BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 28 Mart, 2005 - TSİ 05:18
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
28 Mart 2005 Basın Özeti
İngiltere gazetelerinin pek çoğunda Papa 2. Jean Paul'ün hafta sonunda Paskalya ayinine katılanları selamlamasına yer verilmiş.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Times, "Papa'nın Paskalya konuşması ızdırap verdi" başlığını kullanırken, Hristiyanlığın ruhani liderinin konuşmakta nasıl zorlandığını alt alta üç fotoğraf karesiyle ana sayfasına taşımış.

Guardian da, yine ana sayfada Papa'nın resminin altında şu sözlere yer vermiş:

"Papa'nın konuşmaya çalışırken zorlanması, kendisini izleyenleri gözyaşlarına boğdu"

"Bir zamanların en büyük iletişimcilerinden biri olarak görülen Papa 2. Jean Paul, geçen aydan bu yana nefesborusuna takılı bir tüp sayesinde soluk alıyor. "

"Kimse onun böyle bir konuşma yapmasını beklemiyordu. Bu görev, yardımcısı Kardinal Angelo Sodano'ya verilmişti zaten."

"Ancak Papa, törenin sona ermesinden hemen önce tekerlekli sandalyeyle Saint Peter's meydanına bakan penceresi önüne getirildi. Sıkıntı çeker bir hali vardı, ağzını açıp kaparken, acıyla yüzünü ekşitiyordu."

Independent gazetesi de Vatikan kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Papa'nın Paskalya'dan sonra daha ne kadar yaşayabileceği konusunda şüpheler olduğuna yer vermiş.

Independent, yine söz konusu kaynaklara göre, İtalyan gazetelerinde yer alan "Papa'nın yetkilerinin dört Kardinal arasında paylaşıldığı " haberinin doğru olmadığını aktarıyor okuyucularına.

Kırgızistan, İngiliz gazetelerinde haftanın ilk gününde ağırlığını korumaya devam ediyor. Times gazetesine göre:

"Kırgız liderler meclis kavgası verirken; iç savaş ihtimali de büyüyor"

Kırgızistan'da seçimlere hile karıştırıldığı iddiasındaki muhalefetin iktidarı devirmesi sonrası, eski ve yeni meclis arasındaki meşruiyet tartışmasına dikkat çeken Times, şöyle devam ediyor:

"Şu anki güvenlik şefi Feliks Kulov'a destek veren Kuzey ile Başbakanlığa geçen Kurmanbek Bakıyev'in destek bulduğu Güney arasında çatışma çıkabilir. "

"Eski meclis üyelerinden Ermek Kilçiyev'e göre,"Bakiyev'in zaten bir gücü yok. Kulov ise nerdeyse Cumhurbaşkanı olacak. Güneyde yaşayanlar bundan memnun olmayabilir, o zaman da bir iç savaş çıkabilir"

Çatışmaların barış yoluyla çözümü üzerine çalışan uluslararası bir merkezden Shazka Beyerle ise Independent'a verdiği yazıda şu görüşünü belirtmiş:

"Önümüzdeki bir kaç gün, halkın desteklediği; genelde şiddet içermeyen bir ayaklanmanın, demokratik değişim mi yoksa yeni bir otoriter rejim mi getireceğini belirleyecek. Kırgızistan'da yaşananlar, bölge ülkelerindeki diktatörlerin davranışlarının yanı sıra demokrasi girişimleri üzerinde de etki yaratacak"

Daily Telegraph da, "Kırgız liderler kavga ederken, ülke, kaosa sürükleniyor" başlığını kullanıyor ve Independent'a benzer bir görüş belirtiyor:

"Kırgızistan'daki istikrarsızlık, komşu Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistan'daki otoriter liderlerin endişesini artırabilir"

İngiltere gazetelerinde öne çıkan diğer bir ülke de Perşembe günü yapılacak seçimler nedeniyle Zimbabve. Hem Financial Times, hem de Guardian, muhalefetin seçimlerin çoktan kaybedildiğine inandığını belirtiyor.

Gazetelerin pek çoğunda ana sayfadan Morgan Tsvangirai'nin lideri olduğu, muhalefetteki Demokratik Değişim Hareketi'nin taraftarlarının fotoğraflarına yer verilmiş. Muhalefetin sembolü havaya kaldırılmış ve avuç içini gösteren eller.

Zimbabve'deki durumu, Financial Times'ın baş yazısından aktaralım.

Gazete, "Kimse Zimbabve'de yapılacak seçimlerin 'adil ya da temiz' olacağı iddialarına kanmasın" altbaşlığıyla verdiği baş yazıda şöyle devam ediyor:

"Seçimleri Robert Mugabe'nin partisi Zanu- PF'nin kazanması bekleniyor. Afrika'nın Batı ile ilişkileri açısından bu sene son derece kritik. "

"Seçimler, Zimbabve'nin komşularıyla ülkenin gelişmesinin bağlı olduğu kalkınmış ülkelerde farklı biçimde değerlendirilecektir. En azından, Zimbabve'yi, "Küba ve Kuzey Kore ile despotizmin kaleleri arasında sayan" Amerika gibi İngilizce konuşulan zengin ülkelerde... Zimbabve, Afrika'nın kötü yönetimlere karşı durma konusundaki isteğinin denendiği yer olacak."

Financial Times'da bir diğer göz çarpan haber ise Fransa'nın ön cephesi, Avrupa Birliği'ne Evet demeye hazırlanıyor" başlığını taşıyor.

Kastedilen yer, pek çok kez el değiştiren ve Avrupa kurumlarına ev sahipliği yapan Strasbourg'u da kapsayan Alsace bölgesi. Haber şöyle devam ediyor:

"Alsace, Fransa ile Almanya arasında 1870'den sonra 75 yıl boyunca dört kez gidip geldi. Ancak bu deneyim Alsace halkını, Avrupa Birliği'nin kurulmasına katkıda bulunma konusunda daha kararlı kıldı.

"Souffelweyersheim belediye başkanına göre, hem sol hem de sağ kesim daha güçlü bir Avrupa'dan yana. Fakat Hayır kampanyasını düzenleyenlerin Mayıs ayında Avrupa Birliği anayasası'nı oylayacak Fransa'nın geri kalanında giderek güçlenmesi, Alsace halkını endişeye sürüklüyor. "

Financial Times, Alsace'tan bir top öğrencisinin görüşlerini de aktarmış haberinde:

"Sorun şu ki, Chirac geçen seferden bir ders almışa benzemiyor. Fransız halkı da haliyle şöyle diyecek: Geçen seferden bu yana değişmedin o yüzden bu kez seni cezalandıracağız."

Independent gazetesi, İngiltere'de otomatik telefon merkezleri kurbanlarının geliştirdikleri 'gerilla' taktiklerine yer vermiş.

Her gün sekiz milyon İngiliz, genellikle "daha sonra arayın" çağrısı yapan ya da bir şirketin internet sitesine yönlendiren ruhsuz bir sesin zaferiyle sonuçlanan telefon savaşları veriyor.

Bir araştırmaya göre, telefon merkezlerini arayanların yüzde 97'si bu işi son derece stresli buluyor. Anlaşılan o ki, kibar İngiliz tüketiciler, önceden kaydedilmiş sesle karşılık bulmaktan nihayet sıkılmış durumda.

Yapılan bir araştırma, İngiltere'deki call centre olarak adlandırılan 4 500 telefon merkezini arayanların bu otomatik yanıt sistemine karşı kendi savaş taktiklerini geliştirdiklerini gösteriyor.

Gazeteye göre, uygulanan mücadele yöntemlerinden bazıları şöyle:

"Otomatik ses yanıt sistemini kullanmayıp devamlı sıfır tuşuna basarak yetkiliye bağlanmak.

Konuyla ilgisi olup olmadığına bakmadan satış departmanını aramak.

Şirkete kendi taktikleriyle saldırmak: Yani, yetkili kişi hatta geldiğinde, bir süreliğine ahizeyi açık bırakıp çayın altını yakmak "

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik