|
17 Haziran 2005 Basın Özeti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz basınında bu sabah, Brüksel'de devam eden Avrupa Birliği zirvesine katılan liderlerin, Avrupa Birliği anayasasının onaylanması sürecinde 'bekleme dönemine' girilmesi konusunda uzlaşmaları, geniş yer tutuyor.
Independent gazetesi ile başlayalım: "Yemek değil cehennem azabı" manşetinin hemen altında büyük bir karikatüre yer veriyor Independent. Cehennemi anımsatan kırmızı ve sarı tonlarının kullanıldığı karikatürde Avrupa Birliği zirvesi şöyle resmedilmiş: "Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Almanya Başbakanı Gerhard Schröder kadeh kaldırmışlar...İngiltere Başbakanı Tony Blair ise öfkeden deliye dönmüş, kulaklarından dumanlar çıkıyor. Ve masadaki herkes kadeh tokuşturuyor." Independent, "Tony Blair, Avrupa tarihinin belki de en güç diplomatik yemeklerinden birine katıldı" diyor ve ekliyor: Blair, İngiltere'nin Avrupa Birliği'ne katkılarından alacağı payı tartışmaya kararlıydı ama bu planları diğer 24 üyenin de tepkisini çekiyordu. Geçiyoruz Daily Telegraph'a... Zirveye iki sayfa ayıran gazetedeki başlıklardan biri "Anayasa toprağa gömülürken üyeler sıradaki tartışma konusu, yani paraya yöneldi" Daily Telegraph, ayrıca "Anayasa öldü mü yoksa derin dondurucuda mı?" sorusunu yönelterek şöyle devam ediyor: "Bu, Brüksel'in gizemli dünyası dışında yaşayanlar için son derece mantıklı bir soru. Resmi olarak, kimse öldüğünü yüksek sesle söylemek istemiyor. Diğerleri ise, bir cesedi dondurmanın ve öldüğünü kabul etmemenin, krizi önlemenin basit bir yolu olduğu kanısında." Times gazetesinin başyazısında ise zirve tartışmalarının ötesinde Almanya konusuna yer verilmiş, "Merkel faktörü" başlığı altında, gazete şu görüşü savunmuş: Zirveyi bir kenara bırakın ve Almanya'da Eylül ayında kimin galip geleceğine bakın.. Başyazıda, Alman Hırıstiyan Demokratların lideri ve şimdiden Eylül ayındaki başbakanlık seçimlerinin favorisi olarak görülen Angela Merkel'in, İngiltere'nin savunduğu görüşe desteği öne çıkarılmış. "İki ülke, özellikle Türkiye'nin üyeliği konusunda, farklı düşüncelere sahip. Örneğin, Merkel, Türkiye ile üyelik söz konusu olduğunda, imtiyazlı ortaklıktan ötesine geçilmemeli, diyor. Ne olursa olsun, Avrupa'da daha geniş ve kapsamlı bir kara alma mekanizması olması gerektiğini anlıyor. Bu nedenle zirvenin sonucu ne olursa olsun, destek yolda..." Avrupa basını, Brüksel'deki zirvenin ikinci gününde de Avrupa anayasası tartışmalarında çıkan güçlükler ve bütçe anlaşmazlığı üzerine yorumlara ağırlık veriyor. İspanya'da yayımlanan El Pais gazetesiyle başlayalım. "Ciddi Kriz" başlığını kullanan El Pais, Avrupa'nın "başına bela olan belirsizlik süreci ve ciddi boyutlardaki krizi aşacak durumda değil yorumu yapıyor ve ekliyor: Üye ülkelerin Avrupa Birliği anayasasını onaylama sürecini neden devam ettirmeleri gerektiği sorusuna verilen yanıtlar çok çeşitli ve sıklıkla birbiriyle çelişiyor. Slovakya'da yayımlanan Pravda gazetesi ise Avrupa Birliği'nin genişleme sürecinin devam ettiği şu dönemde, yeni anayasayı sunarak fazla mı ileri gittiğini sorguluyor. "Avrupa Birliği liderleri, anayasa konusundaki krizden sadece kendilerini sorumlu tutmalılar. Niahyetinde, deneyimli bir araştırmacı, bir aygıtla aynı anda iki deney birden yapmaya kalkışmamalıdır." Avrupa Birliği bütçe tartışması konusunda ise Fransa'da yayımlanan Liberation, İngiltere Başbakanı Blair'i bütçe çağrılarında istihdam yaratmayı sağlayacağı gerekçesiyle haklı bulmuş. Gazete, Fransız ve Hollandalı seçmenlerin, Avrupa Birliği anayasasını reddederken işsizlik meselesine vurgu yaptıklarına dikkat çekiyor. "Bu tarihin bir ironisidir, zira Tony Blair, yani sosyalist siyasetçiler içinde en fazla serbest pazardan yana olanı, bunu ilk anlayan oldu" Fransız Le Monde gazetesi ise bütçe tartışmasının sona ermesinin Blair'e bağlı olduğunu görüşünü savunuyor, şöyle devam ediyor gazete: "Blair, ülkesinin Avrupa'da alacağı geri ödemeleri korumaya çalışıyor ama bu durum genişleme sürecine mali destek vermemesine neden olabilir. Avusturya'da yayımlanan Der Standard ise ülkedeki çiftçilere zarar verecek bile olsa, Avrupa Birliği'nin tarım bütçesinde kesintiye gitmenin gerekliliğini savunuyor. Bugün gazetelerde öne çıkan bir diğer konu ise İran seçimleri. Hemen tüm İngiliz gazetelerinde ya geniş İran analizleri ya da seçimlerde kimin önde gidebileceğine dair yorumlar bulunuyor. Guardian gazetesi yazarlarından Jonathan Steele, "İran'daki din adamları bu seçimlerden neden korkuyor?" diye soruyor: "Bugünkü seçimlerdeki adayların seçenekleri Arap dünyasındaki herhangi bir ülkeden çok daha fazla" diyen Steele, Washington'da demokrasi gözlemcileri, İran'a değil, Suudi Arabistan ya da Tunus'a baksınlar diyor. Dış dünya için asıl mesele İran'ın nükleer faaliyetlerive Avrupa ile normal bir ilişki düzeyine geçebilmek için gösterdiği azim. İranlılar için ise asıl mesele çok daha derin. Acaba sistem, giderek daha eğitimli bir hale gelen nüfusun taleplerini karşılarken bir denge tutturabilecek mi? Ya da sisyasi ve sosyal reformların yanında istihdam sağlanabilecek mi? Din adamları yönetimi yeterince devam etti. Financial Times gazetesi ise İran seçimlerine saatler kala, hala kimin kazanabileceği konusunda belirsizlik yaşandığını aktarıyor okuyucularına. Daily Telegraph ise İran seçimlerinde gençlerin boykotunu önleme çabasını öner çıkarmış. Şöyle devam ediyor haber: Genç İranlılara, dini yönetime ilişkin hayal kırıklıklarını bir kenara bırakıp bugünkü seçimde oy kullanmaları çağrısı yapılıyor, bunun Batı ile olan nükleer anlaşmazlığa da çözüm getirebileceği anlatılıyor. Öğrenci birliklerinden biri ise, bugünkü seçime dini grupların hile karıştıracağını savunarak seçmenleri oy kullanmamaya çağırdı. Guardian gazetesinin başlığı "Gençler sadece ölmüş bilimadamlarından haberdar" Yeni yapılan bir araştırmaya göre, gençler modern bilime o kadar uzaklar ki, bir tek yaşayan bilim adamının ismini bile bilemiyorlar. Araştırma, 13 16 yaş grubundaki gençler üzerinde yapılmış. Buna göre, Isaac Newton ve Albert Einstein liste başında. Gençlerin yüzde 51'i de bilim derslerini sıkıcı ve karışık buluyor. |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||