|
07 Haziran 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basınının manşetlerinde bugün de, Avrupa Birliği'nin geleceğine ilişkin tartışmalar var.
Fransa ve Hollanda referandumlarından çıkan hayır sonucu ertesinde, İngiltere'nin gelecek yıl yapmayı planladığı Avrupa Anayasası referandumunu askıya aldığını açıklaması, tüm gazetelerde geniş yer bulmuş. Financial Times, Dışişleri Bakanı Jack Straw tarafından yapılan açıklamada, bazı satırların altını özellikle çiziyor. Örneğin Fransa ve Hollanda hayır dedikten sonra referandumda ısrar etmenin anlamsız olduğunu söyleyen Straw hemen ekliyor; "Ancak şartların değişmesi durumunda, Anayasa'yı İngiltere'de halkoyuna sunma hakkımızı tamamıyla saklı tutuyoruz." Jack Straw'un Anayasa'nın öldüğünü ima etmekten de kaçındığına dikkat çekiyor Financial Times. Straw'un kullandığı bu dikkatli ifadeler, Guardian'ın manşetine; "Straw Avrupa Birliği'nde krizi engelledi" sözleriyle yansıyor. Gazeteye göre Straw bu üslubuyla, hükümetini referandum krizinden ustaca bir manevrayla çıkarırken, Kıta Avrupasındaki dostlarını da incitmemeyi başardı. "Straw'un hafta sonu yürüttüğü telefon diplomasisi işe yaramış görünüyor. İngiltere'nin referandumu askıya alkmakla tepki çekeceği beklentisi de, Anayasa'nın onay sürecinin devamında ısrarlı olan Paris ve Berlin'den gelen ölçülü açıklamalara bakılırsa gerçekleşmedi." İngiltere Dışişleri Bakanı'nın açıklamalarında, tüm gazetelerin altını çizdiği bir nokta daha var. Straw'un, Avrupa Anayasası başarısızılığa uğrasa dahi, içerdiği ve hayata geçirilmesi için yasalaşması gerekmeyen bazı reformların kurtarılabileceği yönündeki ifadeleri. Financial Times bu mesajın da, Fransa ve Almanya'yı bir nebze rahatlatma amacı taşıdığını düşünüyor ve bunu başarılı bir manevra olarak niteliyor. Daily Telegraph ise; "Anayasa'nın içeri arka kapıdan alınması tehdidi" şeklindeki manşetiyle herkesin aynı fikirde olmadığını duyuruyor. "Jack Straw, Anayasa'nın kilit önemdeki bazı bölümlerinin, İngiltere'de referanduma sunulmadan hayata geçirebileceğini ima etti. İngiltere'deki 'Anayasa'ya Hayır' kampanyası ise yaptığı açıklamada bunu, 'Anayasa'yı içeriye arka kapıdan alma" girişimi olarak niteledi. "İngiltere'nin 1 Temmuz'da devralacağı Avrupa Birliği dönem başkanlığı sırasında, krizin çözümü için, Anayasa'nın parça parça hayata geçirilmesini tercih edeceği yönündeki şüpheler giderek artıyor. Üstelik bunu, seçmenin fikrini sormadan yapacaklar." Peki tüm bu olan biteni İngiltere Başbakanı Tony Blair nasıl yorumluyor? Yanıtı Financial Times'ın Blair ile yaptığı mülakatta. "Blair Avrupa Birliği'ndeki kırılmayı onarmaya çalışıyor" manşetiyle çıkan gazete, Başbakan'ın açıklamalarını şöyle yorumluyor. "Tony Blair'e yakın isimlere göre, Başbakan'ın en önemli özelliklerinden biri şu. Ortadaki bir soruna diğer tüm liderler bir kriz olarak yaklaşırken, o bunu bir fırsat penceresi olarak algılıyor. "Fransa ve Hollanda'nın Anayasa'yı reddi herkes tarafından yolun sonu olarak değerlendirilirken, Blair bu durumu yeni bir başlangıç vesilesi sayıyor. Başbakan'a göre, referandumlardan çıkan sonuç, Avrupa Birliği'nin ekonomik ve sosyal modelini geniş biçimde tartışmaya açma şansı veriyor. 'Avrupa'nın sosyal politikalarından vazgeçmesi gerekiyor demiyorum. Tam tersine güçlü bir sosyal model olmalıyız. Ancak bu, günün şartlarına aykırı olmamalı' diyor Blair. "Bunu söylerken seçtiği yumuşak ifadeler ile de, İngiltere'nin Avrupa'ya Anglo Saxon liberal ekonomi anlayışını dayatmaya çalıştığı suçlamalarını hafifletmeye çalışıyor." Başbakan Blair'in görüşlerine yanıt ise Guardian'ın başyazısında bugün. "Ekonomi konusunda fikrimizi kendimize saklayalım. Zira İngiltere ekonomisi sanıldığı kadar parlak durumda değil" diyor Guardian. İngiltere'nin referandumu askıya alma kararının diğer kıta Avrupa ülkelerindeki yankılarına gelince. Almanya'da Die Welt; "Gerçekçi olarak bilinen İngilizler kendilerine yakışanı yaptı" diyerek destek veriyor Londra'nın kararına. İngiltere'nin yazılı bir anayasası olmadığını hatırlatan gazete, Avrupa'nın da bir anayasası olmadan varolabileceğini savunuyor. Der Tagespiegel'e göre ise İngiltere'nin kararı, Paris ve Berlin'in Avrupa içindeki etkisini yitirdiğine işaret ediyor. İki ülke liderlerinin, Anayasa'nın onay sürecinin devam etmesi konusundaki ısrarlarını hatırlatan gazete, kimsenin bu çağrıya kulak vermemesini şu sözlerle açıklıyor. "Paris Berlin lokomotifi, Avrupa trenine net bir rota çizemiyor. Sorun direksiyon, ya da motorda değil. Sorun, lokomotifin neredeyse tek işlevinin fren mekanizması olmasında." Avusturya basınından Der Standard ise İngiltere'nin kararını eleştiriyor. Gazeteye göre karar cesaret ve vizyondan yoksun. Atılan adımı, İngiltere'nin Anayasa'yı öldürmekle suçlanmasını ve Tony Blair'in olası bir referandum yenilgisini önleme çabası olarak niteliyor Der Standard. İspanyol basınından El Pais de, Blair hükümetini eleştirenler arasında. Gazeteye göre İngiltere, referandumu askıya aldığını açıklamadan önce, hiç olmazsa, 10 gün sonraki Avrupa Birliği zirvesini beklemeliydi. İngiltere'nin, Avrupa Anayasası'nın kurtarılmaya çalışılacağı zirve öncesinde Rus basını da bu konuda geniş yorumlar yayınlamış bugün. Fransa ve Hollanda'nın Avrupa Anayasası'nı reddetmesinin İngiltere için bir lütuf olduğunu savunan Gazeta, "Blair; Jedi'nin dönüşü" başlığını atmış. Başlığı şu satırlar takip ediyor. "Fransa ve Hollanda halklarının kararı, Blair ve hükümeti için bulunmaz bir fırsattı. Üçüncü kez iktidara gelse de, önceki döneme göre 100 sandalye kaybetmişti İşçi Partisi. Üstelik Blair ülke içinde bir süredir, dış politikadan artan işsizliğe, birçok konuda yoğun eleştiriler ile karşı karşıyaydı. "Şimdi Avrupa Anayasası'nın çöküşü, Blair'e yepyeni bir rol çiziyor. Avrupa'daki sorunun çözümü için arabulucu rolü bu. Bundan sadece bir ay öncesine kadar Avrupa siyasetinin topal ördeği olarak görülen Blair, şimdi kanatlarını açmış, Avrupa semalarında bir kartal edasıyla süzülüyor." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||