BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 17 Aralık, 2004 - TSİ 20:20
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Adım Adım Avrupa - Avusturya

17 Aralık zirvesine sayılı gün kala, BBC Türkçe Bölümü'nün yapımcıları AB'de etkin olan beş ayrı Avrupa ülkesinde kamuoyunun nabzını tuttu.

AB bayrağı

Yapımcılarımız, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği hakkında bu ülkelerde kamuoyunun ne yönde ve nasıl oluştuğunu, üniversite gençliğinden emeklilere halkın Türkiye hakkında ne düşündüğünü, kamuoyunun hükümet politikalarını nasıl etkilediğini araştırdı.


Avusturya'nın başkenti Viyana Noel'e hazırlanıyor. Bütün sokaklar ışıklarla süslenmiş, dükkanların önüne çam ağaçları yerleştirilmiş.

Viyanalılar harıl harıl Noel alışverişi yapıyorlar. Sokaklara kurulan geleneksel ahşap kulübelerde sıcak şarap satılıyor.

Çocuklar bir yandan Noel'de alacakları hediyelerin heyecanı içinde, kentin küçük meydanlarına kurulan atlı karıncalarda eğleniyorlar.

İnsanlar bütün bu hummalı faaliyet arasında Türkiye hakkında ne düşünüyor?

Sokakta durup benimle konuşacak kadar acelesi olmayanerlara soruyorum. Türkiye Avrupa Birliği üyesi olabilir mi? Hemen hepsinin ağzından ilk çıkan sözler aynı...

"Zor bir soru... Coğrafi açıdan Türkiye Avrupa'da değil. Ama başarırlarsa niye olmasın? Bu Türkiye'nin kendisine bağlı. Ekonomisini düzeltmesi, insan hakları gibi konularda Avrupa standartlarını yakalaması gerekiyor. Eğer Avrupa standarlarına ulaşırsa bir sorun yok. Niye üye olmasın?"

"Emin değilim. Zor bir soru. Çünkü Türkiye ayrı bir kültüre sahip. Din konusunda da ayrılık var. Bu, bugüne kadar Avrupa Birliği açısından sorun değildi gerçi ama, ben Türkiye'nin üye olamayacağını düşünüyorum."

Türk ve AB bayrakları

"Türkiye'yi bilmiyorum ama, öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, insanların birlikte birşey inşa etmeye çalışmaları çok iyi birşey ve çok ilginç. Bu çabaya ne kadar çok ülke katılırsa, hem Avrupa, hem de dünya için çok iyi olur. Türkiye de bunların arasında niye olmasın? Ama sorun sadece din açısından değil. Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarını düzeltmek için bir dizi önlem gerekiyor. Bunlar yapıldıktan sonra Türkiye'nin üye olması açısından bir sorun yok."

"Çok zor bir soru... Bu fikre şu sırada pek sıcak bakmıyorum. Bizim burada Avrupa'da bildiğimiz, ya da halkın çoğunluğunun bildiği kadarıyla, Türkiye'nin sadece batısı Avrupa'da. Fakat gerçek Türkiye, İslam yanıyla Avrupa'ya uymuyor. Kültürü Avrupa'dan tamamiyle farklı. Bu yüzden, bütün bu farklılıkları düşündüğümüzde, Türkiye'nin Avrupa Birliği içinde olması - tehlikeli demek yanlış olur ama - çok zor. Belki sınırlı bir üyelik verilebilir, ama tam üyelik olmaz, çünkü Irak, İran gibi ülkeler Türkiye'nin tam yanıbaşında."

Viyana sokaklarından benzer görüşleri çoğaltmak mümkün.. Avusturya'da Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşmesine karşı çıkan ya da buna kuşkuyla yaklaşanların oranı oldukça yüksek.

'Bir İslam korkusu var'

Ülkedeki siyasi partiler de, biri dışında, Türkiye'nin üye olmasını istemiyor.

Haftalık haber dergisi Profil'in yazarlarından Georg Hoffmann'a Avusturya'nın neden diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha net bir şekilde Türkiye'ye kuşkuyla yaklaştığını soruyorum.

Georg Hoffmann, "Çoğunluk Türkiye'nin üyeliğine oldukça karşı. Fakat bunu Türkiye karşıtı bir duygu olarak görmemek gerekir. Çünkü Avusturya Avrupa Birliği'nin Doğu Avrupa ülkelerine genişlemesine de kuşkuyla yaklaştı. Burada şu önemli. Bu Doğu Avrupa ülkelerinin çoğu, mesela Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya Avusturya monarşisi ve imparatorluğu döneminde bu imparatorluğa bağlı ülkelerdi. Dolayısıyla şu andaki durumu, özel bir Türkiye karşıtlığı olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ama Avusturya halkı genel olarak Türkiye'nin üyeliğine kuşkuyla bakıyor ve buna karşı. Avusturya'da çoğu Doğu Anadolu'dan gelen büyük bir Türkiyeli göçmen topluluğu var. İnsanların Türkiye hakkındaki bilgisi yeterli değil, çünkü günlük yaşantılarında Türkiye'nin sadece bir bölümünü görüyorlar. Ve bu insanların pek de Avrupalı olmadığını düşünüyorlar. Tabii genelde bir İslam korkusu da var" diyor.

Avusturya halkının bir zamanlar imparatorluğun parçası olan ülkelerin Avrupa Birliği'ne katılmasına da karşı çıkması şaşırtıcı. Georg Hoffmann bunu dar kafalı milliyetçiliğe bağlıyor.

Jorg Haider

"Şunu görmek önemli. Avusturya, herşeyin hareket halinde olduğu bir bölgede küçük bir ülke. 1990'larda aniden doğuya doğru bir açılım oldu. Tam bu sırada ise Avusturya batıya katıldı. Yani bölgede büyük bir hareketlilik vardı ve halk bundan korkmaya başladı. O yıllarda, Jorg Heider'in aşırı sağcı partisinin büyük başarı kazanmasının bir nedeni de bu. Çok şükür o dönem kapandı. Ama halk içinde Avrupa'nın genişlemesine karşı bir huzursuzluk sürüyor. Avrupa kriz içinde değil ama yeni üyeleri hazmetmek kolay değil. Şimdi on ülke üye oldu. Ardından Romanya ve Bulgaristan geliyor. Ve bütün bu ülkelerin Birliğe entegre olması kolay değil. Yani itirazlar rasyonel görüşlere dayanıyor."

Georg Hoffmann, Avusturya ile Türkler arasındaki tarihi ilişkinin de, halkın bugünkü tavrında belirleyici olmasa bile, bir ölçüde rol oynadığına dikkat çekiyor:

"Avusturya kimliğinin köşe taşlarından biri - ki Avusturyalıların geçmiş bilinci çok fazla değildir - fakat bu köşe taşlarından biri, Avusturya'nın kendisini Viyana kapılarına gelen Türklere karşı Avrupa'yı korumuş ülke olarak görmesidir. Bu çok güçlü, insanları harekete geçiren bir duygu değil. Ama yine de, insanların hafızalarında mevcut: 'Evet, Türkler Viyana kapılarına dayanmıştı. Ve biz Hristiyan Avrupa'yı İslam ordularına karşı koruduk' hissi kafaların arkasında bir yerde bir imaj olarak duruyor."

'En iyisi Türkiye'ye 'hayır' diyelim'

Ulrike Lunacek Avusturya Yeşiller Partisi milletvekili ve dış politika sözcüsü. Lunacek, Avusturya'daki sağcı iktidarın da halkın tutumunun katılaşmasında rol oynadığını düşünüyor.

"Bir ülkede hükümetin nasıl hareket ettiği ve neler söylediği, ne tür mesajlar verdiği de halkı etkiler. Avusturya'daki hükümet sadece yabancılara, göçmenlere yönelik sert bir tutum izlemekle kalmıyor. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de görüldüğü gibi, Hristiyan Demokrat listenin birinci sırasında yer alan aday açıkça Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlamasına karşı olduğunu deklare etti. Bu tür mesajlar halk üzerinde bir etki yaratıyor. Türkiye'nin yoksul bir ülke olduğunu, çok fazla sayıda göçmen geleceğini düşünüyorlar ve 'En iyisi Türkiye'ye hayır diyeyim' sonucuna ulaşıyorlar. Bir diğer sorun, 2000 yılından beri, iktidara ortak olan diğer partinin açıkça yabancı düşmanı bir politikaya sahip olması. Özgürlükçüler Partisi sınırların göçmenlere kapatılmasını savunuyor. Avusturyada yaşayan göçmenlere karşı, ki bunların çoğunluğu Türkiyeli ve iki üç nesildir Avusturya'da yaşıyor, sert bir tutum alınmasını istiyor. Böyle bir partinin hükümette olması, ona bu tür yabancı düşmanı politikalarını halka sunma açısından daha fazla fırsat sunuyor ve bu görüşlerin meşru hale gelmesine olanak sağlıyor. Üçüncü olarak da, Türkiye'den ve eski Yugoslavya'dan göç başladığından beri Avusturya hükümeti hiçbir zaman bu göçmenlerin topluma uyum sağlamasına yardım edecek politikalara sahip olmadı. Bu yüzden, Türkiyeli göçmenleri bu topluma olumlu yönleriyle yansıtan, bu toplumu zenginleştirici nitelikleri olduğunu anlatan, onların kültürel farklılıklarını öğrenmeye çalışan bir yaklaşım yoktu" diyor Ulrike Lunacek.

İstanbul

Ulrike Lunacek İslam sorununun, Türkiye'nin üyeliği tartışmalarına karıştığını da ekliyor, fakat Avusturya özelinde bunun öne çıkmasının bir parça şaşırtıcı olduğuna dikkat çekiyor:

"Avusturyalılar Türkiye'de halkın nasıl yaşadığını bilmiyor ya da sadece olumsuz yanlarını görüyorlar. Buna ek olarak Avusturya'daki Türk ve Kürt göçmenleri görüyorlar ve 'Bunlar bizden farklı' diye düşünüyorlar. Bu insanlar ayrı bir dil konuşuyor ve Müslüman. Tabii 11 Eylül'den itibaren Müslümanlara karşı husumet de artmaya başladı. Avusturya'da giderek büyüyen ve Müslüman olan göçmen topluluğuna karşı korkular artıyor. Burada anlamadığım birşey var. Çünkü Avusturya İslamı resmi bir din olarak kabul eden ilk Avrupa ülkesidir. 1912'de Bosna'nın imparatorluğa bağlanmasından önce bu yasa kabul edilmiştir. Bu yüzden de Avusurya İslama karşı hep açık olmuştur. Müslüman topluluklara mali yardım yapılmış, kendi öğretmenlerine sahip olmaları sağlanmıştır. Bugüne kadar da İslam hiçbir sorun olmamıştır. Fakat son birkaç yıldır İslam korkusu, bu arada küreselleşmenin getirdiği, 'Avusturya dünyanın ve Avrupa'nın neresinde?' kaygıları bir anda arttı ve birçok farklı sorunlar birbirinin içine girdi"

'Halkın tepkisini pasifize etmeye çalışıyorlar'

Georg Hoffmann ise Avusturya'daki siyasi partilerin tutumunu biraz garip buluyor.

Ona göre, partiler halkın tutumundan dolayı Türkiye'nin üyeliğine 'evet' demekten korkuyorlar. Buna örnek olarak da Sosyal Demokratları gösteriyor:

"Örneğin Avrupa'nın neredeyse tüm ülkelerinde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini destekleyen Sosyal Demokrasinin Avusturya'daki tutumunu anlamak zor. 'Tam üyelik olmasın ama Türkiye'ye imtiyazlı ilişkiler teklif edilsin' gibi görüşleri var. İşin gerçeği, ülkedeki seçimler yüzünden, Türkiye'ye 'evet' diyen parti olarak görünmek istemiyorlar. Bence bu bir sorumsuzluk örneği ama işin gerçeği bu. Öte yandan Hristiyan Demokrat Başbakan Wolfgang Schussell, Avrupa'daki Hristiyan Demokratların Türkiye politikasını koordine etmekle görevlendirilmiş durumda. Şimdi bir sürü manevra yapıyor. Ama, karar günü geldiğinde Türkiye'nin üyeliğine 'evet' diyeceğine eminim. Ama 'müzakerelerin ucu açık olsun' gibi söylemlerle halkın tepkisini pasifize etmeye çalışıyor"

Avusturya'da önümüzdeki yıl Viyana Belediye Başkanlığı seçimleri, iki yıl sonra da genel seçimler yapılacak.

Yeşiller Partisi milletvekili Ulrike Lunacek Türkiye tartışmalarının bu seçimlerde yeniden alevlenebileceğini düşünüyor.

"Peki," diyorum, "Bir Avrupa Birliği ülkesinde seçimlerde niye Türkiye ana sorunlardan biri olsun? Genellikle insanlar ülkedeki ekonominin durumu, işsizlik, sosyal hizmetlerin iyiliği ya da kötülüğü gibi konulara göre oy kullanmaz mı?"

Ulrike Lunacek Türkiye tartışmasının arkasında bu sorunların da yattığını söylüyor:

"Bundan önceki genişlemede, 10 Doğu Avrupa ülkesiyle ilgili olarak da aynı sorunu yaşadık. İnsanlar, üye oldukları gün bu ülkelerden milyonlarca göçmenin geleceğini ve kendi işlerini ellerinden alacağını düşünüyordu. Tabii böyle birşey olmadı. Türkiye ile uzun bir müzakere döneminden sonra, tabii bütün kriterlerin de yerine getirilmesi şartıyla, üyelik anlaşması imzalandığında da böyle birşey olmayacağına eminim. Çünkü Türkiye'nin geri kalmış bölgelerinde de ekonominin gelişmesi halinde, insanlar büyük kalabalıklar halinde göç etmeyecektir. Portekiz ve İspanya örneklerinde de bunu gördük. Fakat bu tartışmalar birbirine bağlı, çünkü halk işlerini kaybedeceğini düşünüyor. İşsizlik bir sorun ve bütün Avrupa'da artıyor. Hükümet ve ana partiler de bu korkuyu gidermek için hiçbirşey yapmıyor. Bu yüzden halkta da, 'Ülkeye daha fazla yabancı gelirse işimizden oluruz' izlenimi egemen oluyor. Özgürlükçüler Partisi de bu duyguyu sömürüyor"

Hristiyan Demokratlarla birlikte koalisyon iktidarının ortağı olan aşırı sağcı Özgürlükçüler Partisi Türkiye'nin üyeliğine kesinlikle karşı çıkıyor.

Fakat Partinin kurucusu ve birçoklarına göre, perde arkasındaki gerçek lideri Jorg Heider, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini en ateşli savunanlardan biri.

Georg Hoffmann'a bunu nedenini sordum.

"Heider düşüş içinde bir politikacı. Bir zamanlar kahramandı ama şimdi bütün kamuoyu yoklamalarında gerilediği görülüyor. Artık Avusturya siyasetinde geçmişte olduğu gibi önemli bir rol de oynamıyor. Fakat Türkiye konusunda özel bir pozisyonu var. Türkiye'nin üyeliğini desteklerken ileri sürdüğü görüşler de çok geçerli. Gerçek nedeninin ne olduğunu bilmiyorum. Ama, Arap-İslam dünyasıyla bir şekilde bir yakınlığı var. Tek neden olarak bunu görüyorum. Tabii kötü niyetliyseniz, tutumunun yahudi düşmanı görüşlerinden kaynaklandığını söyleyebilirsiniz" diyor Georg Hoffmann.

'Türkiye 10 yıl sonra bambaşka bir ülke olacak'

Türk bayrağı

"Peki Avusturya'da Türkiye tartışmaları 17 Aralık zirvesinden sonra nasıl sürecek. Bugünkü gibi gündemde kalmaya devam edecek mi? Yoksa yavaş yavaş hızını kaybedecek mi?" diye soruyorum.

Georg Hoffmann, "Türkiye ile üyelik müzakereleri en az 10 yıl sürecek. Bu yüzden, Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşmesinin ne tür sorunlara yol açacağı tartışmasında sakin olmak gerekir. Çünkü 10 yıl sonra Türkiye bambaşka bir ülke olacak. Avrupa da başka bir Avrupa olacak. Bence 17 Aralık'ta müzakerelerin açılması kararı ardından Türkiye artık sıcak bir sorun olmaktan çıkacak ve tartışmalar hızını kaybedecek. Fakat İslam ve terörizm sorunu ve Avrupa Birliği'nin ne anlama geldiği üzerindeki tartışmalar sürecek" diyor.

En azından benim tanık olabildiğim kadarıyla, bu tartışmalar Avusturya'da şu sırada bütün hızıyla sürüyor. İşte bazı görüşler:

"Türkiye mi?.... Çok büyük kültürel farklılıklar var. Nüfusu çok fazla. Asya'ya daha yakın. Avrupa'dan çok Asyalı.. Ayrıca süreç de çok hızlı gidiyor. Müslüman olmaları, değişik bir dine sahip olmaları temelde büyük bir sorun değil. Bunlar 5-10 milyon olsaydı fazla bir sorun yaratmazdı. Fakat 70 milyonluk bir Müslüman nüfusun bir anda Avrupa'ya girmesini düşünebiliyor musun?"

"İlk önce yerli halkın çoğu işlerini kaybedecek. Ekonomi de bundan zarar görecek. Birçok işletme göç edecek veya kapanacak. Din konusu da sorun yaratacak. Örneğin Hollanda'da olanlar. Hollanda'da barışın ne kadar devam ettiğini görüyoruz."

"Burada sorun köktendinci İslam. Bunun azınlıkta olduğunu biliyorum. Ama azınlıkta da olsa İslamcı bir İslamcıdır. Bir Müslümanın herşeyi bir katolikten farklı değerlendirdiğini biliyoruz. Bir Yahudi ve Budist'in de. Bu normal. Ama bir İslamcı çok daha radikal. Güneyli olduğu için de çok daha sıcak kanlı. Bazı olaylara bizim gösterdiğimizden çok daha farklı tepki gösterebiliyor."

"Bize sorulursa, şu andaki duruma baktığımda Türkiye'nin üyeliğine 'hayır' diyeceğim. Çünkü Doğu'ya genişleme ile çok fazla yük aldık. Örneğin Çek Cumhuriyeti, Polonya... Onları önce hazmedelim, sorunları çözelim, Türkiye'yi ondan sonra düşünürüz..."

"Genişlemeyi bırak, ben biran önce çıkmak istiyorum. Almanya'ya bak. İşte Volkswagen, Opel... Grevler, işsizlik... Bırak genişlemeyi ben biran önce çıkmak istiyorum."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik