Osman Kavala: Türkiye ABD'ye 'Hiçbir devlet Türk mahkemelerine emir veremez' diyerek tepki gösterdi

ABD, iş insanı Osman Kavala'nın serbest bırakılması çağrısında bulundu. Avrupa Birliği (AB) de 'Türkiye'nin temel insan haklarına ve hukuk üstünlüğü ilkesine uyması gerektiğini' belirtti. Dışişleri Bakanlığı'ndan bugün yapılan açıklamada ise "Bağımsız mahkemeler tarafından yürütülen yargı sürecine herkes saygı duymak zorundadır" denildi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, 27 Temmuz itibarıyla 100 gündür tutuklu olan iş insanı Osman Kavala ile ilgili olarak ABD ve AB tarafından yapılan açıklamalara yanıt verdi.
Hami Aksoy, "Osman Kavala hakkında devam eden bir yargı süreci mevcuttur. Bağımsız mahkemeler tarafından yürütülen bu sürece herkes saygı duymak zorundadır" dedi.

Kaynak, Getty Images
Aksoy açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı:
"ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Osman Kavala'nın tutukluluğunun sonlandırılması çağrısı yapan açıklaması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır... Türkiye bir hukuk devletidir. Hiçbir devlet veya hiç kimse Türk mahkemelerine yargı süreçleri hakkında emir veremez."
ABD ve AB de demişti?
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Cale Brown, 27 Temmuz'da Osman Kavala'nın tutukluluğunun 1000'inci gününe girdiğini hatırlatmış ve açıklamasında, "ABD, uluslararası yükümlülükler ve taahhütlere saygı duyulmasının öneminin altını çiziyor. Türkiye'yi, adalet ve hukukun üstünlüğüne yönelik kendi taahhüdünü yerine getirmeye ve Osman Kavala'yı serbest bırakmaya, Kavala'nın davasının adil, şeffaf ve hızlı şekilde çözüme kavuşturulması için gayret göstermeye çağırıyoruz" demişti.
AB de Pazartesi günü Kavala'nın tutukluluğuyla ilgili açıklamasında Türkiye'de 'temel hak alanlarında yaşanan gerilemenin kaygı verici olduğunu' kaydetmişti. Açıklamada şu ifadeler yer almıştı:
"Bugün insan hakları savunucusu Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin serbest bırakılması hükmüne rağmen 1000 gündür cezaevinde.
"Osman Kavala'nın davası, Türkiye'nin, temel insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü gibi temel alanlarda Türkiye'nin geriye doğru gittiğinin işaretidir.
"Aday ülke ve Avrupa Konseyi'nin uzun dönem üyesi olarak Türk yetkililer, Avrupa Konseyi'nin tavsiyeleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin hükümlerini, uygun bir şekilde takip etmelidir.
"Türkiye'nin acil olarak, AB-Türkiye ilişkilerinin mihenk taşları olan bu alanlarda sürdürülebilir, sağlam ilerleme sağladığını göstermelidir. AB, Kavala'nın ve diğerlerinin davalarını yakından izlemeye devam edecek."

Kaynak, TARIK TOLUNAY / TWITTER @gezisavunmasi
'Paralel bir infaz sistemi uygulanıyor'
Osman Kavala, 27 Temmuz'da tutukluluğunun 1000'inci günü nedeniyle bir açıklama yayımlamış, "Cezalandırılmalarının gerekli olduğuna inanılan kişilerin, faaliyetleriyle ilgili somut bilgiler ve bulgulardan bağımsız olarak cezaevinde tutulmalarını sağlayan paralel bir infaz sistemi uygulanıyor" demişti.
Bu makalede X içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.
X paylaşımının sonu
Kavala'nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra ve avukatları da tutukluluğun 1000'inci günü nedeniyle Cumartesi günü bir basın açıklaması yapmıştı.

Kaynak, Twitter / Kavala'ya Özgürlük
Buğra, Osman Kavala'nın tutukluluk sürecinin "işkence sözü kullanılarak tarif edilebilecek bir hal aldığını" söylemişti.
Dava süreci nasıl gelişti?
Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı, insan hakları savunucusu ve iş insanı Osman Kavala, 18 Ekim 2017'de gözaltına alındı.
Kavala 1 Kasım 2017'de "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamalarıyla tutuklandı. Kavala, Gezi Parkı eylemlerinin "finansörü" olmakla suçlandı.
Osman Kavala tutuklandıktan yaklaşık 1,5 yıl sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame düzenlendi.
Anayasa Mahkemesi 22 Mayıs 2019'da Osman Kavala'nın kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine ilişkin yapmış olduğu bireysel başvuruyu 5'e karşı 10 oy ile reddetti.
İlk duruşma 24 Haziran 2019'da Silivri Cezaevi'ndeki duruşma salonunda görüldü. Oy çokluğu ile Osman Kavala'nın tutukluluğunun devamına karar verildi. Bir sonraki duruşmanın 18-19 Temmuz 2019 tarihinde Silivri Cezaevi Kampüsü'nde görülmesine karar verildi.
11 Temmuz 2019'da Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yayımladığı yetki kararnamesiyle, davanın ilk duruşmasında vekaleten heyete başkanlık eden ve Kavala hakkındaki tutukluluğunun devamı kararına şerh koyan Mahmut Başbuğ 30. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na getirildi.
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun yayımladığı yetki kararnamesiyle 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ikinci bir heyet oluşturuldu ve Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava ikinci heyete kaydırılarak ilk heyet dosyadan alındı.
18 Temmuz ve 9 Ekim'deki duruşmalarda da mahkeme Osman Kavala için tahliye taleplerini reddetti.

Kaynak, AFP
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık 2019'da Osman Kavala'nın makul şüphe bulunmadan siyasi gerekçelerle tutuklandığına hükmetti ve tutukluluğun derhal sona erdirilmesini istedi.
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM'in kararının henüz kesinleşmediği gerekçesiyle oy birliği ile Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
18 Şubat 2020'de görülen duruşmada mahkeme, aralarında Osman Kavala'nın da olduğu Gezi Parkı Davası'nda yargılanan sanıkların beraatına karar verdi.
Silivri Cezaevi'nden tahliyesi gerçekleşmeden Osman Kavala hakkında 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili daha önce re'sen tahliye edildiği başka bir soruşturmadan yeniden gözaltı kararı verildi.
Kavala ertesi gün bu kez casusluk suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
Hakimler ve Savcılar Kurulu, Gezi Parkı Davası'na beraat kararı veren heyet hakkında da inceleme başlattı.








