ABD ve İsrail, İran'da hedeflerine ulaştıklarını nasıl anlayacak?

Kaynak, Fatemeh Bahrami/Anadolu/Getty Images
- Yazan, Pavel Aksenov
- Unvan, BBC News Rusça
- Okuma süresi 7 dk
ABD ve İsrailli liderlerin açıklamalarına göre İran ile savaşın pek çok siyasi hedefi var. Bunlardan en önemlisi rejim değişikliği ve İran'ın nükleer ve füze programlarının yok edilmesi.
Ancak bu hedeflere ulaşıp ulaşmadıklarını nasıl bilecekleri hâlâ net değil.
Bir savaşta açık bir siyasi hedefiniz olması önemlidir çünkü bu hedefe ulaşmanız savaşın bittiği anlamına gelir.
Bu hedef, savaşın süresini tayin etmeye, nasıl ilerleyeceğini belirlemeye ancak daha da önemlisi savaşa katılan taraflar için zafere ne kadar yakın olduklarını anlamaya yardımcı olur.
Ne İsrail ne de ABD, İran'a bir kara harekatı başlatma niyetleri olduğunu söyledi.
İran'ın bir kısmı yüksek dağlarla çevrili ve bu dağlık bölgeler askeri operasyon yürütmek için dünyanın en zorlu bölgelerinden biri.
Eğer rejim değişikliği muhalif güçlerin sokakta olmasını ya da dış güçlerin ülkede konuşlanmasını gerektiriyorsa, en azından İran'ın füze ve nükleer programlarını hava saldırılarıyla yok etmek ve sonrasında zafer ilan etmek mümkün mü?
Füze ve nükleer programları en nihayetinde bir dizi hedef, epey de somut hedefler ve "biz kazandık" demek için ABD ve İsrail'in tüm yapması gereken bunları yok etmek olurdu.
Bunu yapmak kolay değil, ancak bunun başarıldığını teyit etmek daha da zor.
İran füzeleri
İran'da füze üretimiyle ya da füze ve fırlatma rampası sayısıyla ilgili açık kaynaklarda detaylı ve doğru veri bulunmuyor.
İsrailli askeri uzman David Gendelman'ın BBC Rusça servisine yaptığı değerlendirmeye göre İsrail istihbaratının tahminlerine göre 2025 yaz aylarında İran yaklaşık 2.500-3.000 orta menzilli balistik füzeye sahipti.
Bu füzeler İsrail için doğrudan tehdit oluşturuyor. Menzilleri ise 1.000-3.000 kilometre arasında değişiyor.
ABD merkezli düşünce kuruluşu Jewish Institute for National Security Affairs of America, Şubat 2026'da yayınladığı raporda bu rakamları genel olarak doğruladı.
Ancak enstitüye göre İran 2.000 kilometreden daha uzak menzili olan füzeye sahip değil.
Gendelman'a göre İsrail istihbaratı İran'ın iki yıl içinde orta menzilli füze cephanesini 8.000'e çıkarabileceğine inanıyordu ve bu da Haziran 2025'teki İsrail saldırısının ana gerekçesini oluşturmuştu.

Orta menzilli füzelerin yanı sıra İran ayrıca 500-1.000 kilometre arasında kısa menzilli füzelere de sahip.
Bu füzeler İsrail'e daha az tehdit oluşturuyor ancak Basra Körfezi'ndeki ülkeler için tehlikeli.
Gendelman'a göre İran'ın elinde orta menzilli füzelerden daha çok bu tür kısa menzilli füze var.
Balistik füzelere ek olarak İran'da ayrıca seyir füzeleri ve Şahid de dahil olmak üzere insansız hava araçları da bulunuyor.
Bunlar daha farklı tehdit oluşturuyorlar. Bu cephaneye karşı gelişitirilecek savunmalar farklı yaklaşımları ve savunma sistemlerini gerektiriyor.

Kaynak, Win McNamee/Getty Images
Tahran'ın füze programı Haziran 2025'teki İsrail-İran savaşının ana hedeflerinden biriydi.
David Gendelman'a göre o savaşta füze programı büyük bir hasar görmüş olsa da İran 2026 başına kadar bu programı tekrar canlandırmayı başardı:
"Geçtiğimiz aylar İranlıların yüksek uyum kapasitesi olduğunu gösterdi. Tahrip edilmiş füze üretim tesislerini görece hızlı yeniden inşa ettiler. Şimdi, bu operasyonun başında, tahminler önceki ile aşağı yukarı aynı - 2.500 füze civarında.
"Eski füze üretim hızını da neredeyse tekrar yakaladılar. Bu da çok kısa bir sürede yeniden 8.000 füze üretebilmeleri anlamına geliyor."
Yeraltı hedefleri
National Security Affairs of America raporunda İran füzelerinin çok sayıda tesiste depolandığını, bunların arasında yeraltı "füze şehirleri" de olduğunu belirtiyor.
Rapora göre ABD ve İsrail'in 2025'teki askeri operasyonundan önce İran'ın batısında bulunan ve Kermanşah şehri yakınlarındaki Lorestan dağlık bölgesinde ve Zagros dağlarında böyle 24 tesis olduğu söyleniyordu.
Rapor ayrıca kısa menzilli balistik füzelerin Basra Körfezi'ndeki ülkeleri hedef aldığı için büyük ihtimalle batı İran'da yoğunlaştığını, orta menzilli füzelerin ise muhtemelen ülkenin pek çok yerine dağınık halde bulunduğunu belirtiyor. Seyir füzeleri ise İran'ın hem batının hem güneyinin vurulabilmesi için ülkenin genelinde konuşlanıyor.
İnsansız hava araçları altyapısı ise İran'ın doğusunda, batısında ve güneyinde yer alan yeraltı üslerini, havaalanlarını ve üretim merkezlerini içeriyor.

Kaynak, EPA
Bu alanların çoğunda çok çıkışlı konuşlandırma tünelleri bulunuyor.
Hareketli füze fırlatma sistemleri bu çıkışlardan ateşleme pozisyonuna taşınıyor, hızlıca füze ateşlendikten sonra tekrar sığınağa getiriliyor.
Bu şartlar altında saldırının sonuçlarını belirlemek çok zor.
David Gendelman sonucun değerlendirmesinin istihbarat servislerinin görevi olduğunu söylüyor:
"Hedeflerle ilgili bilgi toplanır ve ardından saldırının türü, sayısı ve bu hedefleri yok etmek için gerekli mühimmat belirlenir. Tüm sonuçlar değerlendirildikten sonra saldırı düzenlenir. Eğer gerekirse ek saldırılar yapılır."
Ancak yeraltı sığınağı gibi bir hedefin gerçekten yok edilip edilmediği tam olarak bilmek mümkün değil.
Nükleer program
Tahran'ın füze programı bölge için en büyük tehditi oluştursa da nükleer programı da Batılı ülkeler için büyük bir endişe kaynağı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın şimdi başlaması gerektiğini, çünkü İran'ın birkaç ay içinde nükleer programına saldırmanın imkansız olacağı bir noktaya ulaşacağını savundu.
Ayrıca ABD Başkanlık sözcüsü Karoline Leavitt, İran'a karşı yürütülen operasyonların ana amacının "nükleer emellerini kalıcı bir şekilde bitirmek" olduğunu söyledi.
Füze programından farklı olarak İran'ın nükleer programını dağıtmak geniş araştırma ve üretim tesislerine bağlı olduğu için neredeyse imkansız.
Bu tesisler 2025 yazında hedef alındı. İsrailli ve Amerikan hava kuvvetleri İsfahan'da bulunan en büyük nükleer araştırma tesisini vurdular. Ayrıca Natanz ve Fordo'da bulunan uranyum zenginleştirme tesisleri de vuruldu.

Gendelman'a göre bu tesislerde şu anda ne olduğu ile ilgili tam bir bilgi hâlâ yok. İran'ın yeraltı tesislerinden nükleer malzemeleri taşıyıp taşıyamadığı bile henüz belli değil:
"Elbette ki gizli yöntemler de dahil olmak üzere bu tesislerde neler olduğunu belirlemenin bazı yolları var. Ancak objektif olmak gerekirse bunu yapmak uzaydan izlemekten çok daha zor. Yalnızca yüzeyde görünür olanlar hemen tespit edilebiliyor.
"Programın önemli ölçüde geride kaldığı söyleniyor. Zenginleştirilmiş uranyum sorusu yeniden gündemde: ne durumda olduğu ve ne kadarının yer altındaki nükleer tesislerde korunduğu belli değil."
Uzmana göre ABD ve İsrail'in saldırısının başında füze ve hava savunma programlarının aksine nükleer programın ciddi bir biçimde yeniden başlatıldığına dair açık bir işaret yoktu:
"Gözlemlenebilir olan hareket, bu tesislerin korunduğu, güçlendirildiği ve doldurulduğu yönündeydi. Ancak nükleer konuşlandırma konusunda, en azından açık kaynaklarda, aktivitelerin önemli ölçüde arttığına dair bir işaret yoktu."
Nükleer aktivite konusundaki endişeler
ABD merkezli düşünce kuruluşu Foundation for Defence of Democracies'de kitle imha silahlarının yayılmasını önleme programının yardımcı yöneticisi olan Andrea Stricker, BBC Rusça'ya yaptığı değerlendirmede ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer silahlarla ilişkili bazı faaliyetlere yeniden başladığına dair endişe verici işaretler olduğunu savunuyor.
Stricker'a göre İran, uranyum zenginleştirmek için kullanılan IR-6 santrifüj üretimine yeniden başladı ve nükleer tesis olduğu düşünülen alanlarda yeniden inşaata başladı.
Andrea Stricker ayrıca Natanz'da bulunan yeraltı tesislerinin buna bir örnek olduğunu söylüyor. İran'ın en büyük uranyum zenginleştirme merkezine ev sahipliği yapan bu alan 2025'teki ABD İsrail operasyonununda hedef alınmıştı.
Dikkat çeken alanlardan biri de İsfahan'da bulunan Taleghan-2 tesisi ve mayın temizleme merkezi. Bu tesislerin de 2025 saldırılarının ardından ne durumda olduğunu belirlemek güç.
"En nihayetinde" diyor Stricker, "ABD ve İsrail'in ülkenin geride kalan yönetimini bu fikirden vaz geçmeye ikna etmediği ya da rejim ve benzer fikirdeki liderlik kadrosu iktidardan indirilmediği sürece rejimin nükleer silah elde etme yetkinliğini yeniden kazanıp kazanamayacağının bir garantisi yok."
Savaş hava saldırılarıyla kazanılabilir mi?
İngiliz askeri analist ve eski BBC muhabiri Mark Urban, blogunda ABD'nin her an zafer ilan edebileceğini söylüyor, peki ya İran mücadeleyi bırakmazsa?
"İran ateşkes müzakerelerini reddedebilir, en azından sürecin başında" diyor Urban. "Liderleri ve Devrim Muhafızları Ordusu'nun üst kadrosu öldürüldü. Duygular çok yoğun ve intikam isteği çok yüksek."
Urban'a göre İran zaman kazanacak, füze fırlatma tesislerini koruyacak ve insansız hava aracı üretimini artırmaya çalışacak.
"Bunların hepsi çatışmanın ciddi ekonomik sonuçları yüzünden müttefiklerden gelecek baskı, Trump'ın sabırsızlığı ve Amerikan savunma ve saldırı silah hisselerindeki düşüşün bir kombinasyonu yoluyla Amerikalıları yıpratma umuduyla yapılıyor" diye ekliyor.

Kaynak, Majid Saeedi/Getty Images
Bölgeyi istikrarsızlaştırmak için İran'ın aynı anda onlarca füze atabilen büyük bir fırlatıcı cephaneliğine ihtiyacı yok. Bir tane fırlatıcı bile yeterli olabilir.
Bu İran için bir zafer gibi görünmeyebilir ancak İsrail ve ABD'nin zafer ilan etme fırsatını elinden alabilir.
İran bölgedeki ülkelere füze fırlatmayı bıraksa bile iki yıkıcı hava saldırısının ardından bunu tekrar yapamayacağından emin olmak mümkün mü?
David Gandelman bu soruya cevabı ile ilgili hiç şüphe duymuyor:
"Bu rejim var olduğu sürece, sıfırdan başlaması gerekse bile yıkılan her şeyi yeniden yapacaktır. Bu rejim iktidarda olduğu sürece füze programını da nükleer programını da onaracaktır."
"Bir rejim siyasi ve ideolojik prensiplerle belirlenir ve bu prensipler değişmedi. Bu yüzden şimdiye kadar yaptıklarını yapmaya devam edecek."










