BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 24 Mart, 2005 - TSİ 08:03
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
24 Mart 2005 Basın Özeti
İngiliz gazetelerinde bu sabah Avrupa Birliği zirvesi ile ilgili değerlendirmeler, Lübnan'daki gelişmeler ve Irak savaşıyla ilgili istihbarat tartışmaları öne çıkıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Independent'ın ilk sayfasında "dumanı tüten silah mı?" manşeti dikkat çekiyor.

Sözü edilen, Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanlarından birinin istifa mektubunda, Irak savaşının yasallığı konusunda hükümete teminat veren bakanın, aslında fikrini değiştirdiğini öne sürmesi.

"Hukuk işlerinden sorumlu devlet bakanı Lord Goldsmith'in Irak savaşı'nın yasallığı konusundaki fikrini savaşın hemen öncesinde değiştirdiği konusunda ilk kanıt belge ortaya çıktı. Hukuk danışmanı Elizabeth Wilmshurst istifa mektubunda savaşın bir 'saldırganlık suçu' olduğunu belirtiyor."

Wilmshurst'ün istifa mektubunun açıklanması için yapılan yasal başvuruya rağmen bazı paragraflar kamuoyuna açıklanmadı. İşte bunların bakanın yasal tavsiyesinde değşiklik yaptığı iddilarına gerekçe gösterilen böümler olduğu öne sürülüyor.

Guardian da "istifa mektubu sansürlendi" diye manşet atıyor ve mektubun tamamının açıklanmamasını "hükümetin kanıtları örtbas etme girişimi" olarak niteliyor.

Gazete, tamamını gördüğünü belirttiği mektuba dayanarak, "hukuk işlerinden sorumlu devlet bakanı İngiliz askerleri savaşa girmeden iki hafta öncesine kadar savaşın yasadışı olduğuna inanıyordu" diyor.

Gazete şimdi muhalefetin bakanın geçirdiği fikir değişikliğinin nasıl gerçekleştiğini öğrenmek istediğini belirtiyor.

TV'de terörle mücadele

Financial Times'ta yer alan bir habere göre, Irak makamları terörist korkusunu bir televizyon programıyla yenmeye çalışıyor.

"Bugünlerde "mücahit" dediğinizde göreksiniz ki Bağdat sakinleri bıyık altından gülüyorlar. Bir zamanlar Amerika'ya karşı savaşanların onur nişanı olan bu isim şimdi sokaklarda "eşcinsel" anlamında kullanılıyor. Çünkü Irak televizyonunda günde iki kez yayımlanan "Adaletin Elindeki Terör" adlı programda yakalanan İslamcı gerillalar nasıl toplu eşcinsel alemler düzenlediklerini anlatıyorlar."

Gazete bu ifadelerin doğruluğu ve nasıl alındığı konusunda şüpheler olduğunu belirtiyor, Sünni liderlerin ülkeyi böldüğü gerekçesiyle programın yayından kaldırılmasını istediğini belirtiyor.

"Irak İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Sabah Kadim ise programın Iraklıları isyancılar konusunda bilgi vermeye ikna etmek için çok faydalı olduğunu savunarak, "bu olağanüstü bir durum olmasa, bu programı yayınlamazdık ama olağanüstü bi durumdayız ve bu program sonuç getiriyor "diyor. "

İnsan hakları ve terör

Guardian, İngiltere'de geçtiğimiz günlerde serbest bırakılan 10 yabancı terör zanlısından biriyle yaptığı görüşmeyi manşetine taşımış.

Gazete zanlının durumunun 'denetim emri' olarak nitelenen yeni terörle mücadele yasasının ne kadar yanlış olduğunu gösterdiğini savunuyor.

"Üç yıl boyunca terör zanlısı olarak yargısız alıkonulan ve şimdi geceleri ev hapsinde tutulan Filistinli mülteci Mahmud Ebu Rida, uygulamalarda büyük çifte standart olduğundan şikayetçi. Kimseyle görüşmek için bir ayarlama yapamıyor ama önceden haber vermeden bir yere giderse görüşmeler yapabiliyor." "

Önceden planlanmış gösterilere katılamıyor ama Hyde Park'taki savaş karşıtı bir eylemde oradan geçtiği sırada yer alabiliyor. Güvenlik taramasından geçmeyen kişileri evde kabul edemiyor ama bir camide namaza gidebiliyor. Akşam yedide evine dönmesi gerekiyor. Kendisine yöneltilen suçlamaları açıklayacak bir muhatap bulamamaktan yakınıyor."

Financial Times ise İngiltere'de "teröre karşı savaş" tartışmasını yeniden açacak dediği bir rapora yer vermiş sayfalarında.

"Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu'ndan Alvaro Gil-Robles'nin kaleme aldığı raporda İngiltere'de insan hakları standartlarının İşçi partisi iktidarı süresinde gerilediği eleştirisi yer alıyor. Terörle mücadele yasalarının yanı sıra, sığıma başvurusu yapılanlara, genç mahkumlara ve kalabalık cezaevlerine dair de eleştiriler yöneltilmesi bekleniyor. "

Bu hafta İngiliz dışişlerine sunulacak raporun tam da İngiltere'de genel seçim öncesine denk gelecek olan 20 Nisan tarihinde kamuoyuna açıklanması bekleniyor.

Brüksel Zirvesi'nde 'çocukluk'

Avrupa Birliği'nin Brüksel zirvesi gazetelerde en geniş şekilde tartışılan konu olma özelliğini bugün de sürdürüyor.

Times, "çocukluk" diye manşet atıyor ve eleştiri oklarını yeni bir hizmet tüzüğünün onaylanmasını engelleyen Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a yöneltiyor.

"Hizmet sektöründe çalışan herkesin AB'nin her yerinde çalışabilmesine imkan sağlayacak tüzük zaten tek pazar uyarınca aklın gereği. Zaten 10 yıl önce tek pazara geçilmesinden bu yana hala yapılmamış olması şaşırtıcı."

"Ancak Blair de dahil Avrupalı liderler hiç de akılcı olmayan bir şekilde, ekonomik reform yerine Chirac'ın Avrupa anayasası referandumunu kazanmasına yardım etmeyi seçtiler."

Gazete adını Hollandalı siyasetçi Frits Bolkestein'dan alan tüzüğün Chirac için adeta "Frankenstein tüzüğü" olduğunu, belirtiyor.

Times, "Oysa Chirac da Sosyalistler de, bu tüzüğün de Fransa'nın öteki öcüsü olan Türkiye'nin AB üyeliğinin de, anayasayla hiç bir ilgisi olmadığını biliyorlar" diyor.

Daily Telegraph'a göre Chirac, Avrupa'yı anayasa referandumu kozuyla "rehin aldı", yeni üyeleri taktikleriyle dehşete düşürdü ve İngiltere Başbakanı Blair'den zorla destek kopardı.

Gazete Almanya ve Fransa'yı birliğin büyümesini frenlemekle suçluyor ve şöyle devam ediyor:

"Beş yıl önce ekonomik reform öngören Lizbon gündemi hazırlandığında, Avrupa Birliği'nin dünyadaki en dinamik, rekabetçi ve bilgiye dayalı ekonomi olma hedefi çok uzak görünmüyordu. Dünden sonra ise bu hedef kötü bir şaka gibi."

"Chirac dünkü zirvede ultra-liberalliğin, ki bundan piyasa güçlerini kastediyor, 'çağımızın yeni komünizmi' olduğunu söyledi. Chirac ve Schröder kendi iç siyasi hesaplarıyla Avruupa'yı Amerika'nın gerisine düşmeye mahkum ettiler."

Financial Times, "Avrupa'nın koca çocukları" diye nitelediği ve reform planlarını engellemekle suçladığı Paris ve Berlin'in sonradan Brüksel'i böyle itip kaktıklarına pişman olabileceklerini savunuyor.

"Birliğin en büyük üyelerinin liderleri bir olup iç siyasi hesapları ve yaklaşan seçimleri yüzünden Avrupa anayasası gibi kilit bir konuda bile gündemlerini dayatmaya çalışırsa, Komisyon başkanının ne kadar yol katedebileceği soru işareti yaratıyor. İcra kolu dönüşü olmayacak şekilde zayıflarsa, yeni bir anayasanın birliğe ne faydası olabilir ki?"

Yine Financial Times'ta yazan Quentin Peel de "Hiç kimsenin Avrupa'yı alkışlamaya hakkı yok" diyor; ancak onun suçlamaları Chirac ve İngiltere Başbakanı Blair'e yönelik...

"Anayasa konusunda en fazla "anlayış" isteyen iki ülke, bu anayasanın en önde gelen mimarlarıydı. Gerek Chirac gerek Blair ise "kendi" anayasaları lehinde yüksek sesle konuşmak konusunda şimdiye dek isteksiz davrandılar. Bu durumda her iki ülkede hayır cephesinin destek toplaması şaşırtıcı değil."

"Dönem başkanlığı koltuğuna oturmaya hazırlanan Blair, yaklaşan genel seçim kaygısıyla referandum üzerinde kampanyaya girişmeyi ertelerse bunun, sonucuna katlanması gerekebilir."

Türkiye yerine Ukrayna

Guardian'a göre Ukrayna, Avrupa Birliği'ne üyelik hedefinde önemli bir koz elde etti: "Avrupalılar Türkiye'dense Ukrayna'yı aralarına almaya daha istekli". Bu iddianın temeli bir kamuoyu yoklamasının sonuçları.

"Avrupa Birliği'nin en büyük altı ülkesinde altı bin kişinin katılımıyla yapılan kamuoyu yoklamasına göre seçmenlerin yüzde 55'i Ukrayna'nın birliğe katılmasına destek veriyor. Bu rakam Türkiye için ise yüzde 45. Ukrayna'yı destekleyen gruplar bu sonuçları Avrupalı liderleri Kiev'e müzakere tarihi vermeye zorlamak için kullanacak. Ancak Türkiye'yi eleştirmemeye de özen gösterecek."

Araştırmaya göre Ukrayna'ya en büyük destek yüzde 77 ile komşusu Polonya'dan geldi. İngiltere ve Fransa'da diğer destekçiler. Konu Türkiye olunca, Türkiye'nin üyeliği konusunda yarısından çoğu evet diyen yegane ülke, yine Polonya oldu. İngiltere'de bu oran yüzde 50'de kaldı.

BM'de yeni skandal

Times Birleşmiş Miletler'de yeni bir skandalın patlak verdiğini duyuruyor okuyuclarına.

"Birleşmiş Milletler Irak'taki gıda karşılığı petrol programında yolsuzlukla suçlanan yetkilisi Benon Sevan'ın savunma giderlerini ödemek için Irak'ın petrol geliri parasını kullanmayı planladığını itiraf etti."

"Batılı bir diplomat bu kararı ahmakça diye niteleyerek Birleşmiş Milletler denetimindeki Irak'a ait paranın başka yerlerde de kötüye kullınılıp kullanılmadığını araştıracağını söyledi."

Lübnan soruşturmasında gizem

Eski Lübnan başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesi hakkında Birleşmiş Milletler'in raporunun açıklanması için gün sayılırken bu konuya ilgi sürüyor.

Times, Hariri'nin öldürülmesi hakkında Lübnan hükümetinin açtığı soruşturmayı yürüten yargıcın istifa ettiğini duyuruyor ve "örtbas kaygıları artıyor" diyor.

"Yargıç Michel Ebu Arraj kendisine sunulan dava dosyasında hiç bir kanıt ya da olası zanlıların isimlerine dair hiç bir bilgi olmadığını belirterek istifa etti. Bu durum Lübnan hükümetinin itibarına bir darbe daha vuracak."

Guardian da BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bu konuda daha geniş bir soruşturmanın gerekli olabileceği sözlerine dikkat çekiyor.

Gazete "Lübnan basınında yer alan haberlere bakılırsa, Birleşmiş Milletler araştırma konusundaki ön raporun açıklanmasının hemen ardından bir soruşturma açacak" diyor.

Türkmen gazı için çıkış arayışı

Financial Times, Ukrayna ve Türkmenistan liderlerinin Türkmen doğal gazını Avrupa'ya taşımak üzere dün açıkladığı planın Rusya ile Türkmenler arasındaki fiyat açmazını kırabileceğini belirtiyor.

"Hedef Kazakistan ve Rusya ile bölgede boru hatları için yatırım yapacak bir konsorsiyum kurulması için görüşmeler yapmak. Böylece Hazar Denizi'nin doğusundan; Türkmenistan, Kazakistan ve Rusya'dan geçecek bir boru hattı Ukrayna üzerinden Avrupa Birliği'ne ulaşabilir."

Financial Times Rus gaz şirketi Gazprom'un gelecek yıldan itibaren Türkmen gazını alıp Avrupa'ya satma planının Türkmenistan'ın gaz fiyatını artırması üzerine Rusya'nın alımı durdurmasıyla belirsizliğe sürüklendiğini de anımsatıyor haberinde.

'Kraliçe Camilla' uluslararası sorun olabilir mi?

İngiltere'de yaklaşan kraliyet düğünü de basını meşgul etmeye devam ediyor.

Times Uluslar Topluluğu üyesi ülkelerin, Veliaht Prens Charles ile evlenecek Camilla Parker-Bowles'un kraliçe olması ihtimaline karşı harekete geçebileceğini, Kraliçe İkinci Elizabeth'in halen devlet başkanı kabul edildiği ülkelerde, yeni bir cumhuriyetçilik akımının başlayabileceğini belirtiyor.

Gazeteye göre bu durum, gelecekteki hükümdarın Uluslar Topluluğu lideri olma şansını da azaltabilir.

"Topluluk Sekretaryası sözcüsü 'bazı devletler seçeneklerinin ne olduğunu öğrenmek istiyor. Bir ikisinin bu düzenleme dışında kalmak istediklerini biliyoruz' dedi. Şimdiye dek 53 üyeli topluluğun başkanı hep İngiliz hükümdarı oldu. Ancak bu seçim otomatik değil. Yani üyeler başka bir ülkenin liderini de seçebilir."

BBC'de yırtıcı müdür

Hemen tüm gazeteler bu sabah BBC'nin genel müdürünün 'yırtıcı' geçmişine de yer veriyor sayfalarında.

Guardian Genel Müdür Mark Thompson'ın yıllar önce bir iş arkadaşını kolundan ısırdığının ortaya çıktığını şu satırlarla duyuruyor.

"BBC'de büyük işten çıkarmalara imza atmaya hazırlanan Mark Thompson artık çalışanlar arasında bir rottweiler olarak anılmaya gidiyor."

"Olay Thompson ile mülakata hazırlanan Newsnight programı sunucusu Jeremy Paxman'ın bu koundaki söylentileri halen BBC'de program yapımcısı olarak çalışan kişiye elektronik posta gönderip sorması ile başladı."

"Anthony Massey olayı doğrulayarak 1988'de bir toplantı sırasında Thompson'ın aniden kolunu ısırdığını söyledi. Massey bu dönemde şikayette bulunmayı düşünmüş ancak sonradan vazgeçmiş. Bu mesaj ise daha sonra bir şekilde basına sızmış."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik