|
10 Haziran 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basını bugün de ağırlıklı olarak, Avrupa Birliği'nin geleceğini tartışıyor. Tartışmanın odağında ise, Fransa ve İngiltere'yi, yakın zamanda ikinci kez karşı karşıya getiren bir gelişme var.
Avrupa Anayasası'na onay sürecinin devam edip etmeyeceği konusundaki fikir ayrılığından sonra, şimdiki sorun; Avrupa Birliği'nin bütçesi. Daha doğrusu, birliğin Londra'ya 1984'ten bu yana yaptığı geri ödemenin akıbeti. Bu konuda dün İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac arasındaki söz düellosuna yer veren Guardian, şöyle devam ediyor; "İngiliz dostlarımızın, Avrupa dayanışması için bir jest yapmak zorunda olduklarını anlamalarının zamanı geldi.' Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, İngiltere'ye Avrupa Birliği bütçesinden yapılan, yıllık ortalama 3 milyar sterlin tutarındaki geri ödemenin dondurulması teklifini bu sözlerle savundu. "Blair sakince yanıt verdi; 'İngiltere bu jesti zaten yapıyor. Zira son 10 yılda Avrupa Birliği'ne yaptığımız katkı, Fransa'nın yaptığının iki buçuk katı. Geri ödemeyi kaldırırsanız, bu fark 15 kata çıkar. İşte size yaptığımız jest budur." İngiltere geri ödeme hakkını 1984'te kazandı. Ekonomisi bugüne kıyasla zayıftı, ancak Avrupa Birliği bütçesine diğer ülkelere göre daha fazla katkıda bulunuyordu. Ayrıca bu ülkeler katkılarını tarım teşviki olarak geri alırken, tarımı daha verimli olan İngiltere az teşvik alıyordu. Peki değişen ne oldu? Financial Times bu soruya, İspanya'nın Avrupa Birliği'nden sorumlu bakanı Alberto Navarro'nun ağzından yanıt vermiş. "Çünkü İngiltere şu anda, Avrupa Birliği'nin en güçlü üçüncü ekonomisi. Ayrıca Ortak Tarım Politikası çerçevesinde eskisine kıyasla daha fazla teşvik alıyor. Eğer İngiltere anlaşmaya yanaşmazsa, İngiltere'ye geri ödenen meblayı, fakir üyeler sırtlanmak zorunda kalacak ki, bu da hiç adil değil." diyor Navarro. Gazete, İspanya'nın böyle düşünen tek ülke olmadığını, gelecek hafta Brüksel'de yapılacak zirvede, İngiltere'nin muhtemelen yalnız kalacağını da hatırlatıyor. Hatırlattığı bir şey daha var. O da, İngiltere'nin köşeye sıkışırsa veto hakkını kullanabileceği. Gazeteye göre bunun anlamı, hem birliğin 2007-2013 bütçesinin, hem de Brüksel zirvesinin tıkanması. Geri ödeme tartışması, Fransız basınında da geniş yer bulmuş. "Blair Avrupa'yı avucunun içine aldı" başlığını kullanan Le Figaro, İngiltere Başbakanı'nın bu konuda geri adım atmamasını, İngiltere'nin Avrupa Birliği üzerindeki nüfuzunun artmasına bağlıyor. Liberation da aynı görüşte. Fransa ve Hollanda referandumlarında reddedilen Avrupa Anayasası için bir B planı bulunmadığı yorumlarını hatırlatan gazete, "Ama B(lair) planı var" diyor. "İngiltere Avrupa Birliği dönem başkanlığını Temmuz'da devralıyor. Bu altı aylık süreçte nasıl bir yönetim sergileyeceklerinin ipuçlarını vermekte son derece isteksizler. "Ancak bu durum, 16 Haziran'daki Avrupa Birliği zirvesinde değişebilir. Blair'in yıldızı Avrupa sahnesinde gittikçe yükselirken, Gerhard Schroeder ve Jacques Chirac giderek zayıflıyor." Le Monde, Başbakan Dominique de Villepin'in salı günü açıkladığı hükümet programını mercek altına almış. Villepin'in ideolojik değil, pragmatik bir yaklaşım sergilediğini, yeni hükümetin önceliğinin işsizlikle mücadele olacağını söyleyen gazete, yeni Başbakanı bekleyen tehlikeleri ise şöyle sıralıyor; "Orataya koyduğu hedefleri gerçekleştirmesi için gerekli bazı düzenlemelerin yokluğu Villepin'in elini zayıflatıyor. Örneğin büyüme. Büyüme olmazsa, işsizliğe çözüm hayal. Başka bir sıkıntısı da halk desteği olacak Villepin'in. "Muhalefetetteki sosyalistlerin zayıflamış, sendikaların bölünmüş olması avantajına. Ancak kamuoyu yoklamaları, Başbakan'ın zayıf bir halk desteği ile yola çıktığını ortaya koyuyor." Alman basınında Başbakan Gerhard Schroeder'in dün açıkladığı, erken seçimi tetikleyecek bir güvenoylamasına gitme kararlılığı geniş yer bulmuş. Frankfurter Allgemeine Zeitung, Sosyal Demokratlar'ın artık tarih olduğunu yazıyor ve ekliyor; "Parti içinde bir süredir Gerhard Schroeder sonrası tartışılıyor. Zira onlar da gayet iyi farkındalar ki, son birkaç ayda başgösteren krizi çözmek çok uzun zaman alacak." İngiltere basınından Times'ın sayfalarında bir Türkiye analizi dikkat çekiyor. Gazetenin köşe yazarlarından Gerard Baker; "Batının, Türkiye'nin dostane Müslüman demokrasine en çok ihtiyaç duyduğu sırada, Ankara başka yöne kayıyor" diye başlıyor söze ve şöyle devam ediyor; "Tony Blair Washington'ı terk ettikten birkaç saat sonra, Başkan Bush Türkiye Başbakanı Erdoğan'ı ağırladı bu kez. Ancak Blair'deki yıldız ışığı Erdoğan'da yoktu. Türkiye Başbakanı, odaya girdiğinde mekanın boşalmasına neden olan tiplerden. "Ülkesinin geçmişi, omuzlarında büyük bir yük oluşturuyor. Ancak liderlik kusurları, ülkesinin önemini gölgelememeli. Irak, İran. Suriye ve Suudi Arabistan'ı, hiç olmazsa Türkiye'nin yarısı kadar demokratik olmaya ikna edebilseydik, şimdi Orta Doğu despotluklarının nefret dolu ideolojilerini süpürüyor olurduk. "Ancak korkunç gerçek şu ki, Türkiye'yi kaybediyoruz. Fransa'daki Türkiye karşıtları ve Amerika'daki Türkiye sıkıntısı giderek tehlikeli sınırlara ulaşıyor. Ve tüm bunlar tam da, iç gelişmelerin de Türkiye'yi batıdan uzaklaştırdığı bir sırada yaşanıyor. "Brüksel ve Washington'da sevilmediği hissi, içeride batı ile ittifak yerine İslam dünyası ile dayanışmayı öngörenlerin baskısı ile birleşince, siyasi liderlik yüzünü başka yöne çeviriyor. "Türkiye henüz kaybedilmiş sayılmaz. Ancak ülkenin jeopolitik pergelinin iğnesi, son yıllarda ciddi biçimde yerinden oynamış durumda. Amerika ve Avrupa soğuk savaş doğru tarafta tutmaya çalıştıkları Türkiye'nin bu durumundan endişe etmeli." Bebekyüzlüye oy yok Daily Telegraph, Amerikan Science dergisinin yayınladığı bir araştırmaya yer veriyor. Buna göre, bebekyüzlü politikacılar seçmenden puan alamıyor. Genelde tercih edilen, sert bakışlı, kararlı görünüşlü, olgun tipler. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||