|
İngiliz basınında Papa'nın vedası | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bugün İngiliz pazar gazetelerinin tamamının ilk sayfalarında Papa İkinci Jean Paul'un ölümüne ilişkin haberler yer alıyor.
Independent on Sunday gazetesi, ''Papa öldü'' başlığıyla, Vatikan'ın dün yaptığı ''Kutsal babamız, babasının evine döndü'' açıklamasını okurlarına aktarırken, Sunday Telegraph gazetesi, ilk sayfasında Papa'nın bir fotoğrafını kullanmış. Fotoğrafın üstünde ise, kısaca ''Papa Jean Paul: 1920-2005'' tarihleri dikkat çekiyor. Sunday Times ise, Papa'nın ölümünü, ''Arkamdan ağlamayın'' manşetiyle duyuruyor okurlarına. Papa'yla ilgili haberlere 10 sayfa ayıran gazete, ''Dünyayı değiştiren Papa'ya içten veda'' başlığıyla duyurduğu haberinin altında ise, gözyaşları içindeki genç bir kadının fotoğrafına yer veriyor. Observer gazetesi ise, Papa'nın Slovenya'da bir ayin sırasında çekilmiş olan fotoğrafını kullandığı birinci sayfasında, manşete, ''Son veda'' başlığını atmış. Gazetenin, ''Dünya, inanç ve umut aşılayan lideri selamlıyor'' başlığıyla iç sayfalarında yer alan haberde ise, ''Papa büyük bir çabayla 'amin' dedi ve bir dakika sonra da öldü'' detayı aktarılıyor. Gazetenin iç sayfalarında kullandığı fotoğraflarda, gözü yaşlı insanlar ve Saint Peter meydanında gece boyunca bekleyen kalabalık yer alıyor. Gazetenin dört sayfa ayırdığı iç sayfalarındaki özel bölümde ise, 1979 yılında Meksika'yı ziyaret eden Papa'nın başında Latin Amerika tarzı bir şapka ve kucağında taşıdığı küçük bir kız çocukla çekilen fotoğrafı yer alıyor. ''Dünyayı değiştiren beyazlar içindeki adam'' başlıklı ve Chiristina Odone imzalı yazı, Papa'nın sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımlarını irdeliyor. 'Hem muhafazakar hem liberaldi' Odone, bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelerin başta hücre kopyalama, prezervatif kullanımı ve ötenazi konuları olmak üzere, ahlaki tartışmaları gündeme getirdiği dönemde, Katoliklerin papa tarafından birarada, savunma pozisyonunda olmaya zorlandıklarının altını çiziyor. Odone, şöyle devam ediyor: ''Hem sağ, hem de sol kesimlerden gelen, bireylerin kendi ahlaki tutumlarını sergileme konusunda özgür oldukları görüşüne karşı, toptancı bir anlayışla her konuda tek bir doğru ya da tek bir yanlışın bulunduğunu savunmak çok zordu. Ödün vermeyen bu tutum Papa İkinci John Paul'u geveze toplum katmanlarının alayları için kolay bir hedef haline getirdi. Papa, baskıcı ve gerici olduğu iddialarıyla küçümsendi, bizler de, dar görüşlü ve bağnaz kilise cemaati olarak görüldük.'' 'Kapitalizmi sorguladı' Benzer eleştirilerin Katolik kilisesinde yaşanan sübyancılık skandalı nedeniyle de gündeme geldiğini vurgulayan Odone, liberallerin, bu tutumlarını, Papa'nın üçüncü dünyanın mali borçları, idam cezası ve silah ticareti konusundaki görüşlerini açıklamasının ardından terkettiklerini aktardı. ''Batıda yaşayan bizler kalkınmakta olan dünyanın yoksullarından kar elde etmeyi nasıl haklı gösterebiliriz? Böylesine maddiyatçılığa dayanan, bencilce bir yaşama nasıl öncülük edebiliriz? haklı olmayan bir savaşa nasıl katılabiliriz ve başıboş kapitalizmin şerrini hala tanımadık mı?'' Odone, Papa'nın bu soruları kamuoyu önünde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'a, özel toplantılarında ise, İngiltere Başbakanı Tony Blair'e sormaktan kaçınmadığını, böyle yapmasının da, Papa'yı, dünya sahnesinde temsilcileri olmayan kesimlerin, açıksözlü sözcüsü haline getirdiğini vurguluyor. Sunday Times'ta yer alan ''Bir devin ölümü'' başlıklı makale de Papa'nın sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımlarını irdeliyor. 'Komünizmin düşmanıydı' Makalenin altındaki imza ise, Vatikan uzmanı John Cornwall'a ait. Yazısında, Polonya'da Lech Valesa'nın liderliğini yaptığı dayanışma hareketine yaklaşımınının Papa'yı, katolik halkın sosyal eylemcilik geleneğine yerleştirdiğini belirten Cornwall, İkinci Jean Paul'un papalık döneminin tezatlıklar barındırdığının da altını çiziyor. Cornwall, komünizme karşı düşmanlık besleyen Papa'nın tüketicilik ve bencillik olarak gördüğü serbest piyasa ekonomisine de sıcak bakmadığını anımsatıyor. Cornwal, yazısında,, totaliterizmin düşmanı, sosyal adalet ve dini özgürlüklerin savunucusu, özgürlükçü bir kişi olan Papa'nın, bununla birlikte, çok sayıda ılımlı Katolik ve ilericinin, 1960'ların başında İkinci Vatikan Konseyi tarafından gerçekleştirilen özgürlükçü bazı reformların gözden geçirilmesi konusunda Papa'yı dini açıdan otoriter bulduklarını aktarıyor. Cornwall, İkinci Jean Paul'un papalık döneminin inkar edilemez bir şekilde bireysel dürüstlüğe ve görev adanmışlığıyla, yaşamın kutsallığına dayandığını vurguluyor ve ömrünün sonbaharında muzdarip olduğu parkinson ve romatizma hastalıklarına karşı direnç gösterirken sergilediği metanetin ve dayanıklılığın insanları etkilediğini, inançlı kesimleri de kendisine hayran bıraktığını kaydediyor. 'Yeni Papa seçimi mücadeleye sahne olacak' İngiliz pazar gazetelerinde, ele alınan konulardan biri de, Papa'nın ölümünün ardından Katoliklerin lider arayışları.. Sunday Telegraph'ın ikinci sayfasında yer alan bir haberde yeni Papa seçiminin gelenekçilerle liberaller arasında bir savaş olacağı belirtiliyor. Elizabeth Day imzalı haberde, liberallerin doğum kontrolü, kürtaj ve kadın din görevlileri konusunu tartışmaya açan modern bir papalık kurumu isteyecekleri, geleneksel anlayışı savunanların da, güçlerini koruma arayışında olacakları vurgulanıyor. Geleneksel kanadın, Papa Jean Paul tarafından oluşturulan güçlü, merkezi idarenin sürdürülmesini istediği, bu konuda da, istatistiklerin kendilerinden yana olduğu görüşüne haberde yer alıyor. Haberde yer verilen bir istatistiğe göre, yeni papa seçiminde oy kullanma hakkı olan 117 kardinalden 100'ü, dün ölen Papa 2. Jean Paul tarafından atanmış. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||