|
23 Haziran 2005 Basın Özeti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde bugün Başbakan Tony Blair'in, ülkesinin Avrupa Birliği dönem başkanlığı programını açıklayacağı konuşmasına yönelik yorumlar ağırlıkta.
Financial Times, İngiltere'nin dönem başkanlığındaki önceliklerini iki başlıkta topluyor: Avrupa Birliği'nin 2007-2013 bütçesinin tamamlanması ve Türkiye'yle 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine başlanması. Gazeteye göre İngiltere'nin, Türkiye'yle müzakerelere yönelik kaygılara yanıtı şu olacak: "Müzakereler en az 10 sene sürecek. Bu nedenle gerçekte müzakerelere başlanması, fazla abartılmamalı." 'İngiltere'nin belki de en zor dönem başkanlığı' Financial Times yazarı Quentin Peel İngiltere'nin, 1973'te Avrupa Birliği'ne üye olması sonrası belki de en zor dönem başkanlığına hazırlandığını yazıyor. Peel, Türkiye'yle 3 Ekim'de üyelik müzakerelerine kolaylıkla başlanmayacağını söyleyip, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor: "Çünkü Kıbrıs muhtemelen müzakerelerin başlamasıyla her çeşit koşul arasında bağlantı kurmaya çalışacak. Bu da, Türkiye'nin üyeliği konusunda tereddütlü ülkeleri cesaretlendirebilir. Almanya ve Fransa'nın güçlü desteği olmadan, Bay Blair'in bu konuda işi zor olacaktır." 'Artık adaylar daha yakından denetlenecek' Guardian yazarı Simon Tisdall ise "Genişlemenin artan ağrıları" demiş bugünkü yazısında. Tisdall, Avrupa Birliği'nin içinde bulunduğu durumda, şu siyasi realitenin kaçınılmaz olduğu görüşünde: "Aday ülkeler Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan ve Türkiye daha yakından denetlenecek. Bu ülkelerin insan hakları, adli reform, yolsuzlukla mücadele ve medya özgürlüklerine, Avrupa Komisyonu'nun Adalet ve Güvenlik'ten sorumlu üyesi Franco Frattini'nin deyişiyle 'daha büyuk mercekli bir camdan' bakılacak. Türkiye ise daha pürüzlü bir yolla yüzyüze. Ankara, Kıbrıs ve Ermenistan'a yönelik sorunların üstesinden gelmek zorunda. Paris de bu hafta, Türrkiye'nin üyeliğinin sadece Fransa'da yapılacak bir referandumla veto edilebileceğini teyit etti zaten." 'Dünyanın en aptal teşviği'ne son İngiliz gazetelerinin Avrupa Birliği'yle ilgili olarak geniş yer ayırdığı bir diğer olaysa, Avrupa Komisyonu'nun şeker teşviklerini kısmayı kararlaştırması. Guardian başyazısına "Mucizeler oluyor" ifadesiyle başlıyor ve şeker teşviklerini 'Avrupa Birliği'nin Alice Harikalar Diyarında Destek Sistemi' olarak nitelendiriyor. Yazıda, şeker ve tarım teşvikleri arasında bağlantı kurulmuş: "Eğer Avrupa Birliği'nin halen birşeyi desteklemesi gerekiyorsa, bu geleceğin teknolojik endüstrileri olmalı, geçmişin tarım kalıntıları değil. Birliğin Ortak Tarım Politikası, savaş sonrası dönemde yiyecek kısıntısını fazlalığa çevirerek büyük bir iş yaptı. Ancak bu devir bitti. Şimdi, ilerleme zamanı." Financial Times'a göre de Avrupa Birliği'nin şeker üreticilerine yardımı 'belki de dünyanın en aptal tarım teşviği'ydi. Gazetedeki "Bir kaşık dolusu şeker" başlıklı başyazı şöyle noktalanıyor: "Bu reform, randımanı yüksek Brezilyalı ve Avustralyalı çiftçilerle Avrupalı tüketiciler için iyi bir haber. Ancak sadece, eğer Avrupa Birliği şeker lobisi ve yardım bürokrasisiyle boğuşursa, geçiş dönemi daha sarsıntısız olur. Reform memnuniyet verici ancak daha iyisi de yapılabilir." Türkiye'dekiler dahil nükleer bombalar çekilmeli Yine Financial Times'ta bugün yayımlanan bir makalenin başlığı "Soğuk Savaş'ın nükleer mirasını sökme zamanı". Yazarlarsa, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin eski savunma bakanları Robert Mc Namara ve Robin Cook. Cook ve Mc Namara, NATO'nun halen Türkiye, İngiltere, Almanya, İtalya, Hollanda ve Belçika'daki üslerinde 400 kadar taktik nükleer bombası olduğunu yazıyor. Eski savunma bakanlarının NATO'ya bir çağrıları var: "Sovyet tehdidi geçtiğine göre, Amerika'nın Avrupa'da taktik nükleer silahlar bulundurmasının, kıtanın savunması açısından hiçbir anlamlı askeri rolü yoktur. Yol açacağı insani felaket göz önünde bulundurulduğunda, 26 NATO üyesinin, bu silahları kullanmak isteyeceklerini tasarlamak zor. Nükleer silahlar, NATO'nun sorun yönetimi ve sorunların önlenmesine yönelik küresel bir organizasyon olmasını öngören yeni rolüyle bağdaşmaz. Amerikan nükleer silahlarının kademeli olarak Avrupa'dan çekilmesi ve NATO'nun kalan taktik nükleer misyonlarının son bulması, Avrupa tarihinin tehlikeli bir dönemini kapayacaktır. Bu ayrıca soğuk savaş sonrası dünyada, NATO'nun rolünün değiştiğini de teyit edecektir." Irak konferansı biye Bağdat'ta yapılmadı? Dün Brüksel'de yapılan Irak Konferansı, İngiliz gazetelerinin bugün sayfalarında geniş yer verdiği olaylardan. Times yazarı Bronwen Maddox, Irak'ta hemen hemen hiçbir yeniden yapılanma faaliyetinin görülmediğini yazıyor. Maddox, bunun nedenleriniyse şöyle sıralıyor: "Şiddet olayları, aşılması güç bir engel olarak duruyor. Ayrıca İbrahim Caferi hükümetinin yavaş ilerleme sağlaması da bir diğer engel. Irak hükümeti, anayasal sorunlar ve özellikle de Sünni azınlığa ne derece rol verileceği gibi konularda çıkmaza girmiş durumda. Independent da başyazısında "Uluslararası iyi niyet, şiddete son veremez" diyor. Gazetenin Orta Doğu muhabiri Robert Fisk de, Irak'ın hiç bir dönem görülmedik ölçüde güvensiz bir yer olduğunu vurguluyor. Fisk yazısını şöyle noktalıyor: "Eğer tüm bu ileri gelenler ve abartılarak övülen politikacılarla, kendilerince önemli diplomatlar Irak'ın bir başarı hikayesi olduğundan çok eminlerse, niçin Brüksel yerine Bağdat'ta toplanmadılar. Elbette hepimiz, bu sorunun yanıtını biliyoruz." 'Irak Afganistan'dan fazla savaşçı üretiyor' Guardian'ın ilk sayfasındaki haberin başlığıysa, "CIA, Irak'ın öldürücü cihad savaşçıları doğurduğunu söylüyor". Haberde bahsedilen CIA raporunda, kurumun Irak'ın potansiyel olarak Afganistan'dan daha fazla cihad savaşçısı ürettiği vurgulanıyor. Habere bakılırsa CIA bu savaşçıların diğer ülkelerde de istikrarsızlık yaratabileceğine inanıyor. Cihad savaşçılarının, Irak'ta büyük şehirlerde savaşmayı da öğrendiklerine dikkat çekiliyor. Kaçak göçmenleri çalıştıranların işi zor Daily Telegraph'ın bugünkü manşetiyse, İngiltere 'de yeniden hazırlanan Göçmenlik ve Sığınma Yasası'yla ilgili. Detayları dün açığa çıkan yasa tasarısı, kaçak göçmenleri çocuk bakıcılığı ya da başka işlerde çalıştırmayı düşünenler için kötü haber. Tasarıya göre bu kişiler, 2000 sterline kadar para cezasına çarptırılabilecek. Çalıştırdıkları kişilerin kaçak göçmen olduğunu bilmeleri halindeyse, hapis de yatabilecekler. Bulgar Çingene Partisi parlamento yolunda Yine Daily Telegraph'daki bir haberde, Bulgaristan'da çingenelerin haklarını savunan Euroroma Partisi'nin, cumartesi günkü seçim sonrası eşcinsel bir pop yıldızının liderliğinde parlamentoya girmek üzere olduğu belirtiliyor. Partinin başkan yardımcısı da, Bulgarca yayımlanan Playboy dergisinin kapağında poz veren bir porno yıldızı. Euroroma'nın, kendisi de çingene olan lideri Vassil Boyanov'un seslendirdiği bir şarkının şu sözleriyse, çingene seçmene selam niteliğinde: "Belki kusursuz değiliz. Ancak meşruyuz. Sence, yeterince acı çekmedik mi?" |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||