BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Mart, 2005 - TSİ 19:51
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
27 Mart 2005 Basın Özeti
Gazetelerde bugün öne çıkan konu, eski İngiltere Başbakanı James Callaghan'ın ölümü.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Observer gazetesi, eşinin ölümünden 11 gün sonra hayatını kaybettiğine dikkat çektiği Callaghan'ın içişleri, dışişleri ve maliye bakanlığı ile başbakanlık görevlerini yapan tek siyasetçi olduğunun altını çiziyor.

Blair'den Callaghan'a övgü

Observer'in haberinde, Başbakan Tony Blair'in Callaghan'ı 'İşçi hareketinin dev isimlerinden biri' olarak nitelediği belirtiliyor ve Blair'in, ''Sosyal adalet, dayanışma ve herkes için fırsat eşitliği için yılmadan çalıştı'' sözlerine yer veriliyor.

Independent On Sunday gazetesi de, Callaghan'ın sendika hareketinden işçi partisinin liderliğine uzanan tek kişi olduğunun altını çiziyor.

Gazetenin iç sayfalarından yer alan Shirley Williams imzalı yazı ise ''Demokratik sosyalizmin ifadesiydi'' başlığını taşıyor.

Callaghan döneminde 1976-1979 yılları arasında eğitim ve bilim bakanlığı da yapmış olan Williams, yazısında Tony Blair'le Callaghan'ı karşılaştırıyor:

''Tony Blair, sosyal demokrattan daha çok bir Hıristiyan demokrat ve Blair, Callaghan'ın kendisini ifade ettiği işçi kimliğinden çok yönetim kadrosunun görüşlerini temsil eden çizgiye sahip bir görüntü çiziyor'' görüşünü dile getiren Williams şöyle devam ediyor:

''Artık farklı bir dünya var. Ancak belki de, yeni işçi partisi, içinde bulunduğu sorunlar yardımıyla, kendisinden öncekilere, yani 1945'ten sonraki barışçı devrimin şekillendirdiği demokratik sosyalizm vaadini gerçekleştirmeye çalışanlara, biraz daha sempatiyle bakması gerektiğini anlayacak.''

'Özgürlüğün sesi' gazetesini kim basıyor?

Sunday Telegraph gazetesi, iç sayfalarındaki bir haberde, ''İngiliz Ulusal Partisi'nin müslüman-karşıtı gazetesini kim basıyor, tahmin edin'' diye soruyor ve yanıtı yine kendisi veriyor:

''Suudi bir işadamının sahip olduğu şirket''.

Habere göre, lideri ırkçı nefret uyandıran demeçler verdiği kuşkusuyla tutuklanan aşırı sağcı İngiliz Ulusal Partisi'nin, ''Özgürlüğün sesi'' adlı gazetesi gizlice bir Arap işadamının sahip olduğu şirket tarafından basılıyor.

Habere göre, şirkette çoğunlukla müslümanlar çalışıyor. İslam'ı tehlikeli bir din olarak niteleyen özgürlüğün sesi gazetesi, Ocak sayısının ilk üç sayfasını ''İngiltere'de İslam'ın yayılmasını durudurmayı amaçlayan kampanyasına'' ayırmış.

Gazetenin iç sayfalarında yer alan makalelerde de, "İngiltere'de yargı, eğitim ve idari sistemin İslamlaşmasına karşı uyarılar kaleme alınmış" diyor Sunday Telegraph.

Sunday Telegraph'a göre, gazetenin tirajı 65 bin gazeteye konuşan bir parti yetkilisi ise İslam'ın İngiltere'deki batılı Hıristiyan değerleriyle uymadığını savunarak, ''Bizim yaşam biçimimiz için tehlikeli olan basım çalışmaları değil, yaptıkları diğer şeyler'' diyor.

Kanada'da İslami okulda soruşturma

Sunday Telegraph'ın iç sayfalarında yer alan bir başka haberde de bu kez, Kanada'da İslami eğitim veren bir okulda, iki öğretmen hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin ayrıntılar var.

Habere göre, öğretmenler hakkındaki soruşturmanın nedeni; bir öğrencinin yazdığı ve Yahudilerin öldürülmesini öven bir kompozisyonu okulun girişine asmak.

Kimliği açıklanmayan öğrenci, yaratıcı yazarlık ödevi kapsamında Arapça yazdığı bir kompozisyonda, bir makineli tüfeğin yanında "Davud yıldızı"nı yanarken çizmiş. Habere göre, kompozisyonda, Kudüs'teki Mescidi Aksa'nın kubbesine de Filistin bayrağı çizilmiş.

Öğrencinin yazdığı öykünün kahramanı Ahmed, Yahudilere yönelik saldırılar düzenliyor.

Haberde yer alan iddialara göre, öğretmen, ödevin üzerinde yaptığı değerlendimede öğrencinin yazdıklarını öven ifadeler kullanmış.

Soruşturma konusu iddialardan biri de, bu öykünün okulun girişindeki camekanda sergilendiği yönünde.

Yahudi Kongresi, olayı kınarken, Ontario eğitim yetkilileri de soruşturma başlattı.

Haberde görüşlerine yer verilen bir okul yetkilisi, olayı ''şok edici, rahatsız edici ve kaygı verici'' olarak değerlendiriyor.


Azınlıklara saldırılarda artış

Observer gazetesi, birinci sayfasında azınlıklara yönelik saldırılarda artış yaşandığını ortaya koyan bir araştırmaya yer veriyor.

Gazetenin yaptırdığı araştırmada, polis kayıtlarına göre, İngiltere ve Galler'de 2000 ile 2004 yılları arasında polise ihbar edilen sözlü ve fiziki saldırıların sayısı 48 binden 52 bin 700'e yükseldi.

Habere göre, Galler'in kuzey bölümünde emniyet birimlerinin kayıtlarına göre, 2000 yılında gerçekleştirilen ırkçı saldırı sayısı 80 olarak belirlenirken, bu sayı dört yılda yaklaşık dört kat artarak 2004 yılında 337 oldu.

Ülkenin taşra kesimlerinde ırkçı saldırılarda yaşanan artışlara karşın Londra'da ırkçı saldırılarda azalma yaşandığı da araştırmanın saptamaları arasında.

Londra'da 2000 yılında meydana gelen 23 bin saldırı sayısı 2004 yılında 15 bine düşmüş.

Haberde görüşlerine yer verilen Kings College'tan profesör Ben Bowling, ''siyasetçilerin kullandığı dışlayıcı söylem sokaklarda hızla yankı buluyor'' görüşünü dile getiriyor.

Observer gazetesi başyazılarından birini de bu konuya ayırmış.

''Irkçılığı kökünden sökün'' başlıklı yazıda, ırkçı saldırıların önlenmesi konusunda polisi suçlamanın sorununu çözmeyeceğinin altı çiziliyor.

''Yanlış bilgilerin yayılmasının önlenmesi için kültürel farklılık, sığınmacılar ve göçmenlik konularını açık bir şekilde tartışmamız gerekir'' denilen başyazıda, seçim kampanyasının yoğunlaştığı bu dönemde siyasetçilere de uyarıda bulunuluyor.

Yazıda, oy kazanma arayışında olan politikacıların ağızlarını açmadan önce sözlerinin yaratacağı etkiyi iyice düşünmelerin önerisinde bulunulurken; ''Irkçı saldırılara ilişkin istatistikler, milletvekillerinin kısa dönemli kazanımlar için cehaleti sömürme girişimleri olmadan da yeterince karamsarlık yaratıcı'' görüşüne yer veriliyor.

'Prens Charles zina için özür dilemeli'

''Prens Charles zina yaptığı için özür dilemeli''...

Bu sözler, İngiltere'nin önde gelen kilise liderlerinden Salisbury Piskoposu David Stancliffe'e ait.

Sunday Times gazetesi, haberi manşetinden duyuruyor okurlarına.

Habere göre, Stancliffe, kilise kurallarının Prens Charles'ın, nişanlısı Camilla Parker Bowles'un eski eşi Andrew Parker Bowles'un evliliğinin sona ermesine neden olduğu için gönlünü almasını gerektirdiğini söyledi.

Stancliffe, Prens Charles'ın ne tür bir pişmanlık ifadesi kullanması gerektiğine ilişkin bir ayrıntı vermiyor, ancak bu özrün çiftin evlenmeyi planladığı 8 Nisan gününden önce gelmesi gerektiğini savunuyor.

Stancliffe'e göre zina yapan boşanmış erkek ve kadınların, eğer yeniden evleneceklerse ve evlilik törenleri kilisede yapılacaksa, nikah töreninden önce, üzdükleri eski eşlerine doğrudan özür dilemeleri gerekiyor.

Bu yüzyüze yapılabileceği gibi, mektup gönderilerek de özür dilenebiliyor.

Bir diğer seçenek ise evlilik töreni sırasında günah çıkarırken af dilenmesi.

Prens Charles'ın Sözcüsü ise, konuyla ilgili sorulara, ''Bu özel bir konu, yorum yapmayacağız'' yanıtını veriyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik