BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 26 Haziran, 2005 - TSİ 19:43
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
26 Haziran 2005 Basın Özeti
İngiliz Pazar gazetelerinden İran ve Avrupa Birliği değerlendirmeleri, Angela Merkel'in Doğu Almanya'daki geçmişi ve Emre Belözoğlu'nun Newcastle United'a transferi.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Sunday Times gazetesinde, İran'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin genel değerlendirmelerinin yanısıra, Tahran'daki orta sınıf İranlıların seçim sonuçlarına ilişkin tepkilerine yer veren bir yazı yer alıyor.

Marie Colvin'in imzasını taşıyan haber, "Tahran'ın dans eden sınıfları çaresizlik ve korku içinde" başlığını taşıyor.

Marie Colvin Tahran'da tanıştığı genç bir İranlı'nın başından geçenleri anlatarak başlıyor yazısına. Kısaca özetleyelim:

"Geçen hafta birlikte yemek yediğim genç İranlı arkadaşım, yemeğin sonunda açıkça ağlıyordu. Çok zor bir tercihle karşı karşıyaydı. Ülkesini seviyordu ve varolan sistem içinde çalışmak istiyordu. Fakat kısa bir süre önce, internet sitesinde rejimi ılımlı şekilde eleştiren bir yazısı nedeniyle, iki ayını hapishanede geçirmiş, bu süre içinde her gün dört saat dayak yemiş. sonra da hiçbir suçlama getirilmeden serbest bırakılmıştı."

"Mahmud Ahmedinecad'ın cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, ertesi gün gelip yine kendisini alacaklarını düşünüyordu. İlk başta kendisinin paranoit olduğunu düşündüm. Fakat 28 yaşındaki arkadaşım kimin cumhurbaşkanı seçileceği konusunda benden daha ileri görüşlüydü. Ertesi gün Türkiye'ye hareket eden bir otobüsle Tahran'dan ayrıldı. Türkiye'ye girip giremeyeceğini bile bilmiyordu."

Sundey Times muhabiri Marie Colvin daha sonra, seçim sonuçlarının belli olması ardından Tahran'daki atmosfere dönüyor ve İran'ın daha varlıklı ve liberal görüşlü gençleri arasındaki korku ve panik havasının küçümsenmeyecek ölçüde olduğunu anlatıyor. Özetlemeye devam edelim:

"Bir genç kadın, sabah uyanıp seçim sonucunu öğrendikten sonra düşüp bayıldığını anlattı. Gençler, şimdiye kadar varolan kısıtlamaların sınırını, kendilerini rahatsız etmeyen bir noktaya kadar geriletmişlerdi. Hafta sonu partilerinde, ya da otomobil parklarında düzenlenen gecelerde alkol kullanıyorlar, ekstasi alıyorlar ve dans ediyorlardı."

"İran'da, evlilik dışında ilişkinin yasak olmasına rağmen, birden fazla ilişkiye girebiliyorlardı. Genç kızlar, devrimin ilk günlerinde yüzlerine asit atılmasına neden olabilecek şekilde makyaj yapabiliyordu. Türbanlarını da, Paris'te olsa yeni moda sayılabilecek kadar, başlarının gerisinde bağlıyorlardı. Cuma akşamı Tahran'ın kuzeyindeki bir partide, yüzme havuzunun kenarında konuştuğum mini etekli bir genç kadın, artık ülkeyi terk etmek zorunda kalacağını söyledi. Reformcu bir araştırmacı da 'istediğimiz yere ulaşacağız. Bu kaçınılmaz. Rafsancani yönetimi altında bu, yavaş yavaş ve barışçı bir şekilde olacaktı. Şimdi ise kan dökülecek'"

Sundey Times muhabiri haberini, arkadaşının Türkiye'ye girmeyi başardığını bildirerek noktalıyor...

Avrupa Birliği'nde kriz ve İngiltere

Sunday Telegraph gazetesinde Avrupa Birliği içinde yaşanan krizi ve Birliğin dönem başkanlığını önümüzdeki altı ay boyunca devralacak olan İngiltere'nin bu kriz içindeki rolünü değerlendiren bir makaleye geçelim.

Matthew d'Ancona imzalı değerlendirme, İngiltere Maliye Bakanı Gordon Brown'ın şu sırada Komünist Çin'in kurucusu Mao Zedong ile ilgili bir kitap okuduğunu hatırlatarak başlıyor. Matthew d'Ancona şöyle devam ediyor:

"Avrupa Birliği'nin sinir krizi geçirdiği bir sırada, acaba Mao'nun 1917-1918 yıllarında kurumsal krize ilişkin sözleri Gordon Brown'ın dikkatini çekmiş olabilir mi? Mao, 'bir kargaşalar denizinde yelken açmayı severiz' diyor, ve şöyle devam ediyor: 'Benim gibi insanlar evrenin imha olmasını düşler. Çünkü eski evren imha olursa, onun yerine yeni bir evren kurulacaktır. Bu daha iyi değil mi?'"

Sunday Telegraph yazarına göre, isyan eden halkları ve sürekli tartışan, yeteneksiz görevlileriyle Avrupa Birliği gemisi de benzer bir kargaşalar denizi içinde. Ve bütün gerçekçi Avrupa yanlıları, 'acaba herşeye yeniden mi başlamalı' diye düşünüyor. Makalenin bir bölümünü kısaca özetleyelim:

"Fransa'daki anayasa referandumundan dört hafta sonra artık 'hepimiz Avrupa'dan kuşku duyuyoruz' demek çok cazip geliyor. Fakat Avrupa'da çok daha derin bir kriz yaşanıyor. Artık Avrupa Birliği'nin ne anlama geldiği açık değil. Dolayısıyla neden kuşku duyulması gerektiği de belli değil. Avrupa Anayasası'nın çökmesinden önce, bütünleşmeciler Avrupa projesini önüne geçilemez bir süreç olarak tanımlayabiliyorlardı."

"Geride kalan ülkelerin de tecrit olduğunu söylüyorlardı. Bu rol geleneksel olarak İngiltere'ye aitti. Fakat Jacques Chirac'ın, Avrupalıları aksine ikna etmek için gösterdiği bütün çabalara rağmen, bu kez suç İngilizler'de değil. Avrupa Anayasası Hollandalılar ve Fransızlar tarafından reddedildi. İngiltere Başbakanı Tony Blair, herşeyin düzeltilebileceğini söylerken haklı. Fakat onunla birlikte bu çabaya girecek kimse var mı?"

"Jacques Chirac ve Gerhard Schröder'in Avrupa sahnesinden çekilmesiyle, Avrupa Birliği'nde reform olasılıklarının artacağı varsayılıyor. Fakat, Fransa'da cumhurbaşkanlığının güçlü adayı olan ve Tony Blair'in Avrupa için hedeflerine yakın olduğu söylenen Nicolas Sarkozy, Ortak Tarım Politikası konusunda Blair'den çok Chirac'a yakın olduğunu söyledi."

"Almanya'da Schröder'in yerine başbakan seçilmesi beklenen Hristiyan Demokratların lideri Angela Merkel'in de Blair'e yakın olduğu söyleniyor. Fakat, Hristiyan Demokratlar Almanya'nın çiftçileri tarafından desteklenen ve finanse edilen bir parti. Bu durumda Tony Blair'in bir sonraki Avrupa liderlerinden tarım politikalarında reform beklemesi fazla gerçekçi değil. Tony Blair başbakan olduğunda, İngiltere'yi Avrupa'nın kalbine yerleştireceğini söylemişti. Aradan geçen sekiz yıldan sonra bu kalbin artık paramparça olduğu görülüyor."

Angela Merkel'in Doğu Almanya geçmişi

Bu kez Observer gazetesinde, Almanya'da iktidara gelmesi beklenen Hristiyan Demokratların lideri Angela Merkel'le ilgili bir yazıya kısaca göz atalım.

"Demir leydi'nin Doğu Alman geçmişi açığa çıkarıldı" başlığını taşıyan haberde, Hristiyan Demokratların üst düzey bir eski üyesi tarafından kaleme alınan yeni bir biyografide, Angela Merkel'in, Doğu Almanya'da geçen gençlik yıllarına ve babasının komünist rejimle ilişkilerine ışık tutulduğu anlatılıyor.

Gazeteye göre, kitaptaki bazı açıklamalar, bu geçmiş hakkında Merkel'i sıkıntıya düşürecek bazı soruların gündeme gelmesine neden olabilir. Kısaca aktaralım:

"Gerd Langguth tarafından yazılan biyografide, Angela Merkel'in Protestan bir rahip olan babası Horst Kasner'in, Doğu Almanya'daki komünist rejimle işbirliği yaptığı ileri sürülüyor. 1954 yılında, Soğuk Savaş'ın zirvede olduğu bir sırada, Almanlar Batı'ya giderken, Kasner Batı Almanya'dan Doğu'ya gidiyor ve burada genç rahipleri eğitmek için bir din okulu açıyor. Komünist rejimle olan iyi ilişkisi nedeniyle de ödüllendiriliyor. Doğu Almanların büyük çoğunluğu bir tanesi için yıllarca beklerken, Merkel'in babasına iki otomobil hediye ediliyor. Ayrıca Batı'ya serbestçe seyahat edebiliyor. Biyografide, Merkel'in babasının Doğu Alman gizli servisi Stasi için çalıştığı iddia edilmese de, rejim yanlısı tutumu nedeniyle Angela Merkel'in de seçkinlerin gittiği bir okulda eğitim gördüğü ve din adamlarının çocuklarının dışlanmasına rağmen, üniversiteye gittiği belirtiliyor. Fakat Gerd Langguth, Merkel'in hiçbir zaman komünist olmadığını da yazıyor.."

Observer, biyografinin yazarı Langguth'un, Almanya'nın ilk Doğu Alman kökenli başbakanı olması beklenen Angela Merkel'in İngiltere başbakanı Tony Blair ile işbirliği yapacağı, iki lider arasında sıcak bir ilişki olduğu şeklindeki sözlerini de aktarmış.

Emre Belözoğlu Newcastle United'a transfer oluyor mu?

Son olarak yine Observer gazetesinin, bu kez spor ekindeki bir habere değinelim.

İngiliz gazetelerinin spor eklerinin sayfalarını şu sırada Wimbledon tenis turnuvası, rugby, cricket gibi yaz sporları işgal ediyor ve futbol ikinci plana itilmiş durumda. Futbol haberleri de transfer sezonuna ilişkin dedikodulardan oluşmakta.

Observer, Türk milli takımının yıldızı Emre Belözoğlu'nun İtalya'nın İnter takımından İngiltere'nin Newcastle United takımına beklenen transferinin beklemeye alındığını yazıyor.

Bunun nedeni de, Emre'nin menajerine göre, diğer İngiliz premiyer lig takımlarının da Türk futbolcuya ilgi göstermesi.

Observer'a göre, Emre'nin menajeri Ahmet Bulut, "Newcastle ile anlaşma imzalanmadı" diyor.

Observer, Newcastle ile İnter arasında Emre'nin 4 milyon Sterlin olduğu tahmin edilen transfer ücreti üzerinde anlaşma sağlansa bile, futbolcunun aylık maaşı üzerinde uzlaşma sağlanmasının bir sorun yaratabileceğinii yazmış.

Gazete, Emre Belözoğlu'nun Türk gazetelerinde çıkan açıklamalarını da hatırlatıyor.

Buna göre, Newcastle United ile anlaşma sağlandığını söyleyen Emre, Newcastle'ın İngiltere'nin en büyük kulüplerinden biri olduğunu, bunun için bu takımı tercih ettiğini söylüyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik