bir ön soruşturma açtı. Yunanistan Miloşeviç rejiminin kadim bir müttefikiydi. Ancak Rum paramiliterlerin Bosnalı Sırplarla birlikte savaşması boyutu şimdiye dek hiç araştırılmadı." Gazeteye göre böyle bir bağlantının belirlenmesi katliamın 10. yıldönümü yaklaşırken Yunan hükümetini utandırabilir. El Cezire şifresi Guardian, CIA uzmanlarının 30 uçak seferini iptal etmesine ve Amerikan terör alam düzeyini yükseltmesine El Cezire yayınlarında gizli mesajlar verildiği kaygısının yol açtığını yazıyor. NBC televizyonunun haberine göre, 2003 yılında CIA uzmanları El Cezire yayınlarında El Kaide'den verildiğini düşündükleri şifreli mesajlara ulaştıklarını düşünmüş. Ancak bu bulgular sonunda alarm düzeyini yüksletme kararı alan dönemin iç güvenlik bakanı Tom Ridge şimdi bu çalışmanın "tuhaf ve alışılmadık" olduğunu kabul ediyor. Hatta "ben de kendime buna inanmalı mıyız diye sordum" diyor. El Cezire, haberin kendi yalanlamalarını kanıtlamasından memnuniyet duyduğunu belirtiyor. Bono pantolonunu kurtarmak için mahkemede U2 grubunun solisti Bono, açtığı bir dava ile hemen her gazetede kendisine yer açmış. Independent'ın şarkıcının kendisini komik duruma düşürdüğünü savunmasına yol açan haberi Daily Telegraph şöyle aktarıyor: "U2 solisti Bono, dün Afrika'da yoksulluğa son verme mücadelesine bir ara verip pantolonunu, steston şapkasını ve küpelerini kurtarmak için mahkemede mücadeleye girişti." Bono, 1987'deki Joshua Tree turnesi sırasında kullandığı ve ikon haline geldiğini savunduğu bu giysi ve takıları izinsiz aldığını iddia ettiği grubun eski stilisti Lola Cashman'i dava etti. Cashman giysilerin kendisine verildiğini savunurken grup, bunları izinsiz aldığını söylüyor. Cashman ise giysileri iadeye pek istekli değil: "Bunlar benim için bu müthiş turda harcadığım emeği, yaptığım işi simgeliyor" diyor. Cashman'in bu gibi eşyaları açık artırmaya sunma girişimi, daha önce grubun devreye girmesi ile önlenmişti. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||